Adam Kaçırma Ve Alıkoyma Suçu ve Cezası

Adam Kaçırma Ve Alıkoyma Suçu ve Cezası Türk Ceza kanunumuzda şartları ve cezası açıkça belirlenmiş bir suç türüdür.Bu suç türünü adam kaçırmanın ne olduğu konusunda tanımlama yaparak anlatalım.

Adam kaçırma nedir?

Adam kaçırma diye toplumumuzca bilinen suçu Türk Ceza Kanunumuz ‘’Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’’ olarak ele almıştır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak bir kişiyi hukuka aykırı yollarla, iradesi dışında, bir yere götürmek veya bir yerde bulundurmak suretiyle gerçekleşir. Yapılan bu eylem yapılma şekline göre, yapılan kişiye göre veya suçun işlenişindeki durumlarla nitelikli hal kazanır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yani toplumumuzda bilinen adıyla adam kaçırma ile ilgili TCK 109.maddesi şöyledir:

  • Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
  • Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
  • Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
  • Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Zorla Alıkoyma Nedir?

Zorla alıkoymak için mağdurun iradesi dışında gerçekleşen bir durum olması gerekir. Bunun illa bir şekilde kaçırma olması gerekmez. Burada kanun bir kişiyi bir yere götürmek veya bir yerde kalmak hürriyeti diye nitelendirmiştir. Hükümden anlaşıldığı üzere bir kişinin burada tutulması değil hürriyetinden yoksun bırakılması haline önem verilmiştir. Yani burada bir kimsenin iradesi dışında bir yerde tutulması veya bir yere gitmesine müsaade edilmemesi hali zorla alıkoymak durumuna girer.

Adam kaçırma ve alıkoyma Suçunun Unsurları:

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu fail bakımından herkes tarafından işlenebilecek bir suçtur. Bir özgü suç değildir. Şayet bu fiili bir kamu görevlisi işlerse bu bir nitelikli unsur olacaktır ve verilecek cezada artış olarak karşımıza çıkacaktır. Mağdur burada hürriyeti gasp edilen kişidir. Burada kanunla birlikte korunan hukuki değer bireylerin kendi istek ve iradeleri ile hareket edebilme özgürlüğü ve hakkıdır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun maddi unsuru bir kimseyi, Hukuka aykırı olarak, bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden, yoksun bırakmaktır. Bu şart gerçekleşmeden bu hükme dayanılamaz. Suçun kısa veya uzun sürmesi suçu yok saymaz. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu icrai veya ihmali şekilde gerçekleşebilmektedir. Bu suç serbest hareketli bir suçtur.

Aynı zamanda engelli bir kişinin değnek veya akülü sandalyesine el koymak da hareket serbestisini ortadan kaldıracağı için bu hareket de kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu olarak değerlendirilecektir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi amacıyla veya bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, failin ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, iştirak bakımından bir özellik taşımamaktadır. Suça iştirakin her şekli bu suçta mümkündür. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs mümkündür. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kesintisiz suçtur ve bu suçun tamamlanma ve bitme anı birbirinden farklıdır. Suçun tamamlanma anı, mağdurun bulunduğu yeri değiştirme olanağının ortadan kaldırılması iken bitme anı mağdurun yeniden özgürlüğüne kavuştuğu anıdır.

Suçun oluşumu için hürriyetten yoksunluğun kısa veya uzun olması önemli olmamakla birlikte belli bir zaman süresince devam etmesi gereklidir. Suçun tamamlanması mağdurun iradesine uygun olarak hareket edebilme özgürlüğünün kısıtlanması ile gerçekleşeceğinden bu ana kadar yapılan hareketler teşebbüse sebebiyet verecektir. Teşebbüs halinde TCK 35/2 şöyle demektedir: ‘’ Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.’’ Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda ana itibariyle bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü için teşebbüs durumunda burada verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilmesi söz konusu olacaktır.

Adam kaçırma ve alıkoyma suçunda hukuka uygunluk sebepleri

Hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen göz altına alma durumunda ya da haksız bir fiilden kurtulmak için yasal ve ölçülü bir savunma yapma durumunda bulunan kişinin saldırganın hürriyetini kısıtlaması fiili hukuka aykırılığı ortadan kalkar. İlgilinin rızası olan hallerde de suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte yasal temsilci olan annenin veya babanın velayet hakkı çerçevesinde koruma ve gözetim göz önüne alınarak çocuğuna yönelik olarak uyguladığı tedbirler de hukuka uygunluk kapsamında ele alınabilecektir. Ancak her durumda olduğu gibi burada da hakkın kötüye kullanılmaması şartı aranır.

Adam kaçırma ve alıkoyma Suçunun Nitelikli Halleri

Türk Ceza Kanununun 109.maddesinde sıralanan nitelikli halleri ele alacak olursak:
a-) Suçu işlemek için veya suçun işlendiği sırada cebir, tehdit veya hile kullanılması

Cebir, failin mağdura karşı bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için üzerinde maddi zor kullanmasıdır.  

Tehdit, bir kişinin canına veya malına yönelik bir zarar vereceğine dair yapılan harekettir.

Hile, birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzendir. Hileyi mağdur bilmesi yani bilerek yanılması halinde gerçekleşmiş kabul edilmez.

Yukarıda sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde TCK 109/2 … iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. demektedir.

b-)Suçun silahla işlenmesi 

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu herhangi bir silahla işlenmesi halinde bu bir ağırlaştırma sebebi olarak kabul edilir. Silah kavramı TCK madde 6/f de şöyle ele alınmıştır:
       Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler
Suçun silahla işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat arttırılır.

c-) Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu birden fazla kişi tarafından müşterek faillikle yani fiili birlikte işlemeleri halinde gerçekleşmesiyle birlikte verilecek ceza bir kat arttırılır.

d-)Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi halinde

Kişinin kamu personeli olması doğrudan bu hal ile sayılacağı nitelendirileceği anlamına gelmez. Kamu görevlisinin işini ve yetkisini bu amaçla kullanması gerekir. Böyle gerçekleştirilmesiyle birlikte kamu görevi nedeniyle nitelikli hal olmuş kabul edilir. Burada da verilecek cezanın bir kat arttırılmasına hükmedilecektir. Kamu görevlilerin günlük hayatta ve tatilde yapmış oldukları suçlar bu kapsamın içine alınmayacaktır.

e-) Suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi

Failin, fiili işlerken kamu görevlisi olması ve bu nedenle sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanması gerekir. Kamu görevlisinin kanunla belirlenen yetkileri kapsamında sağladığı nüfuz nedeniyle yapmış olması gerekir. Verilecek cezanın 1 kat arttırılması hükmolunur.

f-) Suçun üst soy, alt soy ve eşe karşı işlenmesi

Fail kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu anne-babasına (üst soyuna), eşine veya çocuklarına (alt soyuna) karşı işlemesi halinde suç nitelikli suç kapsamına girecek ve verilecek cezada bir kat arttırım meydana gelecektir.

g-) Suçun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi

Çocuk kavramı 18 yaşından küçük olanlar anlamına gelmektedir. Kanun burada 15 yaşını dolduran kişilerin değil 18 yaşından küçük olan her durumdaki kişileri koruma yoluna gitmiştir. Çocuktan başka ruh ve beden olarak kendini koruyamayacak kişileri de ele almıştır. Buradan anlayabileceğimiz gibi hastalar, engelliler, küçükler bu maddeden yararlanabilecektir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yukarıda belirtilen durumlara sahip kişilere yapılması durumunda verilecek ceza bir kat arttırılacaktır.
Yargıtay kararları ışığında çocuğun durumuna bakılacak olursa 15 yaşından küçük çocukların rızasının hiçbir türlü önem taşımadığı görülmektedir ve burada 15 yaşından küçüklerin hürriyetlerinden yoksun kalma fiillerinden dolayı maruz kaldıkları durumlarda TCK 109’a dayanıldığı görülmektedir. 15 yaşından büyük olan muhakeme yetenekleri gelişmiş çocukların ise rızalarının dikkate alındığı ve burada meydan gelen durumlarda kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna yani TCK 109’a değil Çocuğun kaçırılması ve alıkoyulması (TCK 234) hükümlerine dayanılmaktadır. Bu hükümde: ‘’ Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısımının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ demektedir.

h-) Suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması

Kişi yani mağdur kişiyi hürriyetinden mahrum bırakma suçuna maruz kalmış ve bu durumda ciddi şekilde kendisini etkileyen ekonomik bir kayıp yaşadıysa failin yapmış olduğu fiil burada da nitelikli unsur olarak değerlendirilecek ve ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolacaktır.

i-) Suçun cinsel amaçla işlenmesi

Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Burada cinsel amaçla işlenmesindeki kasıt failin fiili işlerken cinsel arzularını tatmin gayesiyle hareket etmesidir.

Ek olarak: Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Adam kaçırma ve alıkoyma Suçunun etkin pişmanlık hali

Etkin pişmanlık yukarıdaki tanımlanan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken hususlar mağdura bir zarar verilmemesi ve kendiliğinden hiçbir baskı olmadan mağduru güvenli bir yere bırakmak olacaktır. Güvenli yer kişinin gündelik hayatına dönmekte zorlanmayacağı yerdir.

Adam kaçırma ve alıkoyma Suçunun para cezasına çevrilmesi

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda kişiye verilen cezanın bir yıl veya bunun altında bir süre olması halinde TCK 50 gereğince adli para cezasına hükmolunabilir. Bu suç için alt sınır baz alındığı takdirde adli para cezasına hükmolunabilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda yetkili ve görevli mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda yetkili ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda zaman aşımı

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda dava zaman aşımı süresi 8 senedir..Zaman aşımını kesen nedenlerin gerçekleşmesi halinde en fazla 12 yıl olabilir. Nitelikli hal bulunması halinde ise 15 yıl, zaman aşımı kesen nedenlerde ise en fazla 22 yıl 6 ay olabilir. Suçun işlendiği sırada fail, oniki yaşını doldurmuş olup da henüz onbeş yaşını doldurmamış ise bu sürelerin yarısı, onbeş yaşını doldurmuş olup da henüz onsekiz yaşını doldurmamış ise bu sürelerin üçte ikisinin geçmesi zaman aşımının dolması için yeterli sayılacaktır.

Tefecilik Suçu ve Cezası Nedir?

Tefecilik Suçu ve Cezası Nedir? konusu Türk Ceza kanununda sınırları belirlenmiş ve cezai sorumlulukları belirtilmiş bir suç türüdür.Öncelikte Tefecilik suçunu tanımlamakta fayda vardır.

Tefecilik Nedir?

Tefecilik, kelime anlamı olarak faizciliktik, murabahacılıktır. Türk Ceza Kanunun 241-242.maddelerde düzenlenmiştir. Kanunda Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar arasında gösterilen tefecilik için TCK 241: ‘’Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.’’ demektedir. ikrazatçı ise devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne adı ne olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendisine faaliyet izni verilen gerçek kişidir. Tüzel kişilerin ikrazatçı olması söz konusu değildir.

Tefecilik Suçu Nasıl Oluşur?

Tefecilik suçu oluşabilmesi için dört adet şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar de suçun oluşumu için aranması gereken unsurlar;

1) Kazanç elde etmek için,
2) Belli bir vadeye bağlı olarak
3) Fahiş oranda bir faizle
4) Sistematik şekilde borç vermekten ibarettir.  

Tefecilik Suçunun Unsurları Nelerdir?

Tefecilik suçu fail bakımından herkes tarafından işlenebilecek suçlar arasındadır. Tefecilik suçunun fiili başkasına ödünç para vermek olarak nitelendirilmiş olsa da bu dar anlamda değil geniş anlamda yorumlanmalı sadece paraların değil diğer ekonomik değer taşıyan eşyalarında tefecilik suçu konusunu oluşturabilecektir. Netice itibariyle de verilen ekonomik değer taşıyan şeyin türü veya veriliş şekli önem arz etmemektedir. Önemli olan bu paranın ödünç alanın mal varlığı altına girmesidir. Tefecilik suçu için bir netice gerçekleşmesi aranmaz. Manevi unsur bakımından tefecilik yalnızca kasten işlenmesi gereken bir suçtur. Yani fail kazanç elde etme arzusunda olmalı ve bu fiillerinin mahiyetini biliyor ve isteyerek yapıyor olmalıdır. Ayrıca tefecilik suçunda ilgilinin rızası dışında hukuka uygunluk unsuru bulunmamaktadır. Tefecilik suçu iştirak açısından herhangi bir özellik göstermediğinden, iştirakin her hali mümkündür. İçtimai olarak  Yargıtay, tefecilik suçunu zincirleme şekilde işlenebileceğini benimsemekte ve ayrıca farklı mağdurlara yönelik tefecilik eylemini de bu kapsamda değerlendirmektedir.

Tefecilik Suçunda İspat

Tefecilik gündelik hayatta karşımıza çoğunlukla ‘’para satışı’’ veya ‘’çek-senet kırdırmak’’ şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Burada tehdit suçunun ispatı için önemli olan husus yapılan bu para ödüncünün kazanç elde etmek için fahiş bir oranla verildiğini göstermektir. İspat yapılması için karşı tarafın tefecilik işlemini sürekli olarak yapmasına gerek yoktur. Bir defa yapması halinde dahi yeni kanun gereği bu tefecilik olarak adlandırılacaktır. Çek-senet, bono gibi kıymetli evraklarda yapılacak olan ispat ise vergi daireleri tarafından yapılabilecek inceleme ile karşımıza çıkabilecektir.

Tefecilik Suçunun Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Tefecilik suçunda verilebilecek cezalar bakımından hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Buna göre suçun işlenişi bakımından nitelikli unsurlar yer almıyorsa (örneğin suçun birden fazla kere işlenmesi) ve yine suçun işlenişi gereği hakim TCK 241’e dayanarak suçu adli para cezasına çevirebilir. İlgili hüküm:
Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kıymetli Evrak ile Kambiyo Senetleriyle Tefecilik

‘Tefecilik’ suçunun, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermekle oluşur. Bu anlamda suçun oluşumu için tefecilik eyleminin meslek haline getirilmesinin gerekmediği gibi anılan hükmün gerekçesinde de belirtildiği üzere atılı suç ‘senet kırdırma’ denen usulle de işlenebilecektir. Yani bu durumda kambiyo senedinin el değiştirmesinin kişiler arasındaki doğmuş olan bir alacak borç ilişkisine dayanmayıp bizatihi kambiyo senedinin kendisinin satılıp satın alındığı gözetildiğinde de tefecilik işlemi oluşabilecektir.

Kredi Kartı ile Tefecilik

Tefecilik suçu kredi kartı kullanmak suretiyle de işlenebilir. Gerçek bir satış yapılmasa da satışı yapılmamış olan malın değeri kadar para kredi kartı ile ödenmiş gibi gösterilmektedir.  Fail , kredi kartı sahibi parayı alacak kişiye mal bedeli olarak çekilen paranın çok daha aşağısında bir parayı nakit olarak vermektedir. Yargıtay da yapılan bu işlemi tefecilik olarak kabul etmektedir.

Tefeci Nasıl Şikayet Edilir?

Tefecilik suçunda herkes, fahiş miktarda faiz ile ödünç para verdiği belirlenen kişiyi ihbar veya şikayet edilebilir.

Tefecilik Suçundan Beraat

Tefecilik suçundan beraat için tefeciliğin unsurlarının gerçekleşmemesi gerekmektedir. Tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek maksadıyla fahiş bir faiz oranı belirlenerek kişiye ödünç para verilmesi gerekmektedir. Burada fail kendisinin fahiş bir oran belirlemediğini durumun şartlarına dayanarak göstermesi halinde veya iddiada bulunan kişi ya da kişilerin dayanak-gerekçelerinin yetersiz olması halinde mahkeme burada beraat kararına hükmedecektir.

Tefecilik Suçunun Cezası Nedir?

Tefecilik suçunun cezası TCK 241 ve TCK 242’ ye göre belirlenmiştir. Buna göre TCK 241 ‘’Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Tefecilik suçunda fail olan tarafın tüzel kişi olması durumunda ise TCK 242 uygulanır. TCK 242: ‘’Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.’’ der.

Tefecilik suçunun işlenmesi suretiyle tüzel kişiler yararına haksız menfaat sağlanması halinde tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri ise, TCK m.60’da belirtildiği üzere iznin iptali ve müsaderedir.
Yakın akrabaya karşı tefecilik : Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına baktığımızda, yakın akrabalık ve iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında önemli bir miktardaki paranın karşılıksız olarak alınıp verileceği günümüz ekonomik koşulları gözetilerek kabul görmemektedir.

Tefecilik Suçunda Zaman Aşımı Süresi

Tefecilik suçunda zaman aşımı süresi 8 yıldır. Tefecilik fiilinin gerçekleşmesinden itibaren 8 yıl içerisinde bu fiil için dava açılabilmektedir.

Tefecilik Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tefecilik suçunda görevli ve yetkili mahkeme suçun işlendiği yer asliye ceza mahkemesidir.

ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI SUÇU VE CEZASI

çocuğun cinsel istismarı suçu ve cezası incelenmeden önce hangi davranışların cinsel istismar olarak nitelendirileceğini, cinsel istismar tabirinden ne anlamamız gerektiğini bilmemiz gerekmektedir. TCK’ya göre cinsel istismar ifadesinden anlaşılması gereken:

  • On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
  • Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlardır.

Basit Cinsel İstismar Suçu ne demektir?

Basit cinsel istismar suçundan anlaşılması gereken; Cinselliğe yönelik davranışlarla mağdur çocuğun vücut dokunulmazlığının,

cinsel ilişkiye, organ ve cisim sokmaya varmayan derecede ihlal edilmesidir. Bu şekilde basit cinsel istismar suçu oluşmuş olur.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunun Cezası nedir?

Cinsel istismar suçunun cezası TCK’da belirtildiği üzere aşağıdaki gibidir:

  • Çocuğu cinsel istismar eden kişi, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, cinsel  istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.
  • Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Yani cinsel istismar suçunun sarkıntılık boyutunda kalan hallerinde şikayet etmek gerekmektedir. Savcı burada doğrudan cinsel istismar suçuna yönelik iddianame oluşturmayacaktır.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunun Nitelikli Halleri ve Cezaları nedir?

  • Cinsel istismar suçunun bazı halleri de vardır ki bu hallerde hükmedilecek ceza oranı artar. Bu nitelikli haller aşağıda belirtildiği gibidir.Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere şayet (mağdur on iki yaşını tamamlamamış ise on sekiz yıldan az olmamak üzere) hapis cezasına hükmolunur.
  • Cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte yapılması,
  • Cinsel istismarın, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle yapılması,
  • Cinsel istismarıni üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından yapılması,
  • Cinsel istismarın, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
  • Cinsel istismarın kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Çocuğa cinsel istismar on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı cebir veya tehditle işlenmesi, Diğer çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

 

  • Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

 

  • Cinsel istismar suçu sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Adli Para Cezasına Çevrilebilir Mi?

Bir hapis cezasının paraya çevrilmesi hususunda kısa süreli hapis cezası (kanunda belirtildiği üzere 1 yıl ve aşağı süreli hapis cezalarıdır.), suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilebilmektedir. Adi taksirle işlenen suçlarda ceza miktarına bakılmaksızın cezaların adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Nitekim bilinçli taksirle işlenen suçlarda, tıpkı kasten işlenen suçlar gibi fail hakkında hükmolunacak ceza 1 yıl ve/veya daha az ise mahkemece adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Cinsel istismar suçunda hükmedilecek cezalar 1 yıldan uzun süreli cezalar olduğundan dolayı bu suçtan hüküm giyildiğinde adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmamaktadır.

Çocuğa Cinsel İstismar Suçunun Sarkıntılık Boyutunda Kalması

Yargıtayımız sarkıntılığı, belirli bir kimseye karşı işlenen, o şahsın edep ve iffetine dokunan, ani ve hareketler yönünden kesiklik gösteren, şehvet kastıyla işlenen edepsizce davranışlar olarak nitelendirmiştir. Çocuğa cinsel istismar suçunun sarkıntılık boyutunda kalması işlemi için sarkıntılık şartlarından biri mağdurun yani çocuğun vücuduna bir temas içeren hareket olması gerekmektedir. Bunun dışında cinsel istismar suçunun sarkıntılık boyutunda kalması işleminde fiilin ani bir hareketle yapılmış olması gerekmektedir.
Cinsel istismar suçunda sarkıntılığın herhangi bir araçla gerçekleştirilmesi de mümkündür.Örneğin çocuğun (mağdurun) vücuduna şemsiyeyle veya başka bir maddeyle temas edilmesi de çocuğa yönelik cinsel istismar suçunun sarkıntılık boyutunu oluşturacaktır.
Cinsel istismar suçunda değinilmesi gereken başka bir hususta temas olmayan hallerdir. Failin, mağdura yani çocuğa cinsel organını göstermesi, cinsel içerikli şeyler söyleyip, izletmesi cinsel istismar suçunu değil cinsel taciz suçunu oluşturacaktır.

Failin, çocuğu zorlayarak, kendisine temas sağlaması halinde de çocuğa yönelik cinsel istismarın sarkıntılık boyutu oluşacaktır. Örneğin failin çocuğa kendisini zorla öptürmesi halinde de cinsel istismar suçunun sarkıntılık boyutunda kalması suçunu oluşturur.

Failin teması çocuğun vücuduna yapması gerekmez, kıyafetlerine veya protez bacağına dahi yapmış olsa cinsel istismar suçu çerçevesine girmektedir.

Failin, mağdura temas etmeksizin menilerini mağdura boşaltması halinde cinsel istismar suçu oluşacaktır. Örneğin otobüs seyahati sırasında mağdurun uyumasından faydalanarak menilerini mağdurun kıyafetine atması halinde cinsel istismarın sarkıntılık suçu halinden ceza alacaktır.

Cinsel istismar suçunun sarkıntılık boyutunda kalma hallerine birkaç örnek verecek olursak;
-Failin, mağdurun cinsel organını sıkması,

-Failin, mağduru çekerek yanağından öpmesi,

-Failin, mağduru takip ederek arkasından beline sarılması,

-Failin, mağduru kendisine çekerken düşürmesi daha sonra mağdur yerdeyken ağzını kapatması,

-Fail, mağdurun cinsel organını kalabalıktan yararlanarak okşaması

Çocuğun Cinsel İstismarında Çocuğun Yaşı

Cinsel istismar suçunun kapsamı çocuğun yaşına göre değişim göstermektedir. Cinsel istismar suçunda kanun çocuğun 15 yaşından büyük olması ile 15 yaşından küçük olması arasında ayrım yapmaktadır.

Cinsel İstismar Suçunda Çocuğun 15 yaşından küçük olması

Cinsel istismar suçunda çocuğun 15 yaş sınırı konulması yapılan fiili çocuğun kavrayabilecek veya kavrayamayacak durumda olmasıdır. 8 yaşında bir çocuğa soyunmak veya öpmek oyun gibi gelebileceği için yani çocuk yaptıklarının farkında olamayacak durumda olduğu için kanun 15 yaşından küçükleri şartsız şekilde koruma altına gitmiştir. Kanun; cinsel istismar deyiminden; 15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış olarak ele almıştır. Ayrıca 12 yaşını tamamlamamış çocuklara yönelik yapılan cinsel istismar suçunu da nitelikli hal olarak saymış ve ‘’Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan az olamaz’’ hükmünü getirmiştir.

Cinsel İstismar Suçunda Çocuğun 15 Yaşından Büyük Olması:

Kanun 15-18 yaş aralığındaki çocuklara yönelik hareketin cinsel istismar suçu sayılması için birtakım şartlar getirmiştir. Kanun burada 15 yaşını tamamlamış ve yapılan fiilin, yani cinsel istismarın nedenini anlayabilecek durumda olmayan çocuklara karşı cinsel istismar suçunun işlenebileceğini söylemiştir. Çocuk burada cinsel istismar suçunu kavrayabilecek durumda değilse veya tehdit, cebir, hile gibi baskı altında fiili gerçekleştiriyorsa cinsel istismar suçu gerçekleşir.

Çocuğa Cinsel İstismarın İspatı

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ispat önem taşımaktadır. Bu tip suçlarda mağdur ağır psikolojik travmalar geçirebilmekte kimi zaman bu sebeplerle olaydan kimseye bahsedememekte ispata ve şikayete yönelik bir girişimde bulunamamaktadır. Bu durumun ispatı olumsuz etkilemesi muhtemeldir. Çocuğa yönelik cinsel istismar suçunda ispat için şu durumlardan yararlanılmaktadır:

  • Cinsel dokunulmazlığın ihlaline yönelik suçlarda ispat açısından mağdurun beyanı önem taşımaktadır. Yani cinsel istismarın ispatı için öncelikli olarak mağdur olan taraf yaşananları ilgili kamu görevlilerine bildirmelidir.
  • Cinsel istismar suçu için yalnızca mağdurun ifadeleri yeterli olmamakta suçun işlendiğine dair deliller de aranmaktadır. Cinsel dokunulmazlığını ihlal eden bir suça maruz kalan bireyler zaman kaybetmeden en yakın sağlık kurumuna giderek yaşamış oldukları olayın raporlanmasını sağlamalıdırlar. Bu çocuğun cinsel istismara uğradığı durumlarda çok büyük önem taşır. Böy
  • Söz konusu suç cinsel istismar suçuysa çocuğun velisi bu işlemlerin yapılmasında yardımcı olmalı ve psikolojisi olumsuz etkilenen çocuğu rehabilite etmeye yönelik davranışlar sergilemelidir. Olay üzerine bir sağlık kurumuna gidilmesi neticesinde kişi üzerinde yapılacak inceleme sonucunda saldırıya uğrayıp uğramadığı belirlenerek sağlık kurumu bir rapor hazırlayacak olup suçun ispatını sağlayacak olan bu rapor mağdurlar açısından büyük önem arz etmektedir. Cinsel istismar suçu sonrası çocuğun zihinsel ve psikolojik gelişimi için uzmanlardan yardım alınması, cinsel istismara uğrayan çocuk adına büyük önem arz etmektedir böyle bir şeyle karşılaşılması halinde uzmanlardan yardım alınması gerekmektedir.
  • Ayrıca cinsel istismar suçunda varsa tanıkların da ifadesi cinsel istismar suçunun ispatını kolaylaştırmaktadır.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Şikayetten Vazgeçme

Çocuğun basit ve nitelikli cinsel istismarı suçu şikayete bağlı bir suç değildir; yani mağdur ve ailesi şikayetçi olmasa da suçu bir şekilde öğrenen savcılık, kendiliğinden soruşturma açar ve yargılama sırasında mağdur ve ailesi şikayetten vazgeçse bile davanın düşmesi söz konusu olmaz. Mağdur taraf şikayetten vazgeçse bile bu, suçlunun hüküm giymesine engel olmayacaktır.

Cinsel istismar bağlamında, kanunda şikayet unsuruna değinilen nokta: “Cinsel istismar suçu sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.” hususudur. Suçun bu noktası şikayete tabidir.   

 

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Nereye Müracaat Edilir?

Bir çocuğun cinsel istismara uğraması durumunda yapılması gerekenler zaman kaybedilmeden ve deliller etkisiz hale gelmeden yapılmalıdır. Hukuken işlenmiş yahut işlenmekte olan bir cinsel istismar vakasından haberdar olduktan sonra en yakın Polis Merkezine veya Cumhuriyet Savcılığına bildirimde bulunulması gerekir. Özellikle çocuğun vücuduna organ sokmak suretiyle istismar edilmesi halinde ilk 24 saat çok önemlidir. Bu süre geçtikten sonra ve zaman geçtikçe, genital bulguların birçoğu kaybolacağından vakit kaybedilmemelidir. Ardından çocuğun, Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) kendi rızasını da alarak muayenesinin yapılması gereklidir. Bir cinsel istismar olayıyla karşı karşıya kalmışsanız ve buna yönelik haklarınızı öğrenmek istiyorsanız yahut cinsel istismar suçuyla suçlanıyorsanız bu hususta hukuki sürecin nasıl işleyeceği ve haklarınızın neler olduğu hakkında bilgi almak için Farah Hukuk avukatlarıyla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Zamanaşımı Süresi

Cinsel istismar suçu kural olarak şikayete bağlı bir suç olmadığından kamu davası şeklinde görülmektedir. TCK’da ise kamu davalarında zamanaşımı aşağıdaki gibi belirtilmiştir:

Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
  • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
  • Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
  • Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
  • Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu kapsamdaki suçlarda  görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir.

Suçun 10 yıldan fazla hapis cezası gerektiren hallerinde ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.

Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Şartları ve Cezası

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Şartları ve Cezasını dolandırıcılıktan ayrı değerlendirmekte fayda var.suçun tanımı ve cezası farklılıklar içermektedir.Bu yönden Türk ceza kanunu ayrım getirmiştir.

Dolandırıcılık Suçu Nedir?

Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlar yoluyla bir kimseyi aldatarak, o kimsenin veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak olarak tanımlanabilmektedir.

Dolandırıcılık suçunun cezası, kanunda belirtildiği üzere bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşvbin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiştir.

Nitelikli Dolandırıcılık Nedir?

Dolandırıcılık suçu, bazı hallerde nitelikli dolandırıcılık halini almakta ve cezası da artış göstermektedir.

Dolandırıcılık suçunun;

  1. a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  2. b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  3. c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  4. d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  5. e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  6. f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  7. g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  8. h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  9. i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  10. j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k)Sigorta bedelini almak maksadıyla,

  1. l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi nitelikli hallerini oluşturmakta olup cezasında artış meydana gelmektedir.

Dolandırıcılık Suçunun Şartları Nelerdir?

Dolandırıcılık suçunun oluşması için, suçun şartlarının meydana gelmesi gerekmektedir. Maddi ve manevi unsurları oluşmuş bir suç hüküm doğurmaktadır. Bu şartları ise şöyle sıralamak mümkündür:

  • Suçun faili yani suça konu fiili gerçekleştiren tarafından hileli davranışlar gerçekleştirilmelidir.
  • Suçun faili tarafından gerçekleştirilen bu hareketler, normal bir insanın algılama yeteneği değerlendirildiğinde hile teşkil edecek nitelikte olmalıdır.
  • Suçun manevi unsuru, zarar verme kastıdır. Eylemin mağdur kişinin zararına yönelik yapılması gerekmektedir
  • Fail  suça konu olan hileli davranışlarını kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadı ile gerçekleştirmelidir. Yarar sağlamak maksadı gerekli ve yeterlidir. Şayet sağlayamamış olsa dahi bu halde şart vuku bulur ve suç gerçekleşir.

Dolandırıcılık Suçunun Cezası Nedir?

Dolandırıcılık suçunun cezası, kanunda belirtildiği üzere bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiştir.

Dolandırıcılık suçunun yukarıda belirtmiş olduğumuz nitelikli haller ile işlenmesi halinde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Ancak nitelikli dolandırıcılık suçunun aşağıdaki hallerde işlenmesi halinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamamaktadır.

  • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,  
  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  • Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  • Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  • Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi.

Bir dolandırıcılık olayının meydana gelmesi halinde nitelikli dolandırıcılığa girip girmeyeceği yahut cezasının ne kadar olacağına ilişkin bilgi almak için Farah Hukuk avukatlarımızla iletişime geçebilirsiniz.

Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, kişinin suçunu tamamlamış olmasının ardından henüz kovuşturma başlamamak koşuluyla, bizatihi pişmanlık duyması ve mağdurun uğradığı zararı geri verme yahut tazmin yolları ile tamamen gidermesi durumunda söz konusu olmaktadır. Bu halde ceza üçte ikisi oranında indirilir. Şayet etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilmiş ise indirim yarı oranında olacaktır. Etkin pişmanlık durumunda ceza indirimine gidilebilecek suçlar kanunen belirlenmiş olup dolandırıcılık suçu da bunar arasında yer aldığından etkin pişmanlık dolayısıyla dolandırıcılık suçundan alınacak cezalarda indirim söz konusu olabilmektedir.

Dolandırıcılık Suçu Cezasında İndirim

Etkin pişmanlık için gereken şartların mevcudiyeti halinde dolandırıcılık suçunun cezasında uygulanacak indirim yukarıda belirtildiği üzere, henüz kovuşturma başlamamak koşuluyla üçte ikisi oranında, şayet etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilmiş ise indirim yarı oranında olacaktır.

Dolandırıcılık Suçu Cezası Paraya Çevrilebilir Mi?

Kısa süreli hapis cezası (kanunda belirtildiği üzere 1 yıl ve aşağı süreli hapis cezalarıdır.), suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilebilmektedir. Dolandırıcılık suçunda 1 yıl ve aşağı süreli hapis cezasına hükmedilmiş ise gerekli diğer şartların da mevcudiyeti halinde para çezasına çevrilmesi mümkün olmaktadır.

Detaylı bilgi için Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Paraya Çevrilmesi konulu makalemizi inceleyebilirsiniz.

Bilişim Sistemiyle Dolandırıcılık Suçu

Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde, bu, suçun nitelikli halini oluşturduğundan ve nitelikli hallerin cezasında belirtmiş olduğumuz özel hallere girdiğinden fail hakkında hükmolunacak hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacaktır.

Telefonla Dolandırıcılık Suçu

Telefonla dolandırıcılık suçu da bilişim sistemlerinin kullanılması yoluyla işlenen dolandırıcılık suçları kapsamına gireceğinden suçun nitelikli halini oluşturmakta olup cezası yukarıda belirtildiği gibidir. Bilişim sistemlerinin kullanılması yoluyla işlenen dolandırıcılık suçları, Dolandırıcılık Suçunun Cezası Nedir? başlığında belirtmiş olduğumuz üzere nitelikli hallerin de ceza bakımından farklı uygulamaya tabi özel hallerine girmektedir.

Bahis Siteleri Yoluyla Dolandırıcılık Suçu

Bahis siteleri yoluyla dolandırıcılık da  internet aracılığıyla yapılmakta olup bilişim sistemlerinin kullanılması yoluyla gerçekleştiğinden cezası yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere suçun nitelikli halini oluşturduğundan ve nitelikli hallerin cezasında belirtmiş olduğumuz özel hallere girdiğinden fail hakkında hükmolunacak hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacaktır.

Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanarak Dolandırıcılık Suçu

Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenen dolandırıcılık, dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri arasında sayılmıştır. Dolandırıcılar kısa sürede daha fazla kişiye ulaşabilmek amacıyla basın ve yayın araçlarını kullanmak suretiyle bu yolu işlemektedirler ve bu araçlar suç için uygun bir zemin ve ortam oluşturabilmektedir. Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenilen dolandırıcılık halinde fail hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Kişinin Algılama Yeteneğinin Zayıflığından Yararlanarak Dolandırıcılık Suçu

Algılama yeteneği ve akıl zayıflığı olan kişilerin daha çok istismara açık oldukları dolayısıyla, kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından faydalanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işleyen kişi nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş olacağından bu kişi hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunmasını öngörmüştür.

Dinin İstismar Edilmesi Yoluyla Dolandırıcılık Suçu

Dinin istismar edilmesi suretiyle işlenen dolandırıcılık suçu, dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri arasındadır. Mağdurunun dini hassasiyetleri ve inanışlardan kaynaklanan zaaflarından faydalanmak yolu ile kandırma ve hile söz konusudur.

Dinin istismar edilmesi ile dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde fail hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Zamanaşımı Süresi

Dolandırıcılık suçunun temel şekli bakımından zaman aşımı süresi suçun ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 8 yıl olmakla birlikte bu süre nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 15 yıldır.

Nitelikli Dolandırıcılıkta Görevli ve Yetkili Mahkeme

Dolandırıcılık suçu bakımından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir.

Yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Ceza Hukukundan doğan uyuşmazlıklarınızın çözümünde hukuki destek ve danışmanlık hizmeti almak için Farah Hukuk ile iletişime geçmenizi tavsiye etmekteyiz.

Nitelikli Hırsızlık Suçu Cezası ve Şartları Nelerdir?

Nitelikli Hırsızlık Suçu Cezası ve Şartları Nelerdir? konusu hırsızlık suçundan farklı ele alınması gereken bir suç türüdür.Öyle ki suçun tanımı ve cezasında farklılıklar oluşmaktadır.

Hırsızlık Nedir?

Hırsızlık, kanunda zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak olarak tanımlanmıştır. Bu tanım doğrultusunda zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır malı kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla alan kişi hırsızlık suçu işlemiş olacaktır. Hırsızlık suçu kanunda tanımlanmış olan basit haliyle işlenmiş olabileceği gibi yine kanunda sıralanan nitelikli haller ile de işlenebilmekte olup suçun niteliğine göre ağırlaştırıcı yahut hafifletici sebepler söz konusu olabilmekte ve hükmedilecek ceza değişebilmektedir. Makalemizde nitelikli haller ve hükmedilecek cezalar detaylı olarak açıklanmıştır.

Basit Hırsızlık Suçu

Basit hırsızlık suçu Türk Ceza Kanunu 141. Maddesinde düzenlenmiş olan hırsızlığın temel halidir. Yukarıda açıklamış olduğumuz üzere hırsızlığın tanımındaki suçu işleyen kişi herhangi bir nitelikli hal de mevcut değil ise basit hırsızlık suçundan yargılanacak, cezası suçun tanımında belirtilen süreler arasında belirlenecektir. Hafifletici ve ağırlaştırıcı nitelikli haller oluşmamıştır.

Nitelikli Hırsızlık Suçu

Bir suçun nitelikli hallerinden bahsettiğimizde, o suçun cezasını artıran yahut azaltan yani kanunda temel tanımda verilen ceza süresini değiştiren hallerden bahsetmiş olmaktayız. Hırsızlık suçunun nitelikli halleri kanunda aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
  • Kime ait olursa olsun, kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
  • Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
  • Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
  • Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
  • Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,
  • Elektrik enerjisi hakkında,
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun;
  • Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
  • Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
  • Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
  • Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle,
  • Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
  • Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
  • Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvan hakkında,
İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır. Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz.

Nitelikli Hırsızlık Suçunun Cezası Ne Kadardır?

Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Kanunda suçun temel tanımında belirtildiği üzere temel ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olmakla birlikte suçun yukarıda belirtilen nitelikli haller mevcut ise cezada artırıma gidilebileceği gibi hafifletici sebeplerin mevcudiyeti halinde de indirime gidilebilmektedir. Peki nedir bu hafifletici sebepler?

Nitelikli Hırsızlık Suçunda Hafifletici Sebepler

  • Hırsızlık suçunun hafifletici yani daha az cezaya hükmedilmesini gerektiren sebepleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
  • Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
  • Bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,
İşlenmesi hâlinde, şikâyet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
  • Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
  • Hırsızlık suçunun, malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi hâlinde, şikâyet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması hâlinde bu hüküm uygulanmaz.
  • Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi hâlinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Nitelikli Hırsızlık Suçu Cezası Paraya Çevrilir mi?

Kısa süreli hapis cezası (kanunda belirtildiği üzere 1 yıl ve aşağı süreli hapis cezalarıdır.), suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilebilmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi nitelikli hırsızlık suçunun cezası ağırlaştırıcı sebepler mevcut ise 1 yıldan aşağı olamamakta ve paraya çevrilememektedir. Yukarıdaki hafifletici sebeplerin varlığı halinde hükmedilecek ceza 1 yıl ve altında olursa gereken şartların da mevcudiyeti halinde cezanın para cezasına çevrilmesi mümkün olacaktır. Detaylı bilgi için Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Paraya Çevrilmesi konulu makalemizi inceleyebilirsiniz.

Gece Vakti Yapılan Hırsızlık Suçu Nitelikli Hal Midir?

Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi hali de cezanın arttırılmasını gerektiren nitelikli hallerden biridir ve bu halde verilecek cezanın üçte birine kadar artırılmasına karar verilir. Gece vaktinden anlaşılması gereken ise; güneşin doğuşundan 1 saat öncesi ile güneşin batmasından 1 saat sonraki zaman dilimidir.

Mağaza Hırsızlığı

Mağaza hırsızlığı nitelikli hal bulunmadığı zamanlarda basit hırsızlık suçunu oluşturacağından TCK 141. madde uyarınca bir yıldan üç yıla kadar ceza verilmektedir.

Bilişim Yoluyla Hırsızlık

Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenilen hırsızlık, suçun nitelikli halini oluşturmakta olduğundan kanunda belirtildiği üzere  üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Hırsızlık Suçunun Teşebbüs Halinde Kalması

TCK 35. madde uyarınca: Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Cezasına gelince kanunda belirtildiği üzere hırsızlık suçuna teşebbüs halinde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirim uygulanır.

Nitelikli Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, kişinin suçunu tamamlamış olmasının ardından henüz kovuşturma başlamamak koşuluyla, bizatihi pişmanlık duyması ve mağdurun uğradığı zararı geri verme yahut tazmin yolları ile tamamen gidermesi durumunda söz konusu olmaktadır. Bu halde ceza üçte ikisi oranında indirilir. Şayet etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilmiş ise indirim yarı oranında olacaktır. Etkin pişmanlık durumunda ceza indirimine gidilebilecek suçlar kanunen belirlenmiş olup hırsızlık suçu da bunar arasında yer aldığından etkin pişmanlık dolayısıyla hırsızlık suçundan alınacak cezalarda indirim söz konusu olabilmektedir.

Nitelikli Hırsızlık Suçunda Tutuklu ve Tutuksuz Yargılama

Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, delillerin korunması, şüpheli veya sanığın kaçmasını engelleme gibi nedenlerle geçici olarak başvurulan bir koruma tedbiri olarak ifade edilebilir. Şüpheli ve sanığın özgürlüğünün hakim kararı ile sınırlandırılarak tutukevi denilen yere konmasıdır. Ceza Yargılamaları bakımından esas olan tutuksuz yargılamadır. Yargılamalar bakımından tutuklama tedbiri istisnai niteliktedir. Tutuklu yargılanmayı gerektiren şartlar mevcutsa, mahkumiyet halinde hükmedilecek ceza da göz önünde bulundurularak mahkeme yargılamanın selameti açısından tutuklama kararına da hükmedebilir. Tutuklama kararı ve bu karara itiraz hakkında detaylı bilgi için Tutuklama Kararına İtiraz konulu makalemize göz atabilirsiniz.

Nitelikli Hırsızlık Suçunda Zamanaşımı Süresi

Hırsızlık suçunda zamanaşımı süreleri basit hırsızlık için 8 yıl olarak belirlenmişken nitelikli hırsızlık halinde ise bu süre 15 yıl olmaktadır.

Nitelikli Hırsızlık Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nitelikli hırsızlık suçu bakımından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan yetki kuralları gereği, suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili mahkeme olacaktır.

İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu ve Cezası

İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu ve Cezası konusu internetin dünyamıza girmesi ile toplumdaki bireylerin aktif kullanıcı oluşu ile daha da artmaya başladı.Bu suç türü ve oluşan birçok suç türü Türk ceza kanunda ele alınmıştır.

Hakaret Suçu Nedir?

Hakaret suçunu incelemeden önce hakareti tanımlamak gerekmektedir. Bir kimseye, bir şeye karşı kullanılan küçültücü söz ya da aşağılayıcı, küçük düşürücü davranış, onura dokunma, onur kırma, hakaret olarak tanımlanır.

İnternet Yoluyla Hakaret Suçu

Hakaret suçu huzurda ve gıyapta olmak üzere iki şekilde işlenebilmektedir.

Hakaret suçunun huzurda işlenmesi, hakaret teşkil eden fiillerin aracısız bir şekilde doğrudan mağdura yöneltilmesi ile olur. Ancak sadece bu durumla sınırlı değildir. Nitekim, TCK madde 125/2’de “Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde..” huzurda işlenmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, İnternet üzerinden gönderilen sesli, yazılı veya görüntülü ileti ile yapılan hakaret suçu, huzurda yapılmış sayılacaktır.

İnternet Yoluyla Tehdit Suçu

Kanunda belirtildiği üzere;

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Tehdit suçunun cezasını ağırlaştırıcı sebepler içerisinde, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle işlenmesi de yer almaktadır. İnternet ortamında veya çeşitli sosyal medya hesapları üzerinden kendi kimliğini gizleyerek tehdit etmek de bu kategoride değerlendirilip ceza için ağırlaştırıcı sebep oluşturabilmektedir.

İnternet Yoluyla Şantaj Suçu

Şantaj suçu ve cezası kanunda;

Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

şeklinde belirtilmiştir.

Şantaj suçu, önceleri daha çok telefon veya mektup ile işlenmekteyken şimdi internet ve sosyal medya ortamlarında da işlenmektedir.

İnternet Yoluyla İşlenen Hakaret Suçunda İspat

Hakaret suçu huzurda işlenebileceği gibi gıyapta da işlenebilen bir suçtur. Gıyapta işlenme halinde suçun gerçekleşebilmesi için en az üç kişiye iletilebilecek şekilde hakaret edilmesi gerekmektedir.

İnternet üzerinden ve sosyal medyada en az 3 kişinin görebileceği bir mecrada gerçekleştirilen hakaretlerde bu durum söz konusu olup kendisine hakaret edilen kişiye özel mesajla hakaret etmede huzurda hakaret söz konusudur.

İspat konusunda, yasal olarak alınmış ses kaydı ile veya tanık göstererek ispatlama gibi yollara başvurulabilmektedir.

Sosyal Medya Yoluyla Tehdit Hakaret ve Şantaj

Sosyal medya, bilişimin ilerlemesiyle birlikte şahısların birbirleriyle etkin iletişim kurdukları bir mecra haline gelmiş olup kişilerin yüzlerine söylemenin zor olacağı şeyleri gerek fake hesaplar ardına saklanarak gerekse sosyal medyadan yazıyor olmanın verdiği rahatlıkla söylemek mümkün hale gelmiştir. Tabi bu da beraberinde sosyal medya üzerinden işlenen hakaret, tehdit ve şantaj suçlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Hakaret suçu huzurda işlenebileceği gibi gıyapta da işlenebilen bir suçtur.

Hakaret suçunun huzurda işlenmesi, hakaret teşkil eden fiillerin aracısız bir şekilde doğrudan mağdura yöneltilmesi ile olur. Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde mağdura yöneltilmesi huzurda hakaret kapsamındadır.

Gıyapta işlenme halinde suçun gerçekleşebilmesi için en az üç kişiye iletilebilecek şekilde hakaret edilmesi gerekmektedir.

Facebook Üzerinden Tehdit Hakaret ve Şantaj

Facebook üzerinden mesaj ile doğrudan size yahut ana sayfasında, takipçilerine size yönelik hakaret içerikli mesajlar paylaşarak gıyabınızda hakaret suçu işlenmesi halinde şikayette bulunabilirsiniz.

Twitter Üzerinden Tehdit Hakaret ve Şantaj

Twitter üzerinden özel mesaj yahut hakaret içerikli twit atmak yoluyla suç işleyen kişiler hakkında şikayette bulunabilirsiniz.

Instagram Üzerinden Tehdit Hakaret ve Şantaj

Instagram üzerinden özel mesaj yahut hakaret içerikli paylaşımlar, hikayeler, yorumlar atmak yoluyla suç işleyen kişiler hakkında şikayette bulunabilirsiniz.

Hakaret Suçunda Manevi Tazminat

Hakarete uğrayan bir kimse bu sebepten dolayı kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle hakaret eden taraftan manevi tazminat talebinde bulunabilmektedir. Tazminat miktarını hakim, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alarak takdir etmektedir.

Şüphelinin IP Adresinin Tespiti

İnternet yoluyla ve sosyal medya üzerinden hakarete ilişkin davalarda failin belirlenebilmesi önem arz etmektedir. Zira kişilerin başka bir kimse adına hesap açarak onun adına hakaret suçu işlemesi mümkünken kimliği gizli olarak fake hesaplar üzerinden hakaret tehdit ve şantaj suçu işlemesi de mümkündür. Bu durumlarda suç işlenen hesapların kullanıcıları ve bu suçların failleri IP adreslerinin tespiti ile bulunmaktadır.

İnternet yahut sosyal medya yoluyla tarafınıza hakaret edildiğini ve kişilik haklarınızın zarar gördüğünü düşünüyorsanız şikayetçi olmak ve tazminat talebinde bulunmaya yönelik Farah Hukuk avukatlarından hukuki destek ve avukatlık hizmeti almanız faydalı olacaktır.

Hakaret Suçunda Şikayet Süresi Zaman Aşımı

Hakaret, soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı bir suç olup, suç hakkında yetkili kimse 6 ay şikayette bulunmadığı sürece soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.(TCK madde 73/1). Bilinmelidir ki, kamu görevlisine görevinden dolayı işenen hakaret suçları şikayete tabi değildir

Hakaret Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hakaret suçlarında kamu görevlisine görevinden dolayı işenen hakaret suçları hariç olmak üzere suçun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine tabidir. İçerdiği cezanın üst sınırı 2 yıl olan suçlara bakmakla görevli mahkeme Sulh Ceza Hakimliği’dir. Ancak uygulamada görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

-Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

-Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

-Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

-Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

   -Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır.    Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.

Bu yetki özel yetki olduğu için, her zaman suçun işlendiği yer mahkemesi genel yetkilidir. Kural olarak burada genel yetkili yer yayım merkezinin olduğu yerdir. Ancak yayım merkezi yurt dışında olursa özel yetki kuralına başvurulacaktır. Dolayısı ile suç, hakaret niteliği taşıyan fiilin algılandığı veya öğrenildiği anda işlenmiş sayılacağından, mağdurun, tahkir edici eylemi öğrendiği yer ve zamanda suç işlenmiş sayılacaktır ve öğrendiği yer mahkemesi yetkili olacaktır.

Hakaret davası açmak hususunda detaylı bilgi için Hakaret Davası Nasıl Açılır konulu makalemize göz atabilirsiniz

Tutuklama Kararına İtiraz

Tutuklama Kararına İtiraz Konusundan evvel tutuklama kararı nedir ve bu kararı veren merci hakkında bilgi vermekte fayda vardır.kanun koyucu tutukluluk kararı için aradığı şartlar ve niteliklerin bulunması durumunda bu kararın verilebilceğini açıkça belirmiştir.

Tutuklama Nedir?

Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, delillerin korunması, şüpheli veya sanığın kaçmasını engelleme gibi nedenlerle geçici olarak başvurulan bir koruma tedbiri olarak ifade edilebilir. Şüpheli ve sanığın özgürlüğünün hakim kararı ile sınırlandırılarak tutukevi denilen yere konmasıdır.

Tutuklama Kararının Hukuki Niteliği

Tutuklama kararının hukuki niteliği koruma tedbiridir. Tutuklama kararı kuvvetli suç şüphesi halinde verilip bir ceza niteliği taşımamaktadır. Ancak hakkında tutuklama kararı verilen kişinin özgürlüğüne etki ettiğinden dolayı adeta bir ceza niteliği taşımaktadır. Bu nedenle bu kişi hakkında hapis cezasına hükmedilmesi halinde tutuklama kararı boyunca kişinin tutuklu geçirdiği süre mahkumiyet süresinden düşülecek mahkumiyete karar verilmemesi halinde kişi tutuklama kararı dolayısıyla devlet aleyhine tazminat talebinde bulunma hakkına sahip olacaktır.

Tutuklama Kararının Amacı Nedir?

  • Tutuklama kararı
  • Şüpheli ve/veya sanık tarafından delillerin karartılmasını önlemek,
  • Suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunan şüpheli ve /veya sanığın kaçmasını önlemek
  • Delilleri korumak

gibi amaçlarla gerekli görüldüğü hallerde başvurulan bir koruma tedbiridir.

Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi

Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi

Şüpheli hakkında koruma tedbiri olarak tutuklama kararı uygulanmaması halinde suçun ispatını sağlayacak delilleri ortadan kaldırabilmekte ya da mağdur üzerinde baskı kurabilmektedir. Ayrıca bazı durumlarda mağdur ve kamuoyu nazarında, şüphelinin tutuksuz olması olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Bu gibi durumlarda tutuklama koruma tedbirine başvurulması elzem olmaktadır.

Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Tutuklama Kararı

Kişinin özgürlüğü anayasal olarak güvence altına alınmış bulunmaktadır. Bu hakkının kamu gücü tarafından ihlal edilmiş olduğuna yönelik her birey Anayasa Mahkemesi’ne başvurma hakkına sahiptir. Tutuklama kararı özgürlüğü kısıtlayıcı bir koruma tedbiri olduğundan koruma tedbiri amacını aşan düzeyde keza cezalandırma maksadıyla verilen tutuklama kararları sebebiyle ciddi mağduriyetler yaşanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi tutuklama kararına karşı yapılan bireysel başvurularda;

  • Tutuklama kararının Anayasa’ya ve insan hakları hukukuna uygun olarak verilmesine,
  • Tutuklama kararı her yönüyle somut delillere ve somut olgulara dayanması gibi kriterlere dikkat etmektedir.

Uzun süren tutukluluk, sanığın makul sürede yargılanma hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle taraf olduğumu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilkeleri ve anayasamız doğrultusunda kişilerin sahip olduğu özgürlük hakkı hukuki bir gerekçeye dayanmadan ihlal edilmemeli bir koruma tedbiri olarak uygulanan tutuklama cezasının hukuki çerçevede kalmasına özen gösterilmelidir.

Tutuklama Kararı Ve Masumiyet Karinesi

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz hükmü masumiyet karinesi olarak ifade edilmektedir. Kişilerin korunması ve kimsenin hak etmediği bir cezaya çarptırılmaması için anayasamızda böyle bir hüküm yer almaktadır.

Masumiyet karinesi ve tutuklama kararı arasındaki ilişki ise, suçluluğu hükmen sabit olmayan kişi hakkında tutuklama tedbirine başvurulmaması şeklinde olmaktadır. Kişilerin toplum nezdinde suçlu ilan edilerek ötekileştirmeye maruz kalmamaları bakımından tutuklama tedbirine son çare olarak başvurmak gerekmektedir. Buna riayet etmemek kişilerin anayasal bir hakkı olan masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olacaktır.

Tutuklama Sorgusunda Şüphelinin Temel Hakları Nelerdir?

Hukuki yardımdan yararlanma hakkı kapsamında müdafi seçme hakkının bulunduğu ve ondan hukuki yardım alabileceği belirtilmeli

Müdafi seçecek durumda değil ise baro tarafından bir müdafi görevlendirilmelidir

Susma hakkı kapsamında tutuklama sorgusunda yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni bir hakkı olduğu söylenmelidir.

Lehine delillerin toplanmasını isteme hakkı olduğu söylenir

Suça ilişkin iddialar bakımından kendini savunma hakkı olduğu bildirilir

Tutuklama Kararı Temel Şartları Nelerdir?

Kanunen aşağıdaki şartların bulunması halinde koruma tedbirine başvurulmalıdır.

  • Kuvvetli Suç Şüphesi Olmalıdır.
  • Tutuklama Nedenlerinin Mevcut Olmalıdır.
  • Tutuklama Kararı Ölçülü Olmalıdır.
  • Tutuklama Yasağı Bulunmamalıdır.
  • Tutuklamaya Ancak Hakim Tarafından Karar Verilebilir.

Tutuklama Kararına İtiraz Süresi

Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. Tutuklamaya itiraz süresi, şüpheli ve/veya sanığın tutuklandığı günden sonraki günden başlar ve 7 gündür. Fakat kişi hakkında esasen tutuklamaya yönelik bir yakalama kararı çıkarılmış ise işbu halde yakalama kararına her zaman itiraz etmenin mümkün olması dolayısıyla 7 günlük süreye tabi değildir.

Tutuklama Kararına Kimler İtiraz Edebilir?

İtiraz hakkı öncelikli olarak hakkında tutuklama tedbirine hükmolunarak özgürlüğü kısıtlanan kişiye ait olacaktır.

Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi de şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilmektedirler.

Tutuklama Kararına İtiraz Nereye Yapılır?

Tutuklama kararına itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren merciye verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılmalıdır. Bu şekilde tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan merciye göndermek zorundadır.

Tutuklama Kararına Gerekçe

Tutuklama kararı, mahkemece verilen her karar gibi gerekçelendirilmesi gereken bir karardır. Çünkü kişilerin anayasal hakkı olan özgürlük hakkının kısıtlamasını ve kişilerin bu hakkını derinden etkileyen bir karardır. Kişilerin mağdur edilmemesi hak kaybına uğramaması için bu kararların haklı gerekçelerle verilmiş olmasını ve tatmin edici hukuki gerekçelerinin sunulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurularda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Kapsamında gerekçelerin önemi gündeme gelmektedir.

Tutuklama Kararına İtiraz Zaman Aşımı

Tutuklamaya itiraz süresi, şüpheli ve/veya sanığın tutuklandığı günden sonraki günden başlar ve 7 gündür. Fakat kişi hakkında esasen tutuklamaya yönelik bir yakalama kararı çıkarılmış ise işbu halde yakalama kararına her zaman itiraz etmenin mümkün olması dolayısıyla 7 günlük süreye tabi değildir.

Tutuklama Kararına İtirazda Görevli Mahkeme

Karara itiraz edilmesi durumunda bu itirazları incelemeye yetkili merciler kanunda aşağıdaki şekilde belirtilmiştir:

  • Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
  • Sulh ceza işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanına aittir.
  • Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.
  • Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına, karşı itirazlarda bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
  • Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.

Yakalama Kararı Nedir?

Yakalama Kararı Nedir? konusuna geçmeden önce tanımını yapalım; Yakalama, suç şüphesi altında bulunan şahısların özgürlüklerinin yargı kararı olmaksızın geçici olarak kısıtlanmasını ifade etmektedir. Yakalama işlemi, gecikmesinde sakınca bulunan haller ile suçüstü hallerinde söz konusu olmaktadır. Yakalama savcılık kararı ile fiili anlamda adli kolluk tarafından yapılmaktadır.

Yakalamanın Hukuki Niteliği Nedir?

Yakalama işlemi hukuki niteliği itibariyle bir koruma tedbiridir. Koruma tedbirlerine bir suçun işlenmesi ile ilgili ve/veya işlenmesinden sonra başvurulmaktadır. Ceza Muhakemesi anlamında koruma tedbirlerine esasen maddi gerçekliğe ulaşmak maksadı ile başvurulmaktadır ve bu anlamda koruma tedbirleri araç niteliğindedir.

Bu anlamda Yakalama Kararının Hukuki İncelemesi, gecikmesinde sakınca bulunan veya suçüstü hallerinde şüpheli kişinin tutuklanması ve/veya gözaltına alınması maksadıyla geçici olarak başvurulan bir tedbirdir.

Müzekkeresiz Yakalama Nedir?

Müzekkeresiz yakalamada esasen şüpheliye yönelik bir çağrı söz konusu değildir. Müzekkeresiz yakalama daha ziyade fiili bir durumdan kaynaklanmaktadır ve durumun zarureti nedeniyle şüphelinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanması amacıyla uygulanmaktadır.

Müzekkereli Yakalama Nedir?

Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz merci tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir. Yakalama emrinde, kişinin açık eşkali, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.

Yakalama Emrini Kim Verir?

Yakalama emrini verme yetkisi kural olarak Cumhuriyet Savcısındadır. Fakat kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler. Aşağıda belirtilen hallerde ise kural olarak herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.

  • Kişiye suçu işlerken rastlanması,
  • Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması,

Yukarıdaki şartlardan birinin varlığı halinde kural olarak herkes yakalama işlemini (Geçici olarak yapabilir.) Fakat bu halde durumun gereklerine göre derhal kolluk kuvvetlerine haber verilmelidir. Örneğin komşunuzu öldürmeye çalışan X kişisini komşunuzun boğazını sıkarken yani suç üstü halinde gördü iseniz durumun gereklerine göre müdahale edilmemesi telafi edilemez bir sonuca sebep olabileceğinden dolayı yakalama işlemini sizde yapabilirsiniz. Ancak bu gibi hallerde derhal kolluk görevlilerine haber vermek gerektiği gibi yakalamaya ilişkin fiili işleminde orantılı ve ölçülü olması gerekmektedir.

Yukarıda detaylı açıklanan ve herkes tarafından yapılması mümkün olan yakalama işlemi kural olarak şikayete bağlı suçlar bakımından söz konusu değildir. Örneğin hakaret suçu şikayete bağlı bir suçtur ve hakaret suçunun işlenmesi durumunda bu nedenle herkes tarafından yakalama işlemi yapılamaz. Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.

Yakalama Nedenleri Nelerdir?

Yakalama nedenleri, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’ nun 98. Maddesi uyarınca düzenlenmiştir. Bu anlamda soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz merci tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.

Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.

Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.Yakalama Kararının Hukuki İncelemesi sırasında nedenlere dikkat edilmesi gerekmektedir.

Yakalanan Kişinin Mahkemeye Götürülme Süreci

Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır; serbest bırakılmadığı takdirde, yetkili hâkim veya mahkemeye en kısa zamanda gönderilmek üzere tutuklanır. Şüpheliye yakalama işlemi ile orantılı ve ölçülü olmak koşulu ile zor kullanılması mümkündür. Fakat bu şekilde yakalan kişi derhal hekim kontrolünden geçirilmeli ve yakalama esnasındaki sağlık durumu tespit olunmalıdır.

Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.

Cinsel Taciz Suçu ve Cezası

Cinsel Taciz Suçu ve Cezası Türk ceza kanunda açıkça sınırları çizilmiş bir suç tipidir.Suçu ve cezasını anlatırken tanımlar yaparak değerlendirmekte fayda vardır.Türk Ceza Kanununda “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar ” kapsamında değerlendirilmiştir.

Cinsel Taciz Nedir?

Cinsel taciz, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel davranışlarla gerçekleştirilen eylemlerdir. Bu anlamda, bir kimseye karşı cinsel amaçlı davranışların dokunma olmaksızın gerçekleştirilmesidir. Sözlü, yazılı veya görüntülü her türlü saldırıyla bu suç işlenebilir.

Taciz hareketlerinin mağdura ulaşmış olması ve suçun oluşması için ise kast bakımından cinsel amaçla hareket edilmesi gerekli ve yeterlidir.

Cinsel Taciz Suçunun Cezası Nedir?

Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur

Cinsel Taciz (TCK. M. 105)

Cinsel taciz, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel davranışlarla gerçekleştirilen eylemlerdir. Yargıtay burada temas kriterini kullanmaktadır.Bu anlamda, bir kimseye karşı cinsel amaçlı davranışların dokunma olmaksızın gerçekleştirilmesidir. Sözlü, yazılı veya görüntülü her türlü saldırıyla bu suç işlenebilir. Bazen ima yoluyla bile yapılan hareketler bu suçu oluşturabilmektedir.

Taciz hareketlerinin mağdura ulaşmış olması ve suçun oluşması için ise kast bakımından cinsel amaçla hareket edilmesi gerekli ve yeterlidir. Cinsel tacizin mağduru rahatsız edici nitelikte olması yeterlidir.

Cinsel Taciz Suçunun Cezası

Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur

Cinsel Taciz Suçunda Cezayı Ağırlaştıran Sebepler

Cinsel taciz suçunun aşağıdaki sebeplerle işlenmesi halinde,

  1. a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  2. b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
  3. c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  4. d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  5. e) Teşhir suretiyle,

verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.Cinsel taciz suçunun nitelikli halinde mağdurun şikayeti aranmaz, soruşturma ve kovuşturma kendiliğinden yapılır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Cinsel taciz suçu Asliye Ceza Mahkemeleri görev alanına girer. Ancak cinsel tacizin çocuğa karşı işlenmesi halinde uygulamada davalar genellikle çocuğun cinsel istismarı suçundan Ağır Ceza Mahkemelerinde açılmaktadır.Yetkili mahkeme ise, suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Cinsel Taciz Suçu Teşkil Eden Davranışlara Örnek

765 sayılı TCK’ da suçun maddi unsuru “söz atmak ve sarkıntılık” olarak belirtilmişti. Yeni düzenlemede ise bu iki durum cinsel taciz kavramını kapsamış olarak belirtilmiştir.

  • Sözlü taciz
  • Cinsel amaçla el hareketi
  • Sevişme teklifi
  • Sosyal medyadan cinsel içerikli mesajlar
  • İnternet üzerinden soyunmasını istemek gibi davranışlar cinsel tacize örnek olarak verilebilir.

Sarkıntılığa örnek olarak kişinin evine kadar arkasından müstehcen sözler söyleyerek takip edilmesi veya kişinin penceresini tıklatıp “beni içeri al haydi” demesi sarkıntılık olarak kabul edilmektedir.

Söz atma fiillerine örnek olarak “sen ne güzel şeysin yavrum” , cinsel organını işaret edip göz kırpmak, cinsel ilişki teklif etmek vb. Söz atmak olarak kabul edilmiştir.

Cinsel Taciz Suçuna Teşebbüs

Teorik olarak bu suçta teşebbüs mümkün değildir. Örneğin elinde ki yapay erkeklik organına benzeyen bir eşyayı mağdurun üzerine atacakken çevredekilerin fark etmesi ile durdurulmuşsa yakalanan failin teşebbüs aşamasında kaldığı söylenebilir. Aynı örnekte kişinin yakalanmasa da kendi isteği ile aleti atmaktan vazgeçmesi durumunda gönüllü vazgeçme hükümlerine göre teşebbüsten ceza almayacaktır.

Mağdurun mutlaka rahatsız olmasına gerek yoktur. Mağdurun bu hareketlerden etkilenmemiş olması suçun teşebbüs aşamasında kaldığı anlamına gelmemekle birlikte kanaatimizce suç tamamlanmış olacaktır.

Cinsel İstismar

Cinsel istismar cezasını düzenleyen kanun 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı bedensel temasta bulunmak suretiyle cinsel amaca yönelik işlenen fiilleri cezalandırmaktadır. Bu konuda “ Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Ve Cezası ” adlı makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Suçların İçtimai (Suçların Çokluğu)

Kişinin cinsel taciz için yaptığı eylemler cebir, şiddet, tehdit gibi araçlarla mağdura iletiliyorsa bu halde bu araçların kullanılmasına ilişkin failin cezai sorumluluğu ayrıca tespit edilmektedir. Bunun yanı sıra bu suçta zincirleme suç hükümlerinin de uygulanması mümkündür.

Sosyal Medya Yoluyla Cinsel Taciz Suçu

Cinsel Taciz suçu hukuki niteliği itibari ile fiziksel teması gerektirmeyen bir suçtur. instagram üzerinden cinsel içerikli fotoğraf gönderme, facebook üzerinden gönderilen cinsel içerikli teklif ve benzeri birçok şekilde cinsel taciz suçu vuku bulmaktadır. Ayrıca şu husus da unutulmamalıdır ki cinsel taciz suçunun nitelikli hallerinden biri de suçun elektronik posta ve haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak sureti ile işlenmesi halidir. Bu husus kanun hükmünde cezayı arttırıcı bir hal olarak düzenlenmiştir. Sosyal ağ ve platformları kullanmak sureti ile cinsel taciz suçunun işlenmesi nitelikli hal kapsamına girmekte olup soruşturması ve kovuşturması da şikayete tabi değildir. Suç sosyal medya üzerinden işlendiğinde cezayı artırıcı nitelikte olmaktadır.

Cinsel Tacizin İspatı Nasıl Yapılır?

Cinsel taciz suçu şikayete bağlı bir suçtur. Dolayısı ile mağdurun cinsel tacize uğradığına kanıt olacak her türlü delil adli makamlarca araştırılarak tespit edilir.

Cinsel Taciz Suçunda Tutuklu Yargılama

Yargılamalar bakımından tutuklama tedbirinin istisnai nitelikte olması hukukun genel prensiplerinden olan ve aynı zamanda anayasal nitelikte bir hak olan masumiyet karinesinin bir gereğidir. Her ne kadar tutuksuz yargılama asıl ise de mahkumiyet halinde verilecek cezayı da göz önünde bulundurarak mahkemece tutuklu yargılamaya da hükmedilebilmektedir.

Cinsel Taciz Suçunda Şikayet Süresi ve Zaman Aşımı

Cinsel taciz suçu kanun gereği soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardandır. Dolayısı ile cinsel taciz suçundan zarar gören kişinin fiili ve faili bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde şikayetin yazılı olarak kanunda öngörülen soruşturma ve kovuşturma makamlarına bildirilmesi gerekmektedir.

Suçun, detaylı açıklanan nitelikli hallerinden birinin vuku bulması halinde soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine tabi olmadığından şikayet süresi bulunmamaktadır.

03

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ve Cezası

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Girme Suçu ve Cezası , Reşit olmayanla cinsel ilişkiye girme suçunu anlatmadan önce şu iki sorunun cevabını değerlendirmekte fayda görmekteyiz. “Reşit kime denir? ve “Cinsel İlişki nedir?”
“Reşit kime denir?” sorusunun cevabı Türk Medeni Kanunu’nun 11. Maddesinde düzenlenmiştir. Reşit (ergin) olmayı genel kural olarak 18 yaşın doldurulmasına bağlamıştır. Kanun 18 yaşından küçük bireyleri reşit kabul etmemektedir.
”Cinsel İlişki”, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun eylemini oluşturmaktadır. Peki, “Cinsel İlişki” nedir? Cinsel ilişki kavramı; iki karşı ya da aynı cinsin üreme organlarının “duhul” niteliğinde birbirleri ile birleşmesi ya da anal veya oral yoldan cinsel organın duhulü olarak kabul edilmektedir.
Türk Ceza Kanunu ile bu suçlar “kişilere karşı işlenen suçlar” içerisinde ve “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” başlığı altında 104.maddede düzenlenmiştir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile korunan hukuki yarar çocuğun cinsel dokunulmazlığı ve gelişimidir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Nedir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu Türk Ceza Kanunu’nun kişilere karşı suçlar başlığı içinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar adı altında 104. Maddede düzenlenmiştir.TCK m.104/1’e göre “Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denmiştir ve reşit olmayanla cinsel ilişkiye girmek suç olarak düzenlenmiştir.
15 yaşını doldurmuş ancak henüz 18 yaşını doldurmamış kişilerin cinsel bütünlüğü kanunun hükmüne göre korunmaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, reşit olan bir kimsenin, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, henüz reşit olmayan bir kimse ile cinsel ilişkide bulunması halinde gerçekleşmektedir. Kanun, bu şartlar altında gerçekleşen fiili suç saymış ve re’sen takibini öngörmüştür. Madde hükmünü değerlendirdiğimizde 15 yaşını bitirmiş çocukların, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, yani rıza ile sevişmeleri, karşılıklı birbirlerini şikâyet etmedikleri sürece, hukuk düzenimizde serbest kılınmıştır.

Bazı hallerde ise; 15-18 yaş aralığında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilecek durumda olan ve ailesinin izni ya da mahkeme kararı ile evlenmesine izin verilen çocuğun artık cinsel dokunulmazlığının değil cinsel özgürlüğünün olduğu kabul edildiğinden reşit olmayan çocukla cinsel ilişki suçu kapsamında değerlendirilmemektedir.

TCK’da Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçu:

Türk Ceza Kanununda Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme suçu TCK 104.maddede belirtilmiştir. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlığı altında işlenen bu suç tipi ile birlikte korunan hukuki değer çocuğun cinsel dokunulmazlığı ve gelişimidir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunun Faili Kimdir?

Reşit olmayan çocukla cinsel ilişki suçunun faili herkes olabilir.
Cinsel ilişkiye giren taraflardan birinin reşit olması halinde, reşit olan taraf suçun faili konumundadır. Ancak iki tarafın da 15 yaşını doldurmuş ama reşit olmadığı durumda ise şikâyet etmedikleri sürece suçun faili veya mağduru oluşmamaktadır. Şikâyetin varlığı halinde; reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda iki tarafında reşit olmaması durumunda suçun faili eylemin gerçekleşmesine ikna eden taraf olmaktadır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunun Mağduru Kimdir?

Reşit olmayan çocukla cinsel ilişki suçu mağdur yönünden özgü bir suç niteliğindedir. Bu suç ancak 15-18 yaş aralığında olan çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olan kız ya da erkek çocuğa karşı işlenebilir. Çocuğun cinsiyetinin bir önemi yoktur, burada özgü durumu yaratan unsur yaştır. Mağdurun yaşının tam ve gerçek olarak tespit edilmesi suç tipinin gerçekleşip gerçekleşmediğini veya fiilin hangi suç tipine ait olduğunun belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.
Mağdurunun (Çocuğun) yaşının tam tespit edilmesindeki önem; mağdur eğer 15 yaşını doldurmamış ise söz konusu eylem reşit olmayanla cinsel ilişki suçu değil, çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacaktır. Aynı şekilde çocuğun (mağdurun) 18 yaşını doldurması halinde de herhangi bir şekilde bu suç oluşmayacaktır.
Evli ve 18 yaşından küçükler bakımından ise evlenmenin varlığında rıza varsayılacağından, evlenme hukuka uygunluk sebebi gibi sonuç doğurur. Yani cebir, şiddet ve hile gibi iradeyi etkileyen başka bir neden yoksa evliliğin varlığı halinde gerçekleştirilen cinsel ilişki herhangi bir suç oluşturmaz.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunun Özel Oluşum Biçimleri Nelerdir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun özel oluşum biçimleri teşebbüs, iştirak ve içtimadır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunda Teşebbüs

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu teşebbüse uygun bir suçtur. Suç, eylem bakımından cinsel birleşmenin gerçekleşmesiyle tamamlanır. Cinsel ilişki hareket bakımından ayrılabilir nitelikte olmasından dolayı teşebbüs hükümleri bu suçta uygulama alanı bulur. Teşebbüs hükümleri TCK md. 35’te düzenlenmiş olup; fail bakımından suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde cezai sorumluluk bu hükme göre belirlenecektir.
Fail eğer cinsel ilişkiye girmekten gönüllü olarak vazgeçerse, bu durumda TCK md. 36 hükümlerine göre TCK md. 104 hükümlerine gidilmesi mümkün değildir. Ancak şartların var olması halinde failin hareketleri bakımından başka bir suç oluşuyorsa, failin oluşan suçtan dolayı cezai sorumluluğuna gidilebilir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunda İştirak

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından iştirak hükümleri özellik göstermez. Suça azmettirme ve yardım etme durumlarında ise iştirak hükümlerinin uygulanması mümkündür. Suç bakımından birlikte failliğin ortaya çıkması teorik olarak mümkün olup; aynı mağdurla birden fazla kişinin cinsel ilişkide bulunulması halinde bunların her biri suçun tek başına failleridir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunda İçtima

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda içtima bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür. Zincirleme suç; aynı fiilin, aynı kişiye karşı farklı zaman aralıkları ile birden fazla kez işlenmesi halidir. Cinsel ilişki eyleminin mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla kere işlenmesi halinde TCK.m.43/1 mümkün olabilecektir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Unsurları Nelerdir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun unsurları suçun maddi unsuru ve manevi unsurundan oluşmaktır. Suçun maddi unsurlarını yukarıda fail, mağdur ve eylem açısından açıklamıştık. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun manevi unsurunda incelememiz gereken eylemin nasıl işlendiğidir.
Reşit olmayanla cinsel ilişki ancak “kast” ile işlenebilecek bir suçtur. Kastın varlığı iki kriterde aranmaktadır. Kast hem cinsel ilişkiye hem de mağdurun yaşına yönelik olması gerekmektedir. Yani fail tarafından cinsel ilişki yaşadığı bireyin 18 yaşını doldurmamış olduğunu bilmesi gerekmektedir.
Eğer fail, mağdurun 18 yaşını doldurmadığını bilmiyor veya 18 yaşından büyük olduğu yanılgısı içindeyse; fail bakımından cezai sorumluluk hata hükümlerine göre (TCK md. 30/son) belirlemek gerekir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Türk Ceza Kanununun 104.maddesinin 2. ve 3. fıkralarında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun nitelikli halleri verilmiştir. Buna göre çocuğun, cinsel ilişki suçuna evlenme yasağı bulunan biri tarafından (annesi, babası, dedesi, amcası, halası vs.) maruz bırakılması halinde, reşit olmayanın veya bir başkasının şikayetine ihtiyaç duyulmaksızın bu suçu işleyen kişi hakkında 10 ila 15 yıl arasında bir cezaya hükmedilecektir.
Türk Ceza Kanununda reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun nitelikli hali olarak bir de, evlat edinme işlemleri gerçekleşmeden önce, çocuğa karşı bakım, koruma ve gözetim gibi sorumlulukları bulunan kişi tarafından cinsel ilişki suçunun yapılması halinde suçu işleyen kişiye karşı bir şikayet olmasa dahi 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verileceği TCK 104/3’te belirtilmiştir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Uzlaşma Var Mıdır?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun basit hali şikâyete tabi suçlardandır. Şikâyete tabi suçlarda kanun uzlaşma imkânı uygulama alanı bulmaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu her ne kadar şikâyete tabi bir suç olsa da; uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün kılınmamıştır.
CMK md. 253/(3)’e göre;“Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.”

Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme Suçunun Cezası Nedir?

Reşit olmayanla cinsel ilişkiye girme suçu kandırma, şiddet veya tehdit gibi bir olay olmaksızın 15 yaşını tamamlayan çocukla ilişkide bulunana yönelik bir şikayet olması halinde açılacak dava ile birlikte 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.
Reşit olmayanla cinsel ilişkiye girme suçu çocukla, evlenme engeli olan kişi tarafından gerçekleştiyse (Anne, baba, dede, hala, dayı vb.) burada suça, şikayet gerekmeksizin 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir.
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde bu kişiye de herhangi bir şikayete bağlı olunmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

TCK md.104/1’e göre reşit olmayanla (çocukla) cinsel ilişki suçu şikâyete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Bu suçun nitelikleri halleri ise şikâyet şartına bağlı olmaksızın, resen soruşturma ve kovuşturma yapılmaktadır. Suçun basit hali için, şikâyet süresi 6 aydır (TCK md. 73) . Şikâyet süresi geçtikten sonra açılan davalar süresi içinde açılmadığından dolayı düşmektedir. Bu süre dava zamanaşımı süresi olup; müştekinin, fiili ve faili bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren başlar.

Şikâyet hakkı üzerinde durmamız gereken diğer önemli bir konudur. Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup; mirasçıya intikal eden haklardan kabul edilmemektedir. TCK md. 73’e göre şikâyet hakkı, fiilden zarar görmüş kişi olmalıdır. Ancak reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdur reşit olmadığından dolayı kanun yasal temsilcilerine de şikâyet hakkı tanımaktadır. Bu durumda fiilden zarar gören çocuk ve yasal temsilcileri de şikâyette bulunabilme hakkına sahiptir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Yetkili ve Görevli Mahkeme

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK.m.12).
Aynı maddenin devamı fıkraları suçun nitelikli hallerinde, görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.

Avukata Sor