İş Kazası ve Tazminatı Nedir ?

İş Kazası ve Tazminatı Nedir ? konusu işçi ve işverenlerin araştırdığı son dönemde tazminat hukukunu ilgilendiren bir konu haline gelmiştir.

İş Kazası Nedir?

İş Kazası ve Tazminatı Nedir? konusundan önce İş kazasının tanımını yapmalıyız; sigortalı olarak çalışan kişinin, yaptığı iş sırasında meydana gelen maddi veya manevi şekilde oluşan zarardır. Günümüzde neredeyse tüm iş kollarında iş kazası meydana gelebilmektedir. İşçilerin çalışma koşullarının yetersizliği, işin risk taşıması ve işverenin bu iş için gerekli önlemleri ve düzenlemeleri yapmaması nedeniyle veya işçinin kendisinden kaynaklanan sebeplerle iş kazası meydana gelebilir.

İş Kazasında Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 76: ‘’İşveren, iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan genel sağlık sigortalısına sağlık durumunun gerektirdiği sağlık hizmetlerini derhal sağlamakla yükümlüdür.’’ der. Çalışılan sigortalı iş sırasında meydana gelen iş kazasında öncelikli olarak işçiye durumun ciddiyetine bağlı şekillerde sağlık müdahalesi gerçekleştirilmelidir. Bunun ardından meydana gelen iş kazası nedeniyle kaza raporu tutulmalı ve mümkün olduğu takdirde bu rapora şahit gösterilmelidir. Kaza bölgede bulunan kolluk birimlerine (polis veya jandarma) bildirilmelidir.En son olarak da ilgili Sosyal Güvenlik Kurumlarına iş kazasının meydana gelmesinin ardından en geç 3 gün içinde bildirilmesiyle birlikte gerekli işlemler yapılmış olunacaktır.

İş Kazasından Dolayı Açılabilecek Davalar Nelerdir?

İş kazası işçinin yaralanması ve ölmesi sonucunu doğurabileceği için öncelikle bu duruma kolluk güçlerinin müdahalesi ile birlikte Cumhuriyet Savcısı gerekli soruşturmaları gerçekleştirerek dava açabilir. Bu dava Ceza Davası olacaktır. Kişiler kendi zararları için işverenden maddi ve manevi zararları ölçüsünde talepte bulunabileceklerdir. Bu sebeple iş kazası nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası açılabilecektir. Bunun dışında Sosyal Güvenlik Kurumu da rücu davası açabilecektir.

İş Kazasında Maddi Tazminat

Maddi tazminat, kişinin hukuka aykırı şekilde gerçekleşen ve buna bağlı olarak kişinin mevcut durumunda bir eksilme veya ileride elde edebileceği gelirden mahrum kalması halinde isteyebileceği tazminattır. İş kazasında da çalışan meydana gelen kaza nedeniyle oluşan sağlık giderlerini, çalışamadığı zamanda mahrum kaldığı geliri veya geçirdiği kaza nedeniyle kendisinde oluşan kalıcı zararlar nedeniyle işe gidememesi hallerinde oluşabilecek zararları talep edebilecektir.

İş kazası ölümle sonuçlanmış ise cenaze masrafları, iş kazasından dolayı gerçekleşmiş olan tedavi varsa bu tedavinin masrafları, ölenin desteğinden yoksun kalan kimselerin kayıpları maddi tazminat çerçevesinde giderilir.

İş kazası tazminatı davasında hakim bilirkişi tarafından rapor isteyebilir. Bununla birlikte inceleyeceği rapor ve belgeler ışığında bir maddi-manevi tazminata hükmeder.

İş kazası geçiren işçi, bedensel zararları nedeniyle işverenine karşı maddi tazminat davası açabilir. Bu maddi tazminat davasında talep edebilecekleri şunlardır:

  • Tedavi giderleri
  • Çalışamadığı zamandaki kazanç kaybı,
  • Çalışma gücü azaldıysa veya çalışma gücünü tamamen kaybettiyse meydana gelen kayıplar
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı meydana gelen kayıplar

Sigortasız Çalışan İşçi Tazminat Talebinde Bulunabilir Mi?

Sigortasız işçi çalıştırmak yasaktır. Bu nedenle işveren öncelikle sigortasız işçi çalıştırmasından dolayı sorumlu olacaktır. Burada sigortalı işçiden farklı olarak öncelikle sigortasız çalışan işçi tespit davası açmalıdır. Tespit davasının ardından maddi ve manevi tazminat davaları açabilecektir.

İş Kazasında Manevi Tazminat

Manevi tazminat, bir kişinin kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı şekilde yapılan saldırılar nedeniyle meydana gelen elem ve kişinin iç dünyasında oluşan üzüntünün telafi edilebilmesi amacıyla talep edilen tazminat türüdür. İş kazasında da kazanın meydana gelme durumuna göre kişi iç dünyasında bir zarar gördüğü takdirde manevi tazminat talep edebilecektir.

Manevi tazminat durumunun oluşabilmesi için olayın çalışılan iş sırasında ve iş dolayısıyla meydana gelen bir fiilden kaynaklanıyor olması gerekir, işçinin maddi veya manevi bir zarara uğraması ve bu fiille ortaya çıkan zarar arasında bir nedensellik bağı olmalıdır. Bu şartların gerçekleşmesi ve kişilerin talep etmesi halinde hakim manevi tazminata hükmedecektir.

Yaralanmalı İş Kazasında Tazminat

Kişilerin oluşan iş kazası nedeniyle bedensel zararlara uğraması halinde işverenden maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunur. Maddi tazminat davasında çalışanlar, hastane ve devamında oluşabilecek sağlık giderlerini, işe gitmediği süre çerçevesinde elde edemeyeceği gelirleri, oluşan çalışma gücü kayıpları varsa veya iş gücünün tamamen kaybedilmesinden dolayı oluşacak zararlarını İş Kazası Tazminat Davası yoluyla talep edebileceklerdir. Bununla birlikte kişilerin bu iş kazası nedeniyle iç dünyalarında sorunlar yaşamaları halinde burada oluşabilecek zararları da manevi tazminat davası çerçevesinde isteyebilir. Örneğin bir madenci, maden kazası sonrası yaralandıysa bir bacağını bu kaza sırasında kaybetmesiyle birlikte orada kaldığı süre içerisinde ruhsal kalıcı sorunlara sebebiyet veren bir durum içerisine girdiyse oluşan bu durumda, hastane giderleri, çalışma kaybını kaybetmesinden kaynaklanan zararları maddi tazminat çerçevesinde; orada kaldığı süre içerisinde oluşan psikolojik sorunları nedeniyle iç dünyasında oluşan tahribat için de manevi tazminat davası açabilecektir.

Ölümlü İş Kazasında Tazminat

Kişinin oluşan iş kazasında hayatını kaybetmesi ile istenebilecek zararlar genel itibariyle şunlardır:

  • Cenaze masrafları,
  • Ölüm gerçekleşmeden önce oluşan hastane masrafları,
  • Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı zararlar.

İş kazası sonucunda ölüm gerçekleşmesi halinde iş kazasına uğrayanın yasal mirasçıları yani annesi, babası, eşi, çocukları bu tazminatı talep edebilir. Şayet cenaze masrafını başka bir yakını üstlendiyse bu giderin karşılanması da o yakın tarafından istenebilir.
İşçi kazanın gerçekleşmesinin ardından hemen ölmediyse, arada bir tedavi süreci varsa ve işçinin bu kaza nedeniyle ölmesi halinde oluşan tedavi masrafları işçinin bu süreçte ödenen tedavi masrafları da talep edilecektir. Burada ölüm hemen gerçekleşmemişse çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar da talep edilebilecektir.

İşçinin desteğinden yoksun kalan kişilerin ölüm sebebine bağlı olarak uğradığı kayıpları da talep edebileceklerdir. Burada kanun, yalnızca yasal mirasçılara değil desteğinden yoksun kalan kişilere de (Bunlar; kişinin o zamana kadar baktığı, burs verdiği, sürekli yardımda bulunduğu kimseler olabilir.) bu davayı açma hakkı vermiştir.

İş Kazasında Ölüm Halinde Kimler Dava Açabilir?

İş kazasında tazminat davası bu kazadan zarar gören kimseler tarafından açılacaktır. Ancak ölüm halinde böyle bir durum söz konusu olmayacaktır. İş kazasında kaza sonucu ölen kişinin desteğinden yoksun kalan herkes bu davayı açabilir. Bu davayı açma hakkı yasal mirasçılara (Anne,Baba,Eş,Çocuk vb.kimselere) ait olduğu gibi kişinin sürekli destek sağladığını ispat eden kimseler de bu destekten yoksun kalmasından dolayı oluşan zararın tazmini için dava açabilecektir.

İş Kazasını Bildirmeme Cezası

İş yerinde çalışan kişinin kazaya uğraması ile birlikte durumu bölgede bulunan kolluk kuvvetlerine (polis veya jandarma) bildirmek ve bununla birlikte durumu Sosyal Güvenlik mercilerine bildirmek gerekmektedir. İşveren bu bildirimlerde bulunmaması halinde, işverene İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde ceza verilecektir. İş Kanununa göre görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen işverenler için ‘’İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tedbir almamak, organizasyonu yapmamak, gerekli araç ve gereçleri sağlamamak, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmemek ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmamak’’ olarak nitelendirilen asgari ceza tutarı 2702 TL olarak belirlenmiştir. Olayın mahiyeti ve şartlarına göre bu miktar artabilir.

İş Kazasında Zaman Aşımı Süresi Ne Kadardır?

İş kazası sebebiyle meydana gelecek zararlar için açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zaman aşımı süresi olayın gerçekleştiği günden itibaren 2 ve her halükarda 10 yılın geçmesi ile dolar.

İş Kazası Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

İş kazasından meydana gelen zararlar için açılan İş Kazası Tazminat Davaları, işverenin veya iş yapılan yerinde bulunan İş Mahkemelerinde açılacaktır.

Tazminat Davası Çeşitleri

Tazminat davası Çeşitlerini incelemeden önce tazminat nedir? sorusunu cevaplayacağız. Tazminat, haksız yere yapılan fiiller sonucu oluşacak maddi veya manevi tazminatın karşılanmasıdır. Haksız bir durum karşısında zarar gören kişiler tazminat davası açabilirler. Kişilik hakkı zarara uğrayıp da manevi olarak bir acı, üzüntü çeken kişiler manevi tazminat davası açabilecekken, maddi bir zarara uğrayan kişiler ise maddi tazminat davası açabilirler. Bu noktada temel ikili ayrım dışında inceleyebileceğimiz çok sayıda tazminat davası çeşidi bulunmaktadır. Maddi manevi tazminat davaları dışında kalan tazminat davalarında da maddi ve manevi zararlar oluşabilir ama onlara özel olarak uygulama isimler verilmiştir.

Tazminat Davası Çeşitleri Nelerdir?

Tazminat davası çeşitlerini aşağıda tek tek inceleyeceğiz ama bir sayım yapacak olursak aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Maddi ve manevi tazminat davası
  • Kişilik hakkının zedelenmesi ile açılan tazminat davası
  • Boşanma tazminatı
  • Destekten yoksun kalma tazminat davası
  • İş kazası sebebi ile açılabilecek olan tazminat davası
  • Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazası sebebi ile açılabilecek olan tazminat davası
  • Trafik kazası sonucu araç değer kaybı nedeni ile açılacak olan tazminat davası
  • Yanlış tedavi sonucu açılacak tazminat davası
  • Telif hakları nedeniyle tazminat davası

Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Maddi tazminat davası, hukuka aykırı bir fiil veya işlem nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmenin, yani maddi zararların giderilmesi; manevi tazminat davası ise hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bireyin yaşadığı üzüntü ve yıpranmanın yol açtığı manevi zararların giderilmesini amaçlayan bir tazminat davası türüdür. Maddi tazminatın ne olduğu manevi tazminata göre daha rahat hesaplanır.

Kişilik Hakkının Zedelenmesiyle Açılan Tazminat Davası

Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için hukuka aykırı bir fiile kişinin kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görmüş olması lazımdır. Bu kişi maddi bir kaybı yoksa uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.  Yargıtay kararlarına göre manevi tazminata konu olabilecek kişilik haklarına örnek şunlardır: Kişinin yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü, ruh bütünlüğü (Örneğin, aleyhine suç işlenmesi veya internetten bir haber yayınlanması nedeniyle depresyona giren veya ruh sağlığı bozulan kişinin manevi zararı)

Boşanma Tazminatı

Boşanma tazminatına geçmeden önce boşanma davasıyla ilgili çok kısa birkaç şey söyleyecek olursak, boşanma davası, tarafların evlilik sözleşmesine son verdikleri bir dava türüdür. Taraflar boşanma davası ile birlikte karşı tarafın evlilik sırasında kusurlu hareketleriyle verdikleri zararları maddi ve manevi tazminat davasına konu yapabilirler. Boşanmada tazminat davası, boşanma sebepleri konusunda kusursuz veya daha az kusurlu olan eşin diğer eşten talep ettiği tazminatı konu alan bir tazminat davasıdır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminat Davası

Destekten yoksun kalma tazminatı, bir haksız fiil sonucu meydana gelebilecek ölümlerde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların giderilmesine yönelik olarak açılan bir tazminat davasıdır. Ölenin desteğinden yoksun kalan yakınları bu davayı açabilir. Yargı kararlarına göre bu davanın sadece geride kalan çocuklar ve eş tarafından açılması değil, ölen kişinin baktığı akrabaları tarafından açılması da mümkündür. Hatta Yargıtay ‘’yakın’’ kavramını çok geniş tutarak aynı evde uzun süre yaşayıp da evli olmayan sevgilileri bile yakın kavramının içine dahil etmektedir.

İş Kazası Sebebiyle Açılabilecek Olan Tazminat Davası

İş kazası sebebiyle işçilerin uğradığı zarar için kendileri veya yakınları tarafından iş kazası tazminat davası açılabilir. İş kazasını tanımlayacak olursak; iş kazası, işyerinde veya işin yürütülmesi sırasında meydana gelen, işçinin ruhsal ve bedensel olarak zarar gördüğü bir olaydır. İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında tazminat miktarı, hesap bilirkişisi raporunun düzenlendiği tarihte, ölen veya yaralanan işçinin bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. İşçinin bakiye ömrü, özel tablolar kullanılarak bulunur.

Ölümlü veya Yaralanmalı Trafik Kazası Sebebiyle Açılabilecek Olan Tazminat Davası

Ölümlü veya yaralamalı trafik kazası nedeniyle tazminat davası, günümüzdeki trafik kazaları düşünüldüğünde önümüzü çok sık gelen bir tazminat davası türüdür. Trafik kazasından ne anladığımıza gelecek olursak, trafik kazası, karayolunda bir taşıtın diğer taşıtlara, taşıtlar içindeki kişilere, yayalara veya herhangi bir nesneye çarpmasıyla oluşur. Trafik kazası sebebiyle hem malvarlığı hem de vücut bütünlüğü zarar görebilir. Trafik kazası nedeniyle zarara uğrayanlar veya yakınları da maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Trafik kazası nedeniyle mağdur yaralanmışsa; mağdurun bu nedenle uğradığı bedensel zararı tespit edilmelidir. Tazminatın hesaplanmasına esas alınacak maluliyet oranı ancak usulüne uygun bir bakım ve tedavi uygulanan kişi hakkında düzenlenen doktor raporuyla belirlenebilir.

Trafik Kazası Sonucu Araç Değer Kaybı Nedeni ile Açılacak Olan Tazminat Davası

Trafik kazası sonucu kazada kusuru bulunmayan araç sahibi aracın değerinde meydana gelen azalmaya yönelik araç değer kaybı tazminatı davası açabilir. Trafik kazası sonucu araç değer kaybı nedeni ile açılacak olan tazminat davası kazaya neden olan aracın sürücüsüne, sürücü ile ruhsat sahibi farklı kimseler olduğu takdirde ilaveten ruhsat sahibine karşı açılabilir.

Yanlış Tedavi Sonucu Açılacak Tazminat Davası

Yanlış tedavi sonucu açılacak tazminat davası sık karşılaşılan tazminat davalarındandır. Teşhis veya tedavi aşamalarında yapılan herhangi bir yanlış tedavi insanın tüm yaşamını etkileyebilir. Yanlış tedavi sebebiyle zarara uğrayan herkes tazminat davası açabilir. Yanlış tedavi; doktorun belli bir tedavi uygularken bilgisizlik, tecrübesizlik veya ilgisizlik nedeniyle hastanın bedenine hatalı bir uygulama yapması veya görevi ihmal etmesi neticesinde bir zararın doğması halinde söz konusu olur.

Telif Hakları Nedeniyle Tazminat Davası

Telif hakları ihlal edilen kişiler, müdahalenin önlenmesi için dava açabileceği gibi hem de maddi ve manevi zararını tazmin etmek için de tazminat davası açabilir. Telif hakları, fikri bir çabanın ürünü olan eserleri korumaktadır. Telif hakları; eser sahibinin izni olmadan eserin genele arz edilmesi ve yayımlanması, başkasına ait eseri kendi eseriymiş gibi yayınlama, henüz alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuoyuna açıklamada bulunma gibi sayısız nedenlerle ihlal edilmektedir.  

Tazminat Davasını Nasıl Kazanabilirim?

Tazminat davasını kazanabilmek için ispat etmemiz gereken bir takım hususlar vardır. İspatı gereken konular şu şekildedir:

  • Tazminat davasına konu olan hukuka aykırı fiil
  • Tazminat davasına konu olan hukuka aykırı fiil sonucu ortaya çıkan zarar
  • Hukuka aykırı fiil sonucu mu zararın meydana geldiğine dair uygun illiyet bağının olduğunu
  • Son olarak ise tazminat davasına konu olan hukuka aykırı fiili yapan kişinin bunda bir kastı, ihmali yani kısaca kusurunun bulunduğu

Tazminat Davasında Ne Kadar Tazminat Alabilirim?

Tazminat davasında ne kadar tazminata hükmedileceğinin miktarı kesin olarak söylenemez. Maddi tazminat davalarında yaşanılan kayıp ya da zararın giderilmesi için tazminat zararın veya kaybın çeşitli şekillerde hesaplanabilmesi neticesinde belli olabilecek durumdadır. Çoğu zaman bilirkişi yardımına da başvurulduğu görülür. Manevi tazminat davalarında ise yaşanılan acı ve üzüntü sebebiyle ve adı üstünde maneviyatı etkilediği için zararın tam olarak tespitinin mümkün olmaması ne kadar tazminat alınabileceği konusunda kesin bir cevaba götüremiyor bizi. Hakimin takdiri de bu açıdan tazminat davasında büyük öneme sahiptir. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Maddi kaybın boyutu, karşı tarafın ödeme gücü gibi sayabileceğimiz farklı unsurlar tazminat davasında ne kadar tazminat ödeneceğinin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Tazminat Davasında Tazminatta İndirime Gidilebilir Mİ?

Tazminat davasında tazminatta indirime hakim tarafından gidilebilir. Tazminatta indirim sebepleri diyebileceğimiz sebepleri şu şekilde sayabiliriz:

  • Tazminat davasında zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuşsa
  • Tazminat davasında zarar gören zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa
  • Tazminat davasında zarar gören tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa

Yukarıda saydığımız durumlarda hakim, tazminatı indirebileceği gibi tazminatı tamamen de ortadan kaldırabilir. Ancak zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hakim, tazminatı indirebilir.

Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Tazminat davası, tüm davalar için yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yerinde, davalı tüzel kişi ise tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılabilir. Davalı sayısı birden fazla ise, tazminat davası herhangi birinin yerleşim yerinde açılabilir. Tazminat davalarında davanın açılacağı yetkili mahkeme, genel olarak haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yani istenilen herhangi bir yerde tazminat davasının açılması mümkün değildir. Tazminat davasının türüne göre davanın açılacağı mahkeme özel kanunlarda farklı olarak gösterilmiş olabilir. Bu sebeple tazminat davasını açacak kişilerin avukata danışarak, davalarını takip etmeleri onlar açısından yararlı olacaktır.

Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Tazminat davasına sebep teşkil eden konu ne olursa olsun, hukuka aykırı fiil veya işleme muhatap olan kişi tazminat davası açabilir. Örneğin, trafik veya iş kazası nedeniyle yaralanan kazazede,ölenin destekte bulunduğu yakınları, doktor hatası nedeniyle vücut bütünlüğü zarar gören hasta, boşanma davasında eşler tazminat davası açabilirler.

Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

Tazminat davası,zarara neden olan fiil veya işlemi gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Haksız fiillerde, haksız fiil kimin tarafından işlenmişse, tazminat davası da o kişiye karşı açılır. Ancak, bazen haksız fiili işleyen kişi ile birlikte tazminat sorumlulukları olan bazı kimseler de bulunabilir. Örneğin, haksız fiili işleyen kişi ile iş ilişkisi olan işveren iş nedeniyle üçüncü kişiye verilen zarardan sorumludur. Yine, trafik kazası ile üçüncü kişiye zarar veren aracın şoförü ile birlikte aracın sahibi de sorumludur. Doktor hatası nedeniyle tazminat davası, hatayı yapan doktora, doktorun çalıştığı hastaneye veya sağlık kuruluşuna, doktor Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışıyorsa bakanlığa karşı, bir üniversite veya vakıf hastanesinde çalışıyorsa ilgili vakfa veya üniversiteye tazminat davası açılabilir. Son olarak motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölmesi, yaralanması veya eşyanın zarara uğramasına neden olursa tazminat hukuku gereği ilgililerin tazminat sorumluluğu vardır. Trafik kazası nedeniyle tazminat davası, aracın sürücüsü, işleteni, sahibi ile aracı sigortalayan sigorta şirketine karşı birlikte veya ayrı ayrı açılabilir.

Tazminat Davalarında Zamanaşımı Var Mıdır?

Tazminat davalarında da zamanaşımı vardır. Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Boşanma davasında ise maddi manevi tazminat davası açma süresi, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır. Maddi ve manevi tazminat davası boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi boşanma davasının kesinleşmesinden sonraki 1 yıl içinde de ayrı bir dava olarak açılabilir. Bu süreler çok kritik olup haksızlıkla karşılaştığını düşünen bir kişinin vakit kaybetmeden avukatıyla hukuki süreci başlatması gerekmektedir.

Tazminat Davalarının Ceza Hukuku İle İlişkisi

Tazminat davalarının da ceza hukuku ile bir ilişkisi vardır. Öncelikle zamanaşımı açısından değerlendirecek olursak tazminat davalarında eğer tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, ilgili cezaya ilişkin zamanaşımı uygulanır.  İkinci olarak belirtmeliyiz ki özel hukuk davalarında hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz.

Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

Tazminat davasının ne kadar süreceği konusunda net bir şey söylemek mümkün değildir. Tazminat davaları belirli prosedürlere sahip davalardır ve belirli zarar tespit işlemleri yapılmadan sonlandırılamaz. Tüm bu işlemler ve işlemlere itiraz edilip edilmemesi tazminat davasının ne kadar sürede sonuçlanacağını belirler. Tazminat davaları için  ortalama bir süre verecek olursak bir iki yıl gibi bir sürede sonuçlanmaktadır. Bu sürecin hızlanması için vakit kaybetmeksizin avukatınıza danışmanızı tavsiye ediyoruz.

Tazminat Davalarına İlişkin Yargıtay Kararları

‘’…Boşanma davası içinde istenen tazminatlara boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinden itibaren faize hükmolunur. Bu yön gözetilmeden tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi kanuna aykırıdır…’’

(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2003/4277 K. 2003/7140 T. 13.5.2003)

‘’…Kişilik hakkı tecavüze uğrayan kişinin manevi tazminat talebi düzenleme altına alınmıştır. Kişilik haklarının korunması için açılabilecek davalardan manevi tazminat davası genel olarak kabul edilen görüşe göre kişiliğe yönelik saldırı sebebiyle uğranılan manevi zararın, saldırı sebebiyle duyulan acı, elem ve ızdırabın tatmin edilerek giderilmesi amacıyla kişiye tanınan davadır. Manevi tazminat konusu mevzuatımızda, kişilik hakkı ihlallerinde istenebileceğini belirten MK m. 25 ve manevi tazminat davasının koşullarını belirleyen genel hüküm niteliğindeki BK m. 49 (6098 Sayılı TBK m. 58) haricinde, bazı özel hükümlerde de geçmektedir.Tüzel kişilerin manevi tazminat talep edip edemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte hukuk düzeninin tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşedilmiş olduğuna göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı sebebiyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşecektir. Gerek Medenî Kanun ve gerekse Borçlar Kanunu yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır. Günümüzde doktrin ve Yargıtay tarafından yaygın olarak benimsenen görüş, gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu sebeple manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul etmektedir .Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 15.12.2004 gün ve 2004/4-709 E.- 2004/720 K.; 31.05.2000 gün ve 2000/4-900 E. – 2000/935 K. sayılı ilamlarında tüzel kişilerin de kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat davası açabileceklerini kabul etmiştir…’’

(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2014/4-213 K. 2016/70 T. 22.1.2016)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesi; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini…” hükme bağlamıştır. Bu hüküm gereğince, maddi tazminata hükmedilebilmesi için temel koşul, tazminat isteyen tarafın boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması ve boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmiş bulunmasıdır.

Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesi, genel tazminat esaslarından ayrılmış ve kendisine özgü kural getirmiştir.

Haksız fiil tazminatının temel unsuru olan “gerçek zararın belirlenmesi” koşulu, Aile Hukukunda, Borçlar Hukuku’ndaki düzenlemeden farklıdır. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibarıyla burada gerçek zararı tam olarak belirlemek zordur.

Bu özelliği nedeniyledir ki, yasa, menfaati zedelenene, uygun bir tazminat verileceğini açıklamıştır. Hakim, tazminat miktarını takdir ederken, kusurun ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, evlenme şanslarını, ortalama yaşam sürelerini, yaşam seviyelerini ve geçim koşullarını göz önünde tutarak, makul ve herkesçe kabul edilebilir bir miktar belirlemelidir.

Kanun, mevcut veya beklenen menfaatin neler olduğunu göstermemiştir. Mevcut menfaatin belirlenmesinde ölçü, genel olarak evlilik birliğinin eşlere sağladığı yararlardır. Beklenen menfaatler de, evliğin devamı halinde eşlerden birinin diğerine gelecekte sağlaması muhtemel olan çıkarlardır.

Aile birliği, eşler arasında eşitliğe dayanır ( Anayasa m.41 ). Başka bir ifade ile eşler, evlilik birliğinde eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Eşler, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar ( TMK.m.185/3 ). Birliği beraberce yönetirler ( TMK.m.186/2 ). Evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar. ( TMK.m.186/3 ) Boşanma halinde eşlerden birinin, diğerine, emek veya malvarlığıyla sağladığı katkı ve desteği yitirmesi, yoksun kalınan bu desteğin maddi değeri kadar mevcut menfaatin ihlalidir. Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesinde maddi tazminat talebi için kadın ve erkek yönünden bir ayrım yapılmamıştır ( Hukuk Genel Kurulu’nun 24.10.2007 gün ve E:2007/2-787, K:2007/766 sayılı kararı ). Boşanma sonucu eş en azından diğerinin maddi desteğini yitirecektir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesine göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminatolarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.

Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir tatmin ( veya telafi ) şekli olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik – sosyal durumu dikkate alınmalıdır.

(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2012/2-707 K. 2013/303 T. 6.3.2013)

‘’…Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.

Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK’nın 45/11. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.

BK’nın 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı ).Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: “Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, BK’nın 45/111. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK’nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142-411 E., K. ve 20.04.2011 gün ve 2011/17-34-216 E., K. sayılı ilamları ).

Yeri gelmişken, davacıların açıklanan sıfatı ve hukuki konumları karşısında, davacılar üzerinde doğan zararın niteliği belirlenmelidir:

Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte sürücü üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın sürücünün kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan sürücünün zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir

Hal böyle olunca; aracı kullanan şoförün kusuruyla meydana gelen kazada ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir…’’

(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2012/17-215 K. 2012/413 T. 27.6.2012)

DOKTORUN TIBBİ MÜDAHALEDEN SORUMLULUĞU

Doktorun tıbbi müdahaleden sorumluluğu günümüzde tıp hukuku ve tazminat sebepleri içerisinde sıkça karşımıza çıkan sorunlardandır.Doktorların tıbbi müdahale sorumlulukları tazminata konu olabilecek ve farklı türlerde karşımıza çıkacaktır.

Doktorun Tıbbi Müdahaleden Doğan Sorumluluk Türleri Nelerdir?

  • İdari Sorumluluk = Kamu kurumlarında çalışan doktorlar idareye karşı sorumludur. İdare, doktorun tıbbi müdahaleden doğan sorumluluklarında doktorla beraber sorumlu olur. Diğer kamu görevlileri gibi kamu görevlisi olan doktorun da kusurundan kaynaklanan tazminat davaları idareye açılır. Bu durumda davanın açılacağı idari makam Sağlık Bakanlığı olmaktadır. İdare daha sonra doktora rücu edebilir.
  • Cezai Sorumluluk = Doktorun tıbbi müdahale esnasındaki hukuka aykırı davranışları suç olarak tanımlandıysa cezai sorumluluk ortaya çıkacaktır. Doktorların hukuka uygunluk sebeplerinden mağdurun rızasının varlığı sebebiyle her tıbbi müdahaleleri cezai sorumluluk doğurmaz. Yalnızca tıbbi müdahalede bulunmak dışında bir kast ya da taksir varsa sorumluluk oluşur. Örneğin; hukuka aykırı davranışı ile hastayı sakatlayan doktorun yaralama suçundan dolayı cezai sorumluluğu doğar.
  • Mesleki Etik Sorumluluğu = Doktorlar etik kurallarının çok önemli olduğu bir alanda faaliyet göstermektedir. Bu nedenle mesleklerinin icrası sırasında yaşam hakkına saygı duymak, hastanın rızası olmayan işlemi yapmamak, hastayı aydınlatmak ve hastalar arasında ayrımcılık yapmamak gibi etik kurallara uymak zorundadırlar. Mesleki etiğe aykırı olan davranışlara Türk Tabipler Birliği tarafından yaptırım uygulanabilir.
  • Hukuki Sorumluluk = Doktorun mesleğinin icrası esnasında oluşturduğu zararları sebebiyle hukuki sorumluluğu meydana gelebilir. Doktorun hukuki sorumlulğu sözleşmeden, vekaletsiz iş görmeden ya da haksız fiilden kaynaklanabilmektedir.

Doktorun Hukuki Sorumluluğunun Şartları

  • Kusur = Doktorun hukuki sorumluluğuna gidilebilmesi için tıbbi müdahalede kusurlu olup olmadığına bakılır. Doktordan mesleğini icra ederken ortalama bir doktor gibi davranması beklenir. Doktorun hukuki sorumluluğunun doğması için tıbbi müdahale esnasında yapılan hata kusurlu olmalıdır. Doktorluk insanların yaşamını etkileyen bir meslek olduğu için doktor hafif ihmalinden dahi sorumlu tutulacaktır. Kusur kendini kast, ağır ihmal ya da hafif ihmal olarak gösterebilir. Doktor tedaviyi bilerek ve isteyerek yanlış ya da eksik uyguladıysa kast, temel tıbbi bilgilerin yeterli olacağı bir hususta yanlış ya da eksik tedavi uyguladıysa ağır ihmal, doktorun özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu oluşan yanlış ya da eksik tedavide hafif ihmal söz konusu olacaktır.
  • Hukuka Aykırı Fiil = Normalde bir kişinin vücut bütünlüğüne yönelik hareketler hukuka aykırıdır. Fakat doktorluk mesleğinde hastaların verdiği rıza bu hukuka aykırılığı kaldırmaktadır. Eğer doktor hastanın rızası dışında ya da durum gerektirmediği halde rızasını aşan bir şekilde vücut bütünlüğüne yönelik bir fiil gerçekleştirirse bu hukuka aykırıdır. Örneğin; geçirdiği kaza sonucu 3 parmağının kesilmesi gereken ve buna rıza gösteren hastanın tıbben gerekmediği halde 5 parmağını kesmek hukuka aykırı fiili meydana getirir.
  • Hatalı Tıbbi Müdahale = Her türlü hatalı tıbbi müdahale hukuki sorumluluğa gidilmesi için yeterli değildir. Hatalı tıbbi müdahale ortaya bir şahıs ya da malvarlığına yönelik zarar meydana getiriyorsa doktorun hukuki sorumluluğuna gidilebilir.
  • Zarar = Doktorun hukuki sorumluluğuna gidilebilmesi için ortada maddi ya da manevi bir zarar olmalıdır. Doktorun verdiği zararın boyutu maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde önem taşır.
  • Nedensellik Bağı = Hasta üzerinde ortaya çıkan maddi ya da manevi zararın doktorun tıbbi müdahalesinden kaynaklanması gerekmektedir. Yani doktorun tıbbi müdahalesi ile hastada ortaya çıkan zarar arasında nedensellik bağı olmalıdır.

Doktorun Hukuki Sorumluluğu Nedeniyle Manevi Tazminat

Doktorun sorumlu tutulduğu tıbbi müdahalesi hastaya acı, üzüntü, keder vb. olumsuz duygular yaşatmış olabilir. Ayrıca psikolojik sorunların da ortaya çıkması muhtemeldir. Psikolojik sağlık da vücut bütünlüğü içerisinde değerlendirilir. Kuşkusuz ki hastanın yaşadığı bu olumsuz duygular ve psikolojik sorunların karşılığında bir tazminat verilmelidir. Yalnızca maddi zararlarının tazminat konusu edilmesi toplumun adalet duygusunu sarsacak ve insanın doğal yapısını inkar edecek bir hareket olacağı için manevi tazminat da ortaya çıkar.

Hakim tarafların maddi durumlarını, hastada tıbbi müdahale sonucu oluşan manevi zararın boyutunu, olayın gerçekleşme biçimini ve hastanın çalışma gücündeki eksikliği göz önüne alarak hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmetmelidir. Verilecek manevi tazminatın manevi zarara uğrayan kişiyi tatmin etmesi önemlidir.

Doktorun Hukuki Sorumluluğu Nedeniyle Maddi Tazminat

Maddi tazminat, kişinin madden uğradığı zararların karşılanması amacıyla verilen tazminat türüdür. Doktorun tıbbi müdahalesi sonucu oluşan zarar yeni bir tıbb müdahaleyi, tedaviyi, ameliyatı ya da ilaç kullanımını gerektirebilir. Böyle bir durumda doktorun tıbbi müdahalesinden zarar gören kişi bunları maddi tazminat içerisinde isteyebilecektir. Ayrıca doktorun tıbbi müdahalesi sonucu doğan zarar hastanın işgücünün eksilmesine ya da ortadan kalkmasına sebep olduysa bunlar da maddi tazminat hesaplanırken göz önünde bulundurulmalıdır. Hastanın tıbbi müdahale sonucu ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Hasta bunun da tazminat konusu edilmesini isteyebilecektir.

Örneğin; doktor kusurlu olarak futbolcu olan hastasının ayağını kestiyse hastanın isteyebileceği birden fazla maddi tazminat konusu ortaya çıkar. Hasta platin bacak takılmasını tedavi masraflarının tazminatı kapsamında, ayağı kesildiği için futbol kariyerinin sonlanması sebebiyle yoksun kaldığı ve kalacağı kazançlarını işgücünün eksilmesi ve ekonomik geleceğinin sarsılması kapsamında isteyebilir.

Doktorun Hukuki Sorumluluğunda Zamanaşımı

Zarar gören hastanın zararı ve tazminatı ödemesi gereken kişiyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ve her halde haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde doktora karşı maddi ve manevi tazminat davalarını açması gerekir. Fakat doktorun tıbbi müdahalesi Ceza Kanunu’ndaki bir suça sebebiyet olduysa ve oradaki zamanaşımı süresi daha uzunsa o dikkate alınır.

Doktorun Hukuki Sorumluluğunda Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Haksız fiilden doğan sorumluluklarda genel yetki kuralı gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız fiilin işlendiği yerin mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir.

 

 

 

 

 

 

 

Ölümlü Trafik Kazalarında Tazminat Davası

Ölümlü Trafik Kazası Nedir?

    Ölümlü trafik kazası, en az bir motorlu taşıtın karıştığı bir trafik kazası nedeniyle ölüm sonucunun ortaya çıkmasıdır. Ülkemizde trafik kazası sayısı ve trafik kazalarında ölenlerin sayısına bakınca bu hususun ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. Ölümlü trafik kazalarında, ölüme bağlı sorumluluğu bulunan kişiden oluşabilecek maddi ve manevi zararların talep edilebilmesi mümkündür. Trafik kazaları nedeniyle yakınlarını kaybedenler bu kaza sonucu oluşan zararlarının karşılanmasını talep edebileceklerdir.

Ölümlü Trafik Kazasında Tazminat Çeşitleri

Ölümlü trafik kazaları sonucu, ölen kişinin yakınları ölüme bağlı şekilde oluşan acı dışında birtakım hukuksal imkanlarla birlikte zararlarını tazmin etme imkanı bulabilirler. Ölen kişinin ölümü sebebiyle kusurlu kişiye karşı maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası açmak mümkündür. Bunun dışında ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle ceza davası zaten savcılık tarafından re’sen yani kendiliğinden açılacaktır. Ölenin yakınlarının ölümlü trafik kazaları sonunda ceza davası açılması için bir şikayette bulunmasına gerek bulunmamaktadır.

Ölümlü Trafik Kazasında Maddi-Manevi Tazminat Davası

Ölümle sonuçlanan trafik kazaları sonucunda ölenin yakınları, trafik kazası nedeniyle gerçekleşen ölüm dolayısıyla oluşan maddi ve manevi tazminat davasını aracı kullanan kişiye, varsa aracın işletenine veya sigorta şirketine karşı dava açarak oluşan zararın tazminini talep edebilir.  

Ölüme bağlı trafik kazasında, maddi tazminat davalarında:

-Cenaze giderleri

-Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararlar,

-Ölenin desteğinden kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar, talep edilebilecektir.

Destekten yoksun kalma tazminatı, trafik kazalarında ölen kişinin yakınları olarak kanunda belirtilmiştir. Ölenin yakınları burada annesi, babası, eşi, çocukları, nişanlısı, dayısı, halası veya destek verdiği herhangi başka bir kişi olabilir. Destekten yoksun kalma tazminatı için, ölenin hayatı boyunca destek olacağı kimselerin açtığı maddi tazminat davası olacaktır. Burada tazmin edilecek olan tazminat kişinin ölmüş olmasa yakınlarına karşı yapacağı muhtemel destektir.

Ölüme Bağlı Trafik Kazasında Manevi Tazminat Talebi:

Ölen kişinin yakınlarının ölüm sebebiyle uğradığı elem ve üzüntünün hukuk çerçevesinde bir nebze dahi olsa giderilmesi için manevi tazminat davası açılabilir.

Ölümlü Trafik Kazasında Maddi-Manevi Tazminat Neye Göre Belirlenir

Ölümlü trafik kazalarında maddi tazminatın belirlenmesi, trafik kazasının durumuna göre çeşitlilik gösterir.
Ölümlü trafik kazası halinde maddi tazminat miktarının belirlenmesi ölenin, trafik kazasına bağlı şekilde varsa tedavi giderleri, kazanın oluşma biçimine göre araçta meydana gelecek zararlar veya kazaya bağlı şekilde oluşabilecek her türlü ekonomik değeri azaltıcı zarar aracı kullanan kişiden, eğer araç kazayı yapan şahsa ait değilse aracın sahibine, ölüme neden olan kazayı yapan kişi bir firmada çalışıyorsa aracı işleten işletmeye karşı veya bulunması halinde sigorta şirketine karşı maddi tazminat davası açılabilir.
Ölen kişinin cenaze masraflarını karşılayan yakını (annesi, babası, eşi, dayısı, halası…) burada cenaze sebebiyle oluşan ve karşıladığı her türlü zararın tazminini kusurlu olan taraftan talep edebilir.

Ölümlü trafik kazası öncesinde trafik kazasına bağlı olarak kişinin, gördüğü tedavi nedeniyle uğradığı zararı da ölümden sonra yakınları tarafından talep edilebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı ise ölenin yakınları (ölenin sürekli olarak destek verdiği her kim olursa olsun) tarafından açılacak destekten yoksun kalmaya bağlı maddi tazminat davası ile oluşacak muhtemel zararları talep edilebilir.

Ölümlü trafik kazaları nedeniyle manevi tazminat miktarının belirlenmesi kanun tarafından herhangi bir şarta veya usule bağlanmamıştır. Manevi tazminat talebiyle açılan davalarda hakim, olayın kendi içerisinde bulundurduğu şartlara, tarafların maddi durumlarına, ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle olayın ölen tarafın yakınlarında oluşturduğu manevi tahribat, olayda tarafların kusurluluğuna göre hakim hakkaniyete uygun bir manevi zarara karar verecektir.

Ölümlü trafik kazalarında belirlenecek tazminat miktarı her kazada farklılık gösterir. Hakim burada durumun şartlarına göre hakkaniyete uygun bir miktar belirleyecektir.

Ölümlü Trafik Kazalarında Kusur

Ölümlü trafik kazalarında, maddi tazminat belirlenirken en önemli iki unsur oluşan zarar ve kusur oranıdır. Tarafların meydana getirdikleri hukuka aykırı fiilden dolayı kusurlarının boyutuna göre hakim maddi tazminat kararına hükmedecektir. Ölümlü trafik kazaları gerçekleştikten sonra açılacak davada hakim kazaya sebep olan olaylara bakarak hangi tarafın daha kusurlu olduğunu tespit edecektir. Ölen kişinin meydana gelen trafik kazasında kusuru varsa hakim bunu göz önünde bulundurarak verilecek tazminat cezası miktarında bir indirime gidecektir.

Ölümlü Trafik Kazalarında Tazminat Davası Ne Kadar Sürer:
Ölümlü trafik kazası sonucunda açılacak tazminat davalarında tarafların iddialarını ileri sürmesi, varsa tanıkların dinlenmesi, birtakım delillerin sunulması, mahkemenin delil talep etmesi, kusur tespiti yapılmasıyla birlikte itiraz yapılması halinde itirazlar da dikkate alınarak mahkemeden bir karar çıkması beklenir. Kusur tespiti genellikle bilirkişi tarafından hazırlanır. Tüm bu işlemlerin usulüne uygun ve süresinde yapılmasıyla birlikte ortalama bir maddi tazminat davası 2 yıla yakın bir sürede sona ermektedir. Burada avukatlık hizmetinden yararlanılmasıyla birlikte işlemlerin daha hızlı ve güvende sürdürüldüğü görülmektedir.

Ölümlü Trafik Kazasında Ölen Kişinin Mirasçılarının Hakları

Ölümlü trafik kazasında kanun tazminat talep etme hakkını, ölen kişinin mirasçılarına değil desteğinden yoksun kalan kimselere vermiştir. Buradan anlamamız gereken şey ölümlü trafik kazası nedeniyle kişilerin maddi-manevi tazminat talep etmesi için ölenin mirasçısı olunmasına gerek yoktur. Ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler her kim olurlarsa bu Borçlar Kanununun 53.maddesini dayanak göstererek maddi tazminat davası veya manevi tazminat davası açma hakkına sahip olurlar.  

Ölümlü Trafik Kazasında Kimler Tazminat Alabilir?

Ölümlü trafik kazasında tazminat alabilmek için illa ki ölenin mirasçısı olunmasına gerek yoktur. Kanun burada ölenin desteğinden yoksun kalan herkese dava açma hakkı vermiştir. Lakin destekten yoksun kalmadan kasıt sürekli şekilde destek olmaktır. Örneğin; trafik kazası nedeniyle ölen kişi nişanlısına maaşından sürekli olarak belirli bir miktar para yolluyorsa, trafik kazası nedeniyle ölüm gerçekleştikten sonra nişanlısı yoksun kaldığı bu geliri, destekten yoksun kalma tazminatı olarak isteyebilecektir.
Ölümlü trafik kazalarında verilecek olan tazminat miktarı kusur derecesine ve hakimin olaya göre hakkaniyete göre belirleyeceği takdir yetkisine bağlı olarak düşebilir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.

Manevi tazminat talebi, maddi destekten yoksun kalanlar tarafından istenebilir. Buna göre manevi tazminat miktarı da kişilerin ekonomik durumu, olaydaki kusurluluk derecesine ve kişilerin içlerinde bulundukları elem ve üzüntüye göre hakimin belirleyeceği hakkaniyete göre karar verilir.

Ölümlü Trafik Kazaları Cezaları

Ölümlü trafik kazalarında, trafik kazası sonrası ölümün gerçekleşmesiyle birlikte savcı re’sen bu konuyla ilgili ceza davası açacaktır.

Ölümlü trafik kazasında ölenin desteğinden yoksun kalan herkes, maddi ve manevi tazminat davası açarak oluşan zararlarının tazminini talep edebileceklerdir. Olayın şartlarına ve kusur derecesine göre buradaki miktarlar hakimin hakkaniyete uygun belirleyeceği tutarlar olacaktır. Ölümlü trafik kazalarında yakınların alacakları tazminat miktarı zarar ve kusur derecesine göre hakim tarafından belirlenecektir.

Ölümlü Trafik Kazasında Zaman Aşımı

Ölümlü trafik kazasında zaman aşımı süresi zararın veya trafik kazasına neden olan kişinin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içerisinde açılması gerekmektedir. Bunun dışında ölümlü trafik kazasının üzerinden 10 yıl geçmesi ile birlikte zaman aşımı gerçekleşmiş olur ve bu süre hak düşürücü süre olduğu için bu tarihten itibaren artık dava açılamayacaktır.

Ölümlü Trafik Kazasında Tazminat Davası için Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ölümlü trafik kazasında kişilerin kusuruna ve hukuka aykırı işlediği duruma göre alacağı ceza için savcılık re’sen Ceza Mahkemelerinde dava açılması kararı verecektir.

Ölümlü Trafik kazasında maddi veya manevi tazminat davası genel kural olarak Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılacaktır. Yetkili mahkeme bakımından ise trafik kazasının meydana geldiği yerde bulunan yer mahkemesinde, davalının ikametgah adreslerinde bulunan yer mahkemesinde veya davacının ikamet ettiği yerde bulunan yer mahkemesinde dava açılması mümkündür. 

Trafik Kazasında Aracın Değer Kaybı ve Tazminatı Davası

Trafik Kazasında Aracın Değer Kaybı ve Tazminatı Davası konusu son dönemde trafik sigortalarının da değerlenmesi ile çok fazla araştırılmaya başlanmıştır.

Araç Değer Kaybı Nedir?

Araç değer kaybı, trafik kazasına karışmış aracın ikinci el araç piyasasında değerinin düşmesi olarak tanımlanmaktadır. Kaza sonrasında araçtaki hasar her ne kadar hatasız bir şekilde giderilmeye çalışılsa da araçta parça değişimi yahut darbe onarımı olduğundan dolayı araç bir miktar değer kaybına uğramaktadır ve bu hususta araç sahiplerinin aklına bazı sorular gelmektedir.

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?

Araçta değer kaybının hesaplanmasına gelince, trafik kazaları sonucunda araçlarda hasarlar meydana gelmekte ve bu zararların kusurlu olan taraf tarafından giderilmesi gerekmektedir. Bu giderim karşı tarafın sigortası tarafından karşılanmakta ancak genellikle aracın hasar tamiri görmesi sonucu oluşan, aracın ikinci el piyasasındaki değer kaybı sigorta poliçelerine dahil edilmemektedir. Mağdur taraf ise bunu ayrı bir dava yoluyla tazmin etme yoluna gitmektedir. Peki bu şekilde bir dava açıldığında araçta oluşan değer kaybı nasıl tespit edilecektir?

Öncelikle ekspertiz çalışmaları yapılır. Bu çalışmalar esnasında bilirkişiler:

  • Aracın 2. El piyasasındaki kazadan önceki değerini,
  • Aracın yaş ve kilometresini,
  • Hasar gören parçaların araç için ne kadar önemli ve değerli olduğu,
  • Yapılan boya işlemleri ve aracın daha önceki kazalardan bulunan tamir & parça değişim geçmişini

hesaba katarak kusurlu taraftan talep edilmesi gereken parayı ortaya çıkarırlar.

Araç Değer Kaybı Trafik Sigortası Karşılar mı?

Sigortalar tarafından tazmin edilen zararlar esas olarak araçta meydana gelen hasarın giderilmesine yönelik olmaktadır. Bu zarar giderildikten sonra aracın hasarın giderilmesine yönelik geçirdiği işlemlerden doğan değer kaybının karşılanması konusunda sigortalar teminat kapsamında bulunmadığını yahut araca yeni parçalar takıldığından dolayı bir değer kaybının mevcut olmadığını savunmakta idi ancak verilen mahkeme kararlarıyla bu durum çözüme bağlanmış olup sigorta şirketlerine yöneltilen ayrı bir değer kaybı tazmini davası ile bu kaybın da sigortaya karşılatılması mümkün hale gelmiştir. Bunun için iki yıl zaman içerisinde başvurmaları ve trafik teminat limiti 29 bin liraya kadar hasar bedelini aşmamış olması gerekmektedir. Sigorta şirketleri her ne kadar teminat dışı hal olduğunu savunsalar yahut yeni parçalar takıldığından dolayı araçta değer kaybı olmadığını iddia etseler de mahkemelerin artık bu konuda kararları netleşmiş olup zararlar teminat kapsamında ele alınmaktadır.

Araç Değer Kaybı Davası Kime Açılır?

Kusursuz olan araç sahibinin uğramış olduğu zarar karşı taraf tarafından tazmin edilmekte ancak araçta hasar tamiri yapıldığından dolayı oluşan değer kaybı, aşan bir zararı oluşturmaktadır. Bu ise TBK 122. maddeye dayanarak karşı taraftan talep edilebilecektir.

Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. Aracı hasar gören taraf tarafından hasara sebep olan tarafa karşı açılan bu davada karşı tarafın aracın değer kaybetmesine yönelik tazminat ödememesi için bu hususta kusursuz olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.

Trafik kazasında kusurlu bulunan tarafın mevcut ise sigorta şirketine, değilse kusurluluğu tespit edilen şahsın kendisine yönelik araç değer kaybı davası açılabilir.

Araç Değer Kaybı Davası İçin Gerekli Belgeler

Araç değer kaybına yönelik talepte bulunmak için gerekli evraklar aşağıdaki gibidir:

  • Kaza tespit tutanağı
  • Ekspertiz raporu
  • Servis raporu ve servis faturası
  • Araçtaki hasara ait fotoğraflar
  • Sigorta poliçesi
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi
  • Araç kiralanmış veya ticari kaybı varsa fatura ve belgeler

Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır?

Öncelikle dikkat edilmesi gereken husus zamanaşımı süresi olarak kazanıın üzerinden 2 yıl geçmemiş olmasıdır. Şayet aracın değer kaybına uğramasına sebep olan trafik kazası son iki yılda meydana gelmiş ise, davacı taraf kusursuz davalı tarafın ise kusurlu olması halinde, kazada hasar gören ve değer kaybına sebep olduğu iddia edilen parçaların daha önce de aynı şekilde değişmemiş olması kaydıyla, bahsettiğimiz gerekli evrak ve belgeler ile birlikte dava açılabilmektedir.

Araç değer kaybınıza yönelik davalarınızda profesyonel hukuki destek ve avukatlık hizmeti almak için Farah Hukuk avukatları ile iletişime geçebilirsiniz.

Araç Değer Kaybı Davasında Zamanaşımı Süresi

Araçta değer kaybı davasında kanuni zamanaşımı süresi 2 sene olup bu süre kazanın olduğu tarihte başlamaktadır. Bu tarihten itibaren iki sene geçmesiyle araç değer kaybından kaynaklı tazminat talep etme hakkı hakkı düşecektir.

Araç Değer Kaybı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Araç değer kaybı davasında davanın yöneltileceği taraf genellikle kusurlu olan tarafın sigorta şirketi olacağından görevli mahkemeler de mevcut ise asliye ticaret mahkemesi şayet yok ise asliye hukuk mahkemesi olacaktır. yetkili mahkeme ise bir haksız fiil söz konusu olduğundan, “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” Hükmü gereğince zararın meydana geldiği yer yahut zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir.

Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Tazminat Davası Nasıl Açılır? Konusu tazminatın cinsine göre değerlendirme yapılarak incelenmesi gerekmektedir.Tazminat talebinin neden kaynaklı olduğu ve tazminatın ne olduğunu belirlemekte fayda vardır.

Tazminat Nedir?

Tazminat, hukuka aykırı bir eylem sonucunda meydana gelen maddi veya manevi zarara karşılık olarak ödenen bedel olarak tanımlanmaktadır. İnsanlararası ilişkilerde bir tarafın haksız fiili ile diğer taraf maddi ve manevi zararlara uğrayabilmektedir. İftira, hakaret, mobbing, psikolojik ve duygusal şiddet gibi kişinin iç dünyasında buhranlar yaratacak, manevi olarak ağır acı, elem ve ızdıraba sebep olabilecek durumlar için manevi tazminat davaları, mala zarar verilmesi, trafik kazalarında uğranan hasarın karşılanması, uğranan maddi zararların tazminine yönelik olarak manevi tazminat davaları açılmaktadır. Açıklamalarımızdan da anlaşıldığı üzere tazminat davaları bir haksız fiil sonucu yaşanmış mağduriyetin hukuki yollarla giderilmesini amaçlamaktadır. Tazminat davalarında örnek olarak maddi-manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı, kıdem tazminatı, ölüm tazminatı, malpraktis sonucu tazminatlar, trafik kazası sonucu tazminatlar, boşanma sonucu tazminatları gösterebiliriz. Bunlardan bir kısmına aşağıda değinmeye çalışacağız:

Kıdem Tazminatı:

Kıdem tazminatı; iş sözleşmesi en az bir yıl süren işçinin kanunda sayılı olan nedenlerle iş sözleşmesinin sona ermesi halinde, işveren tarafından kendisine ödenmesi gereken bedeli ifade etmektedir. Kıdem tazminatı alınmasını haklı kılan sebepler ise aşağıda belirtildiği gibidir:

  • İşçi , işveren tarafından, haklı bir neden olmadığı halde işten çıkarılmış ise,
  • İşçi, sağlık sebepleri ya da işverenin ahlak veya iyi niyet kurallarına aykırı hareketleri gibi haklı bir nedene istinaden veya  zorlayıcı sebepler nedeniyle işi bırakmış ise,
  • İşçi, askerlik görevini yapmak maksadıyla işten ayrılmış ise,
  • İşçi emekliliğe hak kazanmış ya da emeklilik için gerekli prim gün sayısı ile sigortalılık süresini doldurmuş ise,
  • İşçi evlendikten sonra 1 yıl içerisinde işi bırakmış ise, (haklı neden)

Ölüm Tazminatı Nedir:

Borçlar Kanunu’nda düzenlendiği üzere, sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür.

Detaylı bilgi için İşçinin Ölümü Halinde Kıdem ve Ölüm Tazminatı konulu makalemize göz atabilirsiniz.

Trafik Kazası Maddi Tazminat Davası:

Trafik kazalarında meydana gelen maddi hasar ve bedensel yaralanmalardan dolayı bu hasarların tazmini (eşyalardaki hasarın onarımı masrafları, tedavi masrafları vb.) için maddi tazminat davası yoluna başvurulmaktadır. Maddi hasar görmüş bireyler maddi tazminat davası yolu ile uğramış oldukları maddi zararları ve hasar onarım bedellerini tazmin edebilmektedirler.

Trafik Kazası Manevi Tazminat Davası:

Trafik kazaları sonucunda taraflarda maddi hasarlar meydana gelebileceği gibi böyle bir olay sonucunda kişilerin duyacakları acı, keder ve üzüntüden dolayı ciddi manevi hasarlar da  meydana gelebilmektedir. Trafik kazası geçirmiş olan bireyler, uğramış oldukları bu manevi hasarlardan ötürü manevi tazminat yoluna başvurabilmektedirler.

Detaylı bilgi için Trafik Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Davası konulu makalemize göz atabilirsiniz.

Malpraktis (Doktor Hatası) Sonucu Açılacak Davalar:

Hasta hekim ilişkisi bir sözleşmesel ilişki olduğundan TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin sözleşmeden doğan hasta-hekim arasındaki sorumluluk hususunda uygulanması söz konusu olacaktır.

Hekimin kusurundan dolayı hastanın;

Hayatının akışı içerisinde kazanacağı veya kazanması muhtemel kazançlar,

Hastane/ameliyat masrafları hatalı tedavi uygulayan hekimden maddi tazminat yoluyla talep edilebilecektir. Bu dava maddi tazminat davası şartlarını taşımakta olup açılması bu yolla olmaktadır.

Ayrıca hastanın veya ailesinin hatalı tıbbi müdahaleden doğan acı, elem, ızdırap çekmesine sebep olabilecek hallerden dolayı hekimden manevi tazminat talep etmek mümkün olacaktır. Bu dava manevi tazminat davası şartlarını taşımakta olup açılması bu yolla olmaktadır.

Detaylı bilgi için Doktor Hatası (Malpraktis) Ceza Davaları ve Tazminat konulu makalemize göz atabilirsiniz.

Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Tazminat davaları belirtilen süreler içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye başvurmak suretiyle açılmaktadır. Tazminat davalarında uğranılan zararın ve davalı kişinin kusurlu bir şekilde haksız fiiliyle bu zarara sebep olduğunu davacı ispatlamalıdır.

Tazminat davaları konusunda profesyonel hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti almak için Farah Hukuk avukatlarıyla iletişime geçmenizi öneririz.

Detaylı bilgi için Dava Nasıl Açılır konulu makalemize göz atabilirsiniz.

Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Tazminat davasını bir haksız fiil neticesinde zarara uğramış ve bu zararlarının hukuki yollardan tazmin edilmesini isteyen kişiler açabilmektedir. Kanunda belirtildiği üzere ağır bedensel zarar yahut ölüm halinde mağdurun yakınları lehine de tazminata hükmedilmesi mümkündür. Nitekim destekten yoksun kalma tazminatı da buna yönelik olarak düzenlenmiştir.

Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

Tazminat davalarının amacının, bir haksız fiil neticesinde maddi veya manevi zarara uğramış mağdurun zararının hukuki yoldan giderilmesi olduğunu belirtmiştik. Bu doğrultuda tazminat davaları kural olarak, kusurlu halde, hukuka aykırı bir fiil neticesinde bir zarara sebep olan kişilere açılmaktadır. Kusur konusunda kanunda düzenlenmiş olan bazı kusursuz sorumluluk halleri vardır ki bu hallerde kusur aranmaz. Bu haller aşağıdaki gibidir:

  • Hakkaniyet sorumluluğu
  • Adam çalıştıranın sorumluluğu
  • Hayvan bulunduranın sorumluluğu
  • Yapı malikinin sorumluluğu
  • Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme

Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tazminat davalarında görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

Yetkili mahkeme ise davalının ikametgah yeri mahkemesi, şayet davalı tüzel kişi (şirket, vakıf, dernek, üniversite vs.) ise tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Davalı sayısı birden fazla ise de tazminat davası, davalılardan herhangi birinin yerleşim yerinde açılabilir.

Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi

Kanun hükmü uyarınca:

Tazminat istemi, zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Yargıtay kararları doğrultusunda:

Tazminata konu eylem, ceza kanunlarına göre suç ise, tazminat davası için de ceza zamanaşımı uygulanır. Bunun için ceza davasının açılması zorunlu değildir.

Detaylı bilgi için Davalarda Zamanaşımı Süreleri konulu makalemize göz atabilirsiniz.

Doktor Hatası (Malpraktis) Durumunda Ceza Davaları ve Tazminat

Doktor Hatası (Malpraktis) Durumunda Ceza Davaları ve Tazminat konusunu tanımlar yaparak inceleyelim ardından kişilerin bu yöndeki haklarını değerlendirelim.

Malpraktis Nedir?

Malpraktis, “bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanmasıdır” Halk arasındaki deyimiyle doktor hatasıdır.

Dünya Tabipler Birliğine göre ise malpraktis “hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan hasardır”.  

Malpraktis Davası Nasıl Açılır?

Hasta hekim ilişkisi bir sözleşmesel ilişki olduğundan TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin sözleşmeden doğan hasta-hekim arasındaki sorumluluk hususunda uygulanması söz konusu olacaktır.

Hekimin kusurundan dolayı hastanın;

Hayatının akışı içerisinde kazanacağı veya kazanması muhtemel kazançlar,

Hastane/ameliyat masrafları hatalı tedavi uygulayan hekimden maddi tazminat yoluyla talep edilebilecektir. Bu dava maddi tazminat davası şartlarını taşımakta olup açılması bu yolla olmaktadır.

Ayrıca hastanın veya ailesinin hatalı tıbbi müdahaleden doğan acı, elem, ızdırap çekmesine sebep olabilecek hallerden dolayı hekimden manevi tazminat talep etmek mümkün olacaktır. Bu dava manevi tazminat davası şartlarını taşımakta olup açılması bu yolla olmaktadır.

Hatalı hekim uygulamasından kaynaklanan hak kayıplarınız ve uğradığınız zararların tazmini gerekçesiyle açmak istediğiniz davalar hususunda Farah Hukuk avukatlarından hukuki destek alabilirsiniz.

Malpraktisin Özel Hastanede Olması
Hastanın uğradığı zararlar, hem hata yapan doktordan hem de özel hastaneden talep edilebilmekte olup özel hastanelerin hata doktorun, bizim sorumluluğumuz yok şeklindeki savunması geçerli bir savunma değildir.
Hasta, doktor hatası nedeniyle zarara uğradığında doktoru çalıştıran özel hastane adam çalıştıran ve işleten sıfatıyla doktor ile birlikte zarardan sorumludur. Tazminat davası, doktor ve özel hastane aleyhine açılmalıdır.

Doktorun Hastaya Karşı Sorumlulukları

Doktorun hastaya karşı bakım ve tedavi görevi bulunmaktadır. Doktor hafif kusuru da dahil olmak üzere her türlü kusurundan dolayı sorumludur. Bu sebeple, doktor bu görevini en iyi şekilde yerine getirmelidir aksi takdirde hastanın veya yakınlarının açacağı tazminat davası sonucunda tazminat ödemek zorunda kalabileceği gibi şayet eylemler suç oluşturuyorsa cezai sorumluluk da söz konusu olabilir.

Hastanın ve Hasta Yakınlarının Mağduriyeti Nasıl Giderilir?

Doktorun hatası söz konusu olduğunda genellikle hasta ve hasta yakınlarının mağduriyetini gidermek tam anlamıyla mümkün olamamakta bu hatalar kişinin sağlığına ve vücut bütünlüğüne yönelik olduğundan hata sonucu kalıcı sakatlıklara ve ölüme uzanan sonuçlara yol açabilmektedir. Hasta ve hasta yakınları doktor hatasından kaynaklanan mağduriyetlerini ve maddi-manevi uğradıkları zararları tazminat davası açarak doktordan ve/veya hastaneden tazmin edebilmektedir.

Doktor hatası nedeniyle maddi ve manevi zararlara uğramışsanız hak kaybına uğramadan zararınızı tazmin etmek için Farah Hukuk’tan hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti alabilirsiniz.

Malpraktis Davaları Kimler Tarafından Açılır?

Malpraktis davası açma hakkı öncelikle doktorun hatası sonucu zarar gören hastadır. Şayet hasta küçük veya kısıtlı ise, bu davanın veli veya vasi tarafından açılması mümkündür.

Doktor hastası neticesinde hastanın ölmüş olma durumunda ise bu dava, hastanın desteğinden yoksun kalan yakınları tarafından açılabilmektedir.

Malpraktis Davaları Kime Karşı Açılır?

Malpraktis davaları, şayet hata, özel hastanede meydana gelmiş ise hem doktor hem hastaneye davalı gösterilebilmek üzere hasta ve hasta yakınları tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulabilmektedir. Şayet hata kamu hastanesinde meydana gelmişse kamu hastanesi (kurum) davalı gösterilmek suretiyle dava açılacak, şartlara göre devlet, doktora rücu ederek zararın tazminini isteyebilecektir. Şayet doktorun cezai sorumluluğu söz konusuysa işlenilen suçun kişinin kendisini etkilemesi prensibinden dolayı doktor adına suç duyurusunda bulunulacak ve doktorun cezai sorumluluğuna gidilecektir.

Yanlış Tedavi Sonucunda Maddi ve Manevi Tazminat

Yanlış tedavi sonucunda, yanlış tedavi uygulanan kişinin sağlığına ve vücut bütünlüğüne yönelik ciddi zararlar meydana gelebilmekte ve bu durum kişinin ilerde iş görmesi dahil sonraki yaşantısını derinden etkilemekte, kişi psikolojik olarak ağır acı, üzüntü ve elem duyabilmektedir. Bunun sonucu olarak uğradığı bütün bu maddi ve manevi zararların, hasta ve hasta yakınları tarafından talep edilmesi mümkün olmakta, zararlarının tazmini için maddi ve manevi tazminat davalarıyla doktora ve hastaneye yönelik talepte bulunulabilmektedir.

Malpraktis Davalarında Zamanaşımı Süresi

Estetik ameliyatı dışındaki tıbbi müdahalelerde hasta ile hekim arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olup bu süre 5 yıldır.Estetik ameliyatı durumunda ise hasta ile hekim arasında eser sözleşmesi söz konusu olduğundan bu süre yine 5 yıldır. Şayet eser sözleşmesinde hekimin ağır ihmali olması halinde zamanaşımı süresi 20 yıldır.

Vekaletsiz iş görme halinde ise genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre zamanaşımı süresi olarak geçerli olmaktadır.

Eğer hekimin cezai sorumluluğuna gidilecek ise bu durumda bir ceza davası söz konusu olduğundan ceza davalarındaki zamanaşımı söz konusu olacaktır.

Malpraktis Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme: Özel hastanede veya özel muayenehanede gerçekleştirilen bir müdahaleden zarar doğmuşsa; tazminat davası adli yargıda açılmakta iken kamu hastanelerinde meydana gelen hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararlara ilişkin açılacak tam yargı davaları idare mahkemesinde açılacaktır.

Yetkili mahkeme: Özel hastaneye veya özel muayenehane sahibi hekime karşı açılacak davalarda, davalının  davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi iken haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir.

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

logo-beyaz

Copyright 2020 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.