Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK 204)

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK 204) Türk Ceza Kanununda (TCK 204’te) Topluma Karşı Suçlar başlığı altında Kamu Güvenliğine Karşı işlenen suçlar içerisinde ele alınmıştır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK 204) nedir ?

TCK 204 /I gereği; Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek olan resmi belgeyi başkalarını aldatmak maksadıyla değiştiren veya sahte resmi belgeyi bunu bilerek kullanan kişi resmi belgede sahtecilik suçu işlemiş olacaktır. Yani resmi belgede sahtecilik suçunu işleyebilmek için;

  • Sahte olarak resmi belge düzenlemek,
  • Gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek,
  • Sahte resmi belgeyi kullanmak,gerekmektedir. Bu seçimlik hareketlerden birini işlemek dahi sahtecilik suçunu oluşturmuş olur. Bunların hepsi gerçekleşse dahi tek suç işlenmiş olur ancak bu sefer de verilecek olan ceza alt sınırdan olmaz.

TCK 204/II’ye göre ise; görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi de resmi belgede sahtecilik suçu işlemiş olacaktır. Burada bahsedilen sahtecilik suçu kamu görevlisi bütün kamu görevlilerini kapsamamaktadır.

Bu suçun TCK 204/II’ye dayandırılabilmesi için kamu görevlisinin yerine getirdiği görev ile düzenlediği belge arasında bir nedensellik bağı olmalıdır. Yani bu resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için kamu görevlisinin görev ve sorumluluğu dahilinde olan bir belgeyi değiştirerek sahtecilik suçunu işlemiş olması halinde TCK 204/II kapsamına girer ve resmi belgede sahtecilik suçunda bahsettiğimiz TCK 204/I maddesine göre daha ağır ceza alır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun İşlenmesi

Resmi belgede sahtecilik suçunda kanun (TCK 204) suçu işleyen bakımından ayırıma gitmiştir. Yani resmi belgede sahteciliği yapanın işini yapan kamu görevlisi olmasıyla, sıradan bir vatandaşın yapması arasında farklılık öngörülmüştür. Resmi belgede sahtecilik suçunu sıradan vatandaş, resmi belgeyi sahte olarak düzenleyerek, gerçek olan bir resmi belgeyi karşındaki kişiyi aldatacak şekilde değiştirerek veya resmi belgenin sahte olduğunu bilerek ve bu durumun getireceği şartları kabul ederek bu evrağı kullanarak resmi belgede sahtecilik suçunu işleyebileceğini TCK 204 /I öngörmüştür.

Kamu personelinin yaptığı iş vasıtasıyla imtiyazlarını kullanarak resmi belgede sahtecilik suçu işlemesi ise kanunda sıradan vatandaşların bu suçu işlemesine göre daha fazla ceza almalarına göre düzenlenmiştir. Öyle ki kanun resmi belgede sahtecilik suçunu kamu personelinin; yetkili olduğu resmi belgeyi sahte olarak düzenleyerek, gerçek bir belgeyi başka kişileri aldatacak şekilde düzenleyerek, gerçeğe aykırı şekilde belge düzenlenerek veya sahte belgeyi kullanmak vasıtasıyla TCK 204/2 deki şartlar oluşmuş olacaktır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Nitelikli Halleri

Yukarıda bahsettiğimiz gibi resmi belgede sahtecilik suçunu (TCK 204) kamu görevlisi, görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyerek, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirerek, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyerek veya sahte resmi belgeyi kullanarak resmi belgede sahtecilik suçu işlemiş olur ve TCK 204/1 de belirtilen hükme oranla daha fazla ceza alacaktır.

Bunun dışında TCK 204/3’te bu iki durumu da kapsayan bir nitelikli hal getirilmiştir. Buna göre resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Yani sahtecilik suçuna konu olan belgenin resmi olup olmadığı belirlenene kadar geçerli belge olarak sayılması durumunda yukarıda bahsettiğimiz suçların cezası %50 oranında artırılacaktır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Cezası

Resmi belgede sahtecilik suçunun cezası TCK 204’te belirlenmiştir. Buna göre;
Resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen,resmi belgeyi değiştirerek başkalarını kandıran veya sahte resmi belgeyi bilerek ve isteyerek kullanan kişi resmi belgede sahtecilik suçu gereği 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Kamu görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belgeyi sahte şekilde düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatmak maksadıyla değiştiren veya sahte resmi belgeyi bilerek kullanan kamu görevlisi işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik suçu (TCK 204/2’de) kapsamında 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.   

Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur. Yani bu demek oluyor ki resmi belgede sahtecilik suçu ile birlikte başka bir suçun da işlenmesi halinde gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrıca bir ceza daha verilir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Paraya Çevrilir mi ?

Resmi belgede sahtecilik suçu (TCK 204) paraya çevrilir mi sorusuna verilecek olan cevabı iki durumda da değerlendirecek olursak, sıradan vatandaşların TCK 204/1 çerçevesinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlemesi halinde verilecek olan ceza 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası olarak çevrilir. Resmi belgede sahtecilik suçunun kamu personeli tarafından işlenmesi halinde verilecek olan ceza TCK 204/2 gereğince artırıma uğrayacak verilecek olan ceza 3 ile 8 yıl arasında değişecektir. Bu durumların ikisi de göz önünde bulundurulduğunda resmi belgede sahtecilik suçunun para cezasına çevrilmesi söz konusu değildir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Resmi belgede sahtecilik suçunda (TCK 204) zaman aşımı süresi TCK 66 hükümlerine göre belirlenir. Resmi belgede sahtecilik suçunda dava zaman aşımı süresi  8 yıldır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Resmi belgede sahtecilik suçunda (TCK 204) görevli ve yetkili mahkeme sahtecilik suçunun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçuyla (TCK 204) Alakalı Yargıtay Kararları:

T.C. YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ

(E. 2014/8489 K. 2016/8989 T. 24.11.2016)

DAVA : Sanıklar hakkında ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan TCK 204/1, 53 . maddeleri gereğince mahkumiyet

Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davanın düşürülmesine ve resmi belgede sahtecilik suçundan sanıkların mahkumiyetine dair hükümler, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,

KARAR : 1-)Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükümlere dair temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, zamanaşımı sebebiyle düşme hükümlerinin ONANMASINA,

2-)Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,

SONUÇ : 5237 Sayılı TCK’nın 66/1-e ve 204/1 maddelerine göre, resmi belgede sahtecilik suçunda; asli zamanaşımı süresinin 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, suç tarihinde ise, 765 Sayılı TCK’nın 342/1, 102/3, 104/3 maddelerine göre evrakta sahtecilik suçunda asli zamanaşımı süresinin 10 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 15 yıl olduğu, 5237 Sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 Sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, sanığın lehine olan 5237 Sayılı TCK 204/1. maddesi gereğince, 01/01/2003 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 5237 Sayılı TCK’nın 66/1-e ve TCK 204/1 maddesinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından;

5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 Sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 24/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

(E. 2014/14981 K. 2016/3221 T. 6.4.2016)

  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (Suça Konu Belgelerden Hiçbirinin Kanun Hükmü Gereği Sahteliği Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Olan Belgelerden Olmadığı Gözetilmeden 5237 S.K. TCK 204/3. Maddesinin Uygulanması Suretiyle Fazla Cezaya Hükmolunmasının Hatalı Olduğu)
  • RESMİ BELGENİN SAHTELİĞİ SABİT OLUNCAYA KADAR GEÇERLİ OLAN BELGE NİTELİĞİNDE OLMASI (Suça Konu Belgelerden Hiçbirinin Kanun Hükmü Gereği Sahteliği Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Olan Belgelerden Olmadığı Gözetilmeden 5237 S.K. TCK 204/3. Maddesinin Uygulanması Suretiyle Fazla Cezaya Hükmolunamayacağı)
  • FAZLA CEZA TAYİNİ (Resmi Belgede Sahtecilik – Suça Konu Belgelerden Hiçbirinin Kanun Hükmü Gereği Sahteliği Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Olan Belgelerden Olmadığı Gözetilmeden 5237 S.K. 204/3. Maddesinin Uygulanması Suretiyle Fazla Cezaya Hükmolunmasının Hatalı Olduğu)

ÖZET : Resmi belgede sahtecilik suçundan(TCK 204) tesis edilen hükmün incelenmesinde, suça konu belgelerden hiçbirinin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerden olmadığı gözetilmeden 5237 S.K. 204/3. maddesinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmolunması hatalıdır.

DAVA : 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

I-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

II-Resmi belgede sahtecilik suçundan (TCK 204) kurulan hükme ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;

Ancak: Suça konu belgelerden hiçbirinin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerden olmadığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK 204/3. maddesinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmolunması,

SONUÇ : Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Yasa’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,

hüküm fıkrasından TCK 204/3. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılması ve TCK’nun 43. maddesinin uygulanması sureti ile belirlenen cezanın 2 yıl 6 ay hapis, TCK’nun 62. maddesinin uygulanması sureti ile belirlenen sonuç cezanın ise 2 yıl 1 ay hapis cezası olarak değiştirilmesi sureti ile, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

(E. 2015/4539 K. 2017/3962 T. 22.5.2017)

DAVA : 2797 Sayılı Yargıtay Yasası’nın 6545 Sayılı Kanun ile değişik 14. maddesindeki “Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas alınır. Çeşitli suçlara ait davalarda, suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir” hükmü yer almaktadır.

01.04.2013 tarihli mahkeme kararında; sanıklardan …, …, …, … ve …‘in, TCK’nın 158/1-d kapsamında kalan dolandırıcılık ve TCK 204/ 1- TCK 204/ 3 maddesi kapsamında kalan sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik eylemleri sabit görülerek mahkumiyetlerine hükmedilmesi, kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun cezasının tebliğname tarihinde “iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ve beşbin güne kadar adli para cezası ”,

resmi belgede sahtecilik suçunun cezasının ise “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olması sebebiyle ve Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 2016/23 Sayılı kararına göre de, TCK 204/3. maddesinin temel ceza değil artırım içerdiği, ceza dairelerinin görevlerinin belirlenmesinde arttırım maddelerinin dikkate alınmayacağı cihetle, TCK‘nın 158/1-d. maddesinin, TCK 204/1. maddesinden daha ağır cezayı gerektireceği açıktır.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçu (TCK 205)

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçu (TCK 205) Türk Ceza Kanununda ‘’Kamu Güvenliğine Karşı Suçlar’’ başlığı altında TCK 205’te düzenlenmiştir. Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçu bir sahtecilik suçudur.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunun Fiili

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçu (TCK 205) yok etmek, bozmak ve gizlemek gibi seçimlik hareketlerle oluşabilir. Tek tek bu fiilleri inceleyecek olursak;

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunda (TCK 205), Bozmak fiili ;belgenin maddi varlığına dokunmaksızın ondan faydalanma imkanlarını engelleyen fiillerin tümüdür. Örneğin belgede yazılan yazıların silinmesi gibi. Boyayarak ya da silerek yazıların okunmaz hale getirilmesi; belge üzerindeki resmin koparılması, yırtmak TCK 205.maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere bu suç tipinin fiillerine örnek olarak verilmiş durumlardır.

Suçun seçimlik hareketi olan ‘bozmanın’ tamamlanmasıyla birlikte Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçu da oluşur. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek fiili bakımından varlığına son vermek veya bir diğer ifadeyle ortadan kaldırmak olarak anlaşılmaktadır. Yok etmek ancak kişi o belge üzerinde tamamıyla tasarruf yetkisine sahip değilse söz konusu olabilir. Örneğin bir belgeyi yok etmek bozmak suçu aslında mala zarar verme suçunun özel bir şeklidir.

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunda (TCK 205) gizlemek suçu ise saklamak, örtmek, belli etmemek anlamlarına gelmektedir. Gizleme halinde resmi belge varlığını ve bütünlüğünü muhafaza etmektedir. Yani yok edilmemiştir ancak var olan resmi belge gizlenip, gösterilmemektedir. Gizleme olgusu belgenin nezdinde bulunduğu kişiden ya da kurum veya kuruluştan çalınması suretiyle de gerçekleşebilir. Ancak bu durumda hırsızlık suçundan değil Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçuna (TCK 205’e) dayanılarak ceza verilecektir.

Günümüzde belgenin resmi olduğu tam olarak tespit edilemiyor ve suça konu belge fiilen yok edilmiş olduğundan hiçbir şekilde aslı bulunamıyorsa resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunun yani TCK 208’in değil özel belgenin yok edilmesi suçunun işlendiğine kanaat getirilir ve burada ilgili hükümler uygulanır.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunun Faili ve Mağduru

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunun faili herkes olabilmektedir. Yani bu suçu işlemek için bir sıfata, kimliğe sahip olmak gerekmez. Ancak TCK 205’in ikinci cümlesinde belirtilen nitelikli hale göre kamu personeli olan kimselerin bu fiili işlemeleri halinde verilecek olan ceza da artırıma gidilecektir. Bu bakımdan bu cezayı ancak kamu personeli olan kimseler alabileceği için özgü suçtur diyebiliriz.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunun Nitelikli Hali

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunun nitelikli haline TCK 205’in ikinci cümlesinde yer verilmiştir. Buna göre daha ağır ceza gerektiren nitelikli unsur resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunu işleyen kişinin kamu görevlisi olması halinde oluşur. Burada suçu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge olması gerekmemektedir.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunun Cezası

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçu TCK 205’te düzenlenmiştir. Buna göre Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunu oluşturan kişilere göre ceza miktarı değişkenlik gösterebilir. Açıklayacak olursak TCK 205’e göre; gerçek bir resmi belgeyi bozan,yok eden veya gizleyen kişi, Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunu işlemiş olur ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ancak TCK 205’in devamında belirttiği üzere Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunu işleyen kişinin kamu görevlisi olması halinde suçun nitelikli hali oluşmuş olur ve bu kişiye verilecek olan %50 oranında artırılır.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçuna TCK 205’te yer verilmiştir. Ancak Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunda dava zaman aşımı süresi TCK 66’da belirlenen hükümlere göre oluşur .Buna göre Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunun zaman aşımı süresi 8 yıldır.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunda görevli ve yetkili mahkeme Resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunun oluştuğu yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemeleridir.

Memurun resmi belgeyi yırtması suç mudur?

Memurun resmi belgeyi yırtması durumunun suç olup olmadığı olayın içeriğine bakılarak suç teşkil eder TCK 208’e dayandırılır veya suç olarak teşkil etmediği söylenir. Öyle ki memurun resmi belgeyi yenisini meydana getirmek için, görevi gereği yırtması halinde burada yenisini meydana getirmek için gerçekleştirilen bir eylem olduğu için burada TCK 208’e yani resmi belgeyi yok etme durumuna başvurulamayacağı açıktır. Resmi belge memurun yırtması sonrası yine de hüküm doğuracak durumdaysa örneğin resmi belgenin üstünde barkod varsa ve okunuyorsa burada resmi belgeyi yok etme, bozma ve gizleme suçunun (TCK 208)’in teşebbüs aşamasında kaldığı söylenir. Ancak resmi belgenin böylelikle yok edilmesi, bozulması halinde başka bir duruma dayanılamıyorsa memur bunu bilerek ve isteyerek meydana getirdiyse TCK 208’in hükümlerine ve hatta TCK 205’de yer alan nitelikli haller çerçevesinde de cezalandırılacağı görülmektedir.

Resmi Belgeyi Yok Etme, Bozma ve Gizleme Suçunda Yargıtay Kararları

T.C.YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/9645 K. 2011/1706 T. 15.3.2011

ÖZET : Olay yerinde elde edilen ayakkabı izleri ile sanıkların birinin evinde ele geçen ayakkabının izlerinin uygunluklarına ilişkin ekspertiz raporu, gece bekçisinin sanıkları tereddütsüz teşhisi üzerine adliye binasının camlarını kırıp dava dosyalarını yakan sanıkların eylemlerinin kamu malına zarar verme ve resmi belgeyi yok etme suçunu (TCK 205) oluşturur.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanık Adem’in evinde yapılan arama sonucunda elde edilen ayakkabının izleri ile olay yerinden elde edilen ayakkabı izlerinin birbirleriyle klasik ve karakteristik uygunluklarının bulunduğu ve olay yerindeki ayakkabı izlerinin bu ayakkabıdan oluşturulduklarını belirten ekspertiz raporu, gece bekçisi olan tanık Recep’in her iki sanığı tereddütsüz olarak teşhis eden beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların adliye binasının camlarını kırmak suretiyle kamu malına zarar verme, dava dosyalarını yakmak suretiyle de resmi belgeyi yok etme suçlarını işledikleri anlaşıldığından hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 15.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

E. 2015/7557 K. 2017/5909 T. 26.9.2017

DAVA : 5237 Sayılı TCK 205. maddesindeki “resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçunun oluşabilmesi için resmi belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin bütünlüğüne dokunulmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından, failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç tamamlanmış olur. Resmi belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı, hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Kişinin kendisine ait belgeyi bozması, yok etmesi veya gizlemesi halinde ise, hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının engellenmesi söz konusu olmadığından, TCK 205. maddesindeki suç gerçekleşmeyecektir. Bu açıklamalar karşısında somut olayda; sanığın suça konu 29/11/2013 tarihli duruşma tutanağı aslını Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru amacıyla dilekçesi ekinde gönderdiği iddia ve kabul olunan eylemde bir başka hak sahibinin o belgeden yararlanma olanağını ortadan kaldırdığından söz edilemeyeceği ve bu halde TCK 205. maddesindeki suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu halk arasında bilinen adıyla yaşam tarzına müdahale suçu TCK 115’te düzenlenmiştir. Özgürlüğe karşı işlenen suçlar arasında ele alınmış olan bu suç tipinin işlenmesi için kasten cebirle veya tehdit yoluyla oluşması gerekir.

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun kanundaki yeri

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu (yaşam tarzına müdahale suçu), Anayasamızın 10 ve 24. Maddesinde ve bağlı olduğumuz birçok uluslararası antlaşmalarda güvence altına alınan inanç özgürlüğünün korunması adına TCK 115.maddeyle de yaptırıma bağlanarak güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 10.maddesinde kişilerin inançları ne olursa olsun eşit olacağından 24.maddesinde de herkesin vicdan, dini ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu söylemiştir.

Bunlara bağlı olarak Özgürlüğe karşı işlenen suçlar başlığı altında TCK 115’te inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçuna halk arasında bildiğimiz adıyla yaşam tarzına müdahale suçuna yer verilmiştir.

İslam’da Düşünce Özgürlüğü

İslam’da yaşam tarzına müdahaleye ve düşünce özgürlüğüne bakacak olursak, İslam tüm insanlara yaratılmasının gereği olarak bütün hakları verir. İnsanlar arasında zengin-fakir, renk-ırk, soylu soysuz gibi ayrım yoktur. İnsana verilen bu değer Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir: ‘’ Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Millet ve kabileler halinde topluluklar kildik ki birbirinizi tanıyasınız. Allah katında en üstün olanınız ondan en çok sakınanınızdır. “

İslam’a göre tevhid inancıyla özgürleşen insan hem düşünce, hem de inanç açısından özgürleşir. Başkalarını hoşgörüyle karşılar. Farklı inanç sahiplerine saygılı olur. İslam dininde zorlama yoktur ve insanlar özgürce düşüncelerine göre hareket ederek inanç sahibi olurlar. Bu açıdan da İslam’da düşünce özgürlüğü olduğunu görebilmekteyiz.

İnanç Düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu nasıl oluşur ?

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu (yaşam tarzına müdahale suçu) TCK 115’te belirtilmiş buna göre,

Cebir veya tehdit kullanarak, Bir kimseyi dini, siyasi, sosyal veya felsefi; inanç, düşünce ya da kanaatlerini açıklaması yönünde baskı yapan, değiştirmeye zorlayan ya da açıklamak istemesine rağmen engelleyen kişi inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu işlemiş olur.

Dini inançların yerine getirilmesinin engellenmesi veyahut bireysel ya da toplu şekillerde gerçekleştirilecek dini ibadetlerin engellenmesi halinde de inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellenmesi suçu işlenmiş olur.

Bir kimsenin inanç düşünce ve kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahalede bulunan veya bunları değiştirmeye zorlayan kişi de İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu (yaşam tarzına müdahale suçu) işlemiş olacaktır.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun Nitelikli Halleri

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu (yaşam tarzına müdahale suçu) TCK 115’te belirtilmiş olsa da bu suçun nitelikli hallerine TCK 119’da yer verilmiştir. Buna göre:

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu silahla işlenmesi halinde, Birden fazla kişinin gerçekleştirmesi sonucunda, Var olan suç örgütlerinin korkutucu etkisiyle İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun oluşması halinde,

Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak gerçekleştirilmesi halinde, İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun (yaşam tarzına müdahale suçunun) nitelikli hali oluşmuş olur ve verilecek olan ceza da 1 kat artırım söz konusu olacaktır.

Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun ağırlaşmış sonuçlarının meydana gelmesi durumunda bu suçun dışında kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanacaktır. Yani bu halin oluşmasıyla birlikte faile hem İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun (yaşam tarzına müdahale suçunun) Cezası nedeniyle hem de kasten yaralama hükümlerine göre ceza verilecektir.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun Cezası

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun (yaşam tarzına müdahale suçunun) Cezası TCK 115’te belirtilmiştir. Buna göre cebir ve tehdit yoluyla bir kimsenin inanç düşünce ve kanaat hürriyetini açıklaması için baskıda bulunan, değiştirmeye zorlayan, zorla açıklaması yönünde baskı yapan, dini inançlarının yerine getirilmesini engelleyen, inanç düşünce ve kanaat tercihlerini değiştirmesi ya da kullanılmasının engellenmesine neden olan kimselere; 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.

Yaşam tarzına müdahale suçunda hakim alt sınırdan hükmedilen hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunda hakim Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı (HAGB) verebilir.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunda (yaşam tarzına müdahale suçunda) hakim verilen cezanın ertelenmesi kararı da durumun şartlarını göz önünde bulundurarak verebilir.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun Zaman Aşımı Süresi

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçuna (yaşam tarzına müdahale suçuna) TCK 115’te yer verilmiş olsa da dava zaman aşımı süresine TCK 66’da yer verilmiştir. Buna göre İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun oluşmasıyla birlikte dava zaman aşımı süresi 8 yıldır.

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunda (yaşam tarzına müdahale suçu) görevli ve yetkili mahkeme bu suçun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ve Cezası

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ve Cezası TCK 121’de düzenlenmiştir. Anayasamızda da düzenlenen dilekçe hakkı sübjektif kamusal haktır. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesinin suç teşkil edebilmesi için kamu görevlisi tarafından işlenmesi gerekir bu da suçun özgü suç olduğunu göstermektedir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Kanundaki Yeri

Dilekçe hakkı Anayasada tanınan bir haktır. Dilekçe hakkının engellenmesi suçu oluşması için dilekçenin hukuka aykırı bir sebeple kabul edilmemesi gerekir. Bu hukuka aykırı şekilde dilekçe hakkının engellenmesi suçunun oluşması halinde de TCK 121’deki hükümler gereği cezaya hükmedilecektir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Oluşması

Dilekçe hakkının engellenmesi suçunun oluşması için kişinin belli bir hakkını kullanmak maksadıyla yetkili kamu makamına verdiği dilekçenin hukuki bir nedene dayandırılmaksızın yani hukuka aykırı şekilde kabul edilmemesi şeklinde gerçekleşir. Süreli işlemlerde, dilekçenin süresinde verilmesine rağmen, kabulünün geciktirilmesi halinde de bu dilekçe hakkının engellenmesi suçunun oluştuğu kabul edilir. Sadece sözlü şekilde yapılan başvurunun kabul edilmemesi dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun oluşmasına sebep vermeyecektir. Bu suçun oluşması için başvurunun yazılı şekilde olması ve hukuka uygun olmayan bir şekilde bu dilekçenin kabul görmemesi gerekir. Sözlü şekilde yapılan başvuruların geçersiz kabul edilmesinin sebebi dilekçe hakkının engellenmesi suçunda ispat sorunu doğabilecek olmasıdır. Verilen dilekçe şayet hukuka uygun sebeple reddedilirse veya ilgisiz makama verilmesi halinde dikkate alınmaması durumunda dilekçe hakkının engellenmesi suçu oluşmayacaktır.

Dilekçe Hakkının Engellenmesi Suçunun Cezası

Dilekçe hakkının engellenmesi suçunun cezası TCK 121’de yer verilmiştir. Buna göre kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde suçu işleyen kişiye 6 aya kadar hapis cezasına hükmolunur. Dilekçe hakkının engellenmesi suçunun özgü bir suç olduğunu yani sadece kamu görevlerinin bu suçu işleyebileceğini tekrar belirtmekte fayda var. Bu durumun özel sektörde yaşanması halinde bu suç oluşmayacaktır.

Dilekçe Hakkının Engellenmesi Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu TCK 121’de yer alsa da bu suçun dava zaman aşımı süresine TCK 66’da yer verilmiştir. Buna göre dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda dava zaman aşımı süresi 8 yıldır.

Dilekçe Hakkının Engellenmesi Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunda görevli ve yetkili mahkeme suçun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesinde Yargıtay Kararı

T.C.YARGITAY CEZA DAİRESİ 2013/7283 2015/11885 26.5.2015 BELEDİYE BAŞKANI TALİMATIYLA MAİYETİNDEKİ MEMURUN İŞLETME RUHSATI TALEBİ İÇERİKLİ DİLEKÇEYİ KABUL EDİP KAYDA ALMAMASI ( Kişinin Belli Bir Hakkı Kullanmak İçin Yetkili Kamu Makamlarına Verdiği Dilekçenin Hukuki Bir Neden Olmaksızın Kabul Edilmemesi Şeklinde Tanımlanan Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Oluşacağı ) KİŞİNİN BELLİ BİR HAKKI KULLANMAK İÇİN YETKİLİ KAMU MAKAMLARINA VERDİĞİ DİLEKÇENİN HUKUKİ BİR NEDEN OLMAKSIZIN KABUL EDİLMEMESİ ( Belediye Başkanı Olan Sanığın Talimatıyla Maiyetindeki Memur Olan Diğer Sanığın Katılanlar Adına Verilen İşletme Ruhsatı Talepli Dilekçeyi Kayda Almadığı - Sanıkların Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçundan Cezalandırılacağı ) DİLEKÇE HAKKININ KULLANILMASININ ENGELLENMESİ ( Belediye Başkanı Olan Sanığın Talimatıyla Maiyetindeki Memur Olan Diğer Sanığın Katılanlar Adına Verilen İşletme Ruhsatı Talepli Dilekçeyi Kayda Almadığı - Sanıkların Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçundan Cezalandırılması Gerektiği ) GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU ( Belediye Başkanı Olan Sanığın Talimatıyla Maiyetindeki Memur Olan Diğer Sanığın Katılanlar Adına Verilen İşletme Ruhsatı Talepli Dilekçeyi Kayda Almadığı - Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Oluyşabilmesi İçin Eylemin Ayrıca Kanunda Suç Olarak Tanımlanmamış Olması Gerektiği/Kanunda Tanımlanan Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Oluşacağı )5237/m. 121, 257 ÖZET : Belediye Başkanı olarak görev yapan sanığın talimatıyla maiyetinde memur olan diğer sanığın suç tarihinde katılanlar adına verilen akaryakıt istasyonu işletme ruhsatı talebi içerikli dilekçe ve eklerini kabul edip kayda almadığı anlaşılmıştır. Ancak görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği, sanıkların eylemlerinin ise ''kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi'' şeklinde tanımlanan dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturduğu gözetilmelidir. DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: KARAR : Belediye Başkanı olarak görev yapan sanık H.'in talimatıyla maiyetinde memur olan sanık S.'ün, suç tarihinde katılanlar adına avukatları tarafından verilen akaryakıt istasyonu işletme ruhsatı talebi içerikli dilekçe ve eklerini kabul edip kayda almadığının dosya kapsamıyla sübuta erdiği, ancak TCK'nın 257. maddesinin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği, sanıkların eylemlerinin ise TCK'nın 121/1. maddesinde ''... kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi...'' şeklinde tanımlanan dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı ve dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması, SONUÇ : Kanuna aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şantaj Suçu ve Cezası

Şantaj Suçu ve Cezası TCK 107’de yer alan bir suç tipidir. Bu yazımızda şantaj suçunun oluşumunu ve cezasını inceleyeceğiz. Öncelikli olarak şantaj suçu nedir diyerek incelemeye başlayalım.

Şantaj Suçu Nedir?

Şantaj bir kimseyi hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapmak veya yapmamaktan bahisle bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak, haksız çıkar sağlamak için bir kişiyi zorlamak şantaj suçunu oluşturur. Şantaj suçu tehdit suçunun nitelikli halidir. Örnek verecek olursak suç işlemiş bir kişiye bir menfaat sağlamak amacıyla ‘’Şunu yap yoksa seni ihbar ederim.’’ demek şantaj suçu kapsamına girer.

Şantaj Suçunun Kanundaki Yeri

Şantaj suçunda korunan hukuki değer kişinin iradesini dilediği gibi kullanma hakkıdır. Şantaj suçu ile kişinin benliğine yönelik bir saldırıda bulunulmaktadır. Türk Ceza Kanununun 107.maddesinde de ( TCK 107 ) bu haklar güvence altına alınmıştır.   

Şantaj Suçunun Unsurları

Şantaj suçunun unsurlarına TCK 107 ‘de yer verilmiştir. Şantaj suçunun oluşması için;

  • Bir kimseyi kanunlara aykırı şekilde davranmaya veya sorumlu olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmama şeklinde şantaj suçu oluşabilir. ( TCK 107 ) Örnek verecek olursak, cinsel ilişkiye girilen kişiye karşı ‘’… sahtecilik işinde bana yardımcı olmazsan bunu herkese söylerim’’ demesi şantaj suçunu doğurur.
  • Kişinin haksız çıkar sağlamak maksadıyla şantaj suçu işlenebilir. ( TCK 107 ) Örneğin bir memurun veya özel sektörde çalışan bir görevlinin rüşvet aldığını öğrenen birisi bu işi koz olarak kullanırsa haksız çıkar sağlamak suretiyle şantaj suçu işlemiş olur.
  • Bir kimsenin şeref ve haysiyetine zarar verecek konuların açıklanacağının bahsiyle tehdit edilme suçuyla da şantaj suçu gerçekleşmiş olur. ( TCK 107/II ) Örneğin bir gazetecinin bir iş adamına yönelik, ‘’Hesabıma şu kadar para yatırmazsan yolsuzluk yaptığını haber yaparım.’’ Demesi  şantaj suçunu oluşturur ve TCK 107 gereği cezalandırılır.

Şantaj Suçunun Cezası

Sorumlu olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahsederek, bir kişiyi kanuna aykırı bir şey yaptırmaya zorlayan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Haksız çıkar sağlamaya zorlayarak şantaj suçu işleyen kişiye de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezasına hükmedilir.

Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunulması halinde de kişiye verilecek olan ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezası şeklinde olacaktır.          

Şantaj suçu ( TCK 107 ) dolayısıyla verilecek olan cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.Şantaj suçu ( TCK 107) işlenmesi ile birlikte hakimin Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı vermesi de mümkündür.Şantaj Suçu ( TCK 107 ) işlenmesiyle birlikte hakim olayın şartlarını göz önünde bulundurarak cezanın ertelenmesi kararı vermesi de mümkündür.

Şantaj Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Şantaj suçu TCK 107’de düzenlenmiştir. Burada suçun tanımına ve cezasına yer verilmiştir. Şantaj suçunun işlenmesiyle birlikte dava zaman aşımı süresi ise TCK 66’da belirlenmiştir. Buna göre şantaj suçunun oluşmasıyla birlikte zaman aşımı süresi TCK 66’da 8 yıl olarak belirlenmiştir.

Şantaj Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Şantaj suçu, TCK 107.maddede düzenlenmiş ve Özgürlüğe Karşı İşlenen Suçlar arasında düzenlenmiştir. Buna göre şantaj suçunun işlenmesinde görevli ve yetkili mahkeme şantaj suçunun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.  

Şantaj Suçu Şikayete Bağlı Mı?

Şantaj suçu şikayete bağlı mı diye bakacak olursak bu suç tipi kanunda şikayete bağlı suçlar arasında gösterilmemiştir. Adli makamların şantaj suçu için soruşturma ve kovuşturma işlemlerini başlatmaları re’sen yani kendiliğinden gelişecektir. Kişilerin şantaj suçundan dolayı şikayetçi olmaları ya da şantaj suçunda şikayetlerinin geri çekmeleri faillerin ceza almasını engellemeyecektir.

Sosyal Medyadan Şantaj Suçu İşlenmesi

Sosyal medyadan şantaj suçu işlemesi günümüzde sıkça karşılaştığımız durumlardan biridir. Sosyal medyada whatsapp, twitter, instagram, e-mail, sms veya başka sosyal paylaşım sitelerinden kişiler mağdurlara kanuna aykırı bir fiil işleterek ya da haksız çıkar sağlamaya yönelik faaliyette bulunurlarsa buralarda yaptıkları eylemlerde şantaj suçu sayılır. Soruşturma ve kovuşturma çerçevesinde TCK 107’de suçun cezası olarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Başınıza bu gibi bir durum gelmesi halinde sitemizde iletişim bilgisi yer alan Farah Hukuk Ekibimize ulaşabilir ve sorunların çözümü adına destek alabilirsiniz. 

Haksız Arama Suçu ve Cezası

Haksız Arama Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanununda 120.madde de Haksız Arama Suçuna yer verilmiştir. Anayasamızda ve bağlı olduğumuz pek çok uluslararası antlaşmada özel hayatın gizliliği ve korunması gerektiği yer almıştır. Bu özel hayatın gizliliği çerçevesinde de kişilerin hukuka aykırı ve gerekçesiz şekilde aranması TCK 120 gereğince suç sayılmıştır. TCK 120 de bir kimsenin üstünü veya eşyasının hukuka aykırı olarak aranması, görevi kötüye kullanma suçundan bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Bunun dışında haksız arama suçuna bağlı olarak kişilerin üzerinin hukuka aykırı şekilde aranması insan haysiyetine de tecavüz niteliği taşır.

Kişilerin ceplerinin, çantasının, bavulunun veya özel arabalarının hukuka aykırı şekilde aranmaları haksız arama suçunu oluşturacaktır. Kanunun uygun gördüğü durumlarda yapılan aramalar ise haksız arama suçunu oluşturmayacaktır.

Haksız Arama Suçunun Kanundaki Yeri

Haksız arama suçu anayasada ve taraf olduğumuz uluslararası antlaşmalarda belirtildiği gibi kişilerin özel hayatlarının gizliliğinin korunması için yer alan maddelerden biridir. Buna göre insan haysiyetine yönelik olan bu tecavüzlerin önüne geçilmesi için Türk Ceza Kanunu 120. Madde de Haksız Arama Suçuna yer vermiştir. Haksız Arama Suçu, Özgürlüğe Karşı Suçlar başlığı altında TCK 120’de yer almıştır.           

Haksız Arama Suçunun Unsurları ve Haksız Arama Suçunun Oluşması

Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisi haksız arama suçunu ( TCK 120 ) işlemiş olur.

Buradan anlayacağımız üzere haksız arama suçunu yalnızca kamu görevlileri işleyebilir. Fail bakımından bu suç bir özgü suçtur. Bu kişilerin haksız arama suçunu oluşturmaları için böyle bir yetkilerinin olmaması yani hukuka aykırı şekilde bu eylemi gerçekleştirmeleri gerekmektedir.

Kanun ve nizamların izin verdiği takdirde haksız arama suçunun oluşmayacağı açıktır.

Suçun oluşması için kamu görevlisi, kişi hürriyetini, görevini kötüye kullanarak veya yetki sınırlarını aşarak ihlal etmiş olmalıdır. Hukuka aykırı olarak haksız arama suçunun işlenmesindeki kasıt da buradaki görevi kötüye kullanma veya yetki sınırlarını aşma işlemidir.

Haksız Arama Suçunun Cezası

Haksız arama suçu özgü suçlar arasında yer alır. Kamu görevlileri tarafından işlenebilen bu suçun cezası TCK 120’de belirlenmiştir. Buna göre; hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilir.

Haksız arama suçu nedeniyle hakim adli para cezasına hükmedebilir.Haksız arama suçu nedeniyle hakim hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı (HAGB) verebilecektir.Haksız arama suçu nedeniyle verilecek cezanın artırılmasına gidilebilecektir.

Haksız Arama Suçu Nedeniyle Tazminat İstemi

Hukukumuzda kişilerin soruşturulması sırasında bilinçsiz ve ölçüsüzce arama yapılması evraklara, bilgilere, belgelere veya eşyalara el koyulması nedeniyle oluşacak zararları, zarara uğrayan kişilerin talep etmesi doğrultusunda, maddi ve manevi tazminat açabileceklerine yer verilmiştir. Yargıtay bir kararında yerel mahkemenin haksız aramaya bağlı maddi manevi tazminat davası talebini reddi kararını bozmuş ve burada davacı lehine Maddi-Manevi tazminat verilmesi yönünde karar vermiştir.

Haksız Arama Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Haksız Arama Suçunun ( TCK 120 ) zaman aşımı süresi TCK 66 hükümlerine göre belirlenir. Buna göre haksız arama suçunun 8 yıl içerisinde davası açılmazsa zaman aşımına uğrar ve bu sürenin geçmesinin ardından haksız arama suçu nedeniyle dava açılamayacaktır.

Haksız Arama Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haksız arama suçunda ( TCK 120 ) görevli ve yetkili mahkeme haksız arama fiilinin gerçekleştiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.   

Haberleşmenin Engellenmesi Suçu ve Cezası

Haberleşmenin Engellenmesi Suçu ve Cezası Anayasada koruma altına alınan haberleşme özgürlüğünü koruma altına almak maksadıyla Özgürlüğe Karşı İşlenen Suçlar arasında, TCK 124’te yer verilmiştir. Anayasamızın 22.maddesinde yer verilen haberleşme hürriyetine göre; ‘’Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.’’ Haberleşmenin engellenmesi suçunun konusu belirli kişiler arasındaki haberleşmedir. Haberleşmenin yapıldığı araç önemli değildir. Bu haberleşme örneğin mektupla veya telefonla yapılabilir. Haberleşmenin engellenmesi çeşitli suretlerle gerçekleşebilir. Örneğin posta kutusundaki mektupların yırtılması, bir kişiye gönderilen mektupların ilgilisine verilmeyip çöp kutusuna atılması, telefon hatlarına kesilmesi, oluşturulan manyetik alanla telefon görüşmelerinin engellenmesi söz konusu suçu oluşturmaya yeterlidir.

Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Kanundaki Yeri

Haberleşmenin engellenmesi anayasal bir hak olan haberleşme özgürlüğünü güvence altına alan ve özgürlüğe yönelik suçlar başlığı altında ele alınan suçlar arasındadır. TCK 124’te yer verilen Haberleşmenin Engellenmesi suçu kişilere yönelik olabileceği gibi kamu kurumu veya basına organlarına yönelik de olabilir.

Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Unsurları ve Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Oluşması

Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi şeklinde karşımıza çıkabilir. Gündelik hayatımızda bu durum pek çok şekilde karşımıza çıkabilir. Telefonla konuşulmasının engellenmesi için hatların kesilmesi veya sinyal kesici gibi uygulamalar, internetten haberleşmenin engellenmesi için iletişim araçlarına bu yönde saldırıda bulunmak, mektup vs. haberleşme araçlarının yok edilmesi buna örnektir. Haberleşmenin engellenmesinin hukuka aykırı olması gerekmektedir. Bu bakımdan örneğin cezaevinde cezası infaz edilen hükümlünün haberleşmesinde olduğu gibi haberleşme özgürlüğünün bir kamu görevinin gereği olarak sınırlama getirilmesi hallerinde haberleşmenin engellenmesi suçu fiil hukuka uygun olduğu için oluşmuş olmayacaktır.

Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi haberleşmenin engellenmesi suçunu işlemiş olur.

Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde haberleşmenin engellenmesi suçu oluşmuş olur. Örneğin bir gazete veya derginin dağıtımının ya da belli bir radyo veya televizyon yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi bu haberleşmenin engellenmesi suçunu oluşturur.  Bu suçun oluşabilmesi için yayının engellenmesinin hukuka aykırı olması gerektiği özellikle vurgulanmıştır. Örneğin bir basın ve yayın aracıyla suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla veya işlenmiş olan bir suç nedeniyle anayasa ve kanunda belirlenen koşullara ve ayrıca hukukun genel prensiplerine uygun olarak koruma veya güvenlik tedbirinin uygulanması suretiyle yayının engellenmesi halinde haberleşmenin engellenmesi suçu oluşmayacaktır.

Haberleşmenin engellenmesi suçu tespit edilmesiyle birlikte kamu davasına dönüşür. Buradan anlamamız gereken şey haberleşmenin engellenmesi suçu için soruşturma açılmasının ardından şikayetçi olmak veya olmamak önemli değildir. Haberleşmenin engellenmesi suçu şikayete bağlı bir suç değildir.

Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Cezası

Haberleşmenin engellenmesi suçu TCK 124’te belirtilmiş ve cezaları bu maddede belirlenmiştir. TCK 124’e göre bu suç kişiler arasında olması, kamu kurumlarına yönelik olması, medyaya veya basına yönelik olması bakımından verilecek cezalar bakımından farklılık gösterecektir.

Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi halinde, 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezasına çarptırılır. Örnek: posta kutusuna gelen mektupların kasten yani bilerek ve istenerek yok edilmesi.

Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde, bu suçu işleyen kimseye 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Televizyon programlarının yapılmasını engelleme, gazete-dergi dağıtımının engellenmesi haberleşmenin engellenmesi suçuna örnektir.

Haberleşmenin engellenmesi suçunda kişiler arasında olan suç dışında diğer suç hallerinde yani kamu kurumları arasında haberleşmenin engellenmesi suçu ve basın ve yayın organlarının engellenmesi ile oluşan haberleşmenin engellenmesi suçu adli para cezasına dönüştürülebilir.

Haberleşmenin engellenmesi suçunda hakim Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı da verebilir.Haberleşmenin engellenmesi suçu nedeniyle verilen cezanın ertelenmesi kararı da mümkündür.

Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Haberleşmenin engellenmesi suçu da TCK 66 hükümlerine göre belirlenmiştir. Buna göre haberleşmenin engellenmesi suçunun gerçekleşmesiyle birlikte 8 yıl içerisinde dava açılmış olmalıdır. Aksi halde zaman aşımı süresi nedeniyle dava açılamayacaktır.

Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haberleşmenin engellenmesi suçunda görevli ve yetkili mahkeme, suçun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir

Nefret Ayrımcılık Suçu ve Cezası

Nefret Ayrımcılık Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanununda, Özgürlüğe karşı işlenen suçlar arasında sayılmış ve TCK 122.maddede yer verilmiştir. Nefret, kelime anlamı olarak bir kimsenin kötülüğünü düşünmek ve bir kimsenin kötülüğünü istemek anlamına gelir. Ayrımcılık ise dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel tercihler, cinsiyet kimliği, yaş, engelli olmak, görüş farklılığı ve diğer nedenlerden ötürü bir kişiye veya gruba karşı keyfi olarak eşit davranmamak, haklarından faydalanmalarına engel olmak, ya da onları mağdur etmek anlamına gelmektedir.

Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Kanundaki Yeri

Nefret ve ayrımcılık suçu (TCK 122), Anayasamızda ve Uluslararası Antlaşmalarla bağlı olduğumuz insan haklarının en temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesi, insanların eşit doğması, toplum içinde eşitlik ilkelerine dayanmaktadır. Bu nedenledir ki nefret ve ayrımcılık suçu Türk Ceza Kanununda özgürlüğe karşı işlenen suçlar başlığı altında TCK 122’de yer almıştır. Nefret ve Ayrımcılık suçu pek çok kere değişime uğrayarak en son bugünkü şeklini almıştır.

Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Oluşması / Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Unsurları

TCK 122’de yer verilen bu suça göre bu suçun oluşabilmesi için dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle suçun işlenmesi gerekir. Nefret ve ayrımcılık suçu ancak doğrudan kastla ve nefret saikiyle işlenebilen bir suç tipidir. Nefret ve ayrımcılık suçunun oluşması için TCK 122:

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse de nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin bir kişinin işe alınmasını engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur ve TCK 122 hükümlerine göre cezalandırılacaktır.

Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Cezası

Nefret ve ayrımcılık suçunun cezası TCK 122’de belirlenmiştir. Buna göre;

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle işlenen:

  1. a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.
  2. b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.
  3. c) Bir kişinin işe alınmasını engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.
  4. d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse nefret ve ayrımcılık suçu işlemiş olur.

Burada saydığımız hallere bağlı olarak nefret ve ayrımcılık suçu işlenmesi halinde TCK 122 gereği kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.

Nefret ve Ayrımcılık Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Nefret ve ayrımcılık suçunda (TCK 122) zaman aşımı süresi TCK 66’da belirtilen hüküm çerçevesinde belirlenir. Buna göre nefret ve ayrımcılık suçunun gerçekleşmesinin ardından 8 yıllık süreçte dava açılmaması durumunda zaman aşımına uğramış olacaktır.

Nefret ve Ayrımcılık Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nefret ve ayrımcılık suçunda (TCK 122) görevli ve yetkili mahkeme nefret ve ayrımcılık suçunun oluştuğu yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Cezası 

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Cezası Kanunumuzda iş ve çalışma hürriyetinin ihlali olarak belirtilen hepimizin çalışma hakkının engellenmesi olarak bildiğimiz bu suç tipine Türk Ceza Kanununda 117.maddede yer verilmiştir. Anayasamızda herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğüne sahip olduğu açıklamıştır. Bu suç tanımı ile söz konusu çalışma hakkı olarak bilinen temel hürriyet güvence altına TCK 117 ile alınmıştır.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Kanundaki Yeri

Anayasamızda çalışma hakkı temel haklar arasında yer almıştır. Buna bağlı olarak Türk Ceza Kanunu da ‘’Özgürlüğe Karşı Suçlar’’ başlığı altında İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali suçuna yer vermiştir. İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu TCK 117’de yer alır ayrıca bu suç tipinin nitelikli halleri TCK 119’da karşımıza çıkar.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Oluşması

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu diğer adıyla çalışma hakkının engellenmesi suçu TCK 117’de belirtilen hallerde karşımıza çıkmasıyla suç teşkil etmiş olur. Buna göre;

Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde kişiye çalışma hakkının engellenmesi hükümlerine göre ceza verilecektir.  Tekrar belirtelim ki iş ve çalışma hürriyetinin ihlali halinde yani diğer bir deyişle çalışma hakkının engellenmesi suçu işlenmesi halinde soruşturma ve kovuşturma açılması için şikayete ihtiyaç duyulur.

Kişinin çaresizliği, kimsesizliği veya işine duyduğu bağlılık sömürülmek suretiyle ücretsiz çalışmasına yol açıyorsa ya da sağladığı hizmet ile aldığı ücret arasında açık bir orantısızlık varsa bu insan onuruna yakışmayan çalışma ve barınma koşullarına neden olan kimse çalışma hakkının engellenmesi suçu yani kanundaki adıyla iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu işlemiş olacaktır. Bu şartlar altında çalışan kişilerin rızası olsa dahi kanunumuz bu insan onuruna aykırı davranışı engellemek adına iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu altında bu durumları himayesi altına almış, yaptırıma bağlamıştır.

Kişinin çaresizliğini, kimsesizliğini veya işine duyduğu sadakatin sömürülerek ücretsiz çalıştırıldığı veya işi ile aldığı ücret arasında açık farklılık olan hallerde bu kişilerin belirttiğimiz durumlara düşmesine sebep olan kişilere, tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişilere de aynı ceza verilecektir.

Son olarak TCK 117. Maddesinin son fıkrasında çalışma hakkının engellenmesi suçunun başka bir haline daha yer vermiştir. Buna göre cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya önceden  kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye de iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu işlemiş olduğu kabul edilir ve ilgili hükümlere göre ceza verilecektir.

İş ve Çalışma Hürriyetinin Engellenmesi Suçunun Nitelikli Halleri

İş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçunun nitelikli halleri TCK 119’da belirtilmiştir. Buna göre;

  • Çalışma hakkının engellenmesi suçunun fiili silahla işlenirse,
  • Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle kişinin çalışma hakkını engellemesi halinde,
  • Çalışma hakkının engellenmesi suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde,
  • Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak çalışma hakkının engellenmesi suçunun işlenmesi halinde
  • Çalışma hakkının engellenmesi suçunun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçunun nitelikli hali oluşmuş olur.

Bunların dışında,Çalışma hakkının engellenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yani bu suçu işleyen kişi kasten yaralama suçunun ağırlaştırılmış sonuçları doğarsa hem kasten yaralama suçundan dolayı hem de iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçunun işlenmesinden dolayı ceza alacaktır.

İş ve Çalışma Hürriyetinin Engellenmesi Suçunun Cezası

İş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçunun diğer adıyla çalışma hakkının engellenmesi suçunun cezası Türk Ceza Kanunu 117.madde de yer verilmiştir. Bunun dışında TCK 119’da nitelikli hallere yer verilir. Buna göre,

  • Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden (çalışma hakkının engellenmesi suçunu işleyen) kişiye, mağdurun şikayeti halinde, 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
  • Kişinin çaresizliğini, kimsesizliğini ve sadakatinin sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde oransız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye ya da kişiyi bu durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya 100 günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.
  • Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya daha önce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, işin sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.

Çalışma hakkının engellenmesi suçu

Silahla, kişinin kendisini tanınmayacak duruma sokarak ya da gizli mektup ile, suç örgütlerinin korkutucu etkisinden yararlanılarak, birden fazla kişiyle, kamu görevinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi halinde nitelikli hal işlenmiş olur. Bu saydığımız nitelikli hallerden birinin dahi olması halinde iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçunda verilecek olan ceza bir kat artırılır.

Bu nitelikli haller dışında kişinin işlediği suçun yanında kasten yaralamanın ağırlaştırılırmış durumlarının oluşması halinde de çalışma hakkının engellenmesi suçunun cezasının yanında bir de kasten yaralamaya bağlı suçun cezası verilecektir.

Çalışma hakkının engellenmesi suçunda hakim hükmedilen hapis cezası ile ilgili kararını Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı verebilir.Çalışma hakkının engellenmesi suçunda hapis cezasının ceza ertelemesi şartlarına göre ertelemesi de mümkündür.

İş ve Çalışma Hürriyetinin Engellenmesi Suçunda Zaman Aşımı Süresi

İş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi  suçunda zaman aşımı süresi TCK 66’da belirtilen hükme göre belirlenir. Buna göre çalışma hakkının engellenmesi suçunun zaman aşımı süresi 8 yıldır.  

İş ve Çalışma Hürriyetinin Engellenmesi Suçunun Görevli ve Yetkili Mahkeme

İş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçunda yani bilinen adıyla çalışma hakkının engellenmesi suçunda görevli ve yetkili mahkeme suçun işlendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Türk Ceza Kanunu madde 118’de yer verilmiştir. Buna göre iş hayatında kişilerin cebir veya tehdit yoluyla bir sendikaya üye olmasını veya olmamasını ya da yönetimsel faaliyetlerini engelleyen kişiler sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçları işlemiş olacaktır.                                                                                                           

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Kanundaki Yeri

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu Türk Ceza Kanununda Özgürlüğe Karşı Suçlar başlığı altında TCK 118’de yer verilmiştir.Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun oluşmasını Türk Ceza Kanunu seçimlik hareketlere yer verilmiştir. Buna göre;
  • Bir kimseye karşı cebir veya tehdit kullanılarak bir sendikaya üye olmaya veya bir sendikaya üye olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya sendikanın faaliyetlerine katılmamaya, sendikadan veya sendikadaki yönetim faaliyetlerinden ayrılmaya zorlanması hali TCK 118/I’de suç olarak belirtilmiştir. Bu suçun tamamlanmamış şekline göre cezaya hükmedilebilmesi için cebir veya tehdide maruz kalan kişinin sendikaya üye olması veya sendikaya üye olmaktan vazgeçmesi, sendikanın faaliyetlerine katılması veya sendikanın faaliyetlerine katılmaktan vazgeçilmesi ya da sendika yönetimindeki faaliyetlerinin engellenmesi durumuna bağlı olarak görevinden ayrılması gerekmemektedir. Bu amaçla kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması ile söz konusu suçu tamamlamış gibi cezalandırılması söz konusu olacaktır. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu bu bakımdan bir teşebbüs suçu niteliği taşımaktadır.
  • Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla başka bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi başka bir suç olarak tanımlanmıştır. Bir sendikanın faaliyetinin cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmiş olması halinde suç tamamlanmış olur.   

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Nitelikli Halleri

Nitelikli hal bakımından Sendikal Hakların Engellenmesi suçunun nitelikli hali birçok sitede TCK 119’a dayandırılmıştır. Ancak TCK 119’da sayılan suçlar arasında Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi suçu yer almamaktadır. Bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi ceza avukatlarından almanızı tavsiye etmekteyiz. Sitemizde yer alan iletişim bilgileriyle avukatlarımızla iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.  

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Cezası

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun cezası, Türk Ceza Kanununda 118.maddede belirlenmiştir buna göre; Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, 1  yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun cezası alt sınırdan verilirse şayet hapis cezası hakim takdirine göre adli para cezasına çevrilebilir. Bunun dışında hakim dava şartlarına göre hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı verebilecektir. Bunun dışında yine dava şartlarına göre sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda hakim ceza ertelenmesi kararı da verebilir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda zaman aşımı süresi TCK 66’da belirlenen hükümlere göre belirlenir. Buna göre sendikal hakların engellenmesi suçunun işlenmesinin ardından 8 yıl içerisinde dava açılmadıysa zaman aşımı süresi gerçekleşmiş olacaktır.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda görevli ve yetkili mahkeme, sendikal hakkın kullanılmasının engellendiği yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesidir.
Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.

Avukata Sor