Şiddetli Geçimsizlik Sebebiyle Boşanma Davası

Şiddetli Geçimsizlik Sebebiyle Boşanma Davası günümüzde boşanmaların büyük bir çoğunluğunda mahkemelerin gösterdiği gerekçe olarak toplum tarafından bilinen bir boşanma sebebidir.

Şiddetli geçimsizlik nedir?

Halk arasında şiddetli geçimsizlik olarak bilinen bu durumun kanunda belirtilen adı Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında (şiddetli geçimsizlikte) eşlerin ortak yaşamının kendilerinden beklenemeyecek olması durumunda bu durum gerçekleşmiş olur. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanmanın nisbi sebepleri arasında yer alır. Hakim eşler arasındaki bu durumu kendisi hakkaniyete göre belirleyecektir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası nedir?

Eski kanundaki adıyla şiddetli geçimsizlik yeni kanundaki adıyla Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, ortak yaşamın evlilik birliğinin taraflarından beklenemeyecek olması durumunda açılan dava çeşididir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) davasında davalının itiraz hakkı vardır. Burada davalı eş, davacı eşten daha az kusurlu olduğunu ispat etmesi durumunda itiraz hakkına sahip olur. Kanun burada kusursuz olmayı değil daha az kusurlu olmayı aramaktadır. Şiddetli geçimsizlik çok yaygın ve çok geniş yelpazeye sahip bir boşanma sebebidir. Burada evlilik birliğini sarsacak olay her ailede farklılık gösterebilecek durumdadır. Bu sebeple hakim durumu iyice araştırmalı ve buna göre karar vermelidir. Bu boşanma türü Türk Medeni Kanunu madde 166/I’de şöyle yer bulur: -  Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılan boşanma davasına itiraz edilebilir mi?

Eşlerden her biri şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) hükümlerine dayanarak dava açma hakkına sahiptirler. Ancak burada önemli bir husus bulunmaktadır. Şayet evlilik birliğinde davalının kusuru daha az ise davalının bu davaya itiraz etme hakkı vardır. Kusurunun daha az olduğunu ispatlayan davalı, davaya itiraz edebilir.

Şiddetli geçimsizlik için gereken şartlar nelerdir?

Yapılan araştırmalara göre ülkemizdeki boşanmaların büyük çoğunluğunda dayanak olarak şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) gösterilmektedir. Evlilik içerisinde bulunulan özel durumlara göre yorumlanan bu boşanma sebebi için aranan şartlar şöyledir:
  • Evlilik birliğinin devamının eşlerden ortak hayatın devamının beklenemeyecek ölçüde sarsılmış-bozulmuş olması gerekir.
  • Eşlerin ortak hayatı tekrar kurabilmeleri mümkün olmamalıdır.
  • Davacının davalıya göre daha az kusuru bulunması gerekir.
Bu şartların eşlerin her ikisini de kapsaması gerekmez. Eşlerden birini kapsaması halinde yani eşlerden birinden evlilik birliğine devam etmesi beklenemeyecek duruma gelmesi halinde de hakim şartlara bakarak şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya karar verebilecektir.

Şiddetli geçimsizlik boşanma sebebi sayılır mı?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması Medeni Kanunumuzda boşanmanın genel sebepleri arasında sayılmıştır. Bu şartın gerçekleşebilmesi için eşlerden en aza birinden mutlak suretle evlilik birliğine devamının beklenemez duruma gelmesi gerekmekte ve bunun da ilerleyen süreçte çözülemeyecek bir durum olması gerekir. Bu şartların sağlanması halinde hakim şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya karar verebilir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya sebebiyet verecek olaylar nelerdir?

Şiddetli geçimsizlik yoluyla boşanma ülkemizde en çok tercih edilen boşanma şeklidir. Boşanmanın özel sebeplerinde (zina, pek kötü muamele, haysiyetsiz yaşam sürme, terk) dahi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanılabilir. (Akıl hastalığı hariç) Şiddetli geçimsizlik oluşturabilecek birkaç örnek verecek olursak;
  • Eşlerden birinin diğer eşine iftira atması veya hakkında dedikodu çıkarması,
  • Eşinin ailesine veya doğrudan eşine hakaret etmek,
  • Eş ile cinsel ilişki kurulmaması hali,
  • Başkasına karşı hisler beslediğini söylemek veya aşırı kıskançlık göstermek,
  • Ev içi mahrem sayılacak sırları yaymak,
  • Evlilik birliğinin gereği olan yükümlülükleri yerine getirmemek,
  • Eşe karşı sürekli yalanlar söylemek ve güveni zedelemek,
  • Eşten para kaçırmak (Cimrilik)
  • Din ve inanca saygısızlık,
  • Eşi tehdit etmek,
  • Eşin sürekli şekilde içki içmesi veya kumar oynaması vb. durumlarda evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) hükümlerine dayanılarak dava açılabilmektedir.

Şiddetli Geçimsizlik Halinin İspatı

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumunda ispat her türlü kaynakla yapılabilir. Güncel hayatımızda en önemli ve etkili ispat aracı olarak tanıkların kullanıldığı görülmektedir. Tanık dışında tüm durumlar için farklı şekillerde ispat durumları mümkündür. Örneğin eşinden şiddet görmüş ve boşanma sebebi olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gösteren eş doktordan alacağı raporları boşanma davasında ispat olarak gösterebilecektir. Bunun dışında evlilik içi güvenin sarsılması durumlarında mahkemeye sunulacak konuşmalar, yasalara uygun şekilde elde edilmiş bilgiler, maillerle de ispat şartı sağlanabilecektir. Affedilme durumunun olduğu tespit edilirse hakim artık buna dayanarak boşanmaya hükmedemeyecektir. Bu bakımdan affetme gerçekleştikten sonra ispat edilecek şeylerin geçerli olmayacağını belirtmekte fayda bulunmaktadır.

Şiddetli geçimsizlikte zaman aşımı süresi

Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) hallerinde herhangi bir zaman aşımı süresi bulunmamaktadır. Bunun sebebi eşler için meydana gelen durumların evlilik birliğine devam etmenin çekilmez hale gelebilecek durumların farklılığıdır. Bu sebeplerde hakim taraflar açısından evliliğin yürüyebilip yürüyemeyeceğine bakıp buna göre karar verecektir. Hakimin açılan dava gerekçelerini reddetmesi üzerine evlilik birliğinin tekrar sağlanamaması halinde TMK 166/IV şöyle demektedir: ‘’Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.’’ Hangi boşanma sebebiyle dava açılmış olunursa olunsun bu davanın reddiyle birlikte geçen 3 yıllık süreçte evlilik birliği tekrar sağlanamazsa 3 yılın sonunda hakim artık burada,eşlerden birinin istemi üzerine, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğuna karar verir ve boşanmaya hükmedecektir.

Şiddetli geçimsizlikte görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

Şiddetli geçimsizlikte (Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında) görevli ve yetkili mahkeme eşlerin son altı aydır birlikte yaşadıkları yerdeki Aile Mahkemeleridir.

Boşanma Davasında Sms Veya Sosyal Medya Paylaşımı Delil Olabilir Mi?

Boşanma Davasında Sms Veya Sosyal Medya Paylaşımı Delil Olabilir Mi? boşanma öncesi veya boşanma sırasında eşlerin araştırdığı ve merak edilen bir husustur.

Sosyal Medya Nedir?

Sosyal medya internet ya da bilişim sistemleri aracılığıyla insanların etkileşim kurabildiği sanal ortamlardır. Günümüzde çeşitli özellikte birçok farklı sosyal medya alanı ortaya çıkmıştır. Sosyal medya alanları insanların hayatının her noktasına girmiş durumdadır. Artık 7’den 70’e insanların çoğu sosyal medya alanlarından en az birini kullanmaktadır. Whatsapp, Twitter, Facebook, İnstagram vb. sosyal medya alanlarında insanlar düşüncelerini ve özel hayatlarını paylaşmaktadır. Bu da beraberinde sosyal medya ile ilgili birçok hukuki sorunu yanında getirmektedir.

Sosyal Medya Hesaplarına Gizliden Girme

Sosyal medya hesapları insanların özel hayatlarını paylaşabildikleri, topluma kapalı şekilde özel konuşmalar da yapabildikleri alanlardır. Sosyal medya alanlarının ortaya çıkışından beri birçok kişi merak, kıskançlık ya da zarar verme gibi düşüncelerle başkalarının hesaplarına girmeye çalışmaktadır. Bu durum özellikle eşler ve sevgililer arasında görülmektedir. Aldatıldığını düşünen, eşinin kendisinden bir şeyler gizlediğini düşünen kişilerin eşinden gizli olarak sosyal medya hesaplarına girmesi çok sık karşılaşılan bir durumdur.

Sosyal medya hesapları kişinin özel alanına dahildir. Eşler arasında özel alan ne kadar daralsa da mevcuttur. Eşlerin ortak kullanımında olmayan alanlar özel hayatın kapsamındadır, sosyal medya da ortak kullanıma ait olmayan bir alandır. Bu sebeple bir kişinin eşinin sosyal medya hesaplarına girmesi özel hayatın gizliliğini ihlal edecektir.

Ayrıca sosyal medya ile ilgili bu durum Türk Ceza Kanunu’na göre suç da meydana getirebilir. Kişinin rızası alınmadan sosyal medya hesaplarına gizlice girmek bilişim sistemine girme suçunu gündeme getirebilir. Bu sebeple eşler arasında dahi olsa gizli şekilde sosyal medya hesaplarına girilmesi hukuken uygun değildir.

Boşanma Davasında Sosyal Medya Hesaplarının Şifrelerini Kırarak Elde Edilen Deliller Geçerli Midir?

Eşinden şüphelenen ya da eşini kontrol etmek isteyen kişilerin eşinin sosyal medya hesaplarının şifresini kırıp buradan elde ettiği verileri boşanma davasında delil olarak ileri sürmesi son yıllarda sıkça gözlenmektedir. Sosyal medyanın böylesine yaygınlaştığı ve güvenlik açıklarını bilenlerin artış gösterdiği bu dönemde eşlerinin sosyal medya hesaplarının şifresini kırmak isteyen kişilerin sayısı gitgide artmaktadır.

Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkemede kullanılamaz. Kişinin sosyal medya hesaplarının şifresini kırmak ve verilerini ele geçirmek de hukuka aykırı bir fiildir. Ayrıca duruma göre sosyal medya hesabının şifresini kırmak Türk Ceza Kanunu’na göre suç da teşkil edebilir. Bu sebeplerle boşanma davasında sosyal medya hesaplarının şifrelerini kırarak el edilen deliller geçerli kabul edilmez.

Boşanma Davasında Whatsapp Yazışmaları Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Whatsapp kişilerin birebir veya grup halinde yazışabildiği bir uygulamadır. Doğal olarak kişiler bu ortam üzerinden özel hayatlarını paylaşabilmektedir. Whatsapp kullanılmaya başlandığı günden beri hakaret, taciz ve tehdit gibi birçok boşanma davasının konusu olmuştur. Bunların yanında boşanma davasında delil olarak öne sürüldüğü çok sık görülmektedir.

Whatsapp yazışmalarının delil olarak kullanılabilmesi bu yazışmaların nasıl ele geçirildiğine bağlıdır. Eşler arasında ya da her iki eşinde bulunduğu bir konuşma grubunda yapılan yazışmalar delil olarak kullanılabilir. Örneğin; bir eş diğer eşe Whatsapp üzerinden onu aldattığı itiraf ederse bu bir delil olarak kullanılabilir. Fakat kişi eşinin diğer kişilerle yaptığı konuşmaları delil olarak kullanamaz. Çünkü eşinin başkalarıyla yazışmalarının ele geçirilmesi hukuka aykırıdır. Fakat eşin başkalarıyla yazışmalarını kendi isteğiyle vermesi bu yazışmaları geçerli bir delil haline getirir.

Sonuç olarak genel kural burada da kendisini gösterecektir. Hukuka uygun şekilde elde edilen Whatapp yazışmaları kullanılabilirken hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olan Whatsapp yazışmaları kullanılamayacaktır.

Boşanma Davasında SMS Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Delil olarak kullanmanın genel kuralı delilin hukuka uygun elde edilmesidir. Hukuka aykırı deliller mahkemede kullanılamaz. Bu kural SMS’lerde de geçerlidir. Eşin rızası olmadan, gizlice ya da telefonuna yüklediği bir yazılımla elde edilen SMS’ler hukuka aykırı elde edildiği için delil olarak kullanılamaz.

GSM operatörleri SMS içeriklerinin kaydını tutmamaktadır. Bu sebeple boşanma davasında GSM operatörlerinden eşin SMS içeriklerinin kaydını talep etmek mümkün değildir. Fakat mahkemenin kararıyla GSM operatörlerinden eşin mesaj gönderdiği numaralar ve mesaj gönderdiği tarihler talep edilebilir. Operatörler içeriklerin kaydını tutmasa da gönderilen numara ve gönderilen tarih kaydını tutmaktadır.

Boşanma Davasında Facebook Mesajları Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Facebook en çok kullanılan sosyal medya araçlarından olduğu için boşanma davasında delil olarak kullanılması da sık sık karşılaşılan bir durumdur. Sosyal medya araçlarından Facebook’ta yapılan yazışmalarının ya da paylaşımlarının delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı hukuka uygun elde edilmiş olmasına bağlıdır.

Herkese açık olarak yapılan paylaşımlar delil olarak kullanılabilir. Fakat özel yazışmalar kişi kendi isteğiyle bunları paylaşmadıkça hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmayacağı için delil olarak kullanılamaz. Gizlice girme ya da şifre kırarak girme gibi yollarla elde edilen yazışmalar hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olur. Ancak eşler arasındaki yazışmalar delil olarak kullanılabilir. Kişinin sosyal medya üzerinden yaptığı özel yazışmaları özel hayatının bir parçası olduğu için Facebook bu yazışmaları mahkemelerle paylaşmamaktadır.

Facebook paylaşımları ya da eşler arasındaki konuşmalar delil olarak kullanılacaksa mahkeme bunların doğruluğunun tespiti için bilirkişi incelemesi ister. Bilirkişinin takdiri paylaşımların gerçek olduğu ve iddia edilen kişi tarafından yapıldığı yönündeyse delil olarak kullanılabilir.

Boşanma Davasında Twitter Yazışmaları Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Twitter hem kamuya açık paylaşımların yapılabildiği hem de özel yazışmaların yapılabildiği bir sosyal medya ortamıdır. Herkese açık şekilde yapılan paylaşımlar delil olarak kullanılabilir. Çünkü bunları elde etmek için hukuka aykırı bir davranış yapılmamaktadır.

Twitter üzerinden yapılan özel yazışmalar hukuka aykırı şekilde ele geçirilirse kullanılamaz. Eşin rızası olmadan bu yazışmalar elde edildiyse delil hukuka aykırı şekilde ele geçirilmiş olur. Twitter özel yazışmaları özel hayatın gizliliğini sağlamak adına paylaşmamaktadır.

Twitterdaki bir paylaşım boşanma davasında delil olarak kullanılacaksa hakim bilirkişi tayin ederek sosyal medyada yapılan bu paylaşımın gerçekten yapılıp yapılmadığını ve kim tarafından yapıldığını tespit ettirir. Paylaşım gerçekse ve paylaşımı yaptığı iddia edilen eş tarafından yapıldıysa delil olarak kullanılabilir.

Boşanma Davasında Fotoğraflar Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Boşanma davasında fotoğrafların delil olarak kullanılması genel kural olan hukuka uygun şekilde ele geçirilmesine bağlıdır. Eğer fotoğraf sosyal medya alanlarından herkese açık şekilde paylaşıldıysa ya da eşler arasında paylaşıldıysa delil olarak kullanılabilecektir.

Fakat eşin 3. bir kişiye gönderdiği fotoğraflar özel hayatının kapsamı alanında kabul edilir. Bu sebeple bunların ele geçirilmesi hukuka aykırıdır ve delil olarak kullanılamazlar.

Boşanma Davasında Gizli Çekilmiş Fotoğraflar Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Eşlerin evli olmaları özel hayatları kalmadığı anlamına gelmez. Yargıtay önceden aksi yönde karar vermiş olsa da bu fikrini değiştirmiş ve evli olan kişilerin de özel hayatının olduğuna kanaat getirmiştir. Bu sebeple kişiler evli de olsa birbirlerinin özel hayatlarını ihlal edemezler.

Kişinin gizli şekilde fotoğrafını çekmek özel hayatın gizliliğinin ihlal eden bir davranıştır. Bu nedenle de hukuka aykırıdır. Gizli çekilmiş fotoğrafla hukuku aykırı şekilde elde edildikleri için delil olarak kullanılamazlar.

Boşanma Davasında Gizli Çekilmiş Videolar Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Gizli şekilde çekilen videolar kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden bir fiildir. Kişinin rızası olmadan çekilen videoların özel hayatın gizliliği ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu neden gizli video çekmek hukuka aykırı bir davranış meydana getirir.

Boşanma davasında hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olan deliller kullanılamayacağı için gizli çekilen videolar da hukuk aykırı şekilde elde edilmiş olacağından delil olarak kullanılamayacaktır. Eşler her ne kadar evli olsalar da kendilerine ait özel bir hayatları da vardır. Gizli şekilde video çekmek eşler arasında olsa dahi kişinin özel alanını ihlal eder.

Boşanma Davasında Ses Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Ses kaydı da diğer delil niteliği taşıyabilecek veriler gibi hukuka uygun olarak elde edildiyse delil olarak kullanılabilir. Ses kaydının gizlice elde edilmesi, tehdit altında kaydedilmesi veya başka hukuka aykırı şekillerde elde edilmesi kaydın delil olarak kullanılmasına engel olur.

Eşlerin birlikte yaşadığı yere diğer eşten habersiz ve diğer eşin rızasını almadan konulan ses kayıt cihazıyla elde edilen delil özel hayatın gizliliğini ihlal edeceği için geçersizdir. Fakat iki tarafta evde ses kayıt cihazı bulunduğunu biliyorsa artık o cihazla elde edilen kayıt geçerli bir delil olacaktır.

Ayrıca gizli şekilde ses kaydının alınması duruma göre boşanma sebebi olabilir. Bu ses kaydının alınması planlı şekilde yapıldıysa meydana bir suç da gelebilir.

Boşanma Davasında Özel Fotoğraflar Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Boşanma davasında özel fotoğrafların delil olarak kullanılması nasıl elde edildiğine bağlıdır. Eğer fotoğraf kişilerin beraber yaşadığı yerde tutuluyorsa eşlerden biri bu fotoğrafları bulduğunda hukuka aykırı davranmış olmaz. Yani ortak yaşanılan konutta bulunan şeyler hukuka aykırı ele geçirilmiş sayılmaz. Fakat kişi özel fotoğrafları ortak konut dışında, özel alanına dahil bir yerde tutuyorsa buradan alınan fotoğraflar geçerli bir delil olmaz.  

Boşanma Davasında Zamanaşımı

Zina, pek kötü veya onur kırıcı davranış, hayata kast sebeplerine dayanılarak açılacak bir boşanma davası söz konusu ise zamanaşımı süresi eşin boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıldır. Diğer sebeplere dayanılarak açılan boşanma davası her zaman açılabilir, zamanaşımı süresi yoktur.

Boşanma ile birlikte doğan dava hakları, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde boşanma davası ile birlikte kullanılmalıdır. Boşanmadan sonra istenecek tazminatlar buna örnektir.

Boşanma Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri’dir. Boşanma davasındaki yetkili mahkeme ise boşanma davasının tarafı olan eşlerden birinin yerleşim yeri veya boşanma davasından önce son 6 aydan beri oturdukları yerdeki mahkemedir.

Boşanma Öncesi Veya Sonrası Mal Kaçırma Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Boşanma Öncesi Veya Sonrası Mal Kaçırma Durumunda Ne Yapılmalıdır? sorusu son dönemde sıkça karşılaşılan problemlerdendir.

Mal Kaçırma Nedir?

Boşanma süreci aynı zamanda eşlerin evlilik içinde edindikleri malları paylaşmasını da içerir. Bu sebeple boşanma davasında evli bulundukları sürede edindikleri malları karşı taraf ile paylaşmak istemeyen eşler çeşitli yollarla mal kaçırmak isteyebilir. Boşanma sürecindeki eşler gerek satarak gerek hukuka aykırı işlemler yaparak mal kaçırmayı gerçekleştirebilir. Hukuk sistemi de mal kaçırma sebebi ile kişilerin mağdur olmasını engellemek için çeşitli yollar geliştirmiştir.

Mal kaçırma özellikle çekişmeli, yani tarafların anlaşamadığı boşanma davasında çok sık görülür. Zamanında gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle birçok mağduriyet yaşanmaktadır. Kanunların sağladığı koruma yöntemlerini kullanarak mal paylaşımının adil olmasını sağlamak hem bireylerin mağduriyetinin engellenmesi hem de hukuk düzeni açısından önemlidir.

Boşanma Davası Öncesinde Mal Kaçırma

Evlilik içinde edinilmiş olan mallar boşanma ile birlikte eşlere paylaştırılır. Boşanma davası sonuçlanmamış ya da henüz boşanma davası açılmamışken eşler malları diğer eşle paylaşmamak için mal kaçırma yoluna başvurabilir. Mal kaçırma diğer eşin hukuki ve maddi durumu etkiler. Mal kaçırmanın gerçekleşmiş olması ya da mal kaçırma ihtimali olması durumlarına göre uygulanacak tedbirler de değişiklik gösterir. Böyle bir durumda avukata danışarak gerekli tedbirleri aldırmanız tavsiye edilir.

Boşanma Davası Öncesinde Mal Kaçırma Nasıl Engellenir?

Boşanma sürecindeki eşler diğer eşin mal kaçırması ihtimali halinde bunu engellemek için hukuki yollara başvurulabilir. Mal kaçırma şüphesi olan mal aile konutu yani ortak ikamet ettikleri yer ise aile konutu şerhi ile mal kaçırma önlenebilir.

Kaçırılması söz konusu olan aile konutu dışındaki mallar için mahkemeye başvurulabilir. Davada mal kaçırmayı gerçekleştirdiği iddia edilen eşin kötü niyetli olduğu ve malı muvazaalı şekilden elinden çıkardığının kanıtlanması gerekir. Böylece mahkeme tarafından bu mallara tedbir kararı şerhi konulabilir. Bu şerh diğer eşin tasarruf hakkını kısıtlayıcı etki doğurur. Bu davalarda ispat yükünün yerine getirilmesi oldukça zorlu olduğu için avukat aracılığı ile dava açmak daha mantıklıdır.

Eşlerden birisi mal rejiminin sona ermesinden 1 yıl öncesine kadar diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler hariç olmak üzere 3. kişilere kazandırmada bulunduysa bu mallarında edinilmiş mallara eklenmesi talep edilebilir. Aynı şekilde eşlerden birinin diğerinin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler de edinilmiş mallara eklenebilir. Böylece bu mallar da boşanma sürecindeki mal paylaşımının konusu haline gelir. Bu yolla eşlerin boşanma davasından önceki mal kaçırmaya yönelik hareketleri engellenir.

Boşanma Davası Öncesinde Mal Kaçırmaya Karşı Alınması Gereken Önlemler Nelerdir?

Eğer eşin mal kaçırmaya başvuracağına dair şüpheler var ise çeşitli önlemler alınabilir. Mal kaçırma şüphesinin konusu aile konutu ise tapu sicil müdürlüğüne başvuru ile ya da hakimden talep ederek aile konutu şerhi ile, aile konutu dışında bir mal ise mahkeme yoluyla tedbir kararı şerhi koydurularak önlem alınabilir. Bu önlemler ile mal kaçırma şüphesi olan eşin bu mallar üzerindeki tasarruf hakkı kısıtlanarak olası mağduriyetler engellenmiş olur.

Mal kaçırma şüphesine karşı önlem almak çok önemlidir. Malların paylaşımı esnasında mağdur olmamak, yasal hakkın kaybına engel olmak açısından şüphe duyulduğu an bu önlemlere başvurulmalıdır.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonrasında Mal Kaçırma

Mahkemece verilen boşanma ya da evliliğin iptali kararı ya da mal ayrılığı kararı ile mal rejimi sona ermiş olur. Bu sebeple boşanma davası açıldıktan sonra edinilmiş mallar paylaştırılmış olacaktır. Yani boşanan kişilerin boşanma davası açıldıktan mal kaçırması mümkün değildir.

Boşanma sürecinde ya da boşanma davasından önce mal kaçırması şüphesi olan durumlarda ise çeşitli önlemler alınabilir. Mal rejiminin sona ermesinden 1 yıl öncesine kadar 3. kişilere yapılmış olağan hediyeler dışındaki kazandırmaların ve diğer eşin katılma alacağını azaltmak için yapılan devirlerin edinilmiş mallara eklenmesi istenebilir.

Aile Konutu Şerhi Nedir?

Aile konutu, ailenin ortak yaşadığı ve eşler arasında eşit olarak paylaşma konusu olan konuttur. Yani eşlerin birlikte ikamet ettiği yere aile konutu denir. Eşler evlilik içerisinde dilediklerince tasarruf işlemleri yapabilir diğer eşin rızasına gerek duymazlar. Fakat kanun aile konutunu bu kuralın dışında tutmuştur. Diğer eş rıza vermedikçe aile konutu devredilemez, aile konutu üzerindeki hak sınırlandırılamaz ve aile konutu ile ilgili kira sözleşmesi feshedilemez. Yani kanun, aile konutuyla ilgili kararların ortak alınmasını istemiştir.

Aile konutunun, konuta malik olan eş tarafından kaçırılması şüphesi olan kişi tarafından aile konutu şerhi kurulabilir. Bu sayede konutun sahibi olan eşin mal kaçırmasına engel olur. Bu şerhi konutla ilgili işlem yapmak isteyen kişiler göreceği için sorumlu hale gelirler. Yani aile konutuna aile konutu şerhi konulduğu zaman haklar 3.kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Eğer bu şerh bulunmazsa iyiniyetli 3. kişilerce aile konutu üzerinde kazanılan ayni hak korunur. Aile konutu şerhi sayesinde 3. kişilerin kazandığı ayni haklar korunmaz. Çünkü tapuya güven ilkesi gereği tapuda yer alan şerhi herkes görebildiği için şerh konulduğunu bilerek aile konutu üzerinde ayni hak tesis etmiştir.

Aile Konutu Şerhi Nasıl Kurulur?

Aile konutunun maliki olmayan eş boşanma sürecinde aile konutunun kaçırılmasından şüphe ediyorsa aile konutu şerhi koydurmalıdır. Aile konutu şerhi koydurabilmek için evlilik cüzdanı ve aile konutunun bulunduğu mahallenin muhtarından ve apartman yönetiminden alınacak konutun ailenin yerleşim yeri olduğunu gösteren belge ile Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvurmaları gerekir. Bu işlemle malik olan eşin tasarruf hakkı kısıtlanarak mal kaçırma engellenir ve malın paylaşımı esnasında oluşacak mağduriyet önlenmiş olur.

Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvurmadan da aile konutu şerhi koydurulabilmektedir. Bu da hakimden talep ederek aile konutuna aile konutu şerhi koydurma yoluyla olur. Dava sürecinde aile konutu şerhi koyulması hakimden istenebilir. Fakat dava olmasa dahi hakimden şerh koyulması talep edilebilir. Yani dava sürecinde ya da dava olmaksızın aile konutu şerhi hakimden de talep edilebilmektedir.

Boşanmada Mal Kaçırma Davalarında Zamanaşımı Süresi

Aile konutu şerhi ya da aile konutu dışındaki mallara koydurulan tedbirler için bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Fakat bu işlemler mal kaçırma gerçekleşmeden hızlı bir şekilde yapılmalıdır.

Boşanmada Mal Kaçırma Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Boşanma ile ilgili konularda görevli mahkeme boşanma davasının açıldığı Aile Mahkemesidir. Yani davadan önceki 6 ayda oturdukları yerdeki veya eşlerden birinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesidir. Mal kaçırma şüphesi olan mallara konulacak tedbir kararları ve mahkeme yoluyla konulacaksa aile konutu şerhi için de bu görev ve yetki kuralları geçerlidir.

Yabancı Ülkede Boşanmaların Tanıma Ve Tenfizi

Yabancı Ülkede Boşanmaların Tanıma Ve Tenfizi Türk mahkemelerindeki usul ve esasa yönelik ayrıntılı bir şekilde değerlendirme ve açıklama gerektiren bir konudur.

Tanıma Nedir?

Yabancı bir ülkede yapılan boşanmanın Türkiye’de geçerli olmasıdır. Tanıma için dava açılabilir ya da davasız olarak idari yollarla yapılabilmesi için yetkili makamlara başvurulabilir.

Tenfiz Nedir?

Yabancı bir ülkede yapılan boşanmanın sonuçlarının Türkiye’de icra edilebilir hale gelmesidir. Nafaka, tazminat ve diğer boşanmaya bağlı sonuçlar ancak tenfiz ile Türkiye’de icra edilebilir. Tenfiz için de dava açılabilir ya da davasız olarak idari yollarla yapılabilmesi için yetkili makamlara başvurulabilir. Tanıma ve tenfizin ayrı ayrı davalarla sağlanmasına gerek yoktur, tek dava ile iki sonuç da elde edilir.

Apostil Şerhi Nedir? Apostil Şerhi Nereden Alınır?

Normalde bir ülkede düzenlenen resmi belge başka bir ülkede geçerli değildir. Bu resmi belgenin başka ülkelerde de geçerli olması için apostil şerhi alınmalıdır. Apostil şerhi yabancı ülke makamlarınca verilen belgenin Türkiye’de geçerli olan resmi bir evrak olduğunu tasdik eder. Boşanmanın tanıma tenfizi davası açacak kişilerin yabancı ülkede verilen boşanma kararı için apostil şerhi almaları gerekir.

Apostil şerhi her ülkede farklı makamlar tarafından verilir. Bu sebeple yabancı bir ülkede boşanan kişiler boşanma kararını veren mahkeme başvurmalı, mahkemenin gösterdiği yolu izleyerek apostil şerhini almalıdır. Türkiye’de ise adli belgeler için apostil şerhi adli yargı makamlarından alınabilirken idari belgeler için apostil şerhi valilik ve kaymakamlıklardan alınabilir.

Tanıma Tenfiz Dava Açmadan Nasıl Yapılır?

29 Nisan 2017 tarihinde çıkarılan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yabancı ülkelerde yapılan boşanmaların Türkiye’de tanıma ve tenfizini isteyenler için daha kolay bir yol getirildi. Artık yabancı ülkede boşanan kişiler yetkili makamlara yani yurtdışında konsolosluk ve büyükelçiliklere, Türkiye‘de ise nüfus müdürlüklerine başvurarak dava açmadan boşandıklarını Türk nüfusu sicillerine kaydettirebilecekler.

Bu yola başvurabilmek için yabancı ülkedeki boşanma kararının kesinleşmiş olması, tarafların veya vekillerin yetkili makama birlikte başvurması ve verilen boşanma kararının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekmektedir. Taraflar veya vekilleri birlikte başvuramıyorsa tanıma tenfiz davası açılmalıdır.

Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen bu kolaylık yalnızca boşanma kararının tanınması için geçerlidir. Boşanma sonucunda verilen velayet, nafaka, tazminat vb. kararlar için bu yol uygulanamaz. Bunların tanıma tenfizi için yine Türkiye’de tanıma tenfiz davası açılması gerekir.

Tanıma Tenfiz Davası Şartları Nelerdir?

  • Karar yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş olmalıdır.
  • Yabancı mahkemenin verdiği karar hukuk davalarıyla ilgili olmalıdır.
  • Karar kesinleşmiş olmalıdır.
  • Kararın verildiği yabancı ülke ile Türkiye arasında bu konuda sözleşme olmalıdır. Fakat bu şart sadece tenfiz için aranır.
  • Yabancı mahkemece verilen hükmün açıkça kamu düzenine aykırı olmaması gerekir.
  • Yabancı mahkemece verilen kararın savunma hakkını usulüne uygun olarak kullandırarak vermiş olması gerekir.

Tanıma Tenfiz Davası Nerede Açılır?

Yabancı ülkede boşanan kişilerin Türkiye’de ikametgahları var ise ikametgahlarının bulunduğu yerdeki Aile Mahkemesinde bu davayı açmalıdırlar. İkametgahları yok ise sakin oldukları yerde açmalıdırlar. Bu kişiler yurtdışında yaşıyorsa ve Türkiye’de ikamet adresleri ya da sakini oldukları yer yoksa bu davayı Ankara, İstanbul ya da İzmir’deki Aile Mahkemelerinde açmalıdırlar.

Tanıma Tenfiz Davalarında Gerekli Belgeler Nelerdir?

  • Yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararının aslı gerekmektedir.
  • Boşanma kararının kesinleştiğini gösterir nitelikte şerh ya da apostil şerhi gerekmektedir.
  • Boşanma kararının yeminli bir tercüman tarafından Türkçe’ye çevriltilmesi ve bu çevirinin konsolosluklar ya da noter aracılığı ile onaylatılması gerekmektedir.
  • Yabancı bir ülkeden boşanmış olan kişilerin pasaport ve nüfus cüzdanı fotokopileri gerekmektedir.
  • Tanıma tenfiz davası bir avukat aracılığı ile yürütülecekse avukat vekalatnamesi gerekmektedir.

Tanıma Tenfiz İçin Türkiye’ye Gelmek Zorunlu Mudur?

2017 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile boşanmanın tanınması için Türkiye’de dava açmaya dolayısıyla da Türkiye’ye gelmeye gerek kalmamıştır. Fakat boşanmanın tanıması için taraflar veya vekillere konsolosluk ve büyük elçiliklere beraber başvuramıyorsa yine tanıma tenfiz davası açılması gerekir. Yine nafaka,velayet ve tazminat gibi kararların Türkiye’de icra edilebilir hale gelebilmesi için Türkiye’de tanıma tenfiz davası açmak gerekir.

Tanıma tenfiz davasını bir avukat aracılığıyla takip etmek mümkündür. Avukata vekalet verildiğinde tanıma tenfiz davalarına boşanan kişilerin bizzat gelmesine gerek yoktur. Bu alanda deneyimli bir hukuk bürosuyla çalışılması sürecin hatasız ilerlemesi ve daha hızlı sonlanması için önemlidir.

Tanıma Tenfiz Davasını Kimler Açabilir?

Tanıma tenfiz davasını yabancı ülkede boşanan taraflar açabilir. Ayrıca yabancı ülkedeki boşanmanın Türkiye’de tanınmasından ve tenfizinden yararı olan kişilerin de bu davayı açabileceğini Yargıtay kabul etmiştir. Bunların dışında yabancı ülkede boşanan tarafların mirasçıları da tanıma ve tenfizde yararları varsa bu davayı açabilir.

Tanıma Tenfiz Davalarında Zamanaşımı

Tanıma tenfiz davası yabancı ülkedeki boşanmadan itibaren 10 yıl içerisinde açılmalıdır. Fakat bu süreden sonra açılan davalara karşı taraf itiraz etmezse görülmeye devam eder.

Tanıma Tenfiz Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Tanıma tenfiz davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise yabancı ülkede boşanan kişinin Türkiye’de ikametgahı varsa oradaki, yoksa Türkiye’de sakini olduğu yerdeki, hem ikametgahı hem sakini olduğu yer yoksa Ankara, İstanbul ve İzmir’deki mahkemelerdir.

 

Hayata Kast ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası

Hayata Kast ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası Boşanmanın özel sebeplerinden bir diğeri ise hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranıştır. Hayata kast ve onur kırıcı davranışlar diğer eşe bu sebeple boşanma hakkı sağlar. Kimsenin onur kırıcı davranışlara ve hayatına kast edilmesine katlanma zorunluluğu olmadığından kanun koyucu bu hakkı tanımıştır.

  • Hayata kast nedir?
  • Onur kırıcı davranışlar nelerdir?
  • Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir?

Hayata Kast Nedir?

Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmayı açıklamadan önce hayata kastın ne olduğunu inceleyelim. Hayata kast nedir? Hangi davranışlar hayata kast sayılır? Hayata kast, kişinin eşini öldürme niyetini açık etmesidir. Bu açık etme genelde sözle olsa da her türlü hareket ile meydana gelebilir. Pek kötü davranış, kişinin eşinin sağlığına ve vücut bütünlüğüne yönelik saldırılarına denir. Eğer bir kimse eşi tarafından hayatına yönelik söz veya davranışlarla tehditlere maruz kalıyorsa vücut sağlığı ve vücut bütünlüğü tehlikede olduğundan bu birlikteliği devam ettirmesi beklenemez. Kanun koyucu da bu sebeple hayata kast ve onur kırıcı davranışa maruz kalan eşe boşanma hakkı tanımıştır.

Onur Kırıcı Davranış Nedir?

Onur kırıcı davranışların da özel boşanma sebeplerinden biri olduğunu belirttik peki onur kırıcı davranış nedir? Onur kırıcı davranış, kişinin eşine onurunu kırıcı, küçük düşürücü hakaretler etmesi ve bu yönde hareketlerde bulunmasıdır. Kişinin evlilik birlikteliği içerisinde küçük düşürücü hakaretlere maruz kalması evlilik birlikteliğini devam ettiremez hale gelmesine sebep olmaktadır. Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır.

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Hayata Kast ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Süresi

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve öğrenip öğrenmemesinden bağımsız olarak her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bu süreler içinde hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası açılmalıdır. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Hayata Kast ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanmada Tazminat

Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmada tazminat talebi konusuna değinelim? Hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eşten tazminat talep edilir mi? Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmada maddi ve manevi tazminat talep etme şartları nelerdir?

Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma sonrası istenecek maddi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanununda belirtilen:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf boşanma dolayısıyla uğramış olduğu zararı maddi tazminat yolu ile tazmin yoluna gidebilecektir.

Hayata kast ve onur kırıcı davranışın özel bir boşanma sebebi olduğunu belirtmiştik. Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle kendisine boşanma davası açılan eş kusurlu olmaktadır. Kusurlu olan bu eşten de yukarıdaki şartlar doğrultusunda tazminat istemek mümkündür.

Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle manevi olarak zarara uğramış eş manevi tazminat talebinde bulunabilir mi? Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasında manevi tazminat şartları nelerdir?

Boşanma sonrası istenecek manevi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanununda belirtilen:

“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf, boşanma sonucunda, kişilik hakkının saldırıya uğramış olmasıyla uğramış olduğu zarar dolayısıyla manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilecektir.

Eşinin hayata kast ve onur kırıcı davranışlarda bulunması, taraflarda manevi zararlar meydana getirebileceğinden ve hayata kast ve onur kırıcı davranışlarda bulunan eş kusurlu olduğundan Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasında manevi tazminat talep etmek mümkündür.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkında detaylı bilgi almak için Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir? makalemizi inceleyebilirsiniz.

Hayata Kast ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanmada Nafaka

Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma sonrası maddi ve manevi tazminatların yanı sıra nafaka da merak edilen bir hususu oluşturmaktadır. Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası sürecinde nafaka hususu nasıl olacaktır? Hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eş nafaka alabilir mi? Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasında nafaka hakkında bu soruları cevaplarken nafaka çeşitlerine ilişkin bir ayrıma gidilmesi söz konusu olmaktadır. Boşanma sonrası yoksulluk nafakası söz konusu ise, kusurlu olmak bu nafakayı almaya engel teşkil ettiğinden hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eş bu nafakayı alamaz. İştirak nafakası söz konusu ise iştirak nafakası çocukların bakımına yönelik bir nafaka olduğundan hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle kusurlu olan eş çocuğun velayetini almış olması halinde iştirak nafakası alabilmektedir. Çünkü iştirak nafakası taraflara yönelik olmayıp çocuğun menfaatine yönelik bir nafakadır. Bu nedenle hayata kast ve onur kırıcı davranışta eşin kusuru çocuğa yüklenemez. Ancak şunu belirtmekte fayda vardır ki eşine karşı hayata kast, pek kötü muamele yahut onur kırıcı davranışta bulunabilecek karakterde bir kişiye çocuğun velayetinin verilmesi, çocuğun kişisel gelişimini olumsuz etkileyeceğinden, hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eş, velayeti almak istediği takdirde bu durum ciddi bir dezavantaj oluşturacaktır. Nitekim boşanmada çocuğun velayeti hususunda çocuğun menfaati göz önünde bulundurulmalıdır.

Nafaka ve nafaka çeşitleri hakkında daha fazla bilgiye Nafaka Nedir? Çeşitleri ve Koşullar makalemizi inceleyerek ulaşabilirsiniz.

Hayata Kast ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı

Hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasının ne olduğunu açıkladık. Hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eşin maddi ve manevi tazminata mahkum edilebileceğini, nafaka ve velayet hususunda problemler yaşayabileceğini belirttik. Peki hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma mal paylaşımını nasıl etkilemektedir? Hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eş mal paylaşımında da yaptırıma uğramakta mıdır? Hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eş tazminat, nafaka ve velayet hususlarında yaptırıma uğrayabildiği gibi mal paylaşımı hususunda da yaptırıma uğramaktadır. Hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunan eşin, boşanma sonrasında mal paylaşımında daha az pay almasına hatta hiç pay alamamasına hükmedebilmektedir. Şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, hayata kast ve onur kırıcı davranışta bulunduğu ispat edilmiş olmalı ve boşanma hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle gerçekleşmiş olmalıdır. Boşanma sebebi hayata kast ve onur kırıcı davranış değil de evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise bu durum geçerli olmamaktadır.

Boşanmada mal paylaşımı konusunda detaylı bilgi almak için Boşanmada Mal Paylaşımı konulu makalemizi incelemenizi tavsiye ederiz.

Suç işleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası

Suç işleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası özel boşanma sebepleri arasındadır. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmenin hukuki dayanağı aşağıda açıklayacağımız kanun hükmüdür. Bu hüküm gereğince suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmenin özel boşanma sebeplerinden olduğu kayıt altına alınmıştır. Peki suç işleme nedir? Haysiyetsiz hayat sürme nedir? Hangi şartlarda suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme boşanma sebebi olmaktadır?

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedir?

Suç işleme denildiği zaman bu kavram çok geniş anlaşılabilmektedir ancak suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma konusunda bahsettiğimiz suç işleme kavramı tüm suçları kapsamaz. Bu konuda her suç bu sonucu doğurmaz, yalnızca küçük düşürücü suçlar boşanma sebebi olabilir. Yani suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmadaki suç işlemeden anlayacağımız, küçük düşürücü suçlardır.

Peki küçük düşürücü suç nedir? Neler küçük düşürücü suç sayılır? Suçun küçük düşürücü olup olmadığı toplumda o suça karşı hakim olan algıya göre hakim tarafından takdir edilir. Peki haysiyetsiz hayat sürme nedir? Hangi davranışlar haysiyetsiz hayat sürme sayılır? Haysiyetsiz hayat sürme hangi hallerde boşanma sebebi olur? Haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanabilmek için bu eylemin devamlılık göstermesi gerekir. Ayrıca suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma gerçekleşmesi için diğer eş için birlikte yaşamın çekilmez hale gelmesi gerekir.

Küçük Düşürücü Suçlar

Her suçun boşanma sebebi olmadığını, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmaya dayanmak için suçun küçük düşürücü suç olması gerektiğini belirttik. Somut olayın gerekliliklerine göre suçun yüz kızartıcı olduğuna karar verilir. Bu nedenle suçun yüz kızartıcılığı mutlak nitelikte değildir, hakim olaya ve toplumdaki anlayışa göre karar verir.Yüz kızartıcı ve küçük düşürücü kabul edilen suçlardan bazılarını örnekleyecek olursak:

  • zimmet,
  • ihtilas,
  • irtikâp,
  • rüşvet,
  • hırsızlık,
  • dolandırıcılık,
  • sahtecilik,
  • inancı kötüye kullanma
  • hileli iflas

Bu şekilde örnekleyebilmekle beraber somut olaya ve suçun toplumun sosyal yapısına göre küçük düşürücü şekilde olup olmamasına bakılarak değerlendirme yapılır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Örnekleri

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmaya sebep olacak haysiyetsiz hayat sürmeden ne anlaşılması gerekmektedir? Haysiyetsiz hayat sürme nedir? Hangi davranışlar haysiyetsiz hayat sürme sayılır? Haysiyetsiz hayat sürme hangi hallerde boşanma sebebi olur? Haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanabilmek için bu eylemin devamlılık göstermesi gerekir. Ayrıca suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma gerçekleşmesi için diğer eş için birlikte yaşamın çekilmez hale gelmesi gerekir. Haysiyetsiz hayat sürme kavramı toplumca onaylanmayan ahlak dışı bir yaşantı sürme halidir. Haysiyetsiz hayat sürmeyi daha iyi açıklayabilmek için örnekleyecek olursak:

  • Evli bir kişinin başka birisiyle evlilik dışı birlikte yaşaması
  • Toplum tarafından kabul görülmeyen bir mesleği icra etmek
  • Toplum tarafından kabul görülmeyen bir sanatla uğraşmak,
  • Toplum tarafından kabul görülmeyen bir eşyanın ticaretini yapmak

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanmada Tazminat

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmada tazminat talebi konusuna değinelim? Suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eşten tazminat talep edilir mi? Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmada maddi ve manevi tazminat talep etme şartları nelerdir?

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma sonrası istenecek maddi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf boşanma dolayısıylauğramış olduğu zararı maddi tazminat yolu ile tazmin yoluna gidebilecektir.

Suç işlemek ve haysiyetsiz hayat sürmek iradi davranışlar olduğundan suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası açılan eş kusurlu olmaktadır. Kusurlu olan bu eşten de yukarıdaki şartlar doğrultusunda tazminat istemek mümkündür.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle manevi olarak zarara uğramış eş manevi tazminat talebinde bulunabilir mi? Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davasında manevi tazminat şartları nelerdir?

Boşanma sonrası istenecek manevi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf, boşanma sonucunda, kişilik hakkının saldırıya uğramış olmasıyla uğramış olduğu zarar dolayısıyla manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilecektir.

Eşinin suç işlemesi ve haysiyetsiz hayat sürmesi taraflarda manevi zararlar meydana getirebileceğinden ve suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eş kusurlu olduğundan Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davasında manevi tazminat talep etmek mümkündür.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkında detaylı bilgi almak için Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir? makalemizi inceleyebilirsiniz.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanmada Nafaka

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma sonrası maddi ve manevi tazminatların yanı sıra nafaka da merak edilen bir hususu oluşturmaktadır. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası sürecinde nafaka hususu nasıl olacaktır? Suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eş nafaka alabilir mi?

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davasında nafaka hakkında bu soruları cevaplarken nafaka çeşitlerine ilişkin bir ayrıma gidilmesi söz konusu olmaktadır. Boşanma sonrası yoksulluk nafakası söz konusu ise, kusurlu olmak bu nafakayı almaya engel teşkil ettiğinden suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eş bu nafakayı alamaz.

İştirak nafakası söz konusu ise iştirak nafakası çocukların bakımına yönelik bir nafaka olduğundan suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle kusurlu olan eş çocuğun velayetini almış olması halinde iştirak nafakası alabilmektedir. Çünkü iştirak nafakası taraflara yönelik olmayıp çocuğun menfaatine yönelik bir nafakadır. Bu nedenle suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eşin kusuru çocuğa yüklenemez. Her ne kadar boşanmada kusurlu olmanın iştirak nafakası almaya engel teşkil etmediği bilgisine dayanarak bunu söyleyebilsek de suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eşin çocuğun velayetini alabilmesi çocuğun menfaati açısından değerlendirildiğinde pek sağlıklı gözükmemektedir.

Nafaka ve nafaka çeşitleri hakkında daha fazla bilgiye Nafaka Nedir? Çeşitleri ve Koşullar makalemizi inceleyerek ulaşabilirsiniz.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanmada Velayet

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davasına ilişkin olarak merak edilen diğer bir hususta Suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eşin velayeti alabilme durumudur. Suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eş velayeti alabilmekte midir? Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme velayete engel midir?

Boşanma sonrası velayete ilişkin olarak şunu belirtmeliyiz ki çocuğun velayetinin eşler arasında hangisine tahsis edileceği hususunda hakim sadece çocuğun menfaati ile bağlıdır. Boşanmanın etkilerinden mağdur olmaması için çocuğun isteği de hakimce dikkate alınmaktadır. Evlilik içerisinde suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eşin boşanma sonrasında, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma sebebiyle uğrayacağı yaptırımlar boşanma davası ve sonrasında maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteklerine ilişkin yargısal karar sürecinde dikkate alınır.

Velayet hususunda suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmenin etkili olması ise küçük düşürücü suç işleyen yahut haysiyetsiz hayat süren kişinin çocuğun velayetini üstlenme liyakatinin sorgulanmasına ilişkindir. Bir kimse küçük düşürücü suç işlemiş ise yahut haysiyetsiz hayat sürüyor ise onun velayetine verilen çocuğun gelişiminin olumsuz etkilenmesi muhtemeldir. Belirttiğimiz gibi velayet hususunda ölçüt, çocuğun menfaatidir. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmenin velayete etkisi bu doğrultuda söz konusu olmaktadır.

Boşanma sonrası çocuğun velayetinin kime verileceği hususunda detaylı bilgi için Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir? makalemizi incelemenizi tavsiye ederiz.

Boşanma Davasında Aldatılan Eş Üçüncü Kişiye Karşı Dava Açabilir Mi?

Boşanma Davasında Aldatılan Eş Üçüncü Kişiye Karşı Dava Açabilir Mi? sorusu son dönemde en çok sorulan sorulardan biri oldu.bu konuda yargıtay emsal bir karar vermiş olsa da kararında değişikliğe gitti ve artık tazminat hakkında yeni bir karara vardı.

Aldatma nedir?

Aile toplumun en küçük yapı taşını oluşturur. Evlilikle birlikte aile içi sadakat yükümlülüğü vardır ve eşler evlilik hatta nişanlanmayla birlikte diğer tarafa karşı sadakat yükümlülüğü altına girer.   

Aldatma, eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle girdiği cinsel ilişki yoluyla gerçekleşen hadisedir. Türk Medeni Kanunumuzda aldatma ‘’Zina’’ başlığı altında incelenmiştir. Medeni Kanunumuz ‘’Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.’’ demektedir. Yani aldatılan eş, zinaya dayanarak, aldatan eşten boşanmaya dayanabilecektir. Zina hali diğer adıyla aldatma olarak bilinen bu hal boşanmanın özel sebepleri arasında sayılmıştır. Zina (aldatma) kusura dayalı ve mutlak bir boşanma sebebidir. Bununla birlikte son yıllarda Yargıtay aldatılan eşin üçüncü kişiye karşı manevi tazminat davası açabileceği yönünde kararlar vermiştir.

Aldatma nasıl oluşur?

Evlilik ile birlikte eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri oluşur. Evlilik birliğinde ortak konutta yaşamak, çocukların bakımını birlikte sağlamak ne kadar önemli ise eşlerin birbirine karşı sadık olmaları da o kadar önem arz etmekte ve bu haller Medeni Kanun tarafından güvence altına alınmaktadır.

Aldatma Türk Hukukunda ancak zina ile birlikte kabul görür. Yani boşanma sebebinin aldatmaya dayanılması için eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi gerekmekte ve bu aldatmanın ispat edilmesi gerekmektedir. İspat için her türlü belge kabul görmektedir. Ancak tekrar belirtmek gerekirse aldatma için tarafların bir başkasıyla ilişkiye girmeleri gerekmektedir. Diğer durumlarda MK 161’e dayanmak mümkün olmayacaktır. Eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle gönül bağı kurması halinde ancak ‘’Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması’’ hükümlerine dayanılabilecektir. Böyle bir durumda ‘’Zina’’ hükümlerine dayanılması söz konusu olmayacaktır.

Aldatmanın öğrenilmesinin ardından 6 ay içinde olayın gerçekleşmesinin üzerine 5 yıl içinde dava açılmalıdır. Ayrıca affeden eşin dava açma hakkı da bulunmamaktadır. Yani aldatma ile birlikte eşlerden biri aldatan eşi affeder daha sonra aldatmaya bağlı boşanma talep ederse bu mümkün olmayacaktır.

Belirtmek gerekir ki eşinin üçüncü kişiyle birlikte olmasını bilen, buna göz yuman ve hatta destekleyen kimselerin de bu aldatmaya dayanması söz konusu olamayacaktır.

Aldatma eylemine katılan üçüncü kişiden tazminat talep edilebilir mi?

Aldatmadan dolayı aldatan eşten talep edilebilecek olan tazminat Medeni Kanunun 174.maddesinde belirtilmiştir.

Aldatılan eşin üçüncü kişiye karşı talep hakkı ise Yargıtay tarafından Borçlar Kanunu madde 58’e göre verilebileceği kararına bağlanmıştır. Yargıtay 2010 yılında verdiği karar ile eşlerin sadakat yükümlülüğünün bulunduğunu ve bu sadakat yükümlülüğüne karşı yapılan tüm haksız fiillerin karşılığı olarak aldatılan eşin, üçüncü kişiden tazminat talep edebileceği hususunda karar vermiştir.

2014 yılında verilen başka bir kararda üçüncü kişinin aldatmanın tarafı olmadığını ve buradan doğan haksız fiil durumundan dolayı üçüncü kişinin sorumlu olamayacağı kararını almış ve üçüncü kişiye karşı dava hakkının önünü kapatmıştır.

2017 yılında bu konu tekrar Yargıtayın gündemine gelmiş ve burada aldatma eylemine katılan üçüncü kişiye karşı aldatılan eşin tazminat davası açabileceği kararını vermiştir. Ancak burada verilen kararda çocukların üçüncü kişiye karşı dava açamayacağı belirtilmiştir.

Yargıtayımız 2018 yılında verilen içtihadı birleştirme kararıyla birlikte aldatılanın üçüncü kişiye manevi tazminat açma hakkını kaldırmıştır. Yeni düzenlemeye göre aldatılan eş üçüncü kişiye karşı bir tazminat davası açamayacaktır.

Aldatan Üçüncü Kişi Kimdir?

Üçüncü kişi evlilik birliği devam ederken eşlerden biriyle, bu evliliği bilerek birlikte olan kişidir. Üçüncü kişi, birlikte olduğu kişinin evli olduğunu bilmekte ve buna rağmen ilişkiye girmektedir. Aldatılan eş bu durumu fark ettikten sonra üçüncü kişiye karşı verilen manevi tazminat açma hakkına sahipti. Ancak 2018 yılında verilen son içtihadı birleştirme kararına göre aldatılan eş, üçüncü kişiden bir manevi tazminat alamayacaktır. Burada aldatana karşı boşanma davası çerçevesinde tazminat davası açılabilecektir.

Aldatılan eş ne kadar tazminat alır?

Aldatılan eş 2017 yılında verilen Yargıtay kararına göre hem aldatan eşten hem de üçüncü kişiden tazminat talep edebilecekti. Lakin son çıkan İçtihadı Birleştirme Kararıyla birlikte aldatılan eş üçüncü kişiden bir tazminat talebinde bulunamayacaktır.

Aldatılan eş, aldatan eşten; aldatmaya bağlı olarak evlilik birliğinin sona erdirilmesine bağlı olarak maddi ve manevi tazminat davası açabilecektir. Burada aldatılan eş Medeni Kanun madde 174 gereği maddi ve manevi tazminat davası isteyecektir. Bu maddeye göre:

 Madde 174:  Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.Aldatılan eş, boşanmaya bağlı olarak meydana gelecek zararları talep edebilecektir.

Manevi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişinin açtığı, kendisinde oluşan elem ve ıstırabın kısmen ve imkanlar dahilinde olabilecek en olumlu şekilde giderilmesini amaçlayan tazminat davasıdır. Türk hukukunda manevi tazminat miktarını belirlemek hakimin takdirine bırakılmıştır. Hakim, olayda meydana gelen kişilik hakkı saldırısının boyutuna, kişide oluşan tahribatın boyutlarına, kişilerin sosyo-ekonomik güçlerine bakarak bir manevi tazminat cezasına hükmeder.

Manevi tazminat davası ile oluşan maddi zararların değil, kişinin iç dünyasındaki manevi zararların giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu sebeple maddi zarara bağlı olan durumlarda manevi zararın boyutu maddi zarara göre belirlenmez.

Aldatılan eş manevi tazminat davası açmak durumundadır. Aksi halde böyle bir talep olmaksızın hakim bu durumu re’sen göz önünde bulundurmaz.

Tekrar belirtlemeliyiz ki aldatılan eş son verilen Yargıtay kararına göre üçüncü kişiden bir tazminat talebinde bulunamayacaktır.

Aldatan eş ne kadar tazminat verir?

Aldatan eş, aldatmanın yani zinanın ispatı ile birlikte maddi ve manevi tazminat ödemek durumunda kalabilir. Evlilik birliğinin sona ermesinden dolayı meydana gelecek olan maddi zararları, aldatılan eşin talebi halinde; aldatılan eşte meydana gelen elem ve manevi çöküntü için verilen manevi tazminat cezasını ödemek durumundadır. Bunun dışında eğer aldatılan eşin boşanmayla birlikte hayat standartlarında düşüş oluyorsa hakim bunu göz önünde bulundurarak ‘’ Yoksulluk Nafakasına’’ hükmedebilir. Yoksulluk nafakası belli bir süreye tabii değildir. Süresiz bir nafakadır. Ayrıca velayet kendisine verilmemesi halinde çocuklar için de iştirak nafakası verilmesi durumu vardır. Yoksulluk Nafakası ve İştirak Nafakası ile ilgili daha çok bilgi almak istiyorsanız sitemizde bulunan ‘’ BOŞANMA DAVALARINDA NAFAKA VE NAFAKA MİKTARININ BELİRLENMESİ’’ adlı makaleyi okuyabilirsiniz.

Aldatılan eşlerin hakları nelerdir?

  • Aldatılan eş, aldatan eşe karşı ‘’Zina’’ hükümlerine dayanarak boşanma davası açabilir.
  • Aldatılan eş bunun yanı sıra evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak da dava açabilir lakin zina ispatlanıyorsa bu pek tercih edilen bir durum değildir.
  • Aldatılan eş, aldatan eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
  • Aldatılan eş, boşanmadan dolayı hayat standartlarında düşüş oluyorsa boşanma davası sürecinde ‘’Tedbir Nafakası’’, boşanma davası sonrası için ise ‘’Yoksulluk Nafakası’’ talep edebilir.
  • Aldatılan eş, son çıkan yargıtay kararı çerçevesinde üçüncü kişiden aldatmaya bağlı olarak manevi tazminat talebinde bulunamayacaktır.

Aldatılan eşin maddi tazminat hakkı

Aldatılan eş Türk Medeni Kanunu madde 174/I’e dayanarak aldatan eşe maddi tazminat davası açabilir. Maddi tazminat talep edilebilmesi için boşanmaya bağlı olarak kişinin malvarlığında bir azalma, borçlarında artış veya gelecek alacaklarında bir azalma meydana gelmesi gerekir. Madde 174/I: – Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Aldatılan eşin manevi tazminat hakkı

Aldatılan eş Türk Medeni Kanunun madde 174/II’ye dayanarak aldatan eşten manevi tazminat davası açabilecektir. Madde 174/II: Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.Ayrıca aldatılan eş verilen son Yargıtay kararlarına göre, aldatmaya bağlı olarak üçüncü kişiden de manevi tazminat talep edebilmektedir.

Aldatmaya bağlı boşanma davalarında zaman aşımı süresi

Aldatılan eş zinaya dayanarak boşanma davası açabilir. Aldatılan eşin zinayı (aldatmayı) öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşmektedir.Maddi ve manevi tazminat açmak için de öğrenmeden itibaren iki yıl her halükarda on yıl olarak belirlenmiştir.

Aldatmaya bağlı boşanma davalarında görev ve yetkili mahkeme

Boşanma davası açmak için yetkili ve görevli mahkemeler eşlerin son altı aydır birlikte yaşadığı yer Aile Mahkemeleridir. Yani aldatılan eş boşanma davasını evlilik süresince yaşadıkları yerde bulunan Aile Mahkemelerinde açabilecektir.

Üçüncü kişiye yönelik son Yargıtay Kararına göre bir tazminat davası açılamayacaktır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası

Terk Sebebiyle Boşanma Davası konusunu incelemeden evvel Terk Nedir Sorusunu cevaplamakta fayda var. Terk sebebiyle boşanmayı incelemeden önce terk nedir? Hangi durumda bir eş terk etmiş sayılır? Kanunumuz terki nasıl tanımlamaktadır? Bunları inceleyelim. Terk, kişinin evlilikten doğan sorumluluklarından kaçınmak için eşini bırakıp gitmesi şeklinde tanımlanabildiği gibi terkin, haklı bir sebebi olmadan birlikte yaşadıkları ortak konuta dönmemesi olarak gerçekleşmesi de mümkündür. Şuna da dikkat çekmek gerekir ki eşini ortak konutu terk etmesi için zorlayan veya eşinin, haklı bir sebebi olmadan, ortak konuta dönmesini engelleyen kişi de terk etmiş sayılır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası

Terki özel boşanma sebepleri arasında saymaktayız. Terk sebebiyle boşanmayı açıklayacak olursak, eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, terk hali en az altı ay sürmüş ve bu terk durumu devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından terk dolayısıyla yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.

Terk Sebebiyle Boşanma Şartları

Terk sebebiyle boşanma davasının kanuni dayanağı TMK 164. maddeye göre terk sebebiyle boşanmanın şartları aşağıdaki gibidir:

  • Eşlerden biri,

– Evlilikten doğan sorumluluklarından kaçınmak için eşini bırakıp gitmek,

– Haklı bir sebebi olmadan birlikte yaşadıkları ortak konuta dönmemek,

– Eşini ortak konutu terk etmesi için zorlamak veya eşinin, haklı bir sebebi olmadan, ortak konuta dönmesini engellemek suretiyle eşini terk etmiş olmalıdır.

  • Bu durum en az 6 ay sürmüş ve devam etmekte olmalıdır.
  • İstem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış olmalıdır.

Terk Nedeniyle Boşanmada İhtar

Yukarıda terk nedeniyle boşanmanın şartlarında açıklamış olduğumuz üzere terk sebebiyle boşanmanın şartlarından biri de hakim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalmış olmasıdır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Terkin kanunen ne anlama geldiğini, terk sebebiyle boşanmanın şartlarının neler olduğunu açıkladık. Terk sebebiyle boşanma davasının şartları gerçekleşmiş ise terk edilen taraf boşanma davası açabilecektir. Boşanma davaları genel veya özel boşanma sebeplerine dayanarak bir boşanma dilekçesiyle kişinin kendinin veya eşinin yahut davadan önce eşiyle beraber oturdukları yerleşim yeri Aile Mahkemesi’ne başvurmak suretiyle açılır.

Boşanma, boşanma sebepleri ve boşanma davası hakkında detaylı bilgi için Boşanma Nedir? Boşanma Davası ve Çeşitleri konulu makalemizi inceleyebilirsiniz

Terk Sebebiyle Boşanmada Tazminat

Terk sebebiyle boşanmada tazminat talebi konusuna değinelim? Terk eden eşten tazminat talep edilir mi? Terk sebebiyle boşanmada maddi ve manevi tazminat talep etme şartları nelerdir?

Terk sebebiyle boşanma sonrası istenecek maddi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf boşanma dolayısıyla uğramış olduğu zararı maddi tazminat yolu ile tazmin yoluna gidebilecektir.

Terkin özel boşanma sebeplerinden biri olduğunu belirtmiştik. Terk sebebiyle kendisine boşanma davası açılan eşin kusurlu olması ve ayrı yaşamakta haklı bulunmamış olması gerekmektedir ki tazminata mahkum edilsin. Kusurlu olan bu eşten yukarıdaki şartlar doğrultusunda tazminat istemek mümkündür.

Terk sebebiyle manevi olarak zarara uğramış eş manevi tazminat talebinde bulunabilir mi? Terk nedeniyle boşanmada manevi tazminat şartları nelerdir?

Boşanma sonrası istenecek manevi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf, boşanma sonucunda, kişilik hakkının saldırıya uğramış olmasıyla uğramış olduğu zarar dolayısıyla manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilecektir.

Eşinin terk etmesi, taraflarda manevi zararlar meydana getirebileceğinden ve haklı sebep olmadan terk eden kusurlu eşten terk nedeniyle boşanmada manevi tazminat talep etmek mümkündür.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkında detaylı bilgi almak için Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir? makalemizi inceleyebilirsiniz.

Terk Sebebiyle Boşanmada Nafaka

Terk sebebiyle boşanma sonrası maddi ve manevi tazminatların yanı sıra nafaka da merak edilen bir hususu oluşturmaktadır. Terk sebebiyle boşanma davası sürecinde nafaka hususu nasıl olacaktır? Terk eden eş nafaka alabilir mi? Terk davasında nafaka hakkında bu soruları cevaplarken nafaka çeşitlerine ilişkin bir ayrıma gidilmesi söz konusu olmaktadır. Boşanma sonrası yoksulluk nafakası söz konusu ise, kusurlu olmak bu nafakayı almaya engel teşkil ettiğinden haklı sebep olmadan terk eden kusurlu eş bu nafakayı alamaz. İştirak nafakası söz konusu ise iştirak nafakası çocukların bakımına yönelik bir nafaka olduğundan terk nedeniyle kusurlu olan eş çocuğun velayetini almış olması halinde iştirak nafakası alabilmektedir. Çünkü iştirak nafakası taraflara yönelik olmayıp çocuğun menfaatine yönelik bir nafakadır. Bu nedenle terk eden eşin kusuru çocuğa yüklenemez. Boşanmada çocuğun velayeti hususunda çocuğun menfaati söz konusudur. Velayetin kime verileceği çocuğun menfaati esas alınarak tayin edilir.

Nafaka ve nafaka çeşitleri hakkında daha fazla bilgiye Nafaka Nedir? Çeşitleri ve Koşullar makalemizi inceleyerek ulaşabilirsiniz.

Terk Sebebiyle Boşanmada Mal Paylaşımı

Terkin ve terk sebebiyle boşanma davasının ne olduğunu açıkladık. Terk eden eşin maddi ve manevi tazminata mahkum edilebileceğini, nafaka ve velayet hususunda problemler yaşayabileceğini belirttik. Peki terk sebebiyle boşanma, mal paylaşımını nasıl etkilemektedir? Terk eden eş mal paylaşımında yaptırıma uğramakta mıdır?

Boşanma davası açılıp eşler arasında mal ayrılığı rejimine karar verilmeden önce evlilik birlikteliği içerisinde edinilmiş tüm mallarda eşler ortak paya sahiptir ve eşin kusurlu olarak terk etmiş olması her ne kadar nafaka ve tazminat hususlarında aleyhine olacaksa da mal tasfiyesi sırasında hakkı olan payı almasına etki etmeyecektir.

Boşanmada mal paylaşımı konusunda detaylı bilgi almak için Boşanmada Mal Paylaşımı konulu makalemizi incelemenizi tavsiye ederiz.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma davası Özel boşanma sebeplerinden biri de akıl hastalığı nedeniyle boşanmadır. Akıl hastalığı sebebi ile boşanma nedir? Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası nasıl açılır? Akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir? Akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın kanuni dayanağı aşağıdaki kanun hükmüdür:

“Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.”

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası Şartları

Akıl hastalığının özel boşanma sebeplerinden olduğunu ve akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın kanuni dayanağını belirttik. Peki akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir? Bu şartları belirttiğimiz kanun hükmüne dayanarak sıralayacak olursak:

  • Eşlerden biri akıl hastası olmalıdır.

Kanunda belirtilmiş olduğu üzere boşanma sebebi sayılan hastalıklar akıl hastalıklarıdır. Diğer fiziksel hastalıklar her ne kadar ağır, iyileşmesi güç hatta iyileşemeyecek olsa bile boşanma sebebi sayılmaz.

  • Bu hastalığın iyileşemeyeceği sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş olmalıdır.

Kanunda belirtildiği üzere akıl hastalığı sebebiyle boşanma için bu akıl hastalığının iyileşmesinin imkansız olduğu resmi sağlık kurulu raporunca belgelenmelidir. Eğer akıl hastalığı iyileşebilecek ise dava hakim tarafından reddedilir.

  • Bu durum diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmelidir.

Akıl hastalığı sebebiyle boşanmada diğer bir şart ise ortak hayatın çekilmez hale gelmiş olmasıdır. Eşinin iyileşemeyecek bir akıl hastalığına sahip olması diğer eş için orrtak hayatı çekilmez hale getirmelidir.

Akıl Hastalığı Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni Midir?

Akıl hastalığı durumu bir psikolojik sağlık problemi olduğundan akıl hastalığıyla boşanmada kusurdan bahsedemeyiz zira akıl hastası olmak ve akıl hastalığından kaynaklanan eylemlerde bulunmak iradi olmadığından kişinin kusuru değildir. Bu sebeple böyle durumlarda akıl hastalığı sebebiyle boşanmaya dayanılmalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya dayanılamamaktadır.

Akıl Hastalığı Mı Şiddetli Geçimsizlik Mi?

Eğer yukarıda, akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın şartlarında belirtmiş olduğumuz boşanma şartları mevcut ise kişinin akıl hastalığına sahip olması ve akıl hastalığı kaynaklı eylemlerde bulunması kişinin kusuru değil, sağlık problemi olduğundan akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açılması gerekmektedir. Bu durumda şiddetli geçimsizliğe başvurulamaz.

Şizofren Boşanma Davası

Akıl hastalığı sebebiyle ilgili merak edilen diğer bir husus ise şizofren eşten bu sebebe dayanarak boşanmanın mümkün olup olmadığıdır. Şizofreni de kanunen belirtilmiş akıl hastalığı kapsamına dahildir. Eğer şizofren eşin bu hastalığı iyileşemeyecek düzeyde ve şizofren olması diğer eşin onunla ortak yaşamını çekilmez hale getiriyorsa şizofreni sebebiyle akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açabilir.

Hasta Eşten Boşanma

Hasta eşten boşanma hususu diğer bir merak edilen konudur. Yukarıda açıkladığımız üzere hasta eşten boşanma hususu özellikle bu nedene dayanarak yalnızca akıl hastalığı nedeniyle boşanma durumlarında gerçekleşmektedir. Bunun dışında kişinin diğer hastalıkları tedavisi çok güç olsa yahut mümkün olmasa dahi özellikle bu hastalığa dayanarak boşanma davası açılamamaktadır. Çünkü kanun böyle bir hak tesis etmemiştir. Ancak eşlerden birinin bu hastalık sonrasında diğeriyle ortak yaşamak istememesi ve ortak hayata devam etmelerini imkansız hale getirecek derecede bir geçimsizlik sonucunda tarafların kusurları da değerlendirilerek evlilik birliğinin sarsılması kaynaklı boşanma kararı verilebilmektedir.  

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Tazminat

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada tazminat talebi konusuna değinelim? Akıl hastası olan eşten tazminat talep edilir mi? Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada maddi ve manevi tazminat talep etme şartları nelerdir?

Boşanma sonrası istenecek maddi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” hükmüdür.

Boşanma sonrası istenecek manevi tazminatın hukuki dayanağı ise Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf, boşanma sonucunda, kişilik hakkının saldırıya uğramış olmasıyla uğramış olduğu zarar dolayısıyla manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilecektir.

Akıl hastalığı ile boşanma özel boşanma sebeplerinden olup şartlarını yukarıda açıklamıştık. Akıl hastalığı isminden de anlaşıldığı gibi bir hastalık olduğundan iradi bir şekilde gerçekleşmemektedir. Akıl hastalığı olan eşin eylemleri de iradi olmadığından kusurdan söz edilememekte, kusur mevcut olmadığından da tazminat isteminde bulunulamaz.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkında detaylı bilgi almak için Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir? makalemizi inceleyebilirsiniz.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Nafaka

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada, akıl hastalığı iradi bir durum olmadığından akıl hastasının kusuru söz konusu olmadığını ve akıl hastalığı kaynaklı eylemlerinden dolayı boşanma sonrası maddi manevi tazminat isteminde bulunulamayacağını belirtmiştik Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada nafaka hususuna gelince tarafların mali durumları göz önünde bulundurularak gerekli görüldüğü durumlarda nafakaya hükmedilmesi mümkündür.

Nafaka ve nafaka çeşitleri hakkında daha fazla bilgiye Nafaka Nedir? Çeşitleri ve Koşullar makalemizi inceleyerek ulaşabilirsiniz.

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina sebebiyle boşanma davası için davayı açıklamadan önce zinanın tanımını yapalım. Zina nedir? Neler zina olarak kabul edilmektedir?

Zina evli bir erkeğin başka bir kadınla, evli bir kadınında başka bir erkekle cinsel ilişki kurması veya buna teşebbüs etmesidir. Zina Türk Ceza Kanununda suç olmaktan çıkarılmakla birlikte özel boşanma sebeplerinden biri olmaya devam etmektedir. Mutlak ve özel boşanma sebebi olan zina ayrıca iradi olarak yapılmalıdır. İrade dışı kurulan (bayıltılma, tehdit, cebir vb.) cinsel ilişkiler zina sayılmazlar. Dolayısıyla tecavüz zina sayılmaz. Zina anını ispat etmek zor olduğundan dolayı yargıtay eşlerden birinin karşı cinsten başka biriyle uygunsuz resimler çektirmesini, uygunsuz şekillerde görülmesini tenha yerlerde birlikte görülmelerini zina sebebiyle boşanma nedeni olarak görebilmektedir. Bir başkasıyla, zinaya varmayan (el ele tutuşma) gibi yakınlaşmalar ise zina olarak sayılmasa bile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak boşanma sebebi teşkil etmektedir.

Zina Sebebiyle Boşanma Nedir?

Zina sebebiyle boşanmayı açıklamaya başlarken şunu belirtmeliyiz. Zina özel boşanma sebepleri başlığı altında incelenmekte olup kanunumuzda mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Zina eden eş evlilik yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinden kusurlu olmaktadır. Bu kusuru, yazımızda açıklayacağımız üzere, boşanma sebebi olmasının yanı sıra zina sebebiyle aleyhine tazminata hükmedilebilmesi, yoksulluk nafakasından mahrum kalması gibi sonuçlara yol açacaktır

Zina sebebiyle boşanmanın kanuni dayanağı Türk Medeni Kanunu 161. maddedir:

“Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur”

Eşlerden birinin evlilik devam ederken üçüncü bir kişiyle isteyerek cinsi münasebette bulunmasına zina denir. Zina mutlak bir boşanma sebebidir, yani zinanın varlığı halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığına bakılmaz. Zina varsa boşanmaya karar verilir.

Zina Sebebi ile Boşanma Davası Açma Süresi

Zina sebebiyle boşanma davası halk arasında zina davası olarak kısaltılmaktadır. Zina davası açma süresi zina davasına ilişkin merak edilen bir noktayı oluşturur. Zina davası hangi süreler içerisinde açılır? Zina davası ne zaman açılmalıdır? Kanunda belirtildiği üzere zina davası davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve bu durumun öğrenilip öğrenilmemesinden bağımsız olarak her halde zina eyleminden itibaren beş yıl içerisinde zina davası açılmalıdır. Bu sürelerin geçmesiyle zina davası hakkı düşer.

Zina Sebebi ile Boşanma Davası Tazminat

Zina sebebiyle boşanmada tazminat talebi konusuna değinelim? Zina yapan eşten tazminat talep edilir mi? Zina sebebiyle boşanmada maddi ve manevi tazminat talep etme şartları nelerdir?

Zina sebebiyle boşanma sonrası istenecek maddi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanununda belirtilen:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf boşanma dolayısıyla uğramış olduğu zararı maddi tazminat yolu ile tazmin yoluna gidebilecektir.

İlgili kanun hükmünden anlaşıldığı üzere zina davasında maddi tazminat talep edebilmenin şartları şu şekilde açıklanabilir:

  • Talep eden taraf kusursuz yahut daha az kusurlu olmalıdır.
  • Talep edilen taraf kusurlu olmalıdır.
  • Talep eden tarafın mevcut veya beklenen menfaati boşanma yüzünden zedelenmiş olmalıdır.

Zinanın mutlak ve özel bir boşanma sebebi olduğunu belirtmiştik. Zina sebebiyle kendisine boşanma davası açılan eş kusurlu olmaktadır. Kusurlu olan bu eşten de yukarıdaki şartlar doğrultusunda tazminat istemek mümkündür.

Zina (aldatılmak) sebebiyle manevi olarak zarara uğramış eş manevi tazminat talebinde bulunabilir mi? Zina davasında manevi tazminat şartları nelerdir?

Boşanma sonrası istenecek manevi tazminatın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen:

“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmüdür. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, bir taraf, boşanma sonucunda, kişilik hakkının saldırıya uğramış olmasıyla uğramış olduğu zarar dolayısıyla manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilecektir.

İlgili kanun hükmünden anlaşıldığı üzere zina davasında manevi tazminat talep edebilmenin şartları şu şekilde açıklanabilir:

  • Talep eden tarafın boşanmaya sebep olan olaylar dolayısıyla kişilik hakları saldırıya uğramış olmalıdır.
  • Talep edilen taraf kusurlu olmalıdır.

Eşinin zina etmesi, taraflarda manevi zararlar meydana getirebileceğinden ve zina eden eş kusurlu olduğundan zina davasında manevi tazminat talep etmek mümkündür.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkında detaylı bilgi almak için Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir? makalemizi inceleyebilirsiniz.

Zina Sebebi ile Boşanma Davası ve Nafaka

Zina sebebiyle boşanma sonrası maddi ve manevi tazminatların yanı sıra nafaka da merak edilen bir hususu oluşturmaktadır. Zina sebebiyle boşanma davası sürecinde nafaka hususu nasıl olacaktır? Zina eden eş nafaka alabilir mi? Zina davasında nafaka hakkında bu soruları cevaplarken nafaka çeşitlerine ilişkin bir ayrıma gidilmesi söz konusu olmaktadır. Boşanma sonrası yoksulluk nafakası söz konusu ise, kusurlu olmak bu nafakayı almaya engel teşkil ettiğinden zina yapan eş bu nafakayı alamaz. İştirak nafakası söz konusu ise iştirak nafakası çocukların bakımına yönelik bir nafaka olduğundan zina nedeniyle kusurlu olan eş çocuğun velayetini almış olması halinde iştirak nafakası alabilmektedir. Çünkü iştirak nafakası taraflara yönelik olmayıp çocuğun menfaatine yönelik bir nafakadır. Bu nedenle zina yapan eşin kusuru çocuğa yüklenemez.

Nafaka ve nafaka çeşitleri hakkında daha fazla bilgiye Nafaka Nedir? Çeşitleri ve Koşullar makalemizi inceleyerek ulaşabilirsiniz.

Zina Sebebi ile Boşanma Davasında Velayet

Zina davasına ilişkin olarak merak edilen diğer bir hususta zina yapan eşin velayeti alabilme durumudur. Zina yapan eş velayeti alabilmekte midir? Zina velayete engel midir? Boşanma sonrası velayete ilişkin olarak şunu belirtmeliyiz ki çocuğun velayetinin eşler arasında hangisine tahsis edileceği hususunda hakim sadece çocuğun menfaati ile bağlıdır. Boşanmanın etkilerinden mağdur olmaması için çocuğun isteği de hakimce dikkate alınmaktadır. Evlilik içerisinde zina eden eşin boşanma sonrasında, zina sebebiyle uğrayacağı yaptırımlar boşanma davası ve sonrasında maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteklerine ilişkin yargısal karar sürecinde dikkate alınır. Velayet hususunda zinanın etkili olması ise zina yapan eşin bu durumunu hala sürdürdüğünün ispatlanması halinde bu durumun çocuğunun manevi ahlaki gelişimine olumsuz etki yaratacağının ileri sürülmesiyle hakim, takdir yetkisini zina yapmayan eş lehine kullanabilmektedir. Ancak belirttiğimiz gibi velayet hususunda ölçüt, çocuğun menfaatidir. Zinanın velayete etkisi bu doğrultuda söz konusu olmaktadır.

Zina Sebebi ile Boşanma Davasında Mal Paylaşımı

Zinanın ve zina sebebiyle boşanma davasının ne olduğunu açıkladık. Zina yapan eşin maddi ve manevi tazminata mahkum edilebileceğini, nafaka ve velayet hususunda problemler yaşayabileceğini belirttik. Peki zina sebebiyle boşanma mal paylaşımını nasıl etkilemektedir? Zina yapan eş mal paylaşımında da yaptırıma uğramakta mıdır? Zina yapan eş tazminat, nafaka ve velayet hususlarında yaptırıma uğrayabildiği gibi mal paylaşımı hususunda da yaptırıma uğramaktadır. Zina yapan eşin, boşanma sonrasında mal paylaşımında daha az pay almasına hatta hiç pay alamamasına hükmedilebilmektedir. Şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, zina yaptığı ispat edilmiş olmalı ve boşanma zina sebebiyle gerçekleşmiş olmalıdır. Boşanma sebebi zina değil de evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise bu durum geçerli olmamaktadır. Açıkladığımız üzere zina, evlilik ile eşlere getirilen sadakat yükümlülüğünün ihlali olduğundan mutlak ve özel bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiş ve ağır maddi yaptırımlara tabi tutulmuştur. Toplumun temeli olan ailenin korunması amaçlanmıştır.

Boşanmada mal paylaşımı konusunda detaylı bilgi almak için Boşanmada Mal Paylaşımı konulu makalemizi incelemenizi tavsiye ederiz.

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.

Avukata Sor