Mirasçılık Belgesi

Mirasçılık belgesi, ölüm sonrasında mirasçıları ve mirasçılara kalan payların açıkça belirtildiği bir belgedir. Ölüm sonrasında kesinleşen mirasçılık belgesiyle bir diğer ifadeyle veraset ilamı ile birlikte mirasçılar hakları kadarını alabilmektedir. Mirasçılık belgesi almak kolay olmasına rağmen mirasçılık belgesinden de hukuki uyuşmazlıklar çıkabilmektedir. Biz de bu makalemizde mirasçılık belgesi üzerinde duracağız.

Mirasçılık Belgesi Nedir?

Mirasçılık belgesi, yasal mirasçılara, mirasçı atananlara ve vasiyetname sonucu alacaklılara, bu sıfatlarını gösteren resmi bir belgedir. Bu saydığımız kişiler mirasçılık belgesini talep etme hakkına sahiptirler. İşte bu belgeye ‘’mirasçılık belgesi’’ veya uygulamada sık rastlandığı ‘’veraset ilamı’’ denmektedir.

Mirasçılık Belgesi Ne İşe Yarar?

Mirasçılık belgesi ne işe yarar sorusunu şu şekilde cevaplamak mümkündür: Mirasçılık belgesi sayesinde bir taraftan yasal ve atanmış mirasçılarla vasiyet alacaklılarının bu sıfatları aleniyet kazanmış ve böylece miras malları üzerinde hak iddia etmeleri kolaylaşmış olacağı gibi; onların bu sıfatlarına itiraz edecek kişilerin uyarılması ve açacakları davalarda geçerliliğine karşı çıkacakları somut bir belgenin bulunması da sağlanmış olacaktır.

Mirasçılık belgesinin ibrazı gerek yasal gerek atanmış mirasçılardan pek çok işlem bakımından pek çok merci tarafından istenmektedir. Örneğin, mirastaki taşınmazların intikali için tapuya başvurulduğunda sicil memuru bu belge olmaksızın mirasçılar adına tescil yapmamaktadır.

Yine mirasın içindeki bir alacağın tahsili için mahkeme veya icra dairesine mirasçılık belgesiyle başvurulmakta, miras bırakanın parasının veya kıymetli evrak gibi değerlerinin yattığı banka mirasçılık belgesi olmaksızın işlem yapmamaktadır. Hatta Sosyal Sigortalar, Emekli Sandığı gibi sosyal güvenlik kurumları mirasçılık belgesi gösterilmeden ölenin mirasçılarına dul ve yetim maaşı bile bağlamamaktadır.

Mirasçılık Belgesinde Ne Yazar?

Mirasçılık belgesinde ne yazar diye sorulduğunda bu sorunun cevabı hem belge talep eden mirasçı hem de diğer mirasçılar açısından pratik öneme sahiptir. Mirasçılık belgesinde sadece mirasçılık belgesini talep etmiş kişinin miras payı değil tüm mirasçıların miras payları gösterilir. Bu açıdan, mirasçılardan sadece birinin mirasçılık belgesi alması, diğer mirasçıların da haklarının belgeye bağlanması anlamına gelecektir. Bu durumun da yani kısaca yanlış pay hesabının da aksini ispat edebileceğimizi belirtelim.

Mirasçılık Belgesi Nereden Alınır?

Mirasçılık belgesi nereden alınır sorunu artık kolaylaştırılmıştır. Eskiden sadece Sulh Hukuk Mahkemesi mirasçılık belgesi verirken şu anda hem Sulh Hukuk Mahkemesinden hem de noterlerden mirasçılık belgesi alınabilir. Eğer sulh hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi talep edilecekse, miras bırakanın nüfus kayıtlarının bulunduğu nüfus idaresine yazı gönderilerek kayıtlarda mirasçı görünen yakınlarının adları ve yakınlık bilgileri istenilerek mirasçılar miras paylarıyla birlikte saptanır. Bunun sonucunda müracaat edene mirasçılık belgesi verilir. Mirasçılık belgesinde, mirasçılık belgesindeki bilgiler aleyhine dava açma hakkının saklı olduğu da belirtilmektedir.

Mirasçılık Belgesi Almak İçin Tüm Mirasçılar Başvurmak Zorunda Mıdır?

Mirasçılık belgesi almak için tüm mirasçıların birlikte başvurmasına ya da farklı zamanda başvursalar dahi tüm mirasçıların aynı makama başvurma zorunluluğu kanunda öngörülmemiştir. Bunun için farklı yerdeki farklı makamlara başvuru ile mirasçılardan her biri diğerlerinden bağımsız olarak mirasçılık belgesi alabilir.

Mirasçılar Dışındaki Kişiler Nasıl Mirasçılık Belgesi Alabilir?

Mirasçılar dışındaki kişiler yani mirasçı atanmış veya vasiyette bulunulan kişinin mirasçılık belgesi talep etmesi üzerine, diğer mirasçılara ve vasiyet alacaklılarına bu talep bildirilecek ve bu bildirimden itibaren 1 ay içinde bu kişiler tarafından talepte bulunanların sıfatına itiraz edilmemesi halinde, mirasçılık belgesi verilecektir. Bu belge verildikten sonra dahi miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufuna karşı iptal davası açılabilir. Bu konuya da dikkat edilmesi gerekmektedir.

Mirasçılık Belgesi İptal Edilebilir Mi?

Mirasçılık belgesinin iptali de dava yoluyla mümkündür. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Hatalı veya hukuka aykırı olduğu düşünülen mirasçılık belgesinin iptaline yönelik olarak dava açılabilir.  Farklı makamların farklı miras payı belirlemesi söz konusu olmaktaysa ve bu durum mirasın paylaşımında sıkıntılar yaşanmasına yol açmaktaysa mirasçılık belgesinin iptali davası açılır.

Bu dava bir süreye bağlı değildir. Davanın davacısı mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu ileri süren taraf, davalısı ise tüm mirascılardır. Son olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bu davanın açılması gerekir. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi almak için ‘’Veraset İlamının İptali Davası’’ başlıklı makalemize de bakabilirsiniz.

Mirasçı Olmayan Birinin Mirasçılık Belgesine Güvenerek İşlem Yapılırsa Ne Olur?

Mirasçı olmayan birinin mirasçılık belgesine güvenerek işlem yapılırsa iki ihtimal söz konusu olabilir. İlk ihtimalde usulüne göre mahkemece verilmiş mirasçılık belgesine rağmen belge sahibinin mirasçı olmadığı anlaşılır ve siz onunla tapuda işlem yapmışsınızdır. Bu ihtimalde herhangi bir mülkiyet hakkı kazanamazsınız ancak o kişinin sorumluluğuna gidebilir ve tazminat alabiliriz.

İkinci ihtimalde ise geçersiz mirasçılık belgesi sayesinde tapuda bir taşınmazı adına tescil ettiren kişiden bu taşınmazı iyiniyetinizle devralmışsınızdır. Bu ihtimalde siz üçüncü kişi konumunda olmuş olursunuz ve halin gereklerine göre mirasçılık belgesinin geçersiz olduğunu bilmiyorsanız ve tüm özeni göstermenize rağmen bilebilecek durumda değilseniz yani kısacası iyinetliyseniz tapuda yapılan tescil işleminden hak kazanabilirsiniz. Buna rağmen size karşı bir dava açıldığında mülkünüzü korumak için avukatınıza başvurup gerekli önlemleri almanızı tavsiye ediyoruz.

Mirasçılık Belgesi Hakkında Yargıtay Kararları

‘’…4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 598. maddesine göre, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.

Mirasçılık belgesi verilmesine dair davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir. (TMK md.7) Hakim çekismesiz yargıda re’sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir…’’(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2016/7848 K. 2017/9578 T. 20.12.2017)

‘’…4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 598. maddesinin birinci fıkrası hükmünde, başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, aynı maddenin ikinci fıkrası hükmünde de, mirasçı atamaya veya vasiyete dair ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından bir ay içinde itiraz edilmediği taktirde lehine tasarrufta bulunulan kimseye de atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilmesinin gerektiği açıklanmıştır.

Atanmış mirasçı ve onun mirasçılarının her zaman atanmış mirasçı olduğunu gösteren bir belgenin verilmesini mahkemeden isteyebileceği, mahkemece oluşturulacak hükümde, murisin irs ilişkisini gösterecek biçimde bütün mirasçıları ve paylarının oluşturulması gerektiği, atanmış mirasçının da hukuki durumunun terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğine hüküm yerinde temas edilmesi gerektiği kuşkusuzdur….’’(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2016/5495 K. 2017/5409 T. 21.6.2017)

‘’…4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 598. maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği açıklanmıştır. Yine 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 575. maddesi hükmüne göre miras ölümle açıldığı gibi aynı Kanun’un 30.maddesi hükmüne göre de doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde, gerçek durumun her türlü delille kanıtlanması mümkün olduğu düzenlenmiştir.

Hukukumuzda çekişmesiz yargıya tabi davalarda re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir…’’(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2016/4631 K. 2017/2115 T. 20.3.2017)

‘’:..mirası reddeden ( TMK m. 605/1 ) mirasçı veya mirasçılar varsa düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; mirası ret nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin ( kime kalacağının ) da gösterilmesi gerekir…’’(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2016/4843 K. 2017/719 T. 6.2.2017)

  Miras Payının Devri ve Şartları

Miras Payının Devri ve Şartları inceleyeceğimiz makalemizde üzerinde durmak istediğimiz meselelerin yoğunlaştığı konu, miras paylaşılması tamamlanıp mirastaki mallar ve haklar her bir mirasçının tek başına tasarruf edebileceği şekilde paylaşılmadan önce devrin nasıl olacağıdır.

Bu konu üzerine çıkacak sorunlarımızın cevaplarında ise iki durumu göz önüne alacağız. Bunlar da açılmamış miras payının devri ve açılmış miras payının devridir. ‘’Mirasın Açılmasının Özellikleri ve Şartları’’ başlıklı makalemizden mirasın açılmasıyla ilgili kafanıza takılan soruların cevaplarını da bulmanız bu makalemiz açısından da yararlı olabilecektir.

Açılmamış Miras Payının Devri ve Şartları

Açılmamış miras payının devri, bir kişinin henüz kendisine mirasçı olacağı kimse yaşıyorken ileride doğması muhtemel mirasçılık hakkını erken devretmesidir. Ancak Medeni Kanun bir kişinin gelecekteki mirasçılık hakkını serbestçe dilediği kişiye devretmesine izin vermemiştir. Açılmamış miras payının devrinin geçerli olabilmesi için şartı ise miras  bırakanın yapılacak miras sözleşmesine katılması veya izni olmasıdır.

Bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler bu şart gerçekleşmezse geçerli değildir. Buradaki onay bir şekle bağlı değildir.

Miras payının devri sözleşmesi miras bırakanın katılması veya izni olmadığı için geçersizse yine de Medeni Kanuna göre böyle bir sözleşme uyarınca verilen şeylerin geri istenebileceği belirtilmiştir.

Açılmış Miras Payının Devri

Açılmış miras payının devrinde, mirasın açılması üzerine mirasçıların miras üzerinde paylaşım tamamlanana kadar birbirinden bağımsız hakları bulunmayıp hep birlikte mülkiyete sahip olduklarından akla hep birlikte hareket etme düşüncesi gelse de bazı şartların gerçekleşmesiyle tek başına devir de mümkündür. Bundan sonra makalemizdeki açıklamalarımız da açılmış miras payının devri üzerinden gidip kısaca miras payının devri terimini kullanacağız.

Miras Payının Devri Sözleşmesi Şekli ve Konusu, Miras Payının Devrinde Noter

Miras payının devri sözleşmesi şekli ve konusu açısından Medeni Kanunda özel olarak düzenlenme gereği duymuştur. Miras payının devri sözleşmesi mirasçılar arasında yazılı şekilde yapılmalıdır. Örneğin, miras bırakanın iki oğlundan birinin diğerine yaptığı miras payının devri yazılı şekilde yapılmalıdır. Ancak hak kayıplarını en aza indirmek açısından bu sözleşmelerin de uygulamada noterde yapıldığı görülmektedir. Bir mirasçı tüm miras payını devredebileceği gibi sadece bir oranını da devredebilir.

Öte yandan bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Dikkat edilmelidir ki, miras payının devri sözleşmesi üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Miras Payının Devrinin Sonuçları

Miras payının devrinin sonuçlarını devrin mirasçılar arasında yapılması ve devrin mirasçı olmayan kişiye yapılması açısından farklı incelememiz gerekiyor. Miras payının devri sözleşmesi mirasçılar arasında yapıldığında devredenin miras payı derhal devir oranında azalır ve devralanın miras payı artar. Eğer devreden tüm miras payını devretmişse miras ortaklığından çıkar. İkinci olarak, bir mirasçının miras payını mirasçı olmayan kişiye devri açısından sadece devredilen kişinin miras paylaşıldıktan sonra devredene düşecek kısmı isteme konusunda bir alacak hakkı kazanacağını söyleyebiliriz.

Tek Mirasçı Varsa Miras Payının Devrinin Sonuçları Ne Olur?

Tek mirasçı varsa miras payının devrinin sonuçları da farklı olacaktır. Yukarıda belirttiğimiz sonuçların uygulama alanı bulabilmesi için devirde bulunan mirasçı dışında miras bırakanın en azından bir tane daha mirasçısının olması lazım. Eğer miras payının devrini gerçekleştirmek isteyen kişi tek başına mirasçı ise aslında ortada bir miras ortaklığı söz konusu olmayacaktır. Böyle bir durumda teknik açıdan ortada bir ‘’miras payı’’ olmadığı için o kişi mirastaki tüm mallarını ve haklarını bir kişiye tamamen veya kısmen devredebilir.

Miras Payını Devreden Miras bırakanın Borçlarından Kurtulur Mu?

Miras payını devreden, miras bırakanın borçlarından kurtulur mu sorusuna olumsuz cevap vermek zorundayız. Miras payını devredenin, miras bırakanın alacaklılarına karşı 5 sene süreyle diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu devam eder. Miras payını devredecek kişinin buna da dikkat etmesi gerekir.

Miras Payının Haczi Mümkün Müdür?

Miras payının haczi mümkündür. Medeni Kanun açıkça miras payının haczinden söz etmiştir. Ancak haczedilen miras payının miras payı olarak icra dairesince sattırılıp paraya çevrilmesi mümkün değildir. Hacizli alacaklı ancak hakimden miras paylaşımına kayyım atanmasını isteyebilir ve paylaştırma sonucunda haczedilen payın sahibine düşen miras mallarının sattırılmasını talep edebilir.

Miras Payının Kardeşe Satışı

Miras payının kardeşe satışı açısından özellik arz eden bir durum bulunmamaktadır. Eğer miras payının devredilmek istendiği kardeşin mirasçılık sıfatı sürüyorsa, yukarıdaki açıklamalarımız miras payının kardeşe satışında da geçerli olacaktır. Sonuçta bu bir devir işlemidir ve kardeş de bir mirascıysa rahatlıkla bu devri sağlayabiliriz.

Miras Payının Devri Sözleşmesi İptal Edilebilir Mi?

Miras payının devri sözleşmesi iptal edilebilir mi sorusuna diğer sözleşmelerde olduğu gibi olumlu cevap verebiliriz. Miras payının sözleşmesinin hata, hile ya da korkutma gibi bir durumda yapılması halinde sözleşmenin iptalini isteyebiliriz.

Miras Payının Devri ve Şartları Hakkında Yargıtay Kararları

‘’…TMK’nın 677. maddesi hükmü uyarınca, yazılı olmak koşuluyla bir mirasçının diğer mirasçıya miras payının devri hukuken mümkün ve geçerlidir. Ancak, mirasın açılmasından önce yapılan pay devirleri bakımından durum farklıdır. Mirasın açılmasından önceki miras payının devri müessesesi TMK’nın 678. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, ancak miras bırakanın katılımıyla böyle bir sözleşme geçerli olabilir. Görülmekte olan davada, davacı vekilinin ileri sürmüş olduğu tarihsiz “Satış Senedi” başlıklı belgede kayıt maliki Mustafa’nın miras payının devrine ilişkin sözleşmeye katıldığı hususu anlaşılmamaktadır.

Diğer yönden, geçerli olarak düzenlenmiş bir sözleşmeye dayanılarak ifanın istenmesi için mirasın açılmış olması gerekir. TMK’nın 699. maddesi hükmüne göre, ölüm ile miras açılır. Kayıt mali ki tarafların babası Mustafa’nın ölü veya sağ olup olmadığı da anlaşılmamaktadır. Bu yön eksik ise de, az yukarıda açıklandığı üzere, miras bırakan miras payının devrine ilişkin sözleşmeye katılmadığı için, böyle bir sözleşme hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Katılımın tanık veya benzeri delillerle kanıtlanması mümkün değildir…’’(YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2008/3067 K. 2008/3437 T. 23.6.2008)

‘’…TMK. m. 706, 6098 sayılı TBK. m. 237 ve Tapu Kanunun 26. maddesi hükümlerine göre, tapulu taşınmazların satış ve devri tapu sicil memuru önünde yapılacak resmi sözleşme ile geçerli olur. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmeler yazılı olmak koşulu ile geçerlidir. ( TMK.nun 677. mad. ) Resmi şekil şartı öngörülmemiştir.

Terekeye dahil taşınmazlar, paylaşılması ya da elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi ile miras malı olmaktan çıkar Bu aşamadan sonra paydaşlar arasındaki ilişki miras ilişkisi olmayıp mal ortaklığına dönüştürüldüğünden paylı mülkiyet esaslarına göre malik olan kişiler arasındaki paylaşım ve pay devrinin genel kurala göre tapu sicil memuru önünde resmi şekilde yapılması zorunludur…’’(YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/1076 K. 2016/3257 T. 25.2.2016)

‘’…Mirasçı olan taraflar, henüz doğmamış miras haklarının devri konusunda sözleşme düzenlemişler ve satış vaadi olduğunu belirtilmişlerdir.O halde, tarafların iradesinin satış vaadi sözleşmesi olduğunda kuşku yoktur.

Yukarıda açıklanan düzenlemeler göz önüne alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin mirasçılar arasındaki sözleşmeleri düzenleyen T.M.K.nun 677.maddesine göre geçerli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Aynı “Kanunun Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmelere” ilişkin hüküm içeren 678.maddesine göre; mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya 3. bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.

Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir. Buna göre, adiyen düzenlenen sözleşmeler geçerli ise de, buna mirasbırakanın katılımı ya da izni aranmıştır.

Bir an için eldeki davaya konu sözleşmenin T.M.K.nun 678.maddesi kapsamında olduğu düşünülse dahi, bu halde de, murisin sözleşmeye katılmadığı ve onay da vermediği anlaşıldığından, bu yönden de geçerli kabul edilemeyecektir…’’(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/14-408 K. 2011/402 T. 8.6.2011)

Miras Denkleştirme Davası

Miras denkleştirme davası, miras hukuku uyuşmazlıklarında kendisine yer bulan önemli davalardan biridir. Miras denkleştirme davası ile bazı mirasçıların elde ettiği menfaatlerin mirasa geri eklenerek onların miras payları ile bir nevi denkleştirme sağlanması amaçlanmaktadır.

Miras Denkleştirme Davasının Özellikleri

Miras denkleştirme davasının özelliklerini aşağıdaki gibi saymamız mümkündür:

  • Miras denkleştirme davasına konu bir kazandırma varsa tümüyle mirasa iade edilecektir.
  • Miras denkleştirme davasına konu kazandırmalar sadece mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalardır.
  • Miras denkleştirme davasında, denkleştirmeyi talep eden de denkleştirmeyi yapmakla yükümlü olan da sadece yasal mirasçılar olabilir. Bu sebeple vasiyetname alacaklıları, atanmış mirasçılar miras denkleştirme davasının tarafları olamazlar.

Miras Denkleştirme Davasının Tarafları

Miras denkleştirme davasının tarafları denkleştirme borçlusu ve denkleştirme alacaklısı olarak ifade edebileceğimiz iki taraftır. Miras denkleştirme davasında denkleştirme borçlusu, mirasbırakanın ölümü anında ‘’yasal mirasçı’’ sıfatına sahip olan ve denkleştirmeye tabi kazandırmayı almış bulunan kişidir. Yasal mirasçı olma özelliği taşıyan bir kişi, mirasbırakanın ölümünde mirastan yoksunluk, mirasçılıktan çıkarılma, mirastan feragat veya ret sebebiyle bu sıfatı kazanamamış sayılıyorsa miras denkleştirme davasında denkleştirme borçlusu olamaz. Bu konularla ilgili de ayrı ayrı makalelerimize de bakabilirsiniz. Miras denkleştirme davasında denkleştirme alacaklısı olabilecek kişiler ise, sadece mirasbırakanın ölümü anında onun yasal mirasçısı sıfatına sahip olanlardır.

Miras Denkleştirme Davasında Miras bırakanın Altsoyunun Durumu

Miras denkleştirme davasında miras bırakanın altsoyunun durumuna yönelik olarak Medeni Kanunca özel bir düzenleme getirilmiştir. Miras bırakanın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar açısından özel olan durumu şöyle açıklayabiliriz: Miras bırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tabidir ve dolayısıyla miras denkleştirme davasının konusunu oluşturur. Bir de son olarak belirtmeliyiz ki altsoy açısından mirasçılık sıfatının kaybı halinde özel bir durum söz konusudur. Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer. Dolayısıyla altsoy açısından miras denkleştirme davasında yine bir yükümlülük doğmuş olacaktır.

Miras Denkleştirme Davasında Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar

Miras denkleştirme davasında denkleştirmeye tabi kazandırmaları öncelikle kazandırmanın karşılıksız ve mirasbırakanın sağlığında yapılmış olmasını belirtelim. Bunun dışında mirastan denkleştirme davasında kanunen denkleştirmeye tabi kazandırmaları aşağıdaki gibi sayabiliriz:

 

  • Kuruluş sermayesi:Kuruluş sermayesi, mirasbırakanın altsoyuna bağımsız bir ekonomik durum sağlamak amacıyla yaptığı kazandırmadır. Yani örnek olarak bir babanın oğluna dükkan, yazıhane, muayenehane açması, taksicilik yapması için araba alması verilebilir. Bu maksatla doğrudan mal mülk verilmeden para verilse bile miras denkleştirme davasında denkleştirmeye tabi bir kazandırma olacaktır.
  • Çeyiz: Çeyiz, miras bırakanın evlenen altsoyuna evlenme sebebiyle ev açması için yaptığı kazandırmalardır. Örneğin, evin edinilmesi ve döşenmesi. Dikkat edelim ki Medeni Kanun kız erkek ayrımı yapmadan her iki tarafın ailesi için yapılan harcamaları çeyiz kapsamında değerlendirmiştir.
  • Borçtan Kurtarmak: Borçtan kurtarmak, miras bırakanın mirasçısının kendisine olan borcunu ibra etmesi şeklinde olabileceği gibi, mirasçısının bir üçüncü kişiye olan borcunu ödemesi suretiyle de olabilir. Dolayısıyla kurtarılan borcun bedeli de miras denkleştirme davasında denkleştirmeye tabi bir kazandırma olacaktır.
  • Malvarlığı Devri: Malvarlığı devri, birden çok hakkın toplu devrini ifade etmek için kullanılır. Bu sebeple devredilen malvarlığındaki değerlerde denkleştirmeye tabi olacaktır.

Miras Denkleştirme Davasında Denkleştirmeden Muaf Tutulan Kazandırmalar

Miras denkleştirme davasında denkleştirmeden muaf tutulan kazandırmalar aşağıdaki gibidir:

  • Eğitim ve öğretim masrafları: Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur. Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.
  • Olağan hediyeler ve evlenme giderleri: Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler miras denkleştirme davasında denkleştirmeye tabi değildir.

Mirasta Denkleştirme Nasıl Yapılır?

Miras denkleştirme nasıl yapılır sorusunu çeşitli ihtimallere göre cevaplayacağız. Öncelikle miras denkleştirme davasında geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Hakim bu noktada denkleştirme borçlusunun isteğine göre hareket edecektir. Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tabi olmaz. Hakimin bu duruma inanması lazımdır. Hakim denkleştirmeyi, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapar.

Miras Denkleştirme Davasında Zamanaşımı

Miras denkleştirme davasında zamanaşımı süresi Yargıtayca 10 yıl olarak belirtilmiştir. Ancak bu sürenin başlangıç anı için dikkat etmemiz gerekenleri açıklayacağız. Mirasta denkleştirme davasının açılabilmesi için terekenin paylaşılmış olması mecburiyeti bulunmamaktadır. Paylaşmadan önce, paylaşma sırasında veya paylaşmadan sonra miras denkleştirme davası açılabilir. Mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamlanana kadar gerçekleştirilebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme istemi miras paylaşılmadığı sürece zamanaşımına uğramaz. Mirasın taksimi halinde ise taksimin yapılmasından itibaren on yıllık zamanaşımı süresi içinde mirasta denkleştirmenin istenmesi gerekir.

Miras Denkleştirme Davası ve Mirasta Tenkis Davası Farkı

Miras denkleştirme davası ve mirasta tenkis davası arasındaki farklılıklar açısından bir incelemede bulunacak olursak; her ne kadar tenkis davasıyla işlevsel benzerliğinden söz edebilsek de tenkisten farklı olarak denkleştirmeden maksat, miras bırakanın tasarruf oranını aşan kazandırmaların yasal sınıra çekilmesi değil, miras bırakanın yasal mirasçılardan bazısına diğerleri aleyhine sağlığında yaptığı bazı kazandırmaların mirasa geri verilmesidir. Bu yolla söz konusu kazandırmalar mirasın paylaştırılmasında hesaba katılmış olacaktır. Örneğin, iki kızından birine karşılıksız 50 bin TL masraf yaparak dükkan açan annenin ölümü üzerine miras paylaşılırken, diğer kız saklı payına tecavüz oranı ve tenkis davası açması gerekmeksizin kardeşinden 50 bin TL’yi mirasa iade etmesini paylaşmanın buna göre yapılmasını isteyebilecektir. Miras denkleştirme davası ve tenkis davası arasındaki farkın daha net anlaşılabilmesi için ‘’Tenkis Davası ve Şartları’’ başlıklı makalemizin de okunmasında fayda vardır.

Mirasta Denkleştirme Yargıtay Kararları

‘’…Yasal mirasçılar, miras bırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir…’’YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/17895 K. 2017/2125 T. 20.3.2017

‘’…Mirasbırakan tarafından sağlığında eşine yaptığı kazandırma, açıkça denkleştrirmeye tabi olduğu belirtilmedikçe kural olarak denkleştirmeye tabi tutulamaz. Davalı eşe yapılan kazandırma Türk Medeni Kanununun 669/2. maddesinde sayılanlardan değildir. Bu durumda karşılıksız kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığına ve denkleştirmeye tabii olduğunu davacı her türlü delille kanıtlayabilir. Öyleyse ispat yükü davacıdadır.’’(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2011/9794 K. 2011/12587 T. 18.7.2011)

‘’…Mirasbırakan tarafından 13.500 TL. naktin sağlığında bankadan çekilip, davalıya sağlararası işlemle verildiği sabittir. Bu paranın ivazlı olarak davalıya verildiği, davalı tarafından kanıtlanmış olmadığı gibi mirasbırakanın davalıyı denkleştirmeden ( iade ) muaf tuttuğuna ilişkin bir delil de getirilmemiştir. Bu durumda, davalıya bağışlanan bu paranın Türk Medeni Kanununun 671 vd, maddeleri gereğince denkleştirmeye tabi tutularak; öncelikle mirasbırakanın net tereke miktarının hesaplanması; net tereke üzerinden davalının yasal miras payının belirlenmesi; yasal miras payını aşan kazandırma yapılmış ise aşan kısmın denkleştirmeye tabi tutulması gerekir…’’(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2010/4629 K. 2011/6951 T. 25.4.2011)

‘’…Mirasta denkleştirme iddiası gerçekleştiği takdirde, denkleştirmeye tabi kazandırmaların ölüm günündeki değerinin tespiti ve davacının payının buna göre hesaplanması gerekir. Bulunacak denkleştirme oranı belirlendikten sonra, davalıya Türk Medeni Kanunu’nun 671. maddesinde yer alan tercih hakkı kullandırılmalıdır…’’(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/14753 K. 2009/21912 T. 17.12.2009)

‘’…Altsoy dışındaki yasal mirasçıların miras bırakandan elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye tabi olması için, bunların miras payına mahsuben verildiğinin kanıtlanması gerekir. Öte yandan, dava konusu menkul eşyaların miras bırakanın ölümünden sonra davalı tarafından alıp götürüldüğü anlaşıldığından ve davacının da paylaşma isteği bulunmadığından talebin reddi gerekir…’’(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/625 K. 2009/6776 T. 9.4.2009)

 

Veraset İlamının İptali Davası

Veraset ilamının iptali davası bazı durumlarda özellikle miras bırakanın mirasçıları farklı mahkemelere başvurarak farklı ve birbirini tutmayan veraset ilamı çıkarttıklarında gündeme gelen bir davadır. Bunun dışında mirasçı sayısının fazla olması, mirastan feragat sözleşmesi olması veya başka sebeplerden dolayı çıkarılan veraset ilamlarındaki miras paylarının farklılıklar göstermesi de mümkündür. Bu hallerde de iki farklı mahkemenin iki farklı miras payı belirlemesi söz konusu olmakta ve bu durum mirasın paylaşımında sorunlara sebebiyet vermektedir. Bu durumlarda hukuka aykırı olduğu düşünülen veraset ilamının iptalini dava etmek gerekir. Biz de bu makalemizde veraset ilamının iptali davası üzerinde duracağız.

Veraset İlamı Ne Demektir?

Veraset ilamı Medeni Kanunda mirasçılık belgesi olarak da adlandırılır. Veraset ilamı söz konusu ölüm sonrasında mirasçıları ve mirasçılara kalan payların açıkça belirtildiği bir ilamdır. Ölüm sonrasında kesinleşen ilam ile birlikte mirasçılar hakları kadarını alabilmektedir. Bu kapsamda örneğin mirasbırakanın gayrimenkulü mevcutsa, yine bankada bir para varsa, ya da araç, ziynet eşyası ve diğer taşınır malları varsa bu mallar/paralar veraset ilamında belirtilen oran uyarınca bölüştürülecektir. Veraset ilamı vermeye iki makam yetkilidir. Bu makamlar; noter ve Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Verasetin İlamının İptali Davası Nedir?

Veraset ilamının iptali davası, hatalı veya hukuka aykırı olduğu düşünülen veraset ilamının iptaline yönelik olarak açılan davaya denir. Veraset almak için tüm mirasçıların birlikte başvurmasına ya da farklı zamanda başvursalar dahi tüm mirasçıların aynı makama başvurma zorunluluğu kanunda öngörülmediği için farklı yerdeki farklı makamlara başvuru ile mirasçılardan her biri diğerlerinden bağımsız olarak veraset ilamı alabilir. Nereden ne zaman alınırsa alınsın veraset ilamında ulaşılan sonucun aynı olmasının gerekmesine rağmen; mirasçı sayısının fazla olması, veraset ilamının farklı yerlerden alınması veya başka sebeplerden dolayı çıkarılan veraset ilamındaki miras paylarının farklılıklar göstermesi de mümkündür. Bu halde farklı makamların farklı miras payı belirlemesi söz konusu olmakta ve bu durum mirasın paylaşımında sıkıntılar yaşanmasına yol açmasın diye veraset ilamının iptali davası açılır.

Veraset İlamının İptali Davası Nasıl Açılır?

Veraset ilamının iptali davası nasıl açılır sorusuna süre ve mahkemeler açısından cevap arayabiliriz. Veraset ilamının iptalini dava etme herhangi bir süreye bağlı değildir. Davanın davacısı veraset ilamının hatalı olduğunu ileri süren taraf, davalısı ise tüm mirasçılardır. Hasımlı olarak açılacak veraset ilamının iptali davasında diğer mirasçılar da mahkemece dinlenecek, tüm deliller değerlendirilecek ve sonucuna göre karar verilecektir.

Veraset İlamının İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme, Veraset İlamının İptali Davası Nerede ve Hangi Mahkemede Açılır?

Veraset ilamının iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, yetkili mahkeme ise ölen kişinin son yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak bu yerin yanında mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Veraset İlamının İptali Davasında Zamanaşımı Var Mıdır?

Veraset ilamının iptali davasında zamanaşımı yoktur. Veraset ilamı belgesi, aksi ispat edilene kadar geçerli bir belge olduğu için geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. ‘’Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davası’’ ile veraset ilamının iptali davasını karıştırmamak gerekir.

Veraset İlamının İptaline İlişkin Yargıtay Kararı

‘’…Hukukumuzda mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davaların kural olarak hasımsız olarak ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Resen araştırma prensibi egemen olan bu tür davalarda davacı taraf sadece miras bırakanın öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Nüfus aile kayıtlarını getirterek miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve tüm mirasçıların miras paylarını belirlemek ise hakimin görevidir. Mirasçıların ve paylarının belirlenebilmesi için gider yapılması gerektiğinde bu giderlerin davacı tarafça karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ise mirasçılar arasında zorunlu arkadaşlık bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile, ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir…’’YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ, E. 2011/3936 K. 2012/1595 T. 8.3.2012

‘’…dava ve talep veraset ilamının iptali ve yeni bir veraset ilamı verilmesi istemine ilişkindir. Dava, Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2004/379-1025 Esas ve Karar sayılı veraset ilamında mirasçı olan Hazine hasım gösterilerek açıldığından çekişmeli hale gelmiştir. Bu sebeple veraset ilamının iptali ve yeni bir veraset ilamı verilmesi istemiyle açılan dava çekişmeli yargı niteliğinde olduğundan asliye hukuk mahkemesi görevlidir…’’(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/1786 K. 2015/2529 T. 9.3.2015)

‘’…İptali istenen veraset ilamında davacıdan başka mirasçılarda bulunmakta olup verilecek karar bu kişilerin de miras hakkını ilgilendirdiğinden, veraset ilamında mirasçı olarak görülen kişiler davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, hasımsız açılan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…’’(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2003/5751 K. 2003/7696 T. 26.5.2003)

Veraset ve İntikal Nedir?

Mirasta Veraset ve intikal Nedir? sorusu miras hukukunu ilgilendiren bir konu olmakla birlikte genelde akla verdiğimiz  vergi ile gelmektedir. miras bırakanın vefatı ile birlikte, geride bırakacağı malvarlığı için, mirasçıların, sırasıyla birtakım işlemler yaparak mal varlıklarına ilgili değeri veraset yoluyla intikal ettirmeleri yani geçirmeleri anlaşılır. İntikal konusu mal menkul, gayrimenkul olabileceği gibi para da olabilir.

Miras İntikali Nedir?

Miras intikali, bir kişinin vefatı halinde malları, hakları ve borçlarından meydana gelen mirasın geçişi için yapılan işlemlere mirasın intikali denir. Ölen kimsenin bıraktığı mirasın dağıtılması mirasçılık oranlarında belirlendiği şekilde paylaştırılır. ‘’Miras Payı ve Oranları’’ makalemizden mirasçılık oranlarına ilişkin daha geniş bilgi alabilirsiniz.

Veraset ve İntikal İşlemleri

Veraset ve intikal işlemlerine geçilebilmesi için öncelikle mirasçıların mirasçı olduklarını kanıtlamaları gerekir. Mirasçıların mirasçı olduklarını kanıtlayabilmeleri ise alacakları bir ‘’mirasçılık belgesi’’ ile yani bir diğer ismiyle ‘’veraset ilamı’’ ile mümkün olabilecektir. Bundan sonraki işlem ise, veraset ve intikal vergi dairesine gidip ilişik kesme yazısı almaktır. İlişik kesme yazısı için de veraset ve intikal beyanında bulunmak yoluyla veraset ve intikal vergisi verilmesi gerekecektir. Son işlem ise tapudan intikali gerçekleştirmek olacaktır.

Veraset ve İntikal İşlemlerinde Veraset İlamı Alınması / Mirasçılık Belgesi Alınması

Veraset ilamı alınması, mirasçılık belgesi alınması, Sulh Hukuk Mahkemesi’nden mümkün olabileceği gibi noterlerden de alınabilmektedir. Bu belgenin düzenlenmesi için tüm mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu yoktur. Tek bir mirasçının dahi başvurusu yeterlidir. Uygulamada noterlerin, kapalı kayıtlara ulaşması mümkün olmadığından, bir kısım mirasçılık belgesi talepleri noterlerce yerine getirilememekte, ilgilinin sulh hukuk mahkemesine müracaat etmesi gerektiği söylenmektedir. Yani kapalı kayıt yok ise, noterden veraset ilamını almak zor bir işlem olmayacaktır. Ancak bir zorlukla karşılaştığınızda avukatınıza danışmayı ihmal etmemekte yarar vardır.

Veraset ve İntikal İşlemlerinde Vergi Dairesinden İlişik Kesme Yazısı Almak

Veraset ve intikal işlemlerinde vergi dairesinden ilişik kesme yazısı almak, veraset ilamı alındıktan sonra ilgili vergi dairesine gidilip yapılacak bir diğer işlemdir. İlişik kesmek için beyanname vermeden önce, bir takım belgelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar:

  • Tapu kaydı
  • Belediyeden alınmış imzalı ve mühürlü ölüm tarihindeki rayiç bedel yazısı (Rayiç bedel yazısı, bir tanesi veraset ve intikal vergi dairesine hitaben, diğeri ise intikal esnasında tapuya hitaben olmak üzere iki tane)

Veraset ve intikal işlemlerinde ilişik kesme yazısı alınacak veraset ve intikal vergi dairesi, miras bırakanın ölmeden önce ikametgahının bulunduğu yer veraset ve intikal vergi dairesidir. Veraset ve intikal işlemlerinde ilişik kesme yazısı alabilmek için ödememiz gereken veraset ve intikal vergisini bir sonraki başlığımızda inceleyeceğiz.

Veraset ve İntikal Vergisi

Veraset ve intikal vergisinin konusunu Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların; ölüm, bağış (hibe) ya da herhangi bir şekilde karşılıksız olarak bir kişinin mülkiyetinden diğer bir kişinin mülkiyetine geçmesi oluşturur. Bizim makalemiz açısından da ölümle birlikte geçecek mallar için veraset ve intikal vergisi verilmesi gerekmektedir.

Veraset ve intikal vergisi ödemek için verilecek beyannamenin süreleri ise aşağıdaki gibidir:

  • Ölen kişinin ikametgahı Türkiye’de ve ölüm Türkiye’de gerçekleşmiş ise, mükelleflerin de Türkiye’de bulunmaları halinde ölüm tarihini takip eden 4 ay içinde;
  • Ölen kişinin kanuni ikametgahı Türkiye’de ve ölüm yabancı bir memlekette gerçekleşmiş ise; ölüm tarihini takip eden 6 ay içinde;
  • Mükellefler vefat eden kişinin bulunduğu yerin dışında başka bir yabancı memlekette olduğu takdirde ise ölüm tarihini takip eden 8 ay içerisinde ilgili Vergi Dairesine verilir.

Veraset ve intikal vergi dairesine, vefat eden kişiye ait tüm gayrimenkuller, menkuller ve diğer servet unsurları (Banka hesaplarındaki paralar, kiralık kasalar, motorlu araçlar,  şirket hisseleri vs. ) beyan edilmelidir. Beyan, tek seferde verilebileceği gibi, intikal edilen her bir mal için ayrı ayrı da verilebilir. Veraset ve intikal vergisi beyannamelerinin mükellefler tarafından imzalanması gerekmektedir. Vergi dairesine ödemeyi yaptıktan sonra görevli memur, başka bir eksiklik yok ise, ilgili tapuya hitaben, veraset ilişiğinin kesildiğine, intikalinde veya devrinde bir engel bulunmadığına dair imzalı ve kaşeli yazıyı size verecektir.

Veraset ve İntikal Vergisi Nasıl Hesaplanır?

Veraset ve intikal vergisi hesaplanması için her yıl devlet tarafından vergi dilimleri ve veraset ve intikal vergisinden istisna tutarları belirlenmektedir. Miras yoluyla elde edilen varlıkların toplam tutarından ilgili istisna tutarının çıkarılması sonucunda vergi matrahı elde edilir. Vergi matrahı, devlet tarafından açıklanan vergi dilimlerine göre oranlanarak ödenmesi gereken veraset ve intikal vergisi tutarı belirlenmiş olur.

Veraset ve İntikal İşlemlerinde Tapudan İntikali Gerçekleştirmek

Veraset ve intikal işlemlerinde tapudan intikali gerçekleştirmek veraset ve intikal işlemlerinin tamamlanmasında yapılacak son işlemdir. Miras, mirasçılara kendiliğinden ve bir bütün olarak geçer. Ancak taşınmazlarda hak sahipliğinin tapu ile ispat edilmesi dolayısıyla taşınmaz, kendi adlarına tescil ettirilmelidir. İntikalin türüne göre bu son işlemi kimlerin yapacağı değişmektedir. Eğer elbirliği halinde intikal yapılacak ise, mirasçılardan herhangi birinin veya bu iş için özel yetki içeren vekaletnamesi bulunan vekilin, bu belgelerle birlikte müracaatı yeterlidir. Eğer paylı mülkiyete geçilecekse, tüm mirasçıların birlikte müracaat etmesi ( en azından imza aşamasında tüm mirasçıların veya vekillerinin hazır bulunması) gerekmektedir.

Mirasçılar Miras İntikali Yapmazlarsa Ne Olur?

Mirasçılar miras intikali yapmazlarsa ne olur sorusuna şu şekilde bir cevap arayabiliriz: İlgili Tapu Sicil Müdürlükleri, ölüm halinde mirasbırakanın adına kayıtlı taşınmazın iki yıl içerisinde mirasçıları tarafından tapuda intikali yapılıp kendi adlarına kayıt yaptırmamaları durumunda yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi alıp mirasçılar adına tescil işlemi yapabilecektir. Tapu sicillerinin güncel ve düzenli tutulması amacıyla getirilen bir düzenleme mantığıdır bu durum.

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası, ölüme bağlı tasarrufları kanun gereği kendiliğinden hükümsüz kılan haller dışında hükümsüz kılmanın yollarından biridir. Kanunda gösterilen bazı sebeplerin varlığı halinde gerekli şartlar da sağlanırsa ölüme bağlı tasarrufların iptal edilebilmesi de mümkündür. Bu makalemizde sadece ölüme bağlı tasarrufların iptalini inceleyeceği ama ölüme bağlı tasarrufların özellikleri hakkında daha ayrıntılı bilgi edinebilmek için ‘’Ölüme Bağlı Tasarrufların Özellikleri ve Şartları’’ başlıklı makalemize de bakabilirsiniz.

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptal Sebepleri

Ölüme bağlı tasarrufların iptali için birtakım sebeplerin varlığı aranmaktadır. Bu sebepler: Ehliyetsizlik, irade bozuklukları, içeriğin hukuka ve ahlaka aykırı olması ve şekil eksiklikleridir.

  • Ölüme Bağlı Tasarruflarda İptal Sebebi Olarak Ehliyetsizlik; Ölüme bağlı tasarruflarda gerek vasiyetnamede gerek miras sözleşmesinde ölüme bağlı tasarrufu yapan kimsenin, tasarruf anında ehliyetsiz olması bir iptal sebebidir. Vasiyetname için ayırt etme gücüne sahiplik ve 15 yaşını doldurmuş olmak, miras sözleşmesi için ise ayırt etme gücüne sahiplik, ergin olma ve kısıtlı olmamak ölüme bağlı tasarruflarda ehliyet şartlarıdır. Bu şartlar gerçekleşmezse ölüme bağlı tasarruf iptal edilebilir.
  • Ölüme Bağlı Tasarruflarda İrade Bozuklukları; Ölüme bağlı tasarruflarda irade bozuklukları da bir ölüme bağlı tasarrufun iptali sebebidir. Mirasbırakanın hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. Aşağıda ayrı ayrı bu halleri inceleyeceğiz
  • Ölüme Bağlı Tasarruflarda Hata (Yanılma); Ölüme bağlı tasarruflarda hata halini incelerken vasiyetnameleri ve miras sözleşmelerini ayrı ayrı incelemeliyiz. Vasiyetnamelerde her türlü hatanın iptal sebebi olacağı kabul edilir. Örneğin, Mahmut Bey, İzmir’de bulunan yeğeni için vasiyetname düzenledikten sonra yeğeninin sınıfta kaldığını düşünerek onu mirasından uzaklaştırırsa ve bu konuda hataya düşerse, bu ölüme bağlı tasarruf hata sebebiyle iptal edilebilir. Miras sözleşmelerinde ise ölüme bağlı tasarrufun iptal edilebilmesi için hatanın Yargıtay kararlarına göre esaslı hata olması gerekir. Hangi hallerin esaslı hata sayılacağı noktasında büromuzla iletişime geçip ölüme bağlı tasarrufun iptalini sağlayabiliriz. Son olarak, ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık hata halinde mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre de düzeltilebilir.
  • Ölüme Bağlı Tasarruflarda Hile (Aldatma); Ölüme bağlı tasarruflarda hile; vasiyetname açısından, lehine tasarrufta bulunulan kişi, üçüncü bir kişinin kendi lehine hile yaptığını bilmese bile vasiyetname iptal edilebilir. Ancak miras sözleşmelerinde hile sebebiyle iptalde hem mirasbırakan hem de karşı tarafın miras sözleşmesini üçüncü kişinin hilesi sebebiyle iptal edebilmesi için lehine hile yapılanın bunu bilmesi gerekir.
  • Ölüme Bağlı Tasarruflarda İkrah (Korkutma veya Zorlama); Ölüme bağlı tasarruflarda ikrah yani korkutma veya zorlama örneğin, mirasbırakanın başına tabanca dayanması ya da mirasbırakanın bir sırrını açıklamaya yönelik tehdit şeklinde maddi veya manevi bir şekilde gerçekleşebilir. Ölüme bağlı tasarruflarda korkutma veya zorlama halinde de bir iptal sebebi oluşacaktır.
  • Ölüme Bağlı Tasarruflarda İrade Bozukluklarında Tasarruftan Dönme; Ölüme bağlı tasarruflarda irade bozukluğu oluştuğu takdirde mirasbırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak 1 yıl içinde ölüme bağlı tasarruftan dönebilir.

Ölüme bağlı tasarruftan dönülmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır. Artık mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar bu bahsettiğimiz şekilde dava açamazlar. Onların irade bozukluğuna dayanarak dava açabilmeleri için ya mirasbırakanın sağlığında hata, hileyi öğrenmemiş ya da korkutma ve zorlamanın etkisinden kurtulmamış olması gerekir. Bir ihtimal de mirasbırakanın durumu öğrenmiş yada etkiden kurtulmuş olmasına rağmen daha bir yıl dolmadan ölmüş olması gerekir. Bu süreleri kaçırmamak için böyle bir durumda hemen avukatınızla irtibata geçerek yasal süreci başlatmanızı tavsiye ediyoruz.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İçeriğinin Hukuka ve Ahlaka Aykırılığı

Ölüme bağlı tasarrufun hukuka ve ahlaka aykırılığından söz edebilmek için sadece ölüme bağlı tasarrufla güdülen amaç değil, ölüme bağlı tasarrufun kendisinin de ahlaka aykırı olması gerekir. İşte böyle bir durum söz konusu ise ölüme bağlı tasarrufun iptal edilebilmesi için başka bir sebep daha doğmuş olacaktır.

Ölüme Bağlı Tasarrufta Şekil Eksikliği

Ölüme bağlı tasarruflarda şekil kurallarına uyulmaması iptal edilebilirlik sonucunu doğurur. Bu sebeple ölüme bağlı tasarruf bütün halinde iptal edilebilir. Sadece şu istisnayı belirtelim ki

iptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davası

Ölüme bağlı tasarrufun iptali davası yukarıda saydığımız sebeplerin biri ile sakat olan ölüme bağlı tasarrufun iptal edilebilmesi için açılan davadır. Ölüme bağlı tasarrufun iptali davasıyla geriye etkili olarak ölüme bağlı tasarrufun iptaline karar verilir.  Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davasının Tarafları

Ölüme bağlı tasarrufun iptali davasının davacı tarafı, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısıdır. Yargıtay ise bu davanın bütün mirasçılar tarafından açılması gerektiğini benimser çünkü ölüme bağlı tasarrufta bütün mirasçıların menfaati olduğu düşünülmektedir. Davalı ise iptali istenen ölüme bağlı tasarrufla ‘’davacı aleyhine’’ mirastan menfaat elde eden kişidir. Bu kişi atanan mirasçı,vasiyet alacaklısı vs. olabilir.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davasının Açılmasında Süre

Ölüme bağlı tasarrufun iptali davasının açılmasında süre, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı 20 yıl geçmekle düşer.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davasında Yetkili Ve Görevli Mahkeme

Ölüme bağlı tasarrufun iptali davasında yetkili mahkeme ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesidir. Ölüme bağlı tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İptaline İlişkin Yargıtay Kararları

‘’…Vasiyetnamenin iptali sebepleri T.M.K.nun 557 ve 558. maddelerinde sınırlı bir şekilde gösterilmiştir. Davacı, bu maddelerde düzenlenen iptal nedenleri hakkında bir delil sunmamıştır. Saklı payın ihlali vasiyetnamenin iptali nedenleri arasında bulunmamaktadır. Koşulların varlığı halinde tenkis davasına konu olabilir…’’(YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2011/15568 K. 2011/15358 T. 13.10.2011)

‘’…TMK.nun 595 maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar.

Vasiyetnamenin iptali davasının incelenebilmesi için öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı konusunda araştırma yapılmalıdır…’’(YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2015/1032 K. 2015/2978 T. 25.2.2015)

Ölüme Bağlı Tasarrufların Özellikleri Ve Şartları

Ölüme Bağlı Tasarrufların Özellikleri Ve Şartları konusundan önce Ölüme bağlı tasarrufların neler olduğunu inceleyelim. Ölüme bağlı tasarruf, miras bırakanın isteğine göre mirasçılığın ve mirasçılıkla ilgili düzenlemelerin sonuçlarını doğurabilmesi için yapılan hukuki işleme denir. Yani ölüme bağlı tasarruf, miras bırakanın ölümünden sonraki talimatlarını, arzularını içeren bir hukuki işlemdir. Miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ifade edecek her türlü emri ölüme bağlı tasarruf kapsamında değerlendirebiliriz.

Ölüme Bağlı Tasarruf Ne Zaman Etkilidir?

Ölüme bağlı tasarruf, sağlararası yapılan işlemlerden farklı olarak yapıldığı anda değil, miras bırakanın ölmesinden sonra etkisini doğurur. Örneğin, vasiyetnamesini yazıp kasasına koyan bir kişinin o vasiyetnameyi yazdığı sırada aslında mallarını başkasına hemen devredeceği bir tasarrufu yoktur. Adı üstünde ölümüne bağlı olarak belirli tasarrufları gündeme gelecektir. Ölüm, ölüme bağlı tasarrufun bir nevi anahtarıdır.

Ölüme Bağlı Tasarruf Çeşitleri

Ölüme bağlı tasarruflar; vasiyetname ve miras sözleşmesi olarak karşımıza çıkar. Vasiyetname tek taraflı olarak yapılan ölüme bağlı tasarrufken yani miras bırakan ölümüne kadar yine tek taraflı olarak vasiyetnamesini değiştirebilecekken, miras sözleşmesinde karşımıza iki taraf çıkmaktadır. Biz de makalemizde bu iki tür ölüme bağlı tasarrufların özelliklerini ve şartlarına değineceğiz. Bu iki konuda daha ayrıntılı bilgi alabilmek için ‘’Vasiyetname’’ ve ‘’Miras Sözleşmesi’’ makalelerimize de bakabilirsiniz.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Şartları

Ölüme bağlı tasarrufların şartlarını incelerken mecburen ölüme bağlı tasarruflar olarak vasiyetname ve miras sözleşmesinin şartlarını inceleyeceğiz. Ancak genel bir çerçeve çizdiğimiz makalemizde şartlarımızı, kimlerin ölüme bağlı tasarruf yapabileceği açısından özellikle temel taşı olduğu için ehliyet açısından inceleyip, şekil şartlarını ve daha detaylı açıklamalarımızı ilgili makalelerimize bırakacağız.

Ölüme Bağlı Tasarruf Yapma Ehliyeti, Kimler Ölüme Bağlı Tasarruf Yapabilir?

Ölüme bağlı tasarruf yapma ehliyetini ikiye ayırarak inceleyeceğiz. Kimler ölüme bağlı tasarruf yapabilir diye sorulduğunda vasiyetnamenin ve miras sözleşmesinin ayrı şartları bulunmaktadır. Medeni Kanunda öngörülen ehliyet şartları gerçekleşmemişse ölüme bağlı tasarrufta bulunulamaz.

Vasiyetname Yapabilme Ehliyeti, Kimler Vasiyetname Yapabilir?

Kimler vasiyetname yapabilir diye sorulduğunda vasiyetname yapabilme ehliyeti açısından aranan iki kriter vardır. Bunlar:

  • Vasiyetname yapacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması; Ayırt etme gücü, kişinin vasiyetname yapmanın sebep ve sonuçlarını ayırt edebilecek durumda olmasını ifade eder. Ayırt etme gücünün vasiyetname yapıldığı sırada bulunması gerekir. Son olarak bir kişinin kısıtlanmış olması vasiyet yapabilmesine engel değildir.
  • Vasiyetname yapacak kişinin 15 yaşını doldurmuş olması.

Medeni kanun daha ergin olmadan vasiyetname yapılabilmesine izin vermiştir.Kısacası, 15 yaşını doldurmuş, ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar rahatça vasiyetname yapabilirler. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinebilmek için ‘’Vasiyetname’’ başlıklı makalemize de bakabilirsiniz.

Miras Sözleşmesi Yapabilme Ehliyeti , Kimler Miras Sözleşmesi Yapabilir?

Miras sözleşmesi yapabilme ehliyeti, kimlerin miras sözleşmesi yapabileceğini de açıklar ve vasiyetnamedeki kriterler gibi miras sözleşmesi yapabilme ehliyetinin de birtakım şartları vardır. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Miras sözleşmesi yapacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması
  • Miras sözleşmesi yapacak kişinin ergin olması
  • Miras sözleşmesi yapacak kişinin kısıtlı olmaması

Dikkat etmeliyiz ki miras sözleşmesinde yukarıda aranan şartlar ‘’ölüme bağlı tasarrufta bulunacak’’ kişi için aranır. Ölüme bağlı bir tasarrufla mirası üzerinde işlem yapmayan miras sözleşmesinin karşı tarafı için Medeni Kanunun genel hükümleri uygulanır. Yasal temsilci ile ölüme bağlı tasarrufta bulunacak kişi için miras sözleşmesi yapılamaz. Bizzat miras sözleşmesinde taraf hazır bulunmalıdır noterde.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinebilmek için ‘’Miras Sözleşmesi’’ başlıklı makalemize de bakablirsiniz.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Hükümsüzlüğü

Ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğü dendiği zaman karşımıza iki tür hükümsüzlük çıkar, bunlar iptal ve kanun gereği kendiliğinden hükümsüzlük halleridir. Ölüme bağlı tasarrufun hükümsüzlüğü tam ya da kısmi olabilir. Yani demek istiyoruz ki örneğin iptal sebebi (şekil eksikliğinden olabileceği gibi) ölüme bağlı tasarrufun tamamını etkiliyorsa tam hükümsüzlük gerektirir. Bunun tersine vasiyetnamede mesela ölüme bağlı tasarruflardan sadece biri ahlaka aykırıysa sadece o hükümsüz olur ve diğerleri kısmi olarak geçerliliğini korur.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Kanun Gereği Hükümsüz Olması

Ölüme bağlı tasarrufların kanun gereği kendiliğinden hükümsüz olması aşağıdaki durumlarda mümkündür:

  • Boşanma halinde eşlerin birbirleri lehine yapmış oldukları ölüme bağlı tasarruflar.
  • Lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kimsenin miras bırakandan önce ölmesi
  • Lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kimsenin mirastan yoksun bir halde olması
  • Ölüme bağlı tasarrufun şarta bağlanması halinde şartın gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesiyle

Yukarıda sayılan hallerde ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğü için yapılacak ekstra bir şeye gerek yoktur. Doğrudan ölüme bağlı tasarruf hükümsüzleşir.

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali

Ölüme bağlı tasarrufların iptali de mümkündür. Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:

  • Ölüme bağlı tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
  • Ölüme bağlı tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda oluşan irade bozukluklarıyla yapılmışsa
  • Ölüme bağlı tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı ise
  • Ölüme bağlı tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa

Bu konuyu daha ayrıntılı incelediğimiz ‘’Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali’’ adlı makalemizi okumanız daha detaylı bilgi alabilmek için yararlı olacaktır.

Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar

Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruf olarak karşımıza çıkan vasiyetname ve miras sözleşmesinin içeriğini, orada açıklanan istekleri yada miras bırakanın ölüme bağlı taleplerini belirler. Örneğin, mirasçı atanması, mirastan çıkarma gibi ölüme bağlı tasarruflar maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflardır.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Alt Soya Etkisi

Mirasçılıktan Çıkarmanın Alt Soya Etkisi konusundan önce mirasçılıktan çıkarmayı değerlendirelim.Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakana, saklı paylı mirasçısını mirastan uzaklaştırma imkanı veren bir ölüme bağlı tasarruftur. Miras bırakan bu yolla saklı paylı mirasçısı olmasına rağmen terekesi üzerinde daha geniş bir tasarruf imkanı elde etmektedir. Saklı paylı mirasçı hakkında daha geniş bir bilgiye sahip olabilmek için ‘’Saklı Paylı Mirasçılar ve Tenkis Davası’’ başlıklı makalemize bakabilirsiniz.

Mirasçılıktan çıkarma kurumu ile Medeni Kanun mirastan yararlanmaya layık görmediği kimseleri artık kalmadığını düşündüğü aile bağının dışına iterek koruma alanının dışında bırakmıştır. Ancak tabi ki burada da miras bırakanın kendi değerlendirmesine önem verilerek bir mirasçılıktan çıkarma sebebinin varlığı halinde miras bırakan buna karar verecektir.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Şartları

Mirasçılıktan çıkarmanın şartlarını tek tek açıklayacağız ama bu şartların neler olduğunu aşağıdaki gibi sayabiliriz:

  • Mirasçılıktan çıkarmanın şekil şartı olarak ölüme bağlı bir tasarrufla gerçekleştirilmesi
  • Mirasçılıktan çıkarmanın Medeni Kanundaki sebeplerden birine dayanması
  • Mirasçılıktan çıkarma sebebinin, ölüme bağlı tasarrufta gösterilmesi

Mirasçılıktan Çıkarmanın Şekli, Mirasçılıktan Çıkarma Nasıl Olur?

Mirasçılıktan çıkarma nasıl olur diye sorulduğunda bu soruya mirasçılıktan çıkarmanın şekil olarak vasiyetnameyle yapılması gerekir diye cevap verebiliriz. Mirasçılıktan çıkarma kendiliğinden değil, miras bırakanın bir ölüme bağlı tasarrufu ile gerçekleşir. Bu ölüme bağlı tasarruf ise yani mirasçılıktan çıkarmanın şekli ise vasiyetnamedir. Ancak Medeni Kanun ölüme bağlı tasarrufla yapılabileceğini söylediği için miras sözleşmesi de akla gelebilir. Mirasçılıktan çıkarmanın şekli önemli olduğu avukatınıza danışmanızı tavsiye ediyoruz.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Sebepleri

Mirasçılıktan çıkarmanın sebeplerini aşağıdaki gibi sayabiliriz yani aşağıdaki durumlarda miras bırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

  • Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

İlk olarak belirtelim ki buradaki ağır kelimesi ceza hukuku anlamında değil, hakimin suçun ağır olup olmadığını değerlendirmesine yöneliktir. Suçun aile bağını koparacak nitelikte olup olmadığına ve fiilen de koparmış olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılır. Hatta kişinin cezalandırılmış olup olmaması da önemli değildir. Örneğin kocasını döven kadın, ya da kocasını sakat bırakacak şekilde dövmesi için oğlunu teşvik eden kadın bu sebebe girebilir. Son olarak, yakınları teriminden de sadece mirasbırakanla aralarında hısımlık bağının olup olmadığına bakılmaz. Örneğin, mirasbırakanla içtikleri su ayrı gitmeyen bir dost da yakın kavramı içindedir.

  • Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Mirasçılıktan çıkarmada aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlalinin başında nafaka borcunun yerine getirilmemesi yer alır. Aynı şekilde karı koca arasındaki sadakat borcunun ihlali de mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturur.

Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Mirasçılıktan Çıkarma

Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma da koruyucu nitelikte bir mirasçılıktan çıkarma yoludur. Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır. Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Altsoya Etkisi

Mirasçılıktan çıkarmanın altsoya etkisi, miras payı alınamamasıdır. Mirasçılıktan çıkarılan altsoya mensup bir kişi tenkis davası da açamaz. Miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir. Örneğin, Halil diye bir kişiyi ele alalım ve onun ölmesi halinde oğulları Ali ve Veli onun altsoyu olsun; Halil, Ali’yi mirasçılıktan çıkartırsa, Ali’nin yerini Ali’nin oğlu alır. Ali’nin oğlu ve başka mirasçı yoksa bütün miras Veli’ye kalır.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Geri Alınması , Mirasçılıktan Çıkarılanın Affı

Mirasçılıktan çıkarmanın geri alınması da mümkündür. Durum böyle olunca mirasçılıktan çıkarılanın affı gibi bir durum gündeme gelecektir. Mirasbırakan mirasçılıktan çıkarmayı içeren vasiyetnameyi, daha sonra yapacağı ölüme bağlı tasarrufla her zaman geri alabilir.

Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali

Mirasçılıktan çıkarmanın iptali, mirasçılıktan çıkartılan kimse tarafından tenkis davası ya da iptal davası açılarak sağlanabilir. Mirastan çıkartılan kişi mirastan çıkarma sebebinin gösterilmemiş ya da gösterilen sebebin yeterli olmadığı hallerde tenkis davası açarak sadece saklı paylarını alabilirler. Tenkis davasının şartları ve bu konuda diğer bilgileri ‘’Saklı Paylı Mirasçılar ve Tenkis Davası’’ adlı makalemizden edinebilirsiniz.

Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davası

Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında mirastan çıkartılan mirasçı akla gelebilecek ilk yol olarak vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak iptal davası açabilir. Eğer geçersizlik şekil, ehliyetsizlik, irade sakatlığı gibi sebeplerle bütün vasiyetnameyi etkiliyorsa vasiyetnamenin geçersizliğine hükmedilirse otomatik olarak mirasçılıktan çıkarmanın da iptali sağlanmış olur. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında akla gelebilecek ikinci yol miras bırakanın mirasçılıktan çıkarma sebebinde açık bir hataya düşülmüş olmasıdır. Örneğin, oğlunun kendisini öldüreceğini düşünen babanın oğlunu mirasçılıktan çıkarması.

Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasının Tarafları

Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasının taraflarını incelediğimizde Yargıtayca, davacı olarak mirastan çıkarılan mirasçı; davalı olaraksa bütün mirasçılara karşı açılması aranmaktadır. Ölen bir kişiye karşı dava açmak düşünülemeyeceğinden mantıklı olan bu yoldur.

Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında yetkili mahkeme ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesidir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

Mirasçılıktan Çıkarmada Vasiyetnameye Ne Yazılmalıdır?

Mirasçılıktan çıkarmada vasiyetnamenin ve mirastan çıkarmanın geçerli olabilmesi için vasiyetnameye mirasçılıktan çıkarma sebebinin vasiyetnamede gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde mirastan uzaklaştırılan kişi tenkis davası açarak saklı payını alabilir. Bu sebeplerin ne olduğunu aşağıda açıklayacağız.  Ancak mirastan çıkarmada vasiyetnameye genel olarak ‘’bana karşı suç işledi’’ ‘’hastalığımda bana bakmadı’’ gibi somut şekilde bir yazım olmalıdır.

Mirasçılıktan Çıkarma ve Altsoya Etkisi Üzerine Yargıtay Kararı:

‘’…Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi miras bırakana veya aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmemesi halinde miras bırakanın yapacağı ölüme bağlı tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkartabilir. Mirasçılıktan çıkartılan ( ıskat edilen ) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır.

TMK’nın 512/3. maddesinde “Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur” düzenlemesine yer verilmiştir.

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, mirasçılıktan çıkarma ( ıskat ) sebeplerinin varlığı, davalılar ( ıskattan yararlananlar ) tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, TMK’nın 512/3. maddesi uyarınca mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun, davacı mirasçının saklı payları dışında ( mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında ) yerine getirileceği, başka bir ifade ile davacının saklı payını isteyebileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir…’’(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/5400 K. 2015/3549 T. 31.3.2015)

Miras Ortaklığı

Miras ortaklığı incelenirken, miras bırakanın tek mirasçısı varsa ortaklık açısından sorunlar pek gündeme gelmeyecektir. Ancak günümüzde miras olaylarının büyük bir çoğunluğunda miras bırakan geride birden fazla mirasçı bırakır. İşte böyle durumlarda gerek terekenin yönetimi gerekse mirasın paylaşılmasında sorunlar ortaya çıkar. Bu sorunların ortaya çıkmaması için Medeni Kanun ‘’miras ortaklığı’’ diye bir kurumu düzenlemiştir. Bu makalemizin de konusunu miras ortaklığı oluşturacaktır.

Miras Ortaklığı Ne Demektir?

Miras ortaklığı, mirasın paylaştırılması tamamlanıncaya kadar kanun hükümlerine veya varsa aralarındaki sözleşmenin hükümlerine göre terekeyi yönetecek mirasçıların kanunen oluşturduğu kendine özgü bir ortaklıktır. Miras ortaklığının ticaret ortaklığı gibi olmadığını ve tüzel kişiliğe sahip olmadığını da belirtelim.

Miras Ortaklığında Mirasçıların Hak ve Yetkileri

Miras ortaklığında mirasçıların hak ve yetkileri, miras ortaklığı devam ederken tereke üzerinde paylı olarak değil, bölünmez ve bütünseldir. Hukuken bu duruma elbirliğiyle hak sahibi olma da denir. Elbirliği ile hak sahipliğinde hak sahiplerinin payları yoktur. Yani elbirliği ile mülkiyete tabi bir eşya üzerinde mirasçıların mülkiyet payları bulunmaz. Demek istediğimiz aslında mirasçılar, terekedeki her bir mal üzerinde bulunan tek mülkiyet hakkının birden çok sahipleridir. Bunun sonucu olarak miras ortaklığına dahil mirasçılar terekeyle alakalı konular hakkında tek başına hareket edemezler ve oy çokluğuyla bile tasarrufta bulunmazlar. Örneğin, bir ya da birkaç mirasçı, tereke malını satamaz, o malı kiralayamaz.

Miras Ortaklığında Mirasçıların Hak ve Yetkileri Nelerdir?

Miras ortaklığında mirasçıların hak ve yetkileri Medeni Kanuna göre aşağıdaki gibi sayabiliriz:

  • Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
  • Bir mirasçı ödemeden aciz halinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
  • Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir
  • Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir

Miras Ortaklığının Temsili, Miras Ortaklığına Temsilci Atanması

Miras ortaklığının temsilinde aslolan mirasçıların hep birlikte hareket etmeleridir. Ancak miras ortaklığının temsilinde mirasçıların aralarındaki bir sözleşme sonucu temsilci atamışlarsa ya da kanun gereği bir temsilci varsa ortakların hep birlikte hareket edip karar almalarına gerek yoktur. Böyle bir durumda miras ortaklığının temsili, temsilci tarafından yürütülür. Örneğin vasiyeti yerine getirme görevlisi kanun gereği ya da mirasçıların atadıkları kişi iradi olarak temsilcidir. Peki bu ihtimaller olmasa da temsilci atanabilir mi? Medeni Kanuna göre mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.

Miras Ortaklığında Mirasçıların Sorumluluğu

Miras ortaklığında mirasçıların sorumluluğu, terekeye karşı ileri sürülebilecek miras hukuku kaynaklı her türlü borçtan hep birlikte bir sorumluluk halidir. Bir de miras bırakanın borcu olmayan ama miras ortaklığında mirasçıların sorumluluğu dahilinde olan borçlar vardır.

Miras Ortaklığında Mirasçıların Sorumluluğu Kapsamındaki Değerler

Miras ortaklığında mirasçıların sorumluluğu kapsamındaki tereke borcu olarak sayabileceğimiz değerleri aşağıdaki gibi belirtebiliriz:

  • Medeni Kanuna göre ana ve baba veya büyükana ve büyükbaba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat
  • Cenaze masrafları
  • Terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri
  • Mirasbırakan tarafından bakılan kimselerin üç aylık bakım giderleri
  • Mirasbırakanın vasiyet borçlusu atamadığı hallerde vasiyeti yerine getirme borcu
  • Vadesi mirasbırakanın ölümünden sonra gelen mirasbırakanın borçları

Mirasçıların Veraset ve İntikal Vergisinden Sorumluluğu

Mirasçıların veraset ve intikal vergisinden sorumluluğu hep birlikte değil, miras payları kadardır. Miras bırakanın ölümü üzerine mirasçıların şahsında doğan veraset ve intikal vergisi ödeme borcu, aslında tereke borcu olmadığından, her mirasçının payına göre doğar ve ödenir.

Miras Ortaklığında Borç Ödeyen Mirasçının Hakları

Miras ortaklığında borç ödeyen mirasçının birtakım hakları bulunmaktadır. Mirasçıların hep birlikte sorumlu oldukları bir borcu sadece biri ya da birkaçı öderse, diğerlerine başvurma hakkı doğar. Miras ortaklığında kendi miras payından fazla ödeme yapan mirasçı, diğer mirasçılardan her birine, ödediği fazla kısım için miras payları oranında başvuru hakkına sahiptir.

Miras Ortaklığında Miras Paylaşımından Sonra Mirasçıların Sorumluluğu

Miras ortaklığında miras paylaşımından sonra mirasçıların sorumluluğu devam etmektedir. Yani miras ortaklığının sona ermesiyle sorumluluk ortadan kalkmaz. Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün mal varlıklarıyla hep birlikte sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle bu birlikte sorumlu olma hali sona erer.

Miras Ortaklığının Sona Ermesi

Miras ortaklığının sona ermesi, mirasın paylaşılması, tereke üzerinde elbirliği ile hak sahipliğinin paylı hak sahipliğine ya da miras ortaklığının başka bir ortaklığa dönüştürülmesi şeklinde olur.

Miras Ortaklığının Sona Ermesi Halleri

Miras ortaklığının sona ermesi hallerini aşağıdaki gibi tek tek açıklayabiliriz:

  • Mirasın Paylaşılması; Mirasın paylaşılmasıyla, yani mirasçılar arasında terekede mevcut tüm hakların ve borçların paylaşılmasıyla miras ortaklığı sona erer. Bu paylaşma, mirasçıların tümünün anlaşmasıyla olabileceği gibi, mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa, taksim (paylaştırma) davasıyla da gerçekleşebilir. Bu dava için avukatınıza başvurarak paylaşmayı sağlamanızı anlaşmazlık halinde tavsiye ediyoruz
  • Elbirliğiyle Hak Sahipliğinin Paylı Hak Sahipliğine Dönüşmesi; Elbirliğiyle hak sahipliğinin paylı hak sahipliğine dönüşmesi yolu miras ortaklığına dahil herhangi bir mirasçının mahkemeye başvurarak yürütmesi gereken bir mirasın sona ermesi halidir. Bu konuda da dava açmak için avukatınıza başvurmanız faydalı olacaktır.
  • Miras Ortaklığının Başka Bir Ortaklığa Dönüşmesi; Miras ortaklığının başka bir ortaklığa dönüşmesiyle, mirasçılar aralarındaki hukuki bağı, kendi rızalarıyla başka bir ortaklığa yani hukuki ilişkiye dönüştürürler. Örneğin, bir adi ortaklık (adi şirket) bu dönüşümün sağlandığı ortaklık olabilir.

Miras Ortaklığına Karşı Dava Açılması, Mirasçıların Davalı Olması

Miras ortaklığına karşı dava açılması yani mirasçıların davalı olması halinde, üçüncü kişiler miras ortaklığında bulunan tek bir mirasçıya değil, bütün mirasçılara karşı dava açmalıdırlar. Ancak burada üçüncü kişinin bir alacak hakkı varsa buna dikkat edilmelidir. Böyle bir durumda alacaklı, dilediği bir ya da birkaç mirasçıya karşı dava açabilir.

Miras Sözleşmesi Nedir Ve Şartları Nelerdir ?

Miras Sözleşmesi Nedir Ve Şartları Nelerdir ?  sorusundan önce miras sözleşmesinin tanımını yapalım. Miras sözleşmesi, miras bırakan ile herhangi bir kişi arasında yapılan ve miras bırakanın ölüme bağlı bir tasarrufta bulunduğu sözleşmedir. Miras sözleşmesi ile miras bırakan, karşı taraf ya da bir üçüncü kişi yararına bağlayıcı bir ölüme bağlı tasarrufta bulunur. Miras sözleşmesi ile mirasçı atanabileceği gibi mirastan bir mal varlığı değeri de karşı tarafa bırakılabilir. Miras sözleşmesi ile tek bir taraf mirası üzerinde tasarrufta bulunabileceği gibi her iki taraf da karşılıklı olarak mirasları üzerinde tasarrufta bulunabilir. Miras sözleşmesi belli bir bedel karşılığında ya da  karşılıksız yapılabilir.

Miras Sözleşmesi Yapma Ehliyeti

Miras sözleşmesi yapma ehliyetini miras sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarrufta bulunan kimse ile sözleşmedeki karşı tarafın ehliyeti açısından ikiye ayırarak incelememiz gerekiyor. Miras sözleşmesi ile her iki taraf da ölüme bağlı tasarrufta bulunuyorsa aşağıda sayacağımız şartlar miras sözleşmesinin her iki tarafı için de geçerli olacaktır. Ancak miras sözleşmesi ile sadece tek taraf ölüme bağlı tasarrufta bulunuyorsa, ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan taraf genel ehliyet kurallarına tabi olacaktır. Genel ehliyet kuralları için avukatınıza danışarak daha geniş bilgiye sahip olabilirsiniz.

Miras Sözleşmesi Yapma Ehliyeti Şartları

Miras sözleşmesi yapma ehliyeti şartlarını inceleyecek olursak; miras sözleşmesi yapma ehliyeti için ölüme bağlı tasarrufta bulunan kişinin yani miras bırakanın taşıması gereken şartlar aşağıdaki gibidir:

  • Miras sözleşmesi yapacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması
  • Miras sözleşmesi yapacak kişinin ergin olması
  • Miras sözleşmesi yapacak kişinin kısıtlı olmaması

Miras Sözleşmesi Şekli

Miras sözleşmesi şekli incelendiğinde miras sözleşmesinin geçerli olması için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Miras sözleşmesinin tarafları, arzularını resmi memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar. Medeni Kanun resmi memur terimini kullansa da uygulamada Noter huzurunda miras sözleşmesi yapılmaktadır. Miras sözleşmesinin şekil şartı resmi vasiyetname tarzında olduğu için ‘’Vasiyetname’’ başlıklı makalemizin okunmasında da yarar vardır.

Miras Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Miras Sözleşmesi Noterde Nasıl Yapılır?

Miras sözleşmesi nasıl yapılır diye sorulduğunda miras sözleşmesinin şeklini yukarıda belirtmiştik. Ancak kısaca miras sözleşmesinin şekil şartlarını yani noterde ne gibi işlemler yapılacağını aşağıdaki gibi sayabiliriz:

  • Miras sözleşmesinin taraflarının aynı anda noter önünde bulunmaları
  • Noterin miras sözleşmesindeki beyanları yazması ve metnin okunması
  • Miras sözleşmesi taraflarının metni tanıklar önünde imzalamaları
  • Mirasbırakanın, tanıklar önünde, belgeyi okuduğunu ve bunun son arzularına uygun olduğunu beyan etmesi
  • Miras sözleşmesine tanıklık edecek kişilerin şerh ve imzası

Miras Sözleşmesinin Çeşitleri

Miras sözleşmelerinin çeşitlerini Medeni Kanun ikiye ayırarak ‘’olumlu miras sözleşmesi’’ ve ‘’mirastan feragat sözleşmesi’’ olarak ele almıştır.

  • Olumlu Miras Sözleşmesi; Olumlu miras sözleşmesi, miras bırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına girmesi için yapılır. Miras bırakan, bu sözleşmeyi yaptıktan sonra mal varlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına karşı itiraz edilebilir.
  • Mirastan Feragat Sözleşmesi; Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakanın, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat edilmesine ilişkin sözleşmesidir. Bu konuda ‘’Mirastan Feragat’’ başlıklı makalemizi de daha detaylı bilgi için okuyabilirsiniz.

Miras Sözleşmesinin Sona Ermesi

Miras sözleşmesinin sona ermesi değişik ihtimallere göre değerlendirilebilir. Bu ihtimallere göre miras sözleşmesinin sona ermesi; anlaşmayla, mirasçılıktan çıkarma sebebi durumunda, kararlaştırılan bedelin ödenmemesi gibi hallerde söz konusu olabilir.

Mira Sözleşmesinin Sona Ermesi Halleri

Miras sözleşmesinin sona ermesi hallerini aşağıdaki gibi inceleyebiliriz:

  • Öncelikle miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman sona erdirilebilir.
  • İkinci ihtimalde ise miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişinin, miras bırakana karşı miras sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; miras bırakan, miras sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir.
  • Bir diğer ihtimalde miras sözleşmesi gereğince bir karşılık, bedel isteme hakkı bulunan taraf, bu karşılığın sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması halinde sözleşmeden dönebilir.
  • Son ihtimalde ise mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi miras bırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan kalkar. Miras bırakandan önce ölen kişinin mirasçıları, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ölüme bağlı tasarrufta bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde ettiği ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler.

Miras Sözleşmesinin İptali

Miras sözleşmesinin iptali açısından ölüme bağlı tasarrufların iptaline ilişkin genel kurallar ve hak düşürücü süreler burada da uygulama alanı bulur. Bu konuda ‘’Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali’’ makalemize de bakabilirsiniz. Burada kısaca miras sözleşmesinin iptal sebeplerini saymakla yetineceğiz:

  • Miras sözleşmesinde ehliyetsizlik
  • Miras sözleşmesindeki irade bozuklukları
  • Hata
  • Hile
  • Korkutma
  • Miras sözleşmesinin içeriğinin hukuka ya da ahlaka aykırı olması
  • Miras Sözleşmesinin şekil şartlarında eksiklikler

Miras Sözleşmesi ve Vasiyetname Farkı

Miras sözleşmesi ve vasiyetname farkı ilk olarak kendini ehliyet açısından gösterir. Vasiyetname yapabilmek için 15 yaşını doldurmak ve ayırt etme gücüne sahip olmak yeterliyken, miras sözleşmesinde kişinin ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir. İkinci olarak, vasiyetname el yazılı, resmi ve sözlü olarak yapılabilirken miras sözleşmesi ancak resmi şekilde yapılabilir. Bir diğer fark ise vasiyetnamenin ölüm anına kadar geri alınması mümkünken miras sözleşmesinde iki taraf var olduğu için istisnalar saklı kalmak üzere tek taraflı olarak miras sözleşmesini geri almak mümkün değildir.

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.

Avukata Sor