Sulh Hukuk Mahkemesi Nedir?

Sulh hukuk mahkemeleri eski kanunda asliye hukuk mahkemeleri ile beraber genel mahkeme kabul edilmekteydi. Yeni kanunun gelmesiyle beraber sulh hukuk mahkemesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun içeriğine bakarak, genel mahkeme olduğunu savunanlar olsa da, bir özel mahkeme olduğu söylenebilir. Sulh hukuk mahkemeleri her il merkezinde kurulur. Ayrıca coğrafi durumlar ve dava yoğunlukları göz önüne alınarak ilçelerde de kurulabilir. Sulh hukuk mahkemesi tek hakimli bir mahkemedir. Sulh hukuk mahkemesinin hangi davalara bakacağı kanunda özel olarak gösterilmiştir. Bunlar dışındaki davalara bakamaz.

Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevleri

Sulh hukuk mahkemesi özel mahkemedir. Özel mahkeme olduğu için yalnızca kanunda sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilen davalarda görevlidir. Bir davanın doğru mahkemede açılması önemlidir. Bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu bir dava için henüz yolun başında bir avukatla çalışmak önemlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu davalar şu şekildedir;

  •         Kira sözleşmesine dayanan davalarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
  •         Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
  •         Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
  •         Hukuk Muhakemesi Kanunu ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini görevlendirdiği davalarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Sulh Hukuk Mahkemesinin Yetkisi

Sulh hukuk mahkemesinde açılacak olan davanın neredeki sulh hukuk mahkemesinde açılacağını gösteren kavram yetkidir. Yetkili mahkeme coğrafi olarak hangi görevli mahkemede davanın açılması gerektiğini ifade eder. Sulh hukuk mahkemesinin görev alanında olan davalarda nerede mahkemenin yetkili olduğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda gösterilmiştir. Genel yetki kuralı gereğince genel yetkili sulh hukuk mahkemesi davalının yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir. Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu bazı davalarda özel yetki kuralı belirlenmiş olabilir. Özel yetki belirlenen davalarda hem genel yetki gereğince davalının yerleşim yerindeki, hem de özel yetki gereğince belirtilen yerdeki sulh hukuk mahkemesi yetkili olur. Yani özel yetki kuralının bulunması genel yetki kuralını ortadan kaldırmaz.

Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu davalarda kesin yetki öngörülmüş olabilir.

Sulh Hukuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

Sulh hukuk mahkemesinin hangi davalara bakacağı HMK ve diiğer kanunlarda belirtilmiştir. Mevzuata göre sulh hukuk mahkemesinin bakacağı davalar şunlardır;

  • Kat Mülkiyeti yasasından kaynaklanan uyuşmazlıklar
  • Mirasçılık belgesinin alınması
  • Tahliye Davası
  • Paydaşlığın giderilmesi Davaları                                                 
  • Vesayet ve Kayyım Davaları
  • Terekede ihtiyati tedbirler
  • Mirasın reddi
  • Miras şirketine mümessil atanması
  • Mirasçılık belgesinin iptali davası
  • Mirasta defter tutulması
  • Kira tespiti ve Kira bedelinin artırılması davaları
  • Delil tespiti istemi
  • Ödeme yeri belirlenmesi

Sulh Hukuk Mahkemesinde Dava Nasıl Açılır?

Sulh hukuk mahkemesinde dava açmak için dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Davanın reddedilmemesi için dava dilekçesi eksiksiz olarak hazırlanmalıdır. Ayrıca dava dilekçesinde yapılacak hatalar olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenlerle sulh hukuk mahkemesinde dava açmak için hazırlanacak olan dava dilekçesi için bir hukuk bürosundan yardım almak en doğrusu olacaktır. Sulh hukuk mahkemesinde dava açmak için verilecek olan dava dilekçesinde şunlar yer almalıdır;

  • Mahkemenin ismi
  • Davanın taraflarının isimleri ve adresleri
  • Davacı tarafın T.C. kimlik numarası
  • Davacı tarafın avukatının ismi ve adresi
  • Dava konusu
  • Davanın dayandığı vakıalar
  • Vakıaların kanıtlanması için dayanılan deliller
  • Hukuki sebepler
  • Talep sonucu
  • İmza

Sulh hukuk mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanır. Yani dava dilekçesinin verilmesi ile, dilekçeler aşaması, ön inceleme ve tahkikat aşamaları izlenir. Son olarak sözlü yargılama ile hüküm verilir.

Sulh Hukuk Mahkemesi Kararlarına Karşı İstinaf

İstinaf, hatalı ya da eksik olduğu düşünülen kararlara karşı bir üst mahkemeye itiraz edilmesidir. Sulh hukuk mahkemesinin kararlarına karşı istinaf yoluna başvurmak mümkündür. Sulh hukuk mahkemesinin nihai kararları, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları istinafa götürülebilir. Fakat istinaf yoluna başvurabilmek için maddi bir sınır getirilmiştir. Her yıl güncellenen bu sınır, 2018 yılı itibariyle 3.560 TL’dir. Yani yalnızca konusu 3.560 TL’den fazla olan davalar istinafa götürülebilir.

İstinafa başvurmak için aynı dava açarken yapıldığı gibi bir dilekçe yazılmalıdır. İstinaf dilekçesinde karara neden itiraz edildiği açıkça belirtilmelidir. Açıkça belirtilmeyen itirazlar dikkate alınmaz. Bu sebeple istinaf dilekçesinin doğru şekilde hazırlanması önemlidir. İstinaf dilekçesinin hazırlanmasında avukatlardan destek almak tavsiye edilir.

Sulh hukuk mahkemesi kararının yer aldığı belgeye ilam denir. İlamın davanın taraflarına tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içerisinde sulh hukuk mahkemesi kararına karşı istinafa başvurulması gerekmektedir. İstinaf için verilen başvuru dilekçesinin karşı tarafa tebliğinden itibaren ise 2 hafta içinde cevap dilekçesi verilmelidir. Sürelere uyulmazsa hak kayıpları gündeme gelebilir.

İstinafa yapılan başvurunun haklı bulunması halinde 3 çeşit karar ortaya çıkabilir;

  • Sulh hukuk mahkemesi kararının kaldırılarak davanın mahkemeye geri gönderilmesi.
  • Sulh hukuk mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen ya da kısmen kabul edilmesi.
  • Sulh hukuk mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddedilmesi.

Sulh Hukuk Mahkemesi Kararlarına Karşı Temyiz

Temyiz, istinaf yolundan sonuç alınamadığı takdirde başvurulan yoldur. Temyize başvurabilmek için dava konusu 2018 yılı için 47.530 lirayı geçmelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hangi kararların temyiz edilebileceğine hangi kararların temyiz edilemeyeceğini göstermiştir;

“MADDE 362- …b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.”

HMK’nın ilgili maddesine göre sulh hukuk mahkemesi’nin verdiği kararlar temyiz yoluna götürülemez. Yani sulh hukuk mahkemesi kararları için başvurulabilecek son kanun yolu istinaftır.

Sulh Ceza Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Sulh Ceza Mahkemesi Görev ve Yetkileri kanunda belirtildiği şekilde yer ve görev yönünden yetkiyi ayrıntılı bir şekilde anlatacağız.

Sulh Ceza Mahkemesi Nedir?

Sulh ceza mahkemesi nedir? Sulh ceza mahkemesi, 5235 sayılı kanunun 10. Maddesinde de belirtildiği gibi;

Kanunların ayrı şekilde görevli kıldığı hâller saklı kalmak şartı ile yürütülen hali hazırdaki soruşturmalarda hâkim tarafından alınacak kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemeye tabi kılmak amacı ile kurulan mahkemedir.

Sulh Ceza Mahkemesi Nasıl Kurulur?

İş yükünün fazla olduğu ve bu yükün karşılanamadığı yerlerde birden çok sulh ceza mahkemesi kurulabilir. Birden fazla kurulduğu takdirde sulh ceza mahkemesi daire mantığıyla numaralandırılır. Bağımsız olarak sulh ceza mahkemesinde görev yapan hâkimler, başka mahkemelerde veya işlerde görev yapamazlar.

Sulh ceza mahkemesinde bir yazı işleri müdürü ve gerektiği kadar personel istihdam edilir. Mahkemede tek hakim yer alır.

Sulh ceza mahkemesi, her ilin merkezi ve o bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önüne alındığında,  kurulması gerektiğine kanaat getirildiği takdirde belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından kurulur. Sulh ceza mahkemesi bulundukları il veya yukarıda yazılan sebep sonucunda kurulması nedeniyle bulunduğu ilçenin adıyla anılır.

Sulh Ceza Mahkemesinin Yetki

Sulh ceza mahkemesinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi veya kuruldukları takdirde ilçeler ile bunlara adli amaçla bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Hem ağır ceza mahkemeleri hem de büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il veya kurulması halinde ilçenin adı ile anılan sulh ceza mahkemesinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarının ne olduğuna bakmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza mahkemesinin kaldırılmasına Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu karar verir. Aynı şekilde aynı sebeplerden yargı çevresinin değiştirilmesine de, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca karar verilir.

Sulh Ceza Mahkemesinin Görevleri

Sulh ceza mahkemesi kanunların ayrı şekilde görevli kıldığı hâller saklı kalmak şartı ile yürütülen hali hazırdaki soruşturmalarda hâkim tarafından alınacak kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek ve karara varmakla görevlidir.

Sulh Ceza Mahkemesinin Baktığı Davalar

Sulh ceza mahkemesi aşağıdaki konuların varlığı halinde karar alabilir ve bu konular dava konusu olabilir.

  •         2 yıla kadar para cezası
  •         2 yıla kadar adli para cezası
  •         Basit hakaret, tehdit vb suçlar
  •         Adli kontrol, adli arama kararı
  •         Trafik cezasına itiraz
  •         Gözaltına alma kararı ve buna ve yakalama kararına itiraz
  •         Nöbetçi savcılık vasıtasıyla suç araştırması yapılırken fail ya da failler için, ceza muhakemesi kanunun 100 ve ardından gelen maddelerinde yer alan tutuklanmayı gerektirecek emareler oluşmuş ise savcılığın talebi üzerine tutuklama kararı verebilir.
  •         Çeşitli kararlarda itiraz mercii olarak yer almak(diğer sulh ceza mahkemelerinin kararlarına olan itiraz, cumhuriyet savcılıklarının takipsizlik kararlarına itiraz vb.)
  •         Suç soruşturması sebebiyle el koyma, arama

Sulh Ceza Mahkemesine Dava açma

Sulh ceza mahkemesi ceza davalarının o an itibariyle açılmadığı görevleri kısmında belirttiğimiz soruşturma evresindeki kararlara karşı kararlar almaktadır.

Sulh Ceza Mahkemesi Kararlarına Karşı İtiraz

Sulh Ceza mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı 7 gün içerisinde itiraz yoluna gidilmesi gerekir. Bu itiraz klasik yöntem dilekçe veya tutanağa yazılması şartıyla sözle olabilir.

Sulh Ceza mahkemesi kararına itiraz dilekçesini, kararı veren Sulh Ceza mahkemesini muhatap alarak yazmak gerekir. Sulh Ceza mahkemelerinin görev alanına giren konularda en fazla itiraz konusu olan şeyler;

  •         Tutuklama kararları,
  •         Adli kontrol kararları,
  •         Adli arama kararları,
  •         Para cezası kararları, olarak sıralanabilir.

Sulh Ceza Mahkemesi Kararlarına Karşı İstinaf ve Temyiz

Sulh ceza mahkemesinin de yapılan incelemeler sonucu verilen kararlara karşı istinaf ve temyiz yolu kapalı bulunmaktadır.

Sulh Ceza Hâkimliği Kararlarına Yapılan İtirazlar Sonucunda Kararların Kesinleşmesi

Sulh Ceza mahkemesi tarafından verilmiş kesin hükmünde bulunmayan kararların tamamına itiraz etmek mümkündür.

Bu karar, tutuklama kararı, adli kontrol kararı, adli arama kararı, el koyma kararı, para cezası kararı ya da görev alanına giren konularda yazdığımız herhangi bir konunun getirdiği bir sulh ceza mahkemesi kararı olabilir.

Kişinin dilekçe yoluyla ya da beyanının tutanağa geçirilmesi suretiyle yaptığı itirazı mahkemenin önüne gelir. Bu mahkeme kararı da veren mahkeme olduğu için ya itirazı yerinde görür ve düzeltir ya da aşağıda sırayla belirtilecek usullerle ilgili makama gönderir.

Bu itirazlar ceza muhakemesi kanunun 268. Maddesinde de belirtildiği gibi aşağıdaki usullere göre incelenir;

Sulh ceza mahkemesi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza mahkemesi bulunması durumunda,  numara mantığıyla olduğundan dolayı kendisinden bir sonrakine, eğer son numaralı mahkeme kendisi ise bir numaralı mahkemeye gönderilir. Eğer ağır ceza mahkemesi yoksa ve bu yerde tek sulh ceza mahkemesi varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza mahkemesine gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerde tek sulh ceza mahkemesi bulunuyorsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza mahkemesine gönderilir.

İtiraz durumunda ilk defa sulh ceza mahkemesi tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da yukarıda belirttiğimiz usuller uygulanır. Fakat, sulh ceza mahkemesi ilk tutuklama talebini reddetmiş ise, tutuklama kararını itiraz makamı olarak inceleyemez.

Sulh Ceza Mahkemesinin Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi Ne Şekilde Yazılır?

Sulh Ceza mahkemesine karşı itiraz dilekçesi yazılırken dilekçenin gereksiz bir şekilde uzun veya aşırı kısa bir şekilde olmamasına dikkat edilmesi gerekir.

Dilekçede, meydana geldiğini iddia ettiğiniz her olay tarih sırasına göre dizilmelidir. Soyut olaylardan kaçınılmalı ve mümkün olduğu ölçüde somut olaylara parmak basılmalıdır.

Ardından öne sürdüğünüz deliller açık bir şekilde ortaya konmalıdır.

İtirazı öne süren bireyin Türkiye Cumhuriyeti kimlik bilgileri, kimlik kartının üst tarafında bulunan kimlik numarası ile birlikte belirtilmelidir.

Özellikle delil kısmında tekrar durmakta fayda vardır. Çünkü itirazın sonuç vermesi için bu delillerin yazacak olacağınız dilekçenizde sağlıklı, sade bir şekilde bulunmasının ve ciddiyetle vurgulanmasının önemi büyüktür.

İcra Ceza Mahkemesi Görev ve Yetkileri

İcra Ceza Mahkemesi Görev ve Yetkileri kanunun öngördüğü şekilde yer ve görev bakımından ayrıntılı olarak anlatılacaktır.

İcra ceza mahkemesi nedir?

İcra ceza mahkemesi nedir sorusunun cevabını icra ceza mahkemelerinin kuruluş amacında arayarak şunu söylemek gerekirse; icra ceza mahkemeleri, icra dairelerinin yaptığı işlemler ile bu işlemlere yönelik şikayetler ve bir bütün olarak 2004 sayılı icra ve iflas kanunun cezai hükümleri gerektiren kısmındaki maddeler ve buna paralel ortaya çıkan uyuşmazlıklara bakmakla yetkili mahkemedir.

İcra Ceza Mahkemesinin Görevleri

2004 sayılı icra ve iflas kanunun 349. Maddesine göre basit yargılama usulü kullanılır.

Şikayet dilekçe yazdırılması veya sözlü beyanın kayıt altına alınması yolu ile yapılabilir.

Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve sanığa tebligat yapar. Şahit dilekçede ya da beyanda yer almışsa ona da tebligat yapılır. Taraflar ilan edilen gün ve saatte icra ceza mahkemesinin huzuruna gelmek ya da vekil göndermek zorundadırlar. Gerektiği hallerde mahkeme, bizzat katılım isteyebilir.

Sanık ikametgahı farklı bir yerse, davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması gerekir. Sanık şikayeti alan mahkemeye veya yukarıdaki belirttiğimiz gibi başka mahkemeye de ifade vermez, mahkemenin huzuruna gelmez veya müdafi(savunucu) göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse polis zoruyla getirilir.

Tüm bunlara rağmen bulunmuyorsa mahkeme kendi yokken görülür. Şikayetçi belirli zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer. Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun kendi yokken verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Kanununda yazılı hükümler uygulanır.

İcra Ceza Mahkemesinde Yetki

Davanın duruşması ise şu şekilde yapılır; İcra ceza mahkemesi tarafları ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir. Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmaz.

Tahkikat kısmında; Şikayetçi dilekçe veya beyanında vurguladığı delillerle mahkeme karşısında sorumludur. Sanık savunması için ancak , yeni ortaya çıkan olgular nedeni ile mevcut soruşturmanın derinleştirilmesi, genişletilmesi istenebilir.

Karar verilirkenİcra mahkemesi tarafların ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve savunmayı dinledikten sonra en geç beş gün içinde kararını verir ve özetini Cumhuriyet Savcısına bildirir.

Mahkeme disiplin veya zorlama hapsinde karar kılabilir. İcra ceza mahkemesinin baktığı davalarda, diğer ceza mahkemelerinin baktığı ceza davalarının birleştirilmesi kanunen mümkün değildir. Şikayete bağlı takiplerde, davadan geri çekilme, vazgeçme veya ifta sebebi ile dava bir bütün olarak(unsurlarıyla) düşer.

İcra ceza mahkemesinde yetki ise icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkeme olarak ilgili kanunda belirtilmiştir.

İcra Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

İlgili kanunla icra ceza mahkemesinin görev alanına tabii olan suçlar ve bu suçlardan doğacak davalar aşağıda belirtilen kanunda sayılmıştır.

2004 sayılı icra ve iflas kanunun 331 ile  345 maddeleri arasında yer alan aşağıdaki ceza suçları icra ceza mahkemesinin alanına girmektedir.

Kasıtlı olarak alacaklıyı zarara sokan ve mevcudiyeti azaltan borçlu;

Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bundan önceki 2 yılda borçlunun alacaklıyı zarara sokma maksadıyla mallarını veya bir kısmını mülkünden çıkararak, zarar vererek ya da değerinin düşürerek ya da muvazaa yoluyla öyleymiş gibi göstererek tespit edildiği takdirde suç oluşur.

Kendini bilerek aciz duruma düşüren veya halihazır daki durumunu arttıran; 

Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu, yapılması uygun bulunmayan fiillerde bulunmak suretiyle haddinden fazla masraflar yapmışsa, şans oyunlarına girişerek veyahut işlerinde ağır ihmaller de bulunarak aciz kalmasına kendi kendisine sebebiyet vermişse veya sonundaki zor durumu gördüğü halde devam ederse suç oluşur.

İflas ve konkordato işlerinde kendine menfaat sağlayanlar;

 İflas işlemleri sırasında veyahut konkordato işlemleri sırasında herhangi bir sebeple kişisel menfaat elde edilirse suç oluşur.

Ticari işletmelerdeki yöneticinin sorumluluğu; 

İşletme yöneticisinin veya yöneticilerinin alacaklıları zarara uğratma amacıyla, borçlarını kısmen, tamamen ödememesi ve bunun başka suç veya zararlara yol açması suç oluşturur.

Konkordatoda veya sermaye şirketleri;

kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında yetkili kimseleri hataya düşüren ya da konkordato veya uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun suç oluşturması.

Kiracının cezalandırılacağı haller;

Üzerinde  kiralayanın hapis hakkı bulunan, defteri yapılmış eşyayı kaçıran veya gizleyen borçlu ile tahliyesi emredilen yeri kiralayana zarar vermek amacıyla işgal ettiren şahıs suç oluşturur.

İflas etmiş kişinin mallarını vermeyenlerin sorumluluğu;

Bu malları elinde bulunduran üçüncü kişiler mantıklı bir mazeret olmaksızın bu malları idareye vermezler veya borçlarının bildirimini yapmazlarsa suç oluşur.

Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi;

Suç oluşturur.( İcra ve iflas kanunun 162, 209 ve 216’ncı maddelerinde sayılan)

Ticareti terk edenlerin sorumluluğu;

Mal beyanında bulunmayan veya eksik gösteren, beyanda bulunduğu halde tasarrufta bulunan borçlunun hareketleri suç oluşturur.

Gerçeğe aykırı beyanda bulunanların sorumluluğu;

Beyanı aykırı yaparsa alacaklı şikayeti üzerine suç oluşturur.

Sonradan kazanılan kazancı bildirmeyen kişinin sorumluluğu;

Mazereti olmaksızın 7 gün içinde icra dairesine bildirmezse suç oluşturur.

Ödeme şartının yerine getirilmemesi, ihlal edilmesi;

Zorlayıcı sebebi yoksa alacaklı şikayeti üzerine suç oluşturur.

Çocuk teslimi emrini yerine getirmeyenin sorumluluğu;

 Bu karara muhalefet eden, engelleyen kişilerin bu davranışları şikayet üzerine suç oluşturur.

İcra dairesi tarafından teslim edilen taşınmaza;

 gemiye izinsiz bir şekilde girenin fiili suç oluşturur.

Kendisi yapması gereken bir işe muhalefet eden ;

veyahut tam tersi olmak üzere yapmaması gereken bir işi yapanın fiilleri suç oluşturur.

Nafaka kararlarına karşı oluşturulan fiillerin sorumluluğu;

Ödenmemesi veya kararların yerine getirilmemesi halinde alacaklı şikayeti üzerine suç oluşur.

Tüzel kişilerin davranışlarında kimlerin ceza göreceği;

 işletmede yer alan sorumluluk sahibi kişilerden hangisinin fiili işlediğine bağlı olarak o kişi üzerinde suç oluşur.

İcra Ceza Mahkemesi Kararlarına Karşı İtiraz

Mahkemenin verdiği zorlayıcı hapis ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, bildirimden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Mahkemenin o yerde birden fazla dairesinin bulunması durumunda, kendisinin izleyen daireye gönderir.(son numaraysa birinci numaralı daireye)

Mahkemenin tek dairesi bulunması durumunda asliye ceza mahkemesine, gönderilen mahkemenin başkanının da kendisi olması halinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. Gönderilen inceleme sonrası verilen karar kesin hükmündedir.

İcra Ceza Mahkemesi Kararlarına Karşı Temyiz, İstinaf ve Kararların Kesinleşmesi

İcra ceza mahkemelerinin kararlarına karşı yeniden değerlendirilmesinin talep edildiği istinaf ve yargılamanın doğrulunun denetlendiği temyiz kanun yolu kapalıdır.

Tüketici Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Tüketici Mahkemesi Görev ve Yetkileri kanunun öngördüğü şekilde yer ve görev bakımından ayrıntılı olarak ele alacağız.Öncelikle mahkemenin tanımını yapalım.

Tüketici mahkemesi nedir?

Tüketici mahkemesi nedir? Kısaca açıklamak gerekirse, tüketicinin işlemleri, tüketicinin karşı karşıya kalabileceği uygulamalar ve bu uygulamalardan oluşabilecek uyuşmazlıklarda görevlidir.

Tüketici Mahkemesinde Nasıl Dava Açılır?

Tüketici mahkemesinde dava, tüketici ya da tüketici örgütleri ya da ilgili bakanlık olan ‘’Ticaret bakanlığı’’ tarafından açılabilir. Bu davalar 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan harçlardan muaftır.

Ayrıca tüketici örgütleri tarafından açılan davalarda vekalet ve bilirkişi gibi ücretler,  davacı aleyhine sonuçlandı ise bakanlık tarafından karşılanır. Eğer dava davalı aleyhine sonuçlandıysa bu sefer bilirkişi ücreti, davalıdan tahsil edilerek bütçeye geçer.

Ayrıca unutulmamalıdır ki tüketici mahkemesi kendi özel kanuna sahiptir. Bu tüketici mahkemesinin özel mahkeme statüsüne sahip olduğunu gösterir.

Tüketici Mahkemesinde Dava Açabilecek Gerçek ve Tüzel Kişilikler Kanunda Nasıl İfade Edilir?

Tüketici mahkemesinin de içinde yer aldığı özel bir kanun olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun içinde yer alan tanımlar aşağıdaki gibi sıralanabilir. Buna göre;

  • Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
  • Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına,  hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,
  • Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını,
  • Bakanlık ise: Son dönemde ki değişikliklerle birlikte adı Gümrük ve Ticaret Bakanlığından sadece Ticaret bakanlığına dönen bakanlığı ifade etmektedir.

Tüketici Mahkemesinde Yetki

Tüketici mahkemesinde görülmekte olan tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.

Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Ticaret Bakanlığı;  

haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 73/6)

Tüketicileri ilgilendiren genel sayılabilecek konulardan kaynaklanan davalarda;  davacı, verilen kararların duyurulmasını, yayımlanmasını isteyebilir. Bu talebin mahkeme tarafından kabul görmesi hâlinde, masrafları davalı taraftan alınmak üzere, ülke düzeyinde yayın yapan gazetelerden en az üçünde hızlıca ilan edilir.

Tüketici mahkemesinin vermiş bulunduğu kesin kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden ilgili Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucunda verilmiş bulunan kararlar ise, kararı veren tüketicisi mahkemesi tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir.

Tüketici Mahkemesinin Görevleri ve Bu Görevlerin Sınırı

Tüketici mahkemesine dava açmanın bir parasal sınırı bulunmaktadır. Bu parasal sınır 6502 sayılı kanunun 68.maddesinde belirtilmiştir. Fakat her sene bu parasal sınır belli bir yeniden değerleme ile tekrar belirlenir. Ve bu belirlenen parasal sınırlar arasında tüketici hakem heyetlerine gidilir. Fakat bu parasal sınırların üzerinde ise değer direk tüketici mahkemesine dava açılabilir.

Buna göre 2018 senesi tüketici hakem heyetine gitme parasal sınırları ve başvuracakları heyetlerin hangileri olduğu aşağıdaki gibidir.

  •         Tüketici Hakem Heyetlerine yapılacak başvurularda, değeri 4 bin 570 Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe Tüketici Hakem Heyetleri görevli,
  •         Büyükşehir belediyesi statüsünde olan illerde 4 bin 570 Türk Lirası ile 6  bin 860 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri görevli,

Olarak sıralanırken, büyükşehir statüsünde olmayan

  •         İllerin merkezlerinde 6 bin 860 Türk Lirası’nın altında bulunan  uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri,
  •         Büyükşehir belediyesi statüsünde olmayan illere  bağlı ilçelerde 4 bin 570 Türk Lirası ile 6 bin 860 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri görevli olacaktır.

Yani bu parasal sınırların üzerinde yer alan meblağlarda direkman tüketici mahkemesine dava açılabilmektedir.

Ayrıca başvurular tüketicinin yerleşim yeri hakem heyetine yapılabildiği gibi yukarıda tanımı verilen tüketici işlemlerinin yapıldığı yer heyetine de yapılabilmektedir. Tüketici hakem heyeti bulunmuyor ise ne şekilde hakem heyetine gidileceği ilan edilecek yönetmeliklerle belirlenir.

Bu heyetin vereceği kararlara karşı 15 gün süre ile aynı yer tüketici mahkemesine itiraz edilebilir.

Tüketici Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

  •         Abonelik esasına dayalı ve bu aboneliğin sözleşmesinden kaynaklı davalar,
  •         Tapu iptal ve tescili davası, istirdat davası, tespit davası,
  •         Kredi ve kartı ve alınan krediden kaynaklı davalar, (tüketici ve ya kredi veren fark etmeksizin)
  •         6502 sayılı kanundan kaynaklanan davalar,  (ayıplı hizmet ya da ayıplı mal gibi)
  •         Tatil sözleşmeleri, paket tur sözleşmesi kaynaklı davalar,
  •         Üretimin, satışın durdurulması istemi, Malın toplanmasının istendiği davalar,
  •         Satıcının veya tüketicinin hakem kuruluna itirazı,
  •         Sigorta ilişkisinden ortaya çıkan sözleşmeler, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı davalar,
  •         Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan davalar, promosyon davaları,
  •         Hakemin reddi, yargılamanın kıstaslar oluştuysa yenilenmesi davası,

Ve benzeri bir tarafının tüketici olduğu davalara tüketici mahkemesi bakmaktadır. Kısacası ilgili 6502 sayılı tüketicinin korunmasına dair kanunun belirttiği kıstaslar dahilinde;  hukuku bir niteliği olan sözleşmenin varlığı ve bu sözleşmenin bir tarafının tüketici olması sebebiyle oluşabilecek uyuşmazlıklarda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.

Tüketici Mahkemesinde Uygulanan Basit Yargılama Usulü Ne Anlama Gelmektedir?

Basit yargılama usulü; Ayırıcı niteliğinin, daha hızlı bitirilmesi gereken veya görece daha kolay sonuca ulaşılması gereken dava ve işler olduğu bir usul olduğu söylenebilir. Aynı yazılı usulde olduğu gibi dilekçeyle başvuru olur fakat önceden yönetmelikle belirlenen şekilde, hazır formun doldurulmasıyla da olabilir. Bunun nedeni bahsettiğimiz gibi hızlı bir şekilde düzenlenmesi ve avukat tutamayanlara kolaylık sağlanmasıdır.

Tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta cevap süresi bulunmaktadır. Fakat bu süreyi aşmayı gerektiren zorluklar bulunduğu takdirde bir kerelik yine 2 hafta olmak üzere süre uzatılabilir.

Verilecek dilekçelerde taraflar elinde bulundurdukları delilleri ve tüm unsurları dilekçelerine eklemek, belirtmek zorundadırlar.

Kanunda belirtilen şartların yokluğu söz konusuysa dava usulden reddedilebilir. Fakat yerine getirilmesi gereken şartlar yerine getirilmiş ise esas hakkında kararda verilebilir. Dosya üzerinden karar verilemiyorsa ön incelemeye tabi tutulur, bu ön incelemeden sonra en fazla 2 duruşmada ve aralarında en fazla 1 ay olmak süresiyle yargılama tamamlanır.

Tüketici Mahkemeleri Karşı Temyiz, İstinaf ve Kararların Kesinleşmesi

İstinaf tüketici mahkemesi tarafından verilen kararın her yönüyle bir üstteki mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmeye tabii tutulduğu bir yoldur. Karar bildirildikten sonra 2 hafta içinde dilekçe ile başvuru yapılabilir.

Bu başvurunun sınırları vardır ve 2018 itibariyle bu sınırlar şu şekildedir. Parasal sınır olarak 2018’de ilan edilen 3560 Türk Lirasıdır. Bu rakamın üstüne başvuru yapılabilir. Ayrıca ara kararlara karşı yapılamaz.( ihtiyati kararlar hariç)

Temyiz ise istinaf yoluna gidildiğinde alınan kararların hukuka uygunluğunun üst mahkeme tarafından denetimidir.Temyizde sınır 47530 Türk Lirasıdır.(ihtiyati kararlara açılamaz)

İş Mahkemesi Görev ve Yetkileri

İş Mahkemesi Görev ve Yetkileri kanunda belirtildiği şekilleri ile yer ve görev bakımından yetkilerin değerlendirmesini yapalım.Öncesinde İş mahkemesinin tanımını yapalım.

İş mahkemesi nedir?

İş mahkemeleri iş ve ondan kaynaklanabilecek sorunlar, uyuşmazlıklar ile sosyal güvenlik alanının yaratabileceği sorunları, uyuşmazlıkları 7016 sayılı iş mahkemeleri kanunundan aldığı yetkiyle çözümler.

Ayrıca iş mahkemeleri özel mahkeme statüsünde yer alırlar ve ilk derece mahkemesi olarak görev yaparlar. Özel statüde yer almalarının sebebi belirli uyuşmazlıkların çözümü üzerine kurulmuş olmalarından kaynaklanır. Bu özel statünün varlığı ile mahkemelerin kuruluş, yetki ve kapsamı ise 7036 sayılı ‘’İş Mahkemeleri Kanunu’’ ile düzenlenmektedir.

İş mahkemelerinin Kuruluşu

7016 sayılı kanunun 2.maddesinde düzenlendiği üzere iş mahkemeleri;

Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur.

İş yükünün fazla olduğu  bölgelerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Eğer bu daireler oluşturulursa  numaralandırılmaları gerekir. Uzmanlaşma amaç edinilerek hareket edildiğinden iş yükünün yoğunluğu ve bu yoğunluğun niteliği sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu daireler arası görev paylaşımı yapılabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır ve daireler kendilerine dağıtılmış davalara bakmakla yükümlüdürler.

İş mahkemeleri herhangi bir neden oluşturulmamışsa o bölgedeki iş mahkemelerinin görev alanlarına giren davalara Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Bu mahkeme kararlarını 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa göre verir.

İş Mahkemelerinin Görevleri Nelerdir?

İş mahkemesinin görevleri aynı kanunun beşinci maddesine göre düzenlenmiştir. Buna göre iş mahkemelerinin görevleri;

  •         5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
  •         İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,
  •         Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.

İş Mahkemesinin Baktığı Davalar

Yukarıdaki  görevlere örnek olarak verilebilecek dava türleri;

  •         Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı,
  •         Ücret, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili alacakları,
  •         Yıllık izin ücreti,
  •         Hizmet tespiti davaları,
  •         İş kazası ve meslek hastalıklarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları,
  •         Yaşlılık aylığı veya emeklilik hak kazanım davası,
  •         İş tespiti ve işe iade davaları, Olarak sayılabilir.

İş mahkemesinde yetki

İş mahkemelerinde görülecek davalarda yetki sahibi mahkeme, gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarih yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı sayısı birden çoksa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Eğer dava konusu iş kazasından doğan tazminat davası ise, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

İş mahkemelerinde dava nasıl açılır?

İş mahkemelerinde dava bulunduğun yer iş mahkemesine açılır. Bunun için mahkemeye gidilmeli ve dilekçe verilmelidir. Bulunduğun yer iş mahkemesi yoksa görevli yer asliye hukuk mahkemesidir ve dilekçe buraya verilir.

Dava açmada bazı kıstaslar vardır. Örneğin tazminatlar için 10 ücretler için 5 senelik zamanaşımı süresi geçmediyse dava açılabilir. İşe iade davasında ise 1 aylık süre geçerlidir.

İş mahkemelerinde dava şartı var mıdır?

İş mahkemelerinde dava şartı vardır. Bu dava şartı mahkemelerde açılan; Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olmasıdır.

Peki arabuluculuk nedir?

Adalet Bakanlığının ilgili daire başkanlığının internet sitesinde yer aldığı şekliyle;

‘’Arabuluculuk günümüzde dostane yollarla uyuşmazlık çözüm yöntemleri içinde en yaygın olarak bilinen ve uygulanan uyuşmazlık çözüm yöntemidir.’’ Bu yöntemde taraflar iradeleriyle üçüncü bir uzman kişinin hakemliğinde çözüm ararlar.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücü davalarında bu şart uygulanmaz.  Fakat işçi ve işveren arasında kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur.

İş mahkemelerinde kullanılan basit yargılama usulü nedir?

Basit yargılama usulünün ayırıcı niteliğinin, daha hızlı bitirilmesi gereken veya görece daha kolay sonuca ulaşılması gereken dava ve işler olduğu söylenebilir. Aynı yazılı usulde olduğu gibi dilekçeyle başvuru olur fakat önceden yönetmelikle belirlenen şekilde, hazır formun doldurulmasıyla da olabilir. Bunun nedeni bahsettiğimiz gibi hızlı bir şekilde düzenlenmesi ve avukat tutamayanlara kolaylık sağlanmasıdır.

Tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta cevap süresi bulunmaktadır. Fakat bu süreyi aşmayı gerektiren zorluklar bulunduğu takdirde bir kerelik yine 2 hafta olmak üzere süre uzatılabilir.

Verilecek dilekçelerde taraflar elinde bulundurdukları delilleri ve tüm unsurları dilekçelerine eklemek, belirtmek zorundadırlar.

Kanunda belirtilen şartların yokluğu söz konusuysa dava usulden reddedilebilir. Fakat yerine getirilmesi gereken şartlar yerine getirilmiş ise esas hakkında kararda verilebilir. Dosya üzerinden karar verilemiyorsa ön incelemeye tabi tutulur, bu ön incelemeden sonra en fazla 2 duruşmada ve aralarında en fazla 1 ay olmak süresiyle yargılama tamamlanır.

İş Mahkemeleri Kararlarına İtiraz

Öncelikle belirtmek gerekir ki iş mahkemeleri, kanunla kendilerine verilen görev ve yetkileri aşan veyahut karşılamayan konularda görevsizlik kararı verebilir. Fakat bu karar kendiliğinden görevli mahkemeye gönderilmez. Tarafların talebi üzerine gönderilmesine karar verilebilir. Ancak bu talep değerlendirilirken 2 haftalık süre hak düşürücü olarak göz önüne alınır ve karar ardından verilir.

İş Mahkemeleri Kararlarına Karşı Temyiz, İstinaf ve Kararların Kesinleşmesi

İstinaf ; iş mahkemelerinin kararlarına karşı gidilebilecek yol olarak, bir üst mahkeme incelemesidir. Mahkemenin kararlarının tekrar değerlendirilmeye tabi tutulduğu yol olan istinaf süresi taraflara tebliğ üzerinden 2 haftadır.

İstinaf yapılabilecek sınır miktar ve değer açısından 2018 itibariyle 3560 Türk lirasıdır. İstinafa başvurulması için bu sınırın aşılması gerekir. Ayrıca ara kararlar aleyhine istinafa gidilemez.(İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz kararları hariç)

Temyiz ; Davanın hükmü ardından istinafa gidilmesi ve istinafta yeniden değerlendirilen, karara bağlanan hükmün hukuksal doğruluk açısından denetlenmesini sağlayan bir yoldur. Temyizde ise parasal sınır 47530 Türk lirasıdır. Bu sınırın üstünde olan miktarlara başvuru yapılabilir.

İstinafın verdiği ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı ise temyiz yolu kapalıdır.

Aile Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Aile Mahkemesi Görev ve Yetkileri aile hukukuna ilişkin davalara bakan mahkemenin yer ve görev yönünden değerlendirmesi ile daha ayrıntılı ve net bir şekilde anlaşılacaktır.Aile Mahkemesinin tanımını yaparak başlamakta fayda vardır.

Aile Mahkemesi Nedir?

Aile mahkemeleri; Türk geleneksel yaşamında da bir hayli yer edinen aile kurumunu, hukukun şemsiyesi altında da düzenlemeye tabi tutulması ve aile kurumunun bu şemsiye altında da korunması adına normatif kurallar ile düzenlenen, kısaca anlatmak gerekirse aile hukukundan doğan davalara bakmak için kurulan mahkemelerdir.

Bu mahkemelerin kuruluşu, işleyişi ise 4787 sayılı ‘’Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’’ ile belirlenir. Özel mahkeme olarak düzenlenen aile mahkemeleri bu aile mahkemesi sıfatıyla adliyelerde görev yapar.

Aile Mahkemelerinin Kuruluşu

Aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulunun pozitif görüşüne binaen her ilde, merkez nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde kurulur. Aile mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin mülkî sınırlarıyla belirlenir.

Ancak yargı çevresi, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca değiştirilebilir. İhtiyaca binaen gerektiğinde yukarıda belirttiğimiz usule göre bir yerdeki aile mahkemesinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda daireler numaralandırılır. Herhangi bir usulden veya kanunda belirtilen niteliği taşımayan bölgelerde Aile mahkemesi kurulamamış ise bu kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.

Bu mahkemelerde görevli hakimler ise; adli yargıda görevli, tercihen evli ve çocuk sahibi, 30 yaşını doldurmuş ve aile hukuku alanında yüksek lisans yapmış hakimler arasından Hakimler ve Savcılar Kurulunca atanır.

Ayrıca Mahkemelere Adalet Bakanlığınca, tercihen; evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olanlar arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır.

Aile Mahkemelerinin Görev ve Yetkileri

Aile mahkemelerinin görevleri konusunda iki farklı kanunda maddeler vardır. Birincisi aile mahkemelerinin kuruluşunu belirleyen 4787 sayılı kanun iken diğeri 6284 sayılı kadına şiddetin önlenmesini esas alan 8.3.2012 tarihli kanundur. Buradan hareketle mahkemenin alanına giren konular ve mahkemede görülebilen davalar ayrı bir başlık halinde sıralanabilir.

Aile Mahkemesi Hangi Davalara Bakar

  •         Boşanma davası ve buna binaen açılan maddi, manevi tazminat davaları,
  •         Boşanan kadının eş soyadını kullanması davası ve boşanan kadının iddet müddedinin(bekleme süresi) kaldırılması,
  •         Boşanmada mal paylaşımı,
  •         Nafaka davası,
  •         Bakıma yönelik küçükler hakkında nafakanın düzenlenmesi ve gerekli önlemleri alma,
  •         Çocuk üzerinde velayet davasına,
  •         Evlenmeye izin verilmesi(yaş küçüklüğü , gaiplik, kısıtlılık nedeniyle)
  •         Aile konutu hakkında davalar(şerh koyma ve kaldırma, intifa)
  •         Babalık davası
  •         Soy bağına itiraz ve iptal davası, soy bağının reddi, evlat edinme ve bu ilişkinin kaldırılması, nişan bozumu nedeniyle ilgili tazminat davası ve vesayet davası,

Ve bunlara ek olarak 6284 sayılı kanunda yer alan kadına, çocuğa şiddetin korunmasına dair güvenlik tedbirlerini sayılabilir.Bu güvenlik tedbirleri ise,

  •         İşyerinin değiştirilmesi,
  •         Evli olunması halinde ayrı yerleşim yeri belirleme,
  •         Hayati tehlike varsa kimlik bilgilerinin değiştirilmesi Olarak sayılabilir Aile Mahkemesi ise tüm bunlara güvenlik tedbirleri olarak karar verebilir.

Aile Mahkemesinin Alabileceği Kararlar Nelerdir?

Aile Mahkemesi görev alanına giren yukarıdaki konularda 4787 sayılı kanunun açıkça belirttiği gibi şu kararları alabilir.

Yetişkinler hakkında;

  •         Evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda eşleri uyararak, gerektiğinde uzlaştırma,
  •          Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin gerekli önlemleri alma,
  •         Resmî veya özel sağlık veya sosyal hizmet kurumlarına, huzur evlerine veya benzeri yerlere yerleştirme,
  •         Bir meslek edinme kursuna veya uygun görülecek bir eğitim kurumuna verme,

Küçükler hakkında;

  •         Bakım ve gözetime yönelik nafaka yükümlülüğü konusunda gerekli önlemleri alma,
  •         Bedensel ve zihinsel gelişimi tehlikede bulunan veya manen terk edilmiş halde kalan küçüğü, ana ve babadan alarak bir aile yanına veya resmî ya da özel sağlık kurumuna veya eğitimi güç çocuklara mahsus kuruma yerleştirme,
  •         Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri alma,
  •         Genel ve katma bütçeli daireler, mahallî idareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bankalar tarafından kurulmuş teşekkül, müessese veya işletmelere veya benzeri işyerlerine yahut meslek sahibi birinin yanına yerleştirme.

Aile mahkemesinde Dava Nasıl Açılır? Kararlar Nasıl Verilir?

4787 sayılı kanunun 7. maddesinde belirtildiği üzere Aile Mahkemeleri kendilerine gelen dosyanın özelliklerine göre esasen incelemeden evvel, aile içi saygının korunması arzulandığından dolayı ailenin her bir bireyinin karşı karşıya kaldığı sorunların sulh yolu ile çözümünü teşvik eder. Sulh teşviki yapılırken kuruluş kısmında belirttiğimiz uzmanlardan yarar sağlama olanağına sahiptir.

Bu sulh yolu teşviki sulha davet olarak adlandırılır. Sulh yoluna davetten sonuç alınamazsa aynı maddede belirtildiği üzere yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilir.

Boşanma davasında ise genel hükümlerin yanı sıra özel bir usul izlenir.

  •         Boşanma kararına hakim vicdanen kanaat getirmedikçe, kanıtlar sunulsa dahi kanıtlanmış sayılmaz.
  •         İki tarafın herhangi bir kabul beyanı olsa dahi hakimi bağlamaz,
  •         Kanıtlar serbestçe hakim takdirine sunulur,
  •         Hakim taraflara yemin öneremez, hakim onayına sunulmayan anlaşmalar geçersiz sayılır.
  •         Gizli duruşma ise taraflardan birinin istemi üzerine  hakim tarafından takdir edilebilir.

Aile Mahkemesi Kararlarına Karşı İtiraz; Temyiz ve İstinaf  

Öncelikle aile mahkemelerinin görevsizlik kararı vermişse tarafların iki hafta içinde bunun gönderilmesinin talep etmesi gerekir aksi halde süreç kendiliğinden işlemez yani bu sürece hak düşürücü süredir. Bu karara karşı ise istinaf yolu açıktır 2 hafta içinde yapılacak olan bu başvuru üzerine istinaf mahkemesinin kararı ise kesindir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunun ilgili maddelerine dayanarak kural olarak Aile Mahkemelerinin ara kararlarına karşı istinaf yolu kapalıdır.

Ancak, ihtiyati tedbir kararında nihai karar beklenmeksizin istinaf başvurusu yapılabilir. Başvuru süresi 2 haftadır ve mahkemeye verilecek istinaf dilekçesiyle yapılabilir.

İstinaf üst mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmeyi sağlayan bir yol iken,  temyiz istinaf incelemesi sonrası verilen hükmün doğruluğunun denetlenmesidir.

Temyize gidilmesi için çekişmeli yargı hükümlerinin olması gerekir. Maddi ölçüye bağlı davalarda ise alt sınır 47530 Türk lirasıdır. Kısacası bu sınırın üstünde ki rakamlara temyiz başvurusu yapılabilir.  İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararına karşı ise temyiz yolu kapalıdır. 

Temyize başvuru süresi ise 2 haftadır.(kararı takiben)

Aile Mahkemesinin Kararlarının Kesinleşmesi

Bir kararın aleyhinde gidilebilecek kanun yolu var ise bu kararlar kesinleşmiş kararlar sayılmazlar.Doğal olarak istinaf ve temyiz süreci tamamlandıktan sonra veya bu başvurular reddedildikten sonra kararlar kesinleşmiş sayılırlar.

Ağır Ceza Mahkemesinin Görev ve Yetkileri

Ağır Ceza Mahkemesinin Görev ve Yetkileri kanunda bu mahkeme ceza davalarının ilgili kanunda yer alan şekliyle ceza kriterleri bakımından en ağır olanlarına bakmakla görevli mahkemedir.

Ağır ceza mahkemelerinin görevleri 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12.maddesinde düzenlenmiştir.

Ağır Ceza Mahkemelerin Görevleri ve Baktığı Davalar

Yasaların ayrıca görevli kıldığı diğer hâller saklı kalmak üzere;

  •         Yağma (m. 148),
  •         İrtikâp (m. 250/1 ve 2),
  •         Resmî belgede sahtecilik (m. 204/2),
  •         Nitelikli dolandırıcılık (m. 158),
  •         Hileli iflâs (m. 161),
  •         Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (md. 87/4),
  •         Kasten adam öldürme (m. 81, 82),
  •         Zimmet suçu (TCK md. 247),
  •         Rüşvet suçu (TCK md. 252),
  •         Hileli iflas suçu (TCK m. 161),
  •         Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar,
  •         3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar,
  •         Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla(Cinsel istismar, cinsel saldırı, uyuşturucu mal imal ve ticareti vb) ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.

Anayasa mahkemesinin ve Yargıtay’ın yargılamasına ilişkin hükümler ile birlikte çocuklara mahsus takibat hükümleri saklıdır.

Bir husus üzerinde durmak gerekir ki;

5235 sayılı kanunun 14.maddesin de mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur kısacası yukarıda belirtilen suçların ceza üst sınırı onları ağır ceza mahkemesinin yetki alanına sokar.

Ağır Ceza Mahkemesinde Yetki

Ağır ceza mahkemesinde bir başkan ve yeteri kadar üye bulunur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır.

Ceza mahkemeleri coğrafi şartlar, iş yoğunlukları ve gelen talepler ardından Hakimler ve Savcılar kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından tespit edilen ilçelerde kurulabilir.

Ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Ağır Ceza Mahkemesinde Dava Açma

Buradaki ayrım şikayete tabii olma veyahut olmama ayrımıdır.Şikayete tabii suçlarda kendiliğinden dava açılmaz.Şikayete tabii olmayan davalarda ise savcılık tarafından kendiliğinden değerlendirilebilir.

Eğer savcı şikayete tabii olmayan hallerde suç kanaatine süreci işlettikten ve deliller toplandıktan sonra ulaşırsa ceza davası açar. Yeterli şüphenin savcılık nezdinde oluşmadığı hallerde ise takipsizlik kararı verilir.

İddianamenin kabulü ve iadesi süreci 15 günlük süreye tabiidir.Kabul edilirse hazırlık işlemleri yürütülür,  taraflar duruşmaya davet edilirler.İddianamenin kabulüne kadar olan soruşturma sürecinde mahkeme ceza muhakemesi kanununun ilgili maddelerinin kendisine verdiği yetkilerini kullanabilir.

  •         İletişimin tespiti, kayda alınması(kuvvetli şüphe halinde ve başka surette delil elde edilememesi halinde) ,
  •         Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi(kuvvetli şüphe halinde ve başka surette delil elde edilememesi halinde) ,
  •         Teknik araçlarla izleme(kuvvetli şüphe halinde ve başka surette delil elde edilememesi halinde) ,
  •         Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma kararlarına ağır ceza mahkemesi oy birliğiyle karar verir.

Ağır Ceza Mahkemesinde Duruşma ve Karar aşaması

Daha önce bahsettiğimiz gibi mahkemede başkan ve yeteri kadar üye bulunur.Mahkeme 5235 sayılını kanunun 9.maddesinde belirtildiği üzere bir başkan ve 2 üye ile toplanır aşamaya gelinir.

Duruşmanın yapılmasının ardından karar aşamasında müzakere sürecine geçilir.Müzakere sürecinde ancak karara ve hükme katılacak hakimler yer alabilir.

Fakat Ceza muhakemesi kanunun 227/2 hükmüne göre mahkeme başkanı o sırada mahkemede staj yapmakta olan avukat, hakim adaylarının katılımına izin verebilir.Müzakere yolu ise şu şekilde işletilir. Başkan en kıdemsiz üyeden oyu alarak kendi oyuna gelir ve nihai sonuca ulaşılır.

Hükmün Gerekçesinde Olması Gereken Hususlar

Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:

  •         İddia ve savunma makamının görüşleri
  •         Delillerin tahlili ve değerlendirilmesini takiben  hükümde yer alan veya reddedilen delillerin belirtilmesi ve hukuka aykırıysa açık olarak gösterilmesi.
  •         Heyet tarafından oluşturulan kanı çerçevesinde suç sabit görüldüyse Türk Ceza Kanunun ilgili maddeleri gereğince cezaya mahkumiyet yerine veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin belirlenmesi.
  •         Ceza ertelendiyse, adli para cezasına çevrildiyse veya ek güvenlik tedbirleri uygulandıysa dayanakları bu istemler geri çevrildiyse reddin dayanağı belirtilir.

Beraat kararı verildiyse 223’üncü maddenin 2. Fıkrasındaki hallere dayandırılır bu haller ise:

  •         Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
  •         Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
  •         Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
  •         Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
  •         Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,

Halleridir ve varlıkları durumunda beraat kararı verilir. 223’üncü maddenin takip eden iki fıkrasında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir bu haller ise:

  •         Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
  •         Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
  •         Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
  •         Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,

Hallerinde, kusur yokluğu nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;

  •         Etkin pişmanlık,
  •         Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
  •         Karşılıklı hakaret,
  •         İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,

Gibi sebeplerle faile ceza tayin edilmediği takdirde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

Ağır Ceza Mahkemelerinin Kararlarına İtiraz ve İstinaf Yolu

Kanunen itiraz aynı derece bir mahkemenin incelemesine tabiidir. Ağır ceza mahkemesinin bulunduğu bölgede daire sayısı birden çok ise izleyen daireye(5’inci dairedeyse 6’ncı daireye) aittir. Fakat söz konusu son daireyse birinci daireye döner. Bölgede tek daire söz konusuysa en yakın yer ağır cezaya aittir.

İtiraz da süreler ise öğrenmeyi takiben 7 gün içinde mercie verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek suretiyle zabıt kâtibine yapılacak beyana tabiidir. Hakim veya mahkeme yerinde görürlerse kararlar düzeltilir fakat yerinde görülmezse en çok 3 gün içinde yetkili mahkemeye gönderilir.

İstinaf süreci ise ağır ceza kararlarının üst dereceli istinaf mahkemesi tarafından denetlenmesidir. Şartlar oluşursa başvuru yoluna gidilebilir.(süre 7 gün)

Fakat 15 seneyi aşan cezalar mahkeme tarafından re’sen incelemeye tabi tutulur.

Ancak;

  •         3000 tl ve daha az para cezalarında,
  •         Üst sınırı 500 günün geçmeyen adli para cezasını gerektiren beraat hükümlerine,
  •         Kanunlarda kesin olduğu yazılan hükümlere, istinaf başvurusu yapılamaz

Ağır Ceza Mahkemesinin Kararlarının Kesinleşmesi

Bir kararın aleyhinde gidilebilecek kanun yolu var ise bu kararlar kesinleşmiş kararlar sayılmazlar.Doğal olarak istinaf ve temyiz süreci tamamlandıktan sonra veya bu başvurular reddedildikten sonra kararlar kesinleşmiş sayılırlar.

Asliye Ceza Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Asliye Ceza Mahkemesi Görev ve Yetkileri Sulh ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve davanın konusuna girebilecek ceza suçunun yasayla özellikle,  asliye ceza mahkemesinin alanında görüleceği belirtilen ceza davalarına bakmakla görevli mahkemedir.

Asliye Ceza Mahkemelerinin Kuruluşu ve Yargı Çevresi

Asliye Ceza mahkemeleri, her ilin merkezinde ve aynı bölgenin iş yoğunluğu göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme sonucu belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü üzerine Adalet Bakanlığınca kurulur. Adli teşkilat birimlerinin bulunduğu yerlerde Asliye Ceza Mahkemesinin bulunması ise zorunluluktur. Ağır ceza mahkemesinin aksine asliye ceza mahkemesinde tek hakim bulunmaktadır.

İş durumunun fazlalığı sebebiyle gerekli görülen yerlerde,  asliye ceza mahkemesinin birden daha çok dairesi oluşturulabilir.  Bu daireler oluşturulduğu takdirde tek tek numaralandırılır. Özel bir kanunda bir başka hüküm bulunmadığı şekliyle mahkemenin, özel bir yoğunluğu ve niteliksel olarak zorluğu söz konusuysa, Hakimler ve Savcılar kurulunun belirleyeceği şekilde daireler arası iş dağılımı yapılabilir.

Kurulan ve iş dağılımı yapılan daireler kendilerine gelen davalara bakmakla mükelleftirler. Asliye ceza mahkemesi dairelerinin oluşturulması veyahut Hakimler ve Savcılar Kurulunun belirleyeceği iş dağılımı kararları resmi gazetede yayımlanır. Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği şekilde işleri, görevleri dağıtılan dairelerde görülmekte olan hali hazırdaki davalar, iş bölümü gerekçesiyle bir diğer daireye gönderilemez.

Ceza mahkemeleri bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Asliye Ceza Mahkemesinin yargı çevresinin, yani kısacası hangi sınırlar içinde oluşan dava konularına bakacağının belirlenmesinde hali hazırda var oldukları ilin veya yukarıda verilen kurallar çerçevesinde kurulan ilçelerin idari sınırları belirleyicidir. Aynı şekilde o bölgedeki asliye ceza mahkemesine adli bağlılık yönünden bağlı ilçelerin sınırları da aynı yöntemle belirlenir.

Günümüzde sayısı otuzları bulan büyükşehir belediyelerinin bulunduğu yerde kurulan asliye ceza mahkemelerinin yargı çevresi ise; yukarıdaki mantıkla yargı çevresi belirlenmeksizin, Hakimler ve Savcılar Kurulunun görüşleri alınarak Adalet bakanlığının kararıyla belirlenir.

Kuruluşu ve yargı çevresinin inceledikten sonra asliye ceza mahkemelerinin yargı alanlarının değiştirilmesinin veya asliye ceza mahkemelerinin kaldırılmasının gerektiği hallerde nasıl bir yol izlendiğine bakmak gerekirse, şunlar söylenebilir.

Adalet bakanlığı gerekli öneriyi yapmalı ve ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu nihai kararı vermelidir. Görüldüğü gibi kuruluşundaki Adalet Bakanlığının rolü ile Hakimler ve Savcılar kurulun rolünün tam tersi geçerlidir.

Bu hem asliye ceza mahkemesinin yargı çevresinin değiştirilmesinde hem de asliye ceza mahkemesinin kaldırılmasında izlenmesi gereken usuldür. Kısacası bir ayrım yoktur.

Asliye Ceza Mahkemesinin Görevleri

Asliye ceza mahkemelerinde görülen davalar genelde yaşamda daha sık bir şekilde görülmektedir. Genelde kanunda suç olarak tanımlanmış suçların üst cezai sınırının 10 seneyi geçmediği suçların, asliye ceza mahkemesinin alanına girdiğinin söyleyebiliriz.

Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

Asliye ceza mahkemesinin alanına giren davalar aşağıdaki suçların oluşumu sonrası açılabilecek davalardır.

Bu suçlar ise;

  • Kasten veya taksirle yaralama suçu ve basit yaralama suçu
  • Fuhuş ve fuhuştan doğacak suçlar
  • Resmi, özel belgede ve parada sahtecilik suçları
  • İhaleye fesat karıştırma suçu
  • Tehdit, hakaret, şantaj, mala zarar verme ve dolandırıcılık suçları
  • Cinsel suçlar(taciz, saldırı), reşit olmayanla cinsel ilişki suçu
  • Basit yaralama, hırsızlık suçları
  • Uyuşturucu madde satıcılığı, bu maddelerin kullanımı suçları
  • Uyuşturucu, alkol veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme suçu ve buna   paralel trafiği tehlikeye atma suçu
  • Cumhurbaşkanına hakaret
  • Güveni kötüye kullanma, basit yararlanma suçları
  • Konut dokunulmazlığını ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları, verilerin izinsiz   kaydedilmesi suçu
  • Çevrenin bilerek isteyerek kirletilmesi suçu ve orman kanununa karşı gelme suçu
  • Suça teşvik, suçu övme, suçluyu övme, gerekli mercilere suçu haber vermeme suçları
  • Yalancı şahitlik
  • Çocuk kaçırılması, alıkonulması suçları ve aile konutu içinde kötü muamele suçları
  • Banka kartları ve kredi kartlarının kötü kullanımı suçu
  • Bir başkasının kimliği veya kimlik numarasıyla işlem yapma suçu
  • Yalan beyan suçu ve belgelerin üzerinde değişiklik yapma suçu
  • Kumar suçları(oynatmak, yer ayarlamak)
  • Yargılama sırasında yargıyı etkileme suçu
  • Kaçma ve isyan suçları(tutuklu veya hükümlü iken )
  • Vergi kaçırma suçu

Asliye Ceza Mahkemesinde Duruşma Nasıl Yapılır ve Duruşmaya Kimler Katılır

Asliye ceza mahkemesi tek hakimli olduğundan dolayı asliye ceza mahkemesinde duruşma bulunan hakim tarafından yönetilir.(ağır cezalarda üç kişiydi ve mahkeme başkanı yönetirdi.)

Doğal olarak hakim bulunmadan duruşma yapılamaz.

Zabıt katibi ve kanunun gerekli kıldığı hallerde bulunan savunma avukatının bulunması zorunludur.

Hakim çağrılan kişilerin gelip gelmediğini kontrol eder ve mutlaka bulunması gerekenler yoksa duruşma yapılmaz.

Ardından varsa tanıklar sırayla içeri gelir ve tanıklıklarını anlatırlar.

Sanık açısından kimlik tespiti yapılır. Yapılan suçlamaların açıklanması yapılır ve ardından hakları bildirilir. Nihayetinde sorgu kısmına geçilir. Sorgudan sonra, sanığın suçlandığı suçlar hakkında  var ise hukuka uyan bir şekilde edilmiş delillerle ispatlanmaya çalışılır. Delillerinin değerlendirilmesi hakinin takdirine kalmıştır fakat hukuka aykırı elde edilmiş deliller hakim tarafından reddedilir.

Ve ardından tüm bu süreci dikkate alarak hakim kararını verir ve tebliğ eder.

Asliye Ceza Mahkemesi Kararlarına Karşı İtiraz Yapılabilir Mi?

Asliye ceza mahkemesinin ara kararlarına karşı itiraz yapılabilir. Diğer ceza mahkemelerinde olduğu gibi itiraz süresi 7 gündür. Bu itirazlarda ise gönderilecek yetkili mahkeme yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesidir.

Asliye Ceza Mahkemesine Karşı İstinaf Yoluna Gidilebilir Mi?

İstinafta aynı itiraz süresinde olduğu gibi diğer ceza mahkemeleri ile aynı süreye tabidir.

Yani kararın bildirilmesinden itibaren istinaf başvurusu yapılabilmesi için 7 gün içinde hareket edilmesi gerekir.

İtiraz veya istinaf fark etmeksizin diğer ceza mahkemelerinde olduğu gibi asliye ceza mahkemesinde de bu işlem, dilekçe veyahut sözlü beyanın kayıt altına alınması yoluyla yapılabilir.

Fakat unutulmamalıdır ki parasal sınırı 3000 Türk lirası olan ve üst sınırı beş yüz günü geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan verilen, beraat kararlarına karşı istinaf yoluna gidilemez.

Ayrıca kanunlarda kesin olarak yazılan kararlara karşıda istinaf yoluna gidilemez.

 

Asliye Ticaret Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Asliye Ticaret Mahkemesi Görev ve Yetkileri kanunda ayrıntılı olarak belirlenmiş olup hukuk muhakemeleri kanunu mahkemelerin görev ve yetkileri kapsamında değerlendirilmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemesi Nedir?

Dava konusunda herhangi bir miktar ve sınır olmaksızın ticari davaların görüldüğü mahkemelere asliye ticaret mahkemesi denir. Asliye ticaret mahkemeleri nitelik olarak özel bir mahkemedir. Asliye ticaret mahkemesinde görülen ticari davalar mutlak ticari dava ve nispi ticari dava olarak ikiye ayrılır.

  • Mutlak ticari dava : Kanunlarda ve özellikle Türk Ticaret Kanunu’nda ticari dava oldukları belirtilen ve asliye ticaret mahkemesinde görülecekleri açıkça yazılan davalar mutlak ticari davadır. Bir davanın mutlak ticari dava olması için tarafların tacir olmasına ya da dava konusunun ticari bir iş olmasına gerek yoktur.
  • Nispi ticari dava : Eğer bir hukuk davasında tarafların ikisi de tacirse ve bu dava ticari işletmelerle ilgiliyse, hukuk davası ticari dava sayılır. Bu tip davalara da nispi ticaret davası denir. Fakat bir davanın nispi ticaret davası olması için iki tarafında tacir olması ve iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevleri

Asliye ticaret mahkemesi bir özel mahkemedir. Bu nedenle sadece kanunda belirtilen davalara bakmakla görevlidir. Asliye ticaret mahkemesi her yargı bölgesinde yer almayabilir. Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerde genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu davalar genellikle teknik bilgi isteyen, karmaşık davalar olabilmektedir. Bu nedenle asliye ticaret mahkemesinin görev alanındaki davaların bir hukuk bürosu aracılığı ile sürdürülmesi önemlidir. Asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu davalar şu şekildedir;

  • Türk Ticaret Kanunu ve diğer kanunlarda ticari dava olarak kabul edilen davalar.
  • Her iki tarafın tacir olduğu ve davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalar.

Kural olarak asliye ticaret mahkemesi tek hakimli bir mahkemedir. Fakat bazı hallerde üç kişilik bir hakim heyeti davaya bakmaktadır. Üç kişilik hekim heyetince asliye ticaret mahkemesinde görülecek olan davalar şunlardır;

  • Konusu parayla ölçülebilen davalarda dava değeri 300.000 (üçyüzbin) TL olan davalar.
  • Türk Ticaret Kanunu’nda hakimin kesin olarak karara bağlayacağı öngörülen davalar.
  • Tahkim yargılamasıyla ilgili davalar.
  • İflastan ve konkordatodan kaynaklanan davalar.
  • Şirketlerin organları, tasfiyeleri ve fesihlerine ilişkin davalar.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Yetkisi

Yetki kavramı davanın nerede açılması gerektiğini gösterir. Bir ticari davada hangi asliye ticaret mahkemesinin yetkili olduğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nca belirtilmiştir. Genel yetkili asliye ticaret mahkemesi davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir. Fakat bazı davalar için özel yetki belirlenmiş olabilir. Bu davalarda hem özel yetkili olan asliye ticaret mahkemesi hem de genel yetkili olan asliye ticaret mahkemesi yetkili kabul edilir. Yani özel yetkinin bulunduğu davalarda dava her iki yetkili mahkemede de açılabilir.

Bir dava türü için kesin yetki kuralı öngörülmüş olabilir. Kesin yetki kuralının öngörüldüğü asliye ticaret mahkemesinde görülecek davalarda yalnızca kanunda bahsedilen mahkeme yetkilidir. Bu şekilde bir kesin yetki belirlenmişse genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisi geçersiz olur. Asliye ticaret mahkemesinde görülen davalarda kesin yetki kuralları şu şekildedir;

  • Şirketlerin, ortaklık ve üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, ortaklarına ve üyelerine karşı açılacak davalarda şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi kesin yetkilidir.
  • Can sigortalarıyla ilgili davalarda sigorta ettirenin, lehtarın ya da sigortalının lehine veya aleyhine açılan davalarda bu kişilerin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi kesin yetkilidir.

Asliye Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

Asliye ticaret mahkemesi Türk Ticaret Kanunu ve diğer kanunlarda ticari dava olarak kabul edilen davalar ile her iki tarafın tacir olduğu ve davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalara bakar. Asliye ticaret mahkemesinin baktığı davalar tarafların tek başlarına yürütmelerinin zor olduğu davalardır. Bu nedenle bu davalarda ticaret hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak tavsiye edilir. Asliye ticaret mahkemesinin baktığı davalardan bazıları şu şekildedir;

  • Çek, senet ve bono ile ilgili davalar
  • İflas davası
  • Rekabet yasağı davası
  • İşletmenin veya malvarlığının devralınması, birleşmesi ve tür değiştirmesiyle ilgili davalar
  • Komisyon sözleşmesiyle ilgili davalar
  • Ticari temsilciler ve ticari vekillerle ilgili davalar
  • Sigorta ile ilgili davalar
  • Kredi mektubu ve kredi emriyle ilgili davalar
  • Bankalara ve diğer finansal kuruluşlara ödünç para verme ile ilgili davalar

Asliye Ticaret Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuru

Asliye ticaret mahkemesi kararının yanlış ya da eksik olduğunu düşünen taraf istinaf yoluna başvurabilir. Asliye ticaret mahkmesinin verdiği nihai kararlar ve ihtiyati haciz ve tedbir kararlarının yanlış ya da eksik olduğu iddiasıyla istinafa gidilebilir. Fakat asliye ticaret mahkemesinin verdiği ara kararlar istinafın konusu olamaz. Asliye ticaret mahkemesinde görülen bir malvarlığıyla ilgili davada istinafa gidebilmenin önkoşulu dava konusu değerin 2018 yılı itibari ile 3.560 TL’den fazla olmasıdır.

Asliye ticaret mahkemesi kararına karşı istinafa gitmek isteyen taraf bölge adliye mahkemesine bir dilekçe ile başvurmalıdır. Başvurulacak bölge asliye mahkemesi kararı veren asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Dilekçeden istinafa başvurma sebebi açık bir şekilde yazılmış olmalıdır. Asliye ticaret mahkemesinin ilamı taraflara tebliğ etmesinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflar istinaf yoluna başvurabilir. İstinafa başvuru için verilen dilekçeye karşı taraf bu dilekçenin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içerisinde cevap dilekçesi vermelidir. Asliye ticaret mahkemesinin kararını yanlış ya da eksik bulan kişinin istinafa başvurabilmesi için bu durumdan bir menfaatinin bulunması gerekir. Asliye ticaret mahkemesinin kararına karşı başvurulan istinaf yolunda mahkeme başvuruyu haklı bulursa üç çeşit karar verebilir;

  • Asliye ticaret mahkemesi kararının kaldırılarak davanın mahkemeye geri gönderilmesi.
  • Asliye ticaret mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen ya da kısmen kabul edilmesi.
  • Asliye ticaret mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddedilmesi.

Asliye Ticaret Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuru

Temyiz, istinaf kararlarına, yani bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı başvurulan bir yoldur. Asliye ticaret mahkemesinin kararına karşı doğrudan temyize başvurulamaz, önce istinafa başvurulması gerekir. Temyiz yolunda yalnızca bölge adliye mahkemesinin verdiği kararın hukuka uygunluk denetimi yapılır, yeni bir inceleme yapılarak yeni bir karar verilmez. Asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren bir davayı temyize götürebilmek için dava konusunun değeri 2018 yılı itibari ile 47.530 lirayı geçmelidir.

Temyiz yoluna başvurmak isteyen taraf istinaf yolunda verilen nihai kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde bu başvuruyu gerçekleştirmelidir. Karşı taraf başvuruda bulunan iddialara cevap vermek için temyize başvuru dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ise cevap dilekçesi verilmelidir. Temyiz incelemesi sonucunda şu kararlar verilebilir;

  • Bozma kararı
  • Onama kararı
  • Düzelterek onama kararı

Asliye Hukuk Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Asliye Hukuk Mahkemesi Görev ve Yetkileri kanunda ayrıntılı olarak belirlenmiş olup hukuk muhakemeleri kanunu mahkemelerin görev ve yetkileri kapsamında değerlendirilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesi Nedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu özel hukuk uyuşmazlıklarına bakacak olan mahkemeleri düzenler. Kanuna göre asliye hukuk mahkemesi asıl görevli mahkemedir. Kanunda özel hukuk davalarına bakan mahkemeler üçe ayrılmıştır; asliye hukuk mahkemesi, sulh hukuk mahkemesi ve özel mahkemeler. Sulh hukuk mahkemesi ve özel mahkemelerin görevli olduğu davalar dışında tüm davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yani kanunda özellikle sulh hukuk mahkemesinde ve özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan davaların tamamı asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır.

Asliye hukuk mahkemeleri her adliyede bulunur. Çünkü her adliyede asliye hukuk mahkemesi kurulması zorunludur. Asliye hukuk mahkemeleri tek hakimlidir.

Asliye Hukuk Mahkemesi Görevleri

Asliye hukuk mahkemesinin görevleri Hukuk Muhakemeleri Kanununda belirlenmiştir. Kanuna göre dava konusunu değer ve miktarına bakılmaksızın;

  • Malvarlığına ilişkin davalarda,
  • Şahıs varlığına ilişkin davalarda,
  • Kanunlarda aksi düzenlenmedikçe diğer davalarda ve işlerde

asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yani kanunda sulh hukuk mahkemesinin veya özel mahkemelerin görev alanında olduğu açıkça belirtilmeyen tüm davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görevli mahkemenin doğru tespit edilmesi davanın sağlıklı ve hızlı bir şekilde ilerlemesi için büyük önem taşır. Bu nedenle dava açmadan önce avukata danışarak görevli mahkemenin doğru tespit edilmesi tavsiye edilir.

Bazen özel hukuk uyuşmazlıklarında birlikte davalar açılır ve bu davaların konularının bir kısmı asliye hukuk mahkemesinin görev alanındayken bir kısmı özel mahkemelerin görev alanında kalır. Böyle durumlarda davaya tamamen bakmaya görevli olan mahkeme özel mahkeme olur.

Asliye Hukuk Mahkemesinde Yetki

Yetki, davanın nerede açılabileceğini belirtir. Yetkili asliye hukuk mahkemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirlenmiştir. Kanunda asliye hukuk mahkemelerinde açılacak davalarda genel yetkili asliye hukuk mahkemesi davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemesidir. Yani özel olarak yetki kuralı belirlenmeyen asliye hukuk mahkemesinde görülecek davalarda yetkili asliye hukuk mahkemesi genel yetkili mahkemedir. Ayrıca kesin yetki kuralı belirlenmediyse belirtilen yetkili asliye hukuk mahkemelerinin yanında genel yetkili asliye hukuk mahkemesinde de dava açılabilir. Eğer bir dava türü için kesin yetki kuralı bulunuyorsa o dava yalnızca belirtilen kesin yetkili asliye hukuk mahkemesinde görülebilir.

Asliye Hukuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

Asliye hukuk mahkemesi malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalara bakar. Özellikle saymak gerekirse asliye hukuk mahkemesinin baktığı dava çeşitlerinden bazıları şunlardır;

  • Tazminat davası
  • Vasiyetname ve miras sözleşmesinin iptali davası
  • Analık ve babalık davası
  • Mirastan mal kaçırma davası
  • Tapu iptal ve tescil davası
  • Alacak davası

Asliye Hukuk Mahkemesinde Dava Nasıl Açılır?

Asliye hukuk mahkemesinde dava dava dilekçesi ile açılır. Asliye hukuk mahkemesinde görülen davalarda dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarından sonra hüküm verilir. Dava dilekçesinin düzgün şekilde hazırlanması davanın reddedilmemesi ve düzgün şekilde ilerlemesi için önemlidir. Bu nedenle asliye hukuk mahkemesinde dava açmak için bir hukuk bürosuna başvurulması tavsiye edilir. Asliye hukuk mahkemesinde dava açmak için verilecek olan dava dilekçesinde şunlar yer almalıdır;

  • Mahkemenin ismi
  • Davanın taraflarının isimleri ve adresleri
  • Davacı tarafın T.C. kimlik numarası
  • Davacı tarafın avukatının ismi ve adresi
  • Dava konusu
  • Davanın dayandığı vakıalar
  • Vakıaların kanıtlanması için dayanılan deliller
  • Hukuki sebepler
  • Talep sonucu
  • İmza

Asliye Hukuk Mahkemesi Kararına İtiraz

Asliye hukuk mahkemesinde verilen kararın eksik ya da yanlış olduğu düşünülüyorsa kanun yollarına gidilerek itiraz edilebilir. Bu sayede yanlış kararlar nedeniyle insanların mağdur olması engellenmek istenmiştir. Kanun yolu ile asliye hukuk mahkemesinde verilen hatalı kararların bozulabilmesi ve düzeltilebilmesi amaçlanmıştır. Kanun yoluna başvurmak bazı etkiler ortaya çıkarır. Bunlardan birincisi kanun yoluna başvuru ile asliye hukuk mahkemesi kararının kesinleşmesinin önlenmesidir. Bir diğer etkisi ise asliye hukuk mahkemesi kararının bir üst mahkeme tarafından incelenebilme olanağını vermesidir. Asliye hukuk mahkemesi kararına itiraz etmek için gidilebilecek kanun yolları ikiye ayrılır; olağan kanun yolları ve olağanüstü kanun yolları. Olağan kanun yolları istinaf ve temyizdir. Olağanüstü kanun yolu ise yargılamanın yenilenmesidir.

Asliye Hukuk Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuru

Asliye hukuk mahkemesinin kararının hatalı ya da eksik olduğu düşünülüyorsa ilk gidilecek kanun yolu istinaftır. Nihai kararlar, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz ile ilgili kararlar için istinafa başvurulabilir. Fakat asliye hukuk mahkemesinin vereceği ara kararlar için istinafa başvurulamaz. Malvarlığıyla ilgili davalarda istinafa gidebilmek için dava konusunun 2018 yılı itibari ile 3.560 TL’den fazla olması gerekir.

İstinaf için verilecek dilekçede neden istinafa başvurulduğu açıkça yazılmalıdır. İstinaf incelemesinde dilekçede yazılmayan sebepler gözönünde tutulamaz. Asliye hukuk mahkemesinin kararına karşı istinafa başvurmak için başvuracak tarafın bunda bir menfaati olması gerekmektedir. İstinaf yoluna başvuru kararı veren asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yerdeki bölge adliye mahkemesine yapılır.

İlamın, yani kararın yer aldığı belgenin, taraflara tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içerisinde istinafa başvurulmalıdır. Başvuru dilekçesinin karşı tarafa tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ise cevap dilekçesi verilmelidir.

İstinaf başvurusu haklı bulunursa üç çeşit karar verilebilir;

  • Asliye hukuk mahkemesi kararının kaldırılarak davanın mahkemeye geri gönderilmesi.
  • Asliye hukuk mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen ya da kısmen kabul edilmesi.
  • Asliye hukuk mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddedilmesi.

Asliye Hukuk Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuru

Temyiz, istinaf kararlarına, yani bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı başvurulan bir yoldur. Temyiz yolunda yalnızca bölge adliye mahkemesinin verdiği kararın hukuka uygunluk denetimi yapılır, yeni bir inceleme yapılarak yeni bir karar verilmez. Dava konusunun değeri 2018 yılı itibari ile 47.530 lirayı geçmiyorsa temyize başvurulamaz.

Bölge adliye mahkemesinin verilen kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yoluna başvurulmalıdır. Başvuru dilekçesinin karşı tarafa tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ise cevap dilekçesi verilmelidir. Temyiz yolu teknik bilgiler gerektiren bir konudur. Bu nedenle bir avukat aracılığıyla yürütülmesi daha doğru olacaktırç

Temyiz incelemesi sonucunda şu kararlar verilebilir;

  • Bozma kararı
  • Onama kararı
  • Düzelterek onama kararı
Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.