Bilişim Sistemine Girme Suçu

Bilişim Sistemine Girme Suçu TCK 243’te düzenlenmiş olan ve ‘’Bilişim Alanında Suçlar’’ başlığı altında düzenlenmiş olan suç tipidir. Bu suç tipine göre bilişim sistemi her ne olursa olsun, bu sisteme hukuka aykırı yollarla girmek ve bununla beraber izin dışı bu bilişim sisteminde bulunmaya devam etmek TCK 243 tarafından suç olarak belirlenmiştir. Bilişim sistemi sanal ortamda bilgileri toplamak, sınıflandırmak, özetlemek ve kullanıcıların hizmetine sunmak şeklinde karşımıza çıkan yapının genel adıdır. Bilişim sistemine girme suçu ister, facebooka izinsiz girmek, twittera izinsiz girmek, instagrama izinsiz girmek, maile izinsiz girmek şeklinde olsun isterse de izinle girilmiş olsa dahi izinsiz bu adreslerde durmak şeklinde de oluşabilir.

Bu suç tipi aynı zamanda bilgisayara sızma şeklinde de gerçekleşebilir. Önemli olan husus burada bilgilerin çalınması, fotoğraflara bakılması, bir şeylerin silinmesi değil o bilişim sistemine, o siteye girilmiş olmasıdır. Örnek verecek olursak sevgilisinin şifresini kıran kişi o andan itibaren bilişim sistemine girme suçunu işlemiş olacaktır. Bilgilerin silinmesi durumunu nitelikli halde ele alacağız.

Sosyal Medyaya İzinsiz Girmek Suç mudur?

Sosyal medyaya izinsiz girmek suç mudur? sorusu karşımıza sıkça çıkan sorular arasına girmiştir. Burada sosyal medya her ne olursa olsun facebooka izinsiz girmek, twittera izinsiz girmek, instagrama izinsiz girmek, maile izinsiz girmek vb.her ne olursa olsun TCK 243 uyarınca suç kabul edilir ve bu hüküm uyarınca cezalandırılır. Bu noktada belirtmek gerekir ki facebooka izinsiz girmek, twittera izinsiz girmek, instagrama izinsiz girmek, maile izinsiz girmek suçun oluşması için başlı başına yeterli olacaktır. Yani sosyal medya adresinden bir şey silmemiş olmak veya hesaptan çıkmış olmak bir bilgi edinmemiş olmak suçun oluşmadığı anlamına gelmez.

Bilişim Sistemine Girme Suçunun Oluşması

Bilişim sistemine girme suçunun oluşması için öncelikle mağdurun yani suçtan etkilenen kişinin bu sisteme giriş için faile yani suçu işleyene izin vermemiş olması gerekiyor. Diğer bir deyişle failin hukuka aykırı yollarla bilişim sistemine girme eylemini gerçekleştiriyor olması gerekiyor. Bilişim sistemine girme suçunun oluştuğu bir diğer durum ise sistemde failin izinsiz şekilde durmaya devam etmesi halidir. Örnek verecek olursak kişinin sosyal medya adresi şifresini verdiği kişi bir şeye bakıp çıkacak olmasına rağmen orada kalmaya devam ediyorsa burada da bilişim sistemine girme suçu işleniyor olacaktır. Yani bilişim sistemine girmenin yanında hukuka aykırı şekilde sistemde bulunma da TCK 243 gereği suç kabul edilmiştir. Şayet mağdur kendi rızasıyla şifresini veya sisteme giriş için gerekli donanımı faile verdiyse ve olayda failin bu sistemde durmaması gerektiği anlaşılmıyorsa burada rıza olduğu için hukuka aykırılık aranmayacak dolayısıyla bilişim sistemine girme suçu oluşmuş olmayacaktır.

Bilişim Sistemine Girme Suçunun Cezası

Bilişim sistemine girme suçunun cezası TCK 243’te belirtilmiştir. TCK 243 bir bilişim sisteminin bütününe girme ile bir kısmına girmeyi birbirinden ayırmamış bu haliyle cezalandırılacağını belirlemiştir. Örneğin bir kişinin sosyal medya adresinin, instagram izinsiz girme, twitterına izinsiz girme, facebookuna izinsiz girme başlı başına suç teşkil eder. Mesajların tamamının okunmaması veyahut resimlerin tamamına bakılmaması veya internet sitesine yalnızca girilmiş olması yeterlidir. Burada önemli olan husus bilişim sistemine girmektir. Bu durumda kişiye verilecek olan cezayı TCK 243; 1 yıla kadar hapis cezası verileceğini veya adli para cezası verileceğini belirlemiştir. Ayrıca TCK 243/2’de bilişim sistemine girme suçunun bedeli karşılığında yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde verilecek olan ceza da %50 oranında indirim yapılacağını belirtmiştir.

Bilişim sistemine girme suçu şikayete bağlı suç değildir. Yetkili makamca tespiti halinde re’sen bilişim sistemine girme suçu için soruşturma ve kovuşturma işlemi başlatılmalıdır. Bilişim sistemine girme suçu ile ilgili mahkeme adli para cezasına hükmedebileceğini TCK 243 belirtmiştir.

Bilişim sistemine girme suçu ile ilgili mahkeme Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) Kararı verebilir. Bilişim sistemine girme suçu ile ilgili mahkeme ceza ertelemesi kararı verebilecektir.

Bilişim Sistemine Girme Suçunun Nitelikli Halleri

Bilişim sistemine girme suçunun nitelikli halleri TCK 243/3 ve TCK 243/4’te belirtilmiştir. Buna göre TCK 243/3’te bilişim sistemine girme suçunun işlenmesi sırasında verilerin silinmesi veya kaybolması halinde ya da bilişim sisteminde meydana gelen değişimler halinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına hükmedilecektir. Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.

Bilişim Sistemine Girme Suçunda Zamanaşımı Süresi

Bilişim sistemine girme suçunda zamanaşımı süresi TCK 66’da belirlenmiştir. TCK 66’ya göre 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası açılması süresi 8 yıldır. Bu sürenin geçiminin ardından bilişim sistemine girme suçundan dolayı kamu davası açılamayacaktır. Bilişim sistemine girme suçu da nitelikli hali en fazla 3 yıl hapis cezasına hükmedildiği için bu suçta da zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Bilişim Sistemine Girme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bilişim sistemine girme suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Uyuşturucuya Özendirme Suçu

Uyuşturucuya Özendirme Suçu yani kanunda belirtilen adıyla uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçu TCK 190’da düzenlenmiş olup ‘’Kamunun Sağlığına Karşı İşlenen Suçlar’’ başlığı altında düzenlenmiştir. Kanun TCK 190 ile birlikte uyuşturucu veya uyarıcı her türlü maddenin kullanılmasının kolaylaştıran faktör veya hareketleri suç olarak tanımlayarak bu durumların önüne geçmek istemiştir. TCK 190’da suçun oluşması için illa uyuşturucu ticareti yapılmasını değil uyuşturucuya özendirme, uyuşturucu kullanılması için ortam hazırlama hallerini, uyuşturucuya ulaşma imkanlarını oluşturmasını ya da uyuşturucu kullanmasından dolayı yakalanmasını engelleyen kişilere de ceza verileceğini belirtmiştir.

Uyuşturucuya Özendirme Suçunun Maddi Unsurları

Uyuşturucuya özendirme suçunun maddi unsurlarını ele alacak olursak; uyuşturucuya özendirme suçunun faili uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştıran yani uyuşturucu madde kullanılması için mekan ayarlayan, uyuşturucu madde kullanılması için malzeme veya donanım tedarik eden ya da uyuşturucu kullanan kişinin yakalanmaması için çaba sarf eden veya uyuşturucu kullanımı hakkında bilgi veren kişidir.

Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunda mağdur kamuyu oluşturan halktır.

Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunun oluşması için; yer tedarik etmek, uyuşturucu madde kullanımı için malzeme sağlamak, uyuşturucu kullanan kişinin yakalanmasını önlemek, uyuşturucu madde kullanılması için bilgilendirmede bulunmak gereklidir.

Uyuşturucuya özendirme suçunun alenen özendirme sonucu gerçekleşmesi veya bu nitelikte yayın yapılması ile işlenilmesi de mümkündür.

Uyuşturucuya özendirme suçunda korunan hukuki değer toplumu oluşturan herkesin sağlığı ve kamu düzenidir.

Uyuşturucu Madde Kullanımını Kolaylaştırma Suçunun Oluşması

Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunun oluşması için TCK 190 şu durumları saymıştır:

  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı için özel yer, donanım veya malzeme sağlamak. Bunu açacak olursak uyuşturucu madde kullanılması için bir mekan tahsis eden, ayarlayan kişi uyuşturucuya özendirme suçu işlemiş olacaktır. Bunun dışında uyuşturucunun kullanılması bir donanım gerektiriyorsa ve burada bu maddenin uyuşturucu kullanımı için tedarik edilmesi halinde uyuşturucuya özendirme suçu işlenmiş olacaktır.
  • TCK 190/1.b’de belirtilen bir başka hale göre de uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçu, uyuşturucu madde kullanan kişinin yakalanmaması adına önlemler alan kişi de uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunu işlemiş olur.
  • TCK 190/1.c’de uyuşturucu kullanımı hakkında bilgilendirmede bulunan kişinin de uyuşturucuya özendirme suçunu işleyeceğini belirtmiştir.

Uyuşturucuya Özendirme Suçunun Cezası

Uyuşturucuya özendirme suçunun cezası TCK 190’da belirtilen hüküm çerçevesinde verilecektir. Buna göre uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanacak olan kişiye, yer tedarik eden, donanım veya malzeme sağlayan, uyuşturucu madde kullanan kişinin emniyet birimlerince yakalanmaması için hareketlerde bulunan, uyuşturucu kullanımı hakkında bilgilendirmede bulunan (Uyuşturucuyu kullanmayı öğreten) kişiye 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve bunun dışında 1000 günden 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaktır.

Uyuşturucu madde veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişilere de TCK 190/2 uyarınca ceza verilecektir. Bu kişilere verilecek olan cezalar da 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve 1000 günden 10 bin güne kadar adli para cezası olarak belirlenmiştir.

Uyuşturucu Madde Kullanımını Kolaylaştırma Suçunun Nitelikli Hali

Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunun nitelikli hali TCK 190/3’te belirtilmiştir. TCK 190/3 uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunun nitelikli halini bu suçu işleyen kişiler bakımından belirlemiştir. Buna göre uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunu doktorun, diş hekiminin, eczacının, kimyagerin, veterinerin, sağlık memurunun, laborantın, ebenin, hemşirenin, diş teknisyeninin, hasta bakıcının, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde verilecek olan ceza %50 oranında artırılır.

Uyuşturucuya Özendirme Suçunda Etkin Pişmanlık Hali

Uyuşturucuya özendirme suçunda etkin pişmanlık hali TCK 190’da veya TCK 192’de düzenlenmemiştir. Bu bakımdan uyuşturucuya özendirme suçunda etkin pişmanlık halinin bulunmadığını söyleyebiliriz.

Uyuşturucu Madde Kullanımını Kolaylaştırma Suçunda Zamanaşımı Süresi

Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunda zamanaşımı süresi TCK 190’da değil TCK 66’da düzenlenmiştir. İlgili hükümde kamu davası açılması için 5 yıldan fazla 20 yıldan az hapis cezası gerektiren hallerde dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olacağı belirtilmiştir. Bu bakımdan uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçunda verilecek olan cezalar 5 ila 10 yıl arasında değiştiği için dava zamanaşımı süresi burada da 15 yıl olacaktır. Suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yılın geçmesinin ardından bu suç nedeniyle kamu davası açılamayacaktır.

Uyuşturucuya Özendirme Suçunda Yetkili ve Görevli Mahkeme

Uyuşturucuya özendirme suçunda yetkili ve görevli mahkeme suçun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.

Uyuşturucuya Özendirme Suçu (Uyuşturucu Madde Kullanımını Kolaylaştırma) ile İlgili Yargıtay Kararları

T.C. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

E. 2014/3508 K. 2014/4282 T. 2.6.2014

DAVA : Uyuşturucu Ticareti (TCK 188) ve Uyuşturucu Madde Kullanımını Kolaylaştırma Suçu (TCK 190)

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : A-) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

B-) Sanık … hakkında uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer sağlama suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Hükmün gerekçesinde sanığın eyleminin, uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer sağlama olarak kabul edilmesine rağmen gerekçede ve hüküm fıkrasında uygulama maddesi olarak TCK 190/1-a maddesi yerine, TCK 191/1-a maddesinin gösterilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA; ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; gerekçeli kararın 7. sayfasında ve hüküm fıkrasının 3. bölümünün b bendinin 1. paragrafında yer alan, “TCK 191/1-a” ibaresi çıkarılarak yerlerine “TCK 190/1-a” ibaresinin yazılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Halleri

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Halleri ile suç tamamlandıktan sonra kişinin pişmanlık göstermesi durumunda suç tiplerine uygulanacak indirim durumları düzenlenmiştir. Kanun burada yalnızca sayılan suçlarla ilgili etkin pişmanlık hallerini ele almıştır. Bunun dışında diğer suçlarla ilgili etkin pişmanlık hali oluşması için kanunda öngörülmesi gerekir. TCK 168 ile ele alınan suç tipleri: Hırsızlık, Mala Zarar Verme, Güveni Kötüye Kullanma, Dolandırıcılık, Hileli İflas, Taksirli İflas, Yağma, Karşılıksız Yararlanma suçlarıdır.

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Hallerinin Oluşması

Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık hallerinin oluşması için öncelikle failin veya azmettirenin bu pişmanlık durumunu bizzat üstlenmesi, kovuşturma başlamadan önce ya da kovuşturma yapılması sırasında (ancak hüküm verilmeden önce) pişmanlık halinin oluşması gerekir. Aksi halde hüküm verildikten sonra etkin pişmanlık hükmü yani TCK 168 uygulanamayacaktır. Bunun dışında TCK 168’de belirtilen etkin pişmanlık halinin oluşması için belirtilen suç tiplerinin oluşmuş olması gerekir. Bunlar dışında suçlar da etkin pişmanlık hali oluşmuş olması için kanunda etkin pişmanlık halinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. TCK 168’de belirtilen etkin pişmanlıktan yararlanılabilen suçlar: Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas, yağma, karşılıksız yararlanma suçlarıdır.

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Hallerinde Ceza İndirimi

Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık hallerinde ceza indirimi durumları şu hallerde ortaya çıkar: mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlıkta ceza hallerinde indirime gidilmesi için ancak kanunda yazılan nedenler itibariyle indirim uygulanabilir. TCK 168’de belirtildiği üzere kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterildiğinde cezada yarıya kadar indirim uygulanabilir.

Bunun dışında etkin pişmanlık hallerinde ceza indirimi yine TCK 168’e bakıldığında Hırsızlık,mala zarar verme,güveni kötüye kullanma,dolandırıcılık gibi benzeri suçlara fail olan,bu suçları azmettiren ve ya yardım eden kişilerin suçu tamamladıktan sonra bizzat pişman olmaları durumlarında etkin pişmanlıkta indirim uygulanabilir.Suç tamamladıktan sonra bizzat pişman olunması durumunda etkin pişmanlığa gidebilmek için birinci olarak suç tamamlandıktan sonra suçun kovuşturmasına başlanmamış olması ikinci olarak da bizzat pişman olan kişinin zarara uğrayanın uğradığı zararın aynen geri verilmesi veya zararın tamamen karşılanması gerekmektedir.Bu halde TCK 168 hükmü gereğince etkin pişmanlık görülüp cezanın üçte ikisine kadar etkin pişmanlık hükmü çerçevesinde ceza indirimi uygulanabilir.

Etkin pişmanlık halinin uygulanabildiği bir diğer suç tipi olan yağma halinde ise etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek olan ceza suç tamamlandıktan sonra fakat kovuşturmadan önce etkin pişmanlığın gösterilmesi halinde %50 oranında cezada azalma veya kovuşturma başladıktan sonra ancak karar verilmeden önce etkin pişmanlık meydana gelmesi durumunda 1/3 oranında ceza indirimi meydana gelecektir. Kanun TCK 168/4’te kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızasının olmasının gerektiğini belirtmiştir. Karşılıksız yararlanma suçunda fail yani suçu işleyen, ya da suçun işlenmesi için azmettiren veya yardım eden pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişilerinin uğramış oldukları zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise verilecek olan ceza 1/3 oranına kadar indirilebilir. Ancak bir kişi etkin pişmanlık hükmü olan bu TCK 168/5 hükmünden 2 defadan fazla yararlanamayacaktır.

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Hangi Suç Tiplerinde Uygulanır

Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık hangi suç tiplerinde uygulanır sorusuna TCK 168 çerçevesinde bakacağız. Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık halleri hırsızlık suçu, mala zarar verme suçu, güveni kötüye kullanma suçu, dolandırıcılık suçu, hileli iflas suçu, taksirli iflas suçu, yağma suçu ve karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlık durumundan yararlanılabilir.

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Hangi Suçlarda Uygulanmaz

Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık hangi suçlarda uygulanmaz sorusuna yine TCK 168 çerçevesinde cevap veririz. Mala karşı işlenen suçlar açısından baktığımızda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayacağı durumlar, ibadethanelere veya mezarlıklara zarar verme suçu, hakkı olmayan yere tecavüz etme suçu, bedelsiz senedi kullanma suçu, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf etme, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu, bilgi vermeme suçu TCK 168’de sayılmayan ve bunun neticesinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayacağı suç tipleridir.

Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Halleri ile ilgili Yargıtay Kararları

Mala karşı işlenen suçlarda etkin pişmanlık halleri ile ilgili yargıtay kararlarını inceleyecek olursak öncelikle hırsızlık ve kamu malına zarar verme ile ilgili şöyle bir karar vardır:

T.C. YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ E. 2011/5998 K. 2011/2899 T. 16.5.2011

HIRSIZLIK ( Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanırken TCK 168/2 Yerine TCK 168/1 Yazılmasının Mahallinde Düzeltilebilir Yazım Hatası Olduğunun Dikkate Alınacağı )

• MADDİ HATA ( Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanırken TCK 168/2 Yerine TCK 168/1 Yazılmasının Mahallinde Düzeltilebilir Yazım Hatası Olduğunun Dikkate Alınacağı )

KAMU MALINA ZARAR VERME ( Sanığın Aynı Anda İki Dolaba Zarar Vermesi Eyleminin Tek Suç Olduğu ) TCK 168

ÖZET : Hırsızlık suçunda, mağdurların zararının kovuşturma aşamasında karşılandığının kabul edilmesi karşısında, etkin pişmanlık nedeniyle sanığın cezasından indirim yapılması sırasında, uygulama maddesinin TCK 168/2 yerine TCK 168/1 olarak yazılmasının, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğu dikkate alınmalıdır.

Kamu malına zarar verme suçunda, sanığın iki dolaba aynı anda zarar vermesi eyleminin tek suç olduğu gözetilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Mağdurlar Aziz ve Bülent’in zararının kovuşturma aşamasında karşılandığının kabul edilmesi karşısında, etkin pişmanlık nedeniyle sanığın cezasından indirim yapılması sırasında, uygulama maddesinin TCK 168/2 yerine, TCK 168/1 olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,

2- Kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Sanığın E… Üniversitesi Hastanesi’ne ait iki dolaba aynı anda zarar vermesi eyleminin tek suç olduğu gözetilmeksizin, yazılı gerekçe ile iki ayrı kamu malına zarar verme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 16.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ E. 2016/17731 K. 2018/205 T. 9.1.2018

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-)Müştekinin üzerinden 30,00 TL para ve cüzdanının çalınması şeklinde gerçekleşen olay sebebiyle çalınanan 30,00 TL paranın soruşturma aşamasında ödenmesi sebebiyle müştekiye iadesi sağlandığından, 5237 Sayılı TCK 168/4. maddesi uyarınca müştekiden kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre suça sürüklenen çocuk hakkında TCK 168/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-)Ceza uygulaması sırasında, 5237 Sayılı TCK 168. maddesinin, aynı Kanun’un 31. maddesinden önce uygulanması suretiyle, TCK’nın 61/4-5. maddesine aykırı davranılması,

3-)Kabul ve uygulamaya göre de; kovuşturma öncesi müştekinin çalınan parası verilerek zararının giderildiği kabul edildiği halde, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 Sayılı TCK 168/1. maddesi uygulanarak, bu madde gereğince indirim oranının TCK 168/2. maddesinde belirtilen 1/2  indirim oranından fazla olması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde 5237 Sayılı TCK 168/2. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı’nın ve suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 09.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçu

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçu TCK 165’te düzenlenmiş olan ve başlık olarak Mala Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Kanun TCK 165 ile birlikte suç eşyalarına karşı bir rağbet oluşmasının önüne geçmek istemiş ve suça iştirak etmeksizin, satan, alan, devreden veya hediye dahi olsa bunu kabul eden kimsenin cezalandırılacağını ilgili madde metninde düzenlemiştir.

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunun Oluşması

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun oluşmasını TCK 165 birden fazla şekile bağlamıştır. Bu suçun oluşması için öncelikle gereken unsur suçun işlenmesine iştirak etmeksizin suç konusu eşyayı elde bulundurmak gerekir. Burada elde edilmiş olan eşyanın ele geçirilmesi için söz konusu suçun cezalandırılabilir olması gerekmez. Elde edilen bu eşya zamanaşımına uğramış bir suç dolayısıyla ele geçirilmiş olsa da suçun unsuru gerçekleşmiş olacaktır. Hatta suç eşyasının ele geçirilmesi sürecinde eşyanın maliki yani sahibi şikayette bulunmamış olsa da suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun oluşmasına engel teşkil edecek durumu oluşturmuş olmayacaktır. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Suç eşyasının satın alınması şekliyle karşımıza çıkabilecek olan bu suç suç eşyasının kabul edilmesi şeklinde de karşımıza çıkabilir. Suç eşyasının bilinmemesi durumunda ise bu suç tipi zaten oluşmamış olacaktır. TCK 165 suç işlemenin hukuk toplumunda kazanç kaynağı olmasını engellemek maksadıyla düzenlenmiştir. Bu sebepledir ki günlük hayatta hukuka aykırı şekilde ele geçirilen eşyalar ile kazanç elde etmemeleri için TCK 165’teki hükümler yerine getirilir. Hediye edilen eşyanın bir suç eşyasını olduğunu bilerek kabul ediliyorsa burada TCK 165’te belirtilen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu oluşmuş olacaktır.

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunun Maddi Unsurları

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun maddi unsurunu ele alacak olursak;
  • Fail: TCK 165’te belirtilen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun faili herkes olabilmektedir. Yani bu suç tipi özgü bir suç değildir. Suç eşyasını bilen ve bunu bilmesine rağmen satın alan veya hediyeyi kabul eden herkes TCK 165 gereği cezalandırılacaktır.
  • Mağdur: Eşyasına el konulmuş olan kimse bu suçun mağdurudur. Aynı zamanda bu suç topluma karşı da işlenmiş olacağı için mağdur tüm toplumdur.  
  • Suçun Konusu: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun konusu maddi değere sahip olan eşyadır.
  • Korunan Hukuki Değer: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda korunan hukuki değer kamu düzeninin korunmasıdır.
  • Manevi Unsur: TCK 165’te belirtilen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun manevi unsuru doğrudan kast veya olası kasttır. Taksirle işlenebilen bir suç tipi değildir.

Çalıntı Mal Almak Suç Mu?

Çalıntı mal almak suç mu? sorusu sıkça karşılaştığımız sorulardan birisidir. Satın alınan malın suç eşyası olduğunun bilinmesi yani bu eşyanın bir suç çerçevesinde elde edildiğinin bilinmesi halinde alınması halinde çalıntı mal almak suçtur. Çalıntı mal almak malın çalıntı olduğu bilinmiyor ve bilinecek durumda değil ise suç değildir. Alınan eşyanın çalıntı mal olduğunu bilmesi halinde kimseye TCK 165 uyarınca ceza verilecektir.

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunun Cezası

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun cezası TCK 165’te belirlenmiştir. Buna göre bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerlerine sahip olan şeyleri, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kimseye verilecek olan ceza 6 aya kadar hapis cezası veya 10 bin güne kadar adli para cezasıdır. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu adli para cezasına çevrilebilen bir suç tipidir.Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu ile ilgili mahkemenin Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu ile ilgili ceza ertelemesi kararı verilebilmesi mümkündür.

Çalıntı Motor Almanın Cezası Nedir?

Çalıntı motor almanın cezası nedir sorusunun cevabını TCK 165’te bulabiliriz. TCK 165’e göre çalıntı olduğunu bildiğimiz motoru alırsak veya hediye dahi olursa kabul edersek TCK 165 çerçevesinde 6 aya kadar hapis veya 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunun Zamanaşımı Süresi

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun zamanaşımı süresinin belirlenmesi TCK 66’da belirtilen hükme göre belirlenir. TCK 66’ya göre cezası 5 yılı aşmayan veya adli para cezasına hükmedilen durumlarda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun zamanaşımı süresi de 8 yıldır.

Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları
T.C.YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
E. 2014/27369 K. 2014/22051
T. 25.9.2014
DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü: KARAR : Sanığın eylemine uyan 5237 Sayılı TCK 165. maddesi uyarınca adli para cezası ile birlikte 5 ay hapis cezasına da hükmolunduğundan kararın temyizi kabil nitelikte olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki red görüşüne katılınmamıştır. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 16.03.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. Yapılan duruşmaya toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer itirazlar yerinde görülmemiştir.Ancak; Sanığa atılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için 5237 Sayılı TCK 165/1. maddesinin 09.07.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5918 Sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu altı aydan üç yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası yaptırımlarının, her ikisinin de birlikte öngörüldüğü, yasada hapisle birlikte öngörülen adli para cezasının gün sayısının alt sınırının gösterilmediği hallerde aynı Kanun'un 52/1. maddesi gereğince alt sınırın beş gün olduğu; somut olayda hükmün gerekçesinde sanık hakkında yüklenen suçtan dolayı temel cezanın alt sınırdan belirlenmesine karar verildiği belirtilerek ve bu karar doğrultusunda hapis cezası yasa maddesinde gösterilen alt sınırdan belirlendiği halde, adli para cezasının, gün sayısının 5 gün yerine, 180 gün olarak belirlenmesi suretiyle TCK 165/1 ve TCK 52/1. maddelerine açıkça aykırı davranılması sonucu, fazla adli para cezasına hükmedilmesi, SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; “TCK 165/1. maddesi uyarınca hükmolunan temel adli para cezasının 5 gün olarak belirlenmesine, aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdire göre 1/6 oranında indirim yapılarak, sanığın 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK 52/2. maddesi uyarınca mahkemenin takdiri gözetilerek bir gün karşılığı 20 TL kabul edilerek sonuç adlı para cezasının 80 TL olarak belirlenmesine” karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu TCK 164’te düzenlenen ve ‘’Mal varlığına Karşı İşlenen Suçlar’’ başlığı altında düzenlenmiş olan bir suç tipidir. Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu TCK 164’te yalnızca şirket veya kooperatifin kurucusu, ortağı, yöneticisi, idarecisi, müdürü, temsilcisi veya denetim kurulu üyeleri tarafından ya da tasfiye memurları tarafından işlenebileceğini söylemesi bakımında özgü suç niteliğini taşımaktadır.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunun Oluşması

Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun oluşmasını TCK 164 birtakım şartların gerçekleşmesine bağlamıştır. Bu suçun oluşması şartlarından ilki bu suçu kimin işlediğidir. Bir şirketin veya kooperatifin kurucusu, ortağı, idarecisi, müdürü veya yönetimi veya denetleme kurulu üyelerinden birisi ya da tasfiye memuru niteliği taşıyan kişilerin bu suçu işlemesi gerekmektedir. Aksi halde TCK 164’teki bu şart gerçekleşmediği için bu suç işlenmiş de olmayacaktır. Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun oluşması için diğer bir şart az önce saydığımız kişilerin kamuya veya genel kurula yaptıkları beyanlarda ya da genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı belge veya bilgi verecek veya başkasına verdirecek olursa bu suçu işlemiş olacaktır.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunun Maddi Unsurları

Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun maddi unsurlarını ele alacak olursak;

  • Fail: Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunu işleyen kimsenin  şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlardan biri olması gerekmektedir. Bu bakımdan şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu özgü bir suçtur. Bu demek oluyor ki TCK 164’te bahsedilen bu suçun işlenmesi için kanunda yazılan bu sıfatlardan birine sahip olmak gerekmektedir.
  • Mağdur: Suçtan zarar gören kamu kuruluşu ya da genel kurul veya genel kurulun işlem yaptığı kuruluştur.
  • Fiil: Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun fiili ilgili kişilerin, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya verdirtecek olması halinde karşımıza çıkmaktadır. Bu seçimlik hareketlerin bir tanesinin gerçekleşmesi TCK 164’te belirtilen şirket ve kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun oluşmasında yeterli olacaktır.
  • Soruşturma ve Kovuşturma: TCK 164’te belirtilen şirket ve kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun işlenmesi halinde ilgili makamlar bu durumu resen yani şikayet gerekmeksizin incelemek durumunda kalacaktır.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunun Cezası

Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun cezası TCK 164’te belirtilmiştir. Buna göre şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu; bir şirketin veya kooperatifin kurucusu, ortağı, idarecisi, müdürü, temsilcisi, yönetim veya denetim kurulu görevlisi veya tasfiye memuru sıfatına haiz olan, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları rapor ya da önerilerde ilgililerin zarara uğramalarına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya başkasının vermesine neden olacak olurlarsa 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile veya 1000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.

Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunda adli para cezasına hükmedilebilecektir.Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunda mahkemenin Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı verebilmesi mümkündür.Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunda mahkeme ceza ertelemesi kararına hükmedebilecektir.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunda Zamanaşımı Süresi

Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunun zamanaşımı süresi TCK 66’da belirtilen ilgili hüküm çerçevesinde belirlenir. Buna göre zamanaşımı süresi verilecek olan cezaya göre belirlenir. TCK 66’da işlenen suçun cezasının 5 yıla kadar hapis veya adli para cezası olması halinde dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olacağını söylemiştir. TCK 164’te düzenlenen şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunda kanun 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasına hükmedileceğini belirttiği için bu suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçunda görev Asliye Ceza Mahkemesidir.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları
T.C. YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ
E. 2014/2451 K. 2016/8391
T. 7.11.2016

DAVA : Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi vermek suçundan sanıkların beraatlarına dair hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıkların, ortağı oldukları… şirketinin aynı zamanda tasfiye memuru olarak görev yaptıkları sırada, şikâyetçi …’ın şirket aleyhine açmış olduğu davada şirketten alacağı olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesine rağmen 25.12.2009 tarihinde mal beyanında bulunarak “Şirketin aktif ve pasifi yoktur” şeklinde açıklama yaparak şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;

TCK 164. maddesinde yer alan suçun konusunu kamuya yapılan yalan beyanlar ile ilgilileri zarara uğratacak şekilde genel kurula sunulan raporların oluşturduğu; bu kapsamda, kamuya yapılan beyanların basın ve yayın yoluyla veya postayla prospektüsler gönderilerek, belirli olmayan kişilere hitap edilmesi şeklinde işlenmiş olabileceği gibi bu tür gerçeğe aykırı önemli bilgilerin genel kurula sunulan raporlarda ya da önerilerde “Gerçeğe uymayan bilançolar yapılması, gerçeğe aykırı karlardan bahsedilmesi biçiminde de işlenmiş olabileceği, ancak bütün bunların, yapılan açıklamanın sunulan raporların veya önerilerin gerçeğe aykırı olduğu bilinerek aldatma kastıyla doğruymuş gibi gösterilmesi ve buna dayalı olarak şirket ya da kooperatifle ilgili bir başkasının iktisadi menfaatinin zarara uğramış veya en azından zarara uğrama tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olması zorunludur.

Bu bilgiler ışığında somut olayın değerlendirilmesi gerekirse; şirketin tasfiye işleminde hukuka veya usule aykırı bir durum tespit edilmediği gibi sanıkların, kamunun veya şirket genel kurulunun aldatılmasına dair beyanlarının bulunmadığı, kaldı ki, şirketin borçlu olduğunun anlaşılması halinde dahi 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 547. maddesi gereğince şirketin ek tasfiyesi için tüzel kişilik kazandırılarak ihya edilmek suretiyle yeniden sicile tesciline karar verileceğinden herhangi bir zarar durumunun söz konusu olmadığı ve meselenin hukuk mahkemelerince çözümleneceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, suçun sübut bulduğuna dair katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 07.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karşılıksız Yararlanma Suçu

Karşılıksız Yararlanma Suçu TCK 163’te yer verilen ve konu başlığı olarak malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında düzenlenmiş olan suç tipidir. Kanun TCK 163’te belirlediği seçimlik hareketlerle birlikte karşılıksız yararlanma suçunun nasıl oluşabileceğini belirlemiştir. Karşılıksız yararlanma suçu mutlaka kastla işlenmesi gereken bir suç tipidir. TCK 163’te yer verilen karşılıksız yararlanma suçu olası kastla da işlenebilir. Ancak karşılıksız yararlanma suçu taksirle işlenebilen bir suç tipi değildir.

Karşılıksız Yararlanma Suçunun Oluşması

Karşılıksız yararlanma suçunun oluşması TCK 163’te 3 madde halinde düzenlenmiş ve seçimlik hareketli suç tipi olarak yer verilmiştir. Karşılıksız yararlanma suçu TCK 163/1’e göre otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanabilen bir hizmetten ödeme yapılmaksızın yararlanılması halinde TCK 163/1 gereği karşılıksız yararlanma suçu işlenmiş olacaktır. Telefon hatları veya frekans yoluyla ya da elektromanyetik dalgalarla şifreli veya şifresiz yayından sahibinin rızası dışında yararlanan kişi TCK 163/2 gereği karşılıksız yararlanma suçu işlemiş olacaklardır. Televizyon paketlerinin kırılması, hattın kendi evlerine de çekilmesi bu duruma örnek olarak verilebilir. Bu haller dışında TCK 163/3 abonelik esasına dayanılarak yararlanılan elektrik enerjisinin, suyun veya doğalgazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde karşılıksız yararlanma suçunun oluşacağını vurgulamıştır.

Karşılıksız Yararlanma Suçunun Maddi Unsurları

Karşılıksız yararlanma suçunun maddi unsurlarını ele alacak olursak;

  • Fail: Karşılıksız yararlanma suçunun faili yani karşılıksız yararlanma fiilini meydana getirecek olan kişi herkes olabilir. Yani TCK 163’te belirtilen bu suç tipi özgü bir suç değildir.
  • Mağdur: Karşılıksız yararlanma suçunun mağduru yani bu suçtan zarar gören kişi bu suçun mağduru olmuş olacaktır.
  • Suçun Konusu: Karşılıksız yararlanma suçunun konusu karşılıksız olarak yararlanılan şeydir. Örnek verecek olursak, otomatlar aracılığıyla sunulan hizmetten bedel ödemeksizin yararlanılması halinde bu suçun konusunu bedelsiz olarak yararlanılan otomatlar oluşturmaktadır. Bunun dışında telefon hatları ile frekansları veya elektromanyatik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan karşılık ödemeksizin yararlanma durumunda bu suçun konusu şifreli olsun veya olmasın yapılan yayındır. Şifreli yayının şifre çözücü dekoderler yardımıyla karşılıksız kullanılmasıyla bu suç oluşmuş olacak ve TCK 163/2’ye dayanılacaktır. TCK 163/3’te yer verilen elektirk, su ve doğalgaz gibi aboneliklerden karşılıksız yararlanma halinde bu suçun konusunu elektrik, su veya doğalgaz hizmeti oluşturacaktır.
  • Korunan Hukuki Değer: TCK 163 ile karşılıksız yararlanma suçunda kanun malvarlığı değerlerini koruma altına almak ve bu maddede belirtilen enerjiler üzerindeki kullanım hakkını koruma altına almıştır.

Karşılıksız Yararlanma Suçunun Cezası

Karşılıksız yararlanma suçunun cezası TCK 163’te belirlenmiştir. Buna göre madde madde açıklayacak olursak;
TCK 163/1’e göre otomatlar aracılığıyla sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, 2 aydan 6 aya kadar hapis cezasıyla veya adli para cezası ile cezalandırılır. TCK 163/2’de yer verilmiş olan karşılıksız yararlanma suçuna göre ise telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişiye verilecek olan ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası olarak belirlenmiştir. Şifre kırma aletleriyle yapılan dekoder kırma suçları bu maddeye örnek olarak gösterilebilir. TCK 163/3’te abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğalgazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde verilecek olan ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olacaktır.

Karşılıksız yararlanma suçunda, cezanın adli para cezasına çevrilmesi TCK 163/1 veya TCK 163/2 açısından söz konusu değildir. Çünkü kanun zaten bu maddelerde mahkemeye adli para cezası verilebileceğini söylemiştir. Bunun dışında TCK 163/3’te alt sınırdan ceza verilmesi halinde adli para cezasına hükmedilmesi beklenebilir.

Karşılıksız yararlanma suçunda mahkemenin Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı (HAGB) vermesi mümkündür.

Karşılıksız yararlanma suçunda mahkemenin ceza ertelemesi kararı vermesi mümkündür.

Karşılıksız Yararlanma Suçunda Zamanaşımı Süresi

Karşılıksız yararlanma suçunda zamanaşımı süresi TCK 66’da belirtilen hüküm çerçevesinde belirlenir. Bu hükme göre cezası 5 yıldan az süreli olan hapis cezalarında veya adli para cezasına hükmedilebilecek olan cezalarda belirlenmiş olan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. TCK 163’te yer verilen karşılıksız yararlanma suçunda da verilecek olan cezaların adli para cezası veya 5 yıldan az olarak belirlenen hapis cezaları olması nedeniyle bu suçta dava zamanaşımı süresi 8 yıl olacaktır.  

Karşılıksız Yararlanma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Karşılıksız yararlanma suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Karşılıksız Yararlanma Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları
T.C.YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
E. 2012/6510 K. 2012/10999
T. 14.5.2012

• KARŞILIKSIZ YARARLANMA ( Sanığın Eylemini Katılan Adına Kayıtlı Bulunan Telefon Hattına Saplama Yaparak Gerçekleştirdiği – TCK 163/2′ deki Suçun Oluşacağı )

• HIRSIZLIK ( Sanığın Eylemini Katılan Adına Kayıtlı Bulunan Telefon Hattına Saplama Yaparak Gerçekleştirdiği – 5237 S.K. TCK 163/2′ deki Suçun Oluşacağı/Eylemin Hırsızlık Olarak Değerlendirilemeyeceği )TCK 141, TCK 163

ÖZET : Sanığın eylemini, katılan adına kayıtlı bulunan telefon hattına saplama yaparak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında eyleminin 5237 sayılı TCK 163/2. maddesine uyan ( karşılıksız yararlanma ) suçunu oluşturduğu gözetilmelidir. Nitelendirmede hata yapılarak eylemin hırsızlık olarak takdir edilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın eylemini, katılan adına kayıtlı bulunan 0 364 … … … abone nolu telefon hattına saplama yaparak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; eyleminin 5237 sayılı TCK 163/2. maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilerek, lehe yasanın buna göre tespit edilmesi gerekirken, nitelendirmede hata yapılarak eylemin aynı Yasanın 141/1.maddesine uyduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçu

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçu TCK 161 ve TCK 162’de belirtilmiş olan ve başlık olarak Malvarlığına Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenmiş olan suç tipleridir. Hileli iflas suçu seçimlik hareketli bir suç olup belirtilen fiillerden herhangi birinin işlenmesi halinde bu suç oluşmuş olacaktır. Taksirli iflasta ise öncelikle taksirli iflasa bakacak olursak, taksir kelime anlamı olarak; dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara, talimatlara uymamaktan kaynaklanan kusurlu olma durumudur. Taksirli iflas hali ise TCK 162’de düzenlenmiştir. TCK 162’de bir tacirin ticaret hayatındaki olağan akışa, dikkat etme durumlarına veya özen yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçunun Oluşması

Hileli iflas ve taksirli iflas suçunun oluşması halleri TCK 161 ve TCK 162’de belirtilmiştir. Buna göre öncelikli olarak hileli iflası ele alacak olursak, hileli iflas suçu seçimlik hareketle oluşabilecek bir suç tipidir. TCK 161’de sayılan haller şu şekildedir:

  • Alacaklının, alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması durumunda hileli iflasın seçimlik hareketlerinden biri gerçekleşmiş olacaktır.
  • Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da bu defter, kayıt veya belgelerin yok edilmesi halinde hileli iflasın seçimlik hareketlerinden biri gerçekleşmiş olur.
  • Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, böyle bir ilişki varmış – mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekillerde belge düzenlenmesi durumunda hileli iflasın seçimlik hareketlerinden biri gerçekleşmiş olur.
  • Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az görülmesi halinde hileli iflas varlığı kabul edilir.

Taksirli iflas halinde ise TCK 162’de öngörülen durum bir bakıma farklıdır. Burada aranacak olan şartı TCK 162: ‘’tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özen sorumluluğu olarak saymıştır. TCK 162’ye göre: Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde taksirli iflas suçundan dolayı cezalandırılacaktır.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçunun Maddi Unsurları

Hileli iflas ve taksirli iflas suçunun maddi unsurlarını tek tek ele alacak olursak:
Korunan Hukuki Değer: Hileli iflas ve taksirli iflas suçlarında  TCK 161 ve TCK 162 ile birlikte korunan hukuki değer ticari hayattaki güven ilişkisidir. Özel anlamda ise korunan hukuki değerin alacaklıların alacak haklarını korumak olduğunu söylememiz mümkündür.

  • Fail: Hileli iflas ve taksirli iflas suçlarında failin yani suçu işleyen kimsenin tacir olması gerektiği için bu suç özgü suç olarak ele alınmaktadır. Ancak öğretide bu suçun herkes tarafından işlenebileceğini söyleyen akademisyenlerimiz de bulunmaktadır.
  • Mağdur: Hileli iflas suçunun mağduru iflasını açıklayan kimseden alacakları bulunan alacaklılardır. Taksirli iflas suçunun mağduru ise alacaklarını tahsil edemeyen veya alacaklarını tahsil edememe tehlikesi altında bulunan kimselerdir.
  • Fiil: Hileli iflas suçunun fiili TCK 161’de sayılan seçimlik fiillerden herhangi birisi olabilir. Taksirli iflas suçunun fiiline ise TCK 162’de yer verilmiştir.
  • Suçun Konusu: Hileli iflas suçunun konusunu alacağı oluşturan eşyalar oluşturur. Taksirli iflas suçunun konusunu da aynı şekilde alacak konusu eşya oluşturur.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçunun Manevi Unsuru

Hileli iflas ve taksirli iflas suçunun manevi unsurunu ele alacak olursak TCK 161’de belirtilen hileli iflas suçunun manevi unsuru kesinlikle kasttır. Hileli iflas suçu kasten işlenmelidir. Taksirli iflas suçu da adından da anlaşılabileceği gibi taksirle işlenebilen bir suç tipidir.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçunun Cezası

Hileli iflas ve taksirli iflas suçunun cezası kanunda TCK 161 ve TCK 162.maddelerde yer bulmuştur. Buna göre alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması, malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi, gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi, gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi halinde bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesiyle hileli iflas suçu gerçekleşmiş olacaktır. Bu durumda malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufta bulunan kişi, hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Taksirli iflas durumunda TCK 162: Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle iflasa sebep olan kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaktır.
Hileli iflas suçunda, cezanın adli para cezasına çevrilmesi söz konusu değildir.

Hileli iflas suçundan dolayı ceza verilmesi durumunda Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi söz konusu olmayacaktır. Ancak etkin pişmanlık durumu uygulanırsa Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı uygulanabilir.

Hileli iflas suçunda ceza ertelemesi kararı verilemeyecektir.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçunda Zamanaşımı Süresi

Hileli iflas ve taksirli iflas suçunda zamanaşımı süresi TCK 66 hükümlerine göre belirlenecektir. Buna göre cezası 5 yıldan az olan veya adli para cezası gerektiren ceza hallerinde dava zamanaşımın süresi 8 yıldır. Bu hüküme göre TCK 162’de düzenlenen  Taksirli İflas suçunun zamanaşımı süresi 8 yıl olacaktır. Bunun dışında TCK 66’da cezası 5 yıldan fazla 20 yıldan az olan suçlarda dava zamanaşımı süresini 15 yıl olarak belirlemiştir. Buradan da anlıyoruz ki TCK 161’de yer alan hileli iflas suçunun dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hileli iflas ve taksirli iflas suçunda görevli ve yetkili mahkeme iki suç açısından ayrı ayrı söyleyecek olursak; Hileli iflas suçunda görevli ve yetkili mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi iken, Taksirli iflas suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Hileli İflas ve Taksirli İflas Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları:
T.C. YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ
E. 2015/7265
K. 2016/5365
T. 27.4.2016

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Hileli iflas suçunda, suç tarihinin hileli olarak yapılan eylem ve işlemin yapıldığı tarih olması karşısında, 15/05/2009 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 01/01/2008 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir hata olarak görülmüştür.

Sanığın ortağı ve yetkilisi olduğu …Tic Ltd Şti’nin … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/261 Esas, 2009/107 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, iflas erteleme davası sırasında sanığa teslim edilen ve şirket adına kayıtlı …, … ve … plakalı araçların iflas masasına teslim edilmesine dair muhtıranın 15.05.2009 tarihinde sanığa tebliğ edilmesine rağmen sanığın suça konu araçları teslim etmeyerek, alacaklıların alacağının teminatı mahiyetinde olan malları kaçırmak ve gizlemek suretiyle hileli iflas ve muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda,

Mağdur … şirketi tarafından, sanığın temsile yetkili olduğu şirkete Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında kiralanan ve teslim edilen, 34-2006-4692 tescil plaka numaralı iş makinesinin, finansal kiralama sözleşmesinin fesih edilmesi ve ihtara rağmen kiralanan iş makinesinin teslim edilmemesi nedeni ile sanık hakkında hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan zamanaşımı süresi sonuna kadar mahallinde dava açılabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;Sanığın temsile yetkili şirketi adına kayıtlı bulunan, iflas erteleme davasında kendisine teslim olunan, şirketin alacaklılarının alacağının teminatı mahiyetinde bulunan ve iflasın açılması ile iflas masasına ait mal haline gelen suça konu …, … ve … plakalı araçların iflas masasına 3 gün içerisinde teslim edilmesi şerhini içerir muhtıranın sanığa tebliğ edilmesine rağmen suça konu araçları teslim etmediği gibi nerede bulunduklarına dair de yeterli bir bilgi vermediği, sanığın suça konu araçları teslim edemediğine dair ikrar içeren savunması, bilirkişi raporu, iflas kararı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, hileli iflas suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,Ancak;

1-)5237 Sayılı TCK 161/1 maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, iflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın hileli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanığa ait Sertaç Yem şirketi hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kesinleşme şerhini içerir onaylı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,2)Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen iflas erteleme davası sırasında, yediemin olarak sanığa teslim edilen, müflis şirketine ait suça konu üç adet aracı, iflas idaresinin ihtarına rağmen teslim etmeme şeklinde subut bulunan eylemde, sanığın tek bir eylem ile hem TCK 161. maddede düzenlenen hileli iflas suçunu hem de TCK 289. madde de düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçlarını işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca TCK 161 maddesi uyarınca mahkumiyeti ile yetinilmesi gerekirken ayrıca muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi,

3-)5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 Sayılı iptal kararı doğrultusunda infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmekle beraber, maddenin (b) fıkrasında yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” şeklindeki ibarenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle bu husus,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/04/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
E. 2017/6326
K. 2017/14620
T. 20.12.2017

• HİLELİ İFLAS SUÇU ( Sanığın Taksirli İflas Suçundan Cezalandırılabilmesi İçin Kesinleşmiş İflas Kararının Bulunması ve Denetime İmkan Verecek Şekilde Kesinleşme Şerhi İçeren Onaylı Suretinin Dosya İçerisine Alınması Gerektiği – Sanıkların Yetkilisi Oldukları Şirket Hakkında Verilen İflas Kararının Dosya İçerisine Alınmaksızın Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

• EKSİK İNCELEME ( Hileli İflas Suçu – Ticaret Sicil Memurluğundan Gerekli Belgelerin İstenilerek Şirketi Temsil ve İlzama Kimlerin Yetkili Olduğunun Tespiti İle Her Bir Sanığın Sorumluluğunun Belirlenmesi/Şirket Kayıtları Vergi Dairesindeki Beyannameler İle Şirket Adına Kayıtlı Araçların Trafik Kayıtlarının Celbi/İcra ve İflasDosyaları İle Sanıklara Ait Şirketin Muhasebe Kayıt ve Defterlerinin Temini Gerektiği – Defter ve Kayıtlar Üzerinde Bilirkişi Kurulu Aracılığıyla İnceleme Yaptırılmadan Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )TCK 161, TCK 162

ÖZET : Dava, hileli iflas suçuna ilişkindir.

Ticaret sicil memurluğundan gerekli belgelerin istenilerek şirketi temsil ve ilzama kimlerin yetkili olduğunun tespiti ile her bir sanığın sorumluluğunun belirlenmesi, şirket kayıtları, vergi dairesindeki beyannameler ile şirket adına kayıtlı araçların trafik kayıtlarının celbi, icra ve iflas dosyaları, sanıklara ait şirketin muhasebe kayıt ve defterleri ile gerekli belgelerin temini ile defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak; sanıkların savunmalarında belirttiği hususları da karşılar şekilde TCK 161, TCK 162 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan eksik inceleme ile sanıkların mahkumiyetlerine hükmedilmesi,

Sanığın taksirli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanıkların yetkilisi oldukları şirket hakkında verilen iflas kararının dosya içerisine alınmaksızın karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanıkların yetkili, diğer sanığın ise ortak olduğu …Ambalaj ve San. Ürünleri Tic. Ltd. Şirketinin iflasına karar verildikten sonra iflas müdürlüğü tarafından şirkete ait defter ve belgelerin ibrazı ile şirket adına kayıtlı araçların iflas masasına tesliminin istendiği, sanıkların defter ve belge ibraz etmedikleri gibi araçları da teslim etmeyerek şirketin aktiflerinin azaltılarak malvarlığı üzerindeki hileli tasarruflarda bulunmak suretiyle hileli iflas suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda;

Sanıkların yetkilisi bulunduğu şirketin defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması karşısında; Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, öncelikle ticaret sicil memurluğundan gerekli belgelerin istenilerek şirketi temsil ve ilzama kimlerin yetkili olduğunun tespiti ile her bir sanığın sorumluluğunun belirlenmesi, şirket kayıtları, vergi dairesindeki beyannameler ile şirket adına kayıtlı araçların trafik kayıtlarının celbi, icra ve iflas dosyaları, sanıklara ait şirketin muhasebe kayıt ve defterleri ile gerekli belgelerin temini ile defter ve kayıtlar üzerinde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku Öğretim üyesi ile …Müşavirden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak; sanıkların savunmalarında belirttiği hususları da karşılar şekilde TCK 161, TCK 162 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine hükmedilmesi,

Kabule göre de;

İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın taksirli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanıkların yetkilisi oldukları …Ambalaj ve San. Ürünleri Tic. Ltd. Şti. hakkında Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) tarafından verilen 21.01.2011 tarih ve 2009/247 Esas, 2011/21 Karar sayılı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu TCK 153’te düzenlenen ve kanunda Malvarlığına Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenmiş olan suç tipidir. Kanun burada din göz etmeksizin her türlü ibadethaneye karşı işlenecek zarar verme fiilinin TCK 153 kapsamında suç olarak değerlendirileceğini belirtmiştir. Buna göre suçun bir camiye, mescite, kiliseye, sinagoga yapılması fark etmeksizin TCK 153 uyarınca güvence altına alınmıştır. TCK 153 ibadethaneler dışında mezarlıkları da koruma altına almıştır. Burada yine hangi dine mensup olursa olsun; ister Müslüman ister Hristiyan ister Musevi veya tüm dünya dinlerinden olabilecek herkesin mezarı bu kanun hükmü ile koruma altına alınmıştır.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Oluşması

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunun oluşmasını TCK 153 çeşitli fiillerde gerçekleşebileceğini söylemiştir. İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu kanunda pek çok hareketle işlenmekle gerçekleşebileceği için seçimlik hareketli suçlar arasında yer almaktadırlar. Buna göre;

  • İbadethaneleri, eklentilerini veya buradaki eşyaları yıkan kişi TCK 153 uyarınca ibadethanelere zarar verme suçunu işlemiş olacaktır.
  • İbadethaneleri, eklentilerini veya buralardaki eşyaları bozan kişi TCK 153 uyarınca, İbadethanelere Zarar Verme Suçunu işlemiş olacaklardır.
  • İbadethaneleri, ibadethanelerin eklentilerini veya buralardaki eşyaları kıran kişi TCK 153 uyarınca cezalandırılacaktır.
  • İbadethaneleri, eklentilerini veya buralardaki eşyaları kirleten kişiler de yine TCK 153/2 uyarınca ibadethane ve mezarlıklara zarar verme suçunu işlemiş olacaklardır.
  • Mezarlığı yıkan kişi TCK 153 uyarında İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu işlemiş olacaklardır.
  • Mezarlığı bozan kişi yine TCK 153’te bulunan ilgili hüküm uyarınca cezalandırılacaktır.
  • Mezarlığı kıran kişi TCK 153’te yer alan İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu işlemiş olacaktır.
  • Mezarlığı kirleten kişilerle ilgili TCK 153/2’de düzenlemede bulunulmuştur. Buradan anlaşılacağı üzere mezarlığı kirleten kişiye bu hüküm uyarınca ceza verilecektir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Maddi Unsurları

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunun maddi unsurlarını ele alacak olursak:

  • Fail: İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu özgü bir suç değildir dolayısıyla bu suçun faili herkes olabilmektedir.
  • Mağdur: Bu suçun mağduru toplum ve devlettir.
  • Fiil: TCK 153’te sayılan fiillerle işlenebilir dolayısıyla ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu seçimlik hareketli bir suç tipidir.
  • Korunan Hukuki Değer: İbadethaneler ve mezarlıklar kamu malı olduğu için korunan hukuk değer öncelikle mülkiyet hakkı daha sonrasında ise din ve vicdan hürriyeti hakkıdır.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunda Şikayet

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunda şikayet gerekli olan unsurlardan değildir. İbadethanelere veya mezarlıklara zarar verilmesi, bozulması, kirletilmesi durumunda yetkili mercilerin bu durumu tespit etmeleri ile birlikte soruşturma ve kovuşturma başlatılır. İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu şikayete tabi suçlar arasında değildir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Nitelikli Hali

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunun nitelikli hali TCK 153/3’te yer almıştır. Buna göre ibadethaneleri, bunların eklentilerini, ibadethanelerde bulunan eşyaları, mezarlıkları; yıkan, bozan, kıran kimsenin ya da ibadethaneleri, eklentilerini, eşyalarını veya mezarlıkları kirleten kimsenin yapmış olduğu bu fiili, bu dini inanışı benimseyen kişilere tahkir (onur kırıcı davranış) maksadıyla işlemeleri halinde verilecek olan cezalarda TCK 153/3 1/3 oranında artırım yapılacağı hükmünü düzenlemiştir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Cezası

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunun cezası TCK 153’te belirlenmiştir. TCK 153/1’e göre ibadethaneleri, bu ibadethanelerin eklentilerini, ibadethanedeki eşyaları veya mezarları yıkan, bozan, kıran kişilere verilecek olan hapis cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. TCK 153/2’de ibadethaneleri, ibadethanelerin eklentilerini, ibadethanelerdeki eşyaları kirleten kişilere verilecek olan cezasının 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası olduğu hükmünü düzenlemektedir.

Şayet ibadethanelere, eklentilerine, ibadethanelerde bulunan eşyalara veya mezarlıklara yönelik yapılan bu hukuka aykırı fiillerin bu dine mensup kişileri tahkir (onur kırıcı hareket) nedeniyle yapılıyorsa verilecek olan cezada 1/3 oranında artırım yapılacaktır.

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu ile ilgili mahkeme alt sınırdan cezaya hükmetmesi halinde hapis cezası yerine adli para cezası verebilecektir.

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunda mahkemenin Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı verebilmesi mümkündür.

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunda (TCK 153) mahkemenin ceza ertelemesi kararı verebilmesi de mümkündür.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunda Zamanaşımı Süresi

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunda zamanaşımı süresi TCK 66’daki ilgili hükümde belirlenmiştir. Buna göre TCK 66’da cezası 5 yıla kadar olan veya adli para cezası hükmedilebilecek olan durumlarda dava zamanaşımı süresini 8 yıl olarak belirlemiştir. 8 yılın ardından ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan (TCK 153) dolayı kamu davası açılabilmesi mümkün olmayacaktır.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme   

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunda görevli ve yetkili mahkeme; Asliye Ceza Mahkemesidir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları:
T.C.
YARGITAY
15. CEZA DAİRESİ
E. 2013/19553
K. 2014/10086
T. 21.5.2014

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

KARAR : Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

Sanıkların birlikte belediye’ye ait eski mezarlığa giderek, yanlarında getirdikleri kazma ve kürekleri kullanmak suretiyle mezarlıkta bulunan ince ve uzun mezar taşlarından birini kaldırdıkları sırada taşı kırdıkları, ardından mezarlıkta bulunan başka bir taşı kaldırmaya çalışırken ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk kuvvetleri tarafından sanık Şemsittin’in kaçmadan sanık İsmet’in ise kovalama neticesinde suç aletleri olan kazma ve küreklerle beraber suç üstü yakalandıkları olayda, sözkonusu yerin belediyeye ait eski bir mezarlık olması nedeniyle sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK 153/1. maddesinde öngörülen ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde şikayet yokluğundan düşme kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
E. 2014/521
K. 2014/30789
T. 22.12.2014

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

KARAR : I- 14.11.2010 ile 21.11.2010 tarihleri arasında, belirlenemeyen bir vakitte köy camisinin kapısında bulunan asma kilit mekanizması sökülüp, camideki ses sistemi ile mikrofonun çalınması biçiminde gerçekleşen olayda sanığın her aşamada üzerine atılı suçları inkar etmesi, olay yerinde bulunan tasnife elverişli parmak iznin sanığa ait olmadığının anlaşılması karşısında, geçimini hurdacılıkla temin eden sanığın 17.11.2010 günü hurdaların yüklü olduğu aracıyla söz konusu köyde bulunmasının da mahkumiyeti için yeterli olmayacağı gözetilmeden, sanığın mahkumiyetini gerektirir yasal ve yeterli delillerin nelerden ibaret olduğu kararda açıkça gösterilip, denetime olanak sağlayacak şekilde tartışılmadan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

II- Kabule göre de;

1- Köy camisinin kapısındaki kilidi sökmek suretiyle zarar verme biçimindeki eylemin, 5237 sayılı TCK 153/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 152/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması,

2- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK 152/1-a maddesi yerine, TCK 151/1-a maddesine yer verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Güveni Kötüye Kullanma Suçu TCK 155’te düzenlenen ve kanunda Mala Karşı İşlenen Suçlar arasında yer almıştır. Güveni kötüye kullanma suçu şikayete bağlı bir suç tipidir. Bu suçun işlenmiş olması için suçtan zarar gören kimsenin şikayette bulunması gerekir. Aksi halde yetkili merciilerin bunu tespit edip suç için soruşturma ve kovuşturma başlatması beklenemez. Kanun ayrıca TCK 155/2’de güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hallerine TCK 155/2’de yer vermiştir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Oluşması

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması başkasına ait olan bir eşyayı muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere zilyetliği kendisine verilmiş olan mal hakkında kendisine veya eşya ile ilişkisi olmayan bir başka kişiye menfaat sağlayan zilyetliğin amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi güveni kötüye kullanma suçu işlenmiş olacaktır. Açık bir dille anlatmak gerekirse kanun burada emaneti koruma altına almıştır. Güvenilerek verilen mala karşı yapılan bu farklı kullanım ile birlikte menfaat sağlanırsa güveni kötüye kullanma suçu işlenmiş olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise zilyetliğin devridir. Bunu örnek üzerinden anlatacak olursak sahibi olduğu bir eşyayı ancak o kişi devrederse güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155) gerçekleşebilir. Bu eşyanın çalınması veya rızaya dayanmaksızın başka amaçlarla kullanılması halinde TCK 155 kapsamına girecek ve güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155) gerçekleşmiş olacaktır. Güveni kötüye kullanma suçunda bir diğer nokta da haksız kazanç sağlamaktır. Eşyanın kullanım devriyle birlikte niteliğine göre kullanılabilir lakin farklı gaye ile kullanılması halinde malikin şikayeti üzerine güveni kötüye kullanma suçunun oluşacağı açıktır. Burada kişi kendisine yarar sağlayabileceği gibi bir başkasına da yarar sağlayarak bu suçun gerçekleşmesine neden olabilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Maddi Unsurları

Güveni kötüye kullanma suçunun maddi unsurlarını ele alacak olursak,

  • Fail: Güveni kötüye kullanma suçu bir özgü suç değildir. Herkes tarafından işlenebilen bir suç tipidir.
  • Mağdur: Güveni kötüye kullanma suçunun mağduru malın sahibi olan maliktir. Zilyetliği devreden kişidir demek daha doğru olacaktır.
  • Fiil: Güveni kötüye kullanma suçu fiilleri TCK 155’te ve nitelikli hali TCK 155/2’de yer almıştır.
  • Korunan hukuki değer: Güveni kötüye kullanma suçunda korunan hukuki değer mülkiyet hakkı ve toplum içerisindeki güven duygusudur.
  • Suçun Konusu: Güveni kötüye kullanma suçunda suçun konusu taşınır veya taşınmaz mallardır.
    Güveni kötüye kullanma suçu kasten işlenebilen bir suç tipidir, taksirle işlenmez.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Nitelikli Halleri

Güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halleri TCK 155/2 de düzenlenmiştir. Güveni kötüye kullanma suçunun (TCK 155), meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da herhangi bir nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi veya teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, suçun nitelikli hali oluşmuş olur.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası TCK 155’te belirtilmiştir. Başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal hakkında, kendisine veya bir başkasına menfaat sağlamak suretiyle, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155) , meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının malını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3000 güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Güveni kötüye kullanma suçunda (TCK 155) kanun adli para cezası hükmedebileceğini öngördüğü için hapis cezasının ardından tekrar adli para cezasına hükmedilemez.

Güveni kötüye kullanma suçunda Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı verilebilmesi mümkündür.Güveni kötüye kullanma suçunda ceza ertelemesi kararı verilebilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Zamanaşımı Süresi

Güveni kötüye kullanma suçunun zamanaşımı süresi TCK 66’da belirtilmiştir. TCK 66’ya göre cezası 5 yıldan az olan veya adli para cezası gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresini 8 yıl olarak belirlemiştir. Güveni kötüye kullanma suçunda da nitelikli hal dışında dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. 8 yılı aşan zamanlarda güveni kötüye kullanma suçu ile ilgili kamu davası açılabilmesi söz konusu olamayacaktır. Bu süre hak düşürücü süredir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Güveni kötüye kullanma suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları
T.C. YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ
E. 2012/15651K. 2014/7872
T. 22.4.2014

• KİRALANAN ARACIN SÜRE SONUNDA TESLİM EDİLMEYİP HASARLI OLARAK BULUNMASI ( Aracın Sanığa İfa Ettiği Meslek Ya da Hizmet Dolayısıyla Tevdi Edilmemiş Olduğu – Eylemin Güveni Kötüye Kullanma Suçunu Oluşturacağı )

• GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU (TCK 155) ( Bir Günlüğüne Kiralanan Aracın Süre Sonunda Teslim Edilmeyip Hasarlı Olarak Başka Yerde Bulunması – Aracın Sanığa İfa Ettiği Meslek Ya da Hizmet Dolayısıyla Tevdi Edilmemiş Olduğu/TCK 155/2 Gereğince Hüküm Kurulamayacağı )

• MESLEK YA DA HİZMET NEDENİYLE TEVDİ ( Rent a Car Şirketinden Kiralanan Araç Tesliminin Bu Nitelikte Olmadığı – Süre Sonunda Teslim Edilmeyip Hasarlı Olarak Başka Yerde Bulunan Araç İçin Sanık Hakkında TCK 155/1’in Uygulanacağı/Güveni Kötüye Kullanma Suçu ) TCK 155/1-2

ÖZET : Rent a car şirketinden bir günlüğüne kiralanan aracın süre sonunda teslim edilmeyip, hasarlı olarak başka yerde bulunmasından ibaret olayda; aracın sanığa ifa ettiği meslek ya da hizmet dolayısıyla tevdi edilmemiş olması nedeniyle eylemin, 5237 sayılı TCK 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, TCK 155/2. maddesi gereğince hüküm kurulamayacağı gözetilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Katılana ait rent a car şirketinden bir günlüğüne araç kiralayan sanığın, kira süresi sonunda aracı teslim etmediği, aracın hasarlı olarak Bodrum ilçesinde bulunduğu olayda; suça konu aracın sanığa ifa ettiği meslek ya da hizmet dolayısıyla tevdi edilmemiş olması nedeniyle eyleminin, 5237 sayılı TCK 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK 155/2. maddesi gereğince hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

T.C. YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ
E. 2015/11860 K. 2015/28473 T. 10.09.2015

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

KARAR : Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Somut olayda; Sanığın, katılana ait ….. Car ünvanlı araç kiralama firmasından …… plakalı otoyu 17.08.2012 tarihli sözleşme ile günlüğü 150 TL’den beş günlüğüne kiralayıp teslim almasını müteakip (işyerinden ayrılmasından bir kaç saat sonra araç takip cihazını söküp takibi engelleyerek)zamanında aracı iade etmemesi eyleminin TCK 155/1. maddesinde tanımlanan “Güveni kötüye kullanma” suçunu (TCK 155) oluşturduğunu takdir eden mahkemenin Dairemizin 01.07.2013 tarih ve 2013/15620E ve 12106 K.sayılı “bozma” ilamına uyarak yaptığı kabul ve uygulamada aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Bozma ilamına uyulması karşısında; sabit kabul edilen suçun uygulama maddesinin TCK 155/1. maddesi yerine TCK 155/2 maddesi olarak yazılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının birinci paragrafındaki “TCK 155/2” ibaresinin çıkartılıp yerine “TCK 155/1” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu TCK 154’te belirtilmiş olan ve kanunda Malvarlığına Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenen suçlardandır. TCK 154 bu suçun taşınmazlara karşı yani evlere, arsalara, iş yerlerine ve bunun gibi yerlere karşı işlenebileceği gibi eklentilerine karşı da işlenebileceğini söylemiştir. Taşınmazların eklentilerine örnek verecek olursak evlerin müştemilatları, kömürlükler, ahır, avlu,  işyerlerinin depolarını eklenti olan yerler olarak gösterebiliriz. Ancak belirtmekte fayda var ki Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu ile Konut Dokunulmazlığı İhlalini karıştırmamak gerekmektedir. Bunun için sitemizde yer alan Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Cezası adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Oluşması

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşmasını TCK 154 seçimlik hareketli fiil olarak belirlemiştir. Buna göre hakkı olmayan yere tecavüz suçunun oluşması için kişinin bir hakka dayanmadan bir taşınmazın (evin, arsanın, iş yerinin, tarlanın …) veya bu taşınmazın eklentilerinin (müştemilat, ahır, bahçe, avlu, işyeri deposu gibi) tamamına veya bir kısmına yönelik işgal gerçekleştiriyorsa TCK 154 gereği hakkı olmayan yere tecavüz suçu oluşmuş olacaktır.

Hakkı olmayan yere tecavüze suçunun oluşması için bir diğer seçimlik fiil ise taşınmazın veya eklentisi olan yerin tamamen veya kısmen sınırlarını değiştiren kimse de TCK 154 gereü, hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlemiş olacaktır.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda taşınmaz malın veya eklentilerinin bozulması halinde de bu suç işlenmiş olur ve TCK 154 kapsamında cezalandırılacaktır.

Hakkı olmayan yere tecavüze suçunda bir diğer seçimlik hareketli fiil taşınmazdan veya taşınmazın eklentilerinden mal sahibinin kullanmasını engelleme halidir. Bu durumda da TCK 154 gereği hakkı olmayan yere tecavüz suçu kapsamında cezalandırma yapılacaktır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunda Şikayet

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda şikayet kanunda gerekli olan şartlar arasında yer almıştır. Yani yetkili merciler bunu tespit etmesiyle birlikte soruşturma ve kovuşturma başlatmaz bunun için zarara uğrayan kimsenin şikayeti gerekmektedir.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Diğer Halleri

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun diğer halleri TCK 154/2, TCK 154/3 ve TCK 167’de yer almıştır. Buna göre bu durumları inceleyecek olursak TCK 154/2’de köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimsenin de aynen TCK 154/1’de belirtilen hüküm çerçevesinde cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Bunun dışında TCK 154/3’e göre kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kişilere de verilecek olan ceza TCK 154/1’de belirtilen ceza olacaktır.

TCK 167’de ise haklarında ayrılık kararı olan eşlerin, üstsoy-altsoy veya evlatlık gibi birinici dereceden hısımlık ile karşımıza çıkan hallerde ve aynı evde yaşayan kardeşlerin bu suçu işlemeleri halinde ceza verilmeyeceği söylenmiştir. Örnek verecek olursak aynı evde yaşayan kardeşlerden birinin evin bahçesini işgali TCK 154 kapsamına girmeyecektir. Ancak şunu belirtmek gerekir bu bahçenin yaşadıkları eve bağlı olan bahçe olması gerekmektedir. Aynı zamanda TCK 167/2’ye göre hakkı olmayan yere tecavüz suçunda  haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek olan hakkı olmayan yere tecavüz suçu cezası %50 oranında azaltılacaktır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunun Cezası

Hakkı olmayan yere tecavüze suçunun cezası TCK 154’te belirtilen hüküm çerçevesinde belirlenmiştir. Buna göre bir hakka dayanmaksızın başkasına ait bir taşınmaz mal veya bu taşınmaz malın eklentileri olarak kabul edilen yerleri malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan ya da hak sahibi olan kimsenin yani taşınmaz malın sahibinin bu alanlardan yararlanmasını engelleyen kimse, malikin şikayeti üzerine TCK 154/1 gereği 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile veya adli para cezasıyla cezalandırılacaktır.
Bu hüküm dışında TCK 154/2 kapsamında Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında da 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasına hükmedilir.

TCK 154/3’te yer alan hükme göre ise kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimseye de verilecek olan ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda mahkeme adli para cezasına hükmetmemişse bu cezasının sonradan adli para cezasına çevrilmesi söz konusu değildir.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda mahkemenin Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı (HAGB) verebilmesi mümkündür.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda mahkemenin ceza ertelemesi kararı vermesi mümkündür.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunda Zamanaşımı Süresi

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda zamanaşımı süresi TCK 66’da belirtilmiştir. Buna göre 5 yıldan fazla olmayan veya adli para cezası gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüze Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu ile ilgili Yargıtay Kararları
T.C. YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
E. 2009/14768
K. 2012/7203
T. 7.3.2012

• HAKKI OLMAYAN YERE TECAVÜZ ( Sanığın Hazine Adına Susuz Tarla Vasfıyla Kayıtlı Parseli Sürüp Ekmesi – TCK 154/1 İle Eylemin Suç Olmaktan Çıkarıldığı/Beraat Hükmünün İsabetli Olduğu )

• HAZİNE ADINA KAYITLI PARSELİ SÜRÜP EKMEK ( Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu Oluşmayacağı – TCK 154/1 İle Eylemin Suç Olmaktan Çıkarıldığı ) TCK 154/1

ÖZET : Sanık, hazine adına “susuz tarla” vasfıyla kayıtlı parseli sürüp ekmiş ise de, hükümden sonra yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik TCK 154/1. madde ve fıkrası karşısında, eylem suç olmaktan çıkarılmıştır.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanığın, Tezekli köyünde hazine adına “susuz tarla” vasfıyla kayıtlı 259 nolu parseli sürüp ekmiş ise de,

Hükümden sonra yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 5237 sayılı TCK 154/1. madde ve fıkrası karşısında, eylemin suç olmaktan çıkarılması nedeniyle,

SONUÇ : Sonucu itibariyle isabetli bulunan beraat hükmün ( ONANMASINA ), 07.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.