akıl hastalığı sebebiyle boşanma

İntifa Hakkı

İntifa hakkı, hak sahibine başkasına ait olan bir maldan tam olarak yararlanma yetkisini veren bir irtifak hakkıdır. Hak sahibi bu maldan ve maldan elde edilenlerden yararlanır. Mal sahibi bu hakkı vermekle mülkiyet hakkından vazgeçmez. Ancak kuru bir mülkiyet hakkı kalır yani malı satma, devretme yetkilerine hala sahip olsa da malı kullanamaz ve maldan yararlanamaz. Bu yetkiler malikte değil, hak sahibindedir. İntifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar, malvarlıkları ve haklar üzerinde kurulabilir.

 

İntifa Hakkının Kurulması

İntifa hakkı, taşınmazlarda tapuya tescil ile, taşınırlarda taşınırın hak sahibine teslimi ile, alacaklarda ise alacağın devriyle kurulur. İntifa hakkı üç şekilde kurulabilir. Bu haller intifa hakkının, sözleşmeyle kurulması, kanuni yolla kazanılması, mahkeme kararı ile kazanılması şeklinde olabilecektir. 

Sözleşme ile intifa hakkının kazanılabilmesi, malın sahibi üçüncü bir kişiye maldan yararlanma yetkisini vererek intifa hakkı kurulabilir. Söz konusu üçüncü kişi bir tüzel kişi de olabilir.(Şirket vs.) Ancak sözleşmeyle intifa hakkının kurulabilmesi için tapu memurunun resmi senedi düzenleyip tapuya tescil etmesi gerekir.

Kanunen kazanılması, yasal intifa hakkı, tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ; tescil edilmiş ise herkese karşı ileri sürülebilir. Kanundan doğan yasal intifa hakları aşağıda sayılmıştır:

Kocasının karısının malları üzerindeki intifa hakkı

Mirasta sağ kalan eşin intifa hakkı

Anne ve babasının velayeti altındaki çocuğun malları üzerindeki intifa hakkı

 

Mahkeme Kararı ile Kazanılması

Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkı kurulması konusunda sözleşme yapıldıktan sonra malik intifa hakkı kurmaya yanaşmazsa, hak sahibi mahkemeye başvurarak intifa hakkının kurulmasını talep edebilir. Mahkemenin vereceğin kesin karar ile intifa hakkı taşınmazlarda kararla birlikte, taşınırlarda malın icraya kurulup hak sahibine devredilmesiyle kurulur.

 

İntifa Hakkının Kurulabilmesi için Gerekli Belgeler

İntifa hakkının kurulabilmesi için gerekli belgeler; intifa hakkı tesis edilecek taşınmaz malın tapu senedi, intifa hakkı tesisini isteyen tarafların veya yetkili temsilcilerinin fotoğraflı nüfus cüzdanları, tarafların birer vesikalık fotoğrafı, intifa hakkı mahkeme kararı ile tesis edilecekse kesinleşmiş mahkeme kararı, binalarda zorunlu deprem sigortası, belediyeden alınan emlak vergisi değerini gösteren belge gerekmektedir. 

 

İntifa Sahibinin Hakları

Zilyetlik:İntifa sahibi maldan doğrudan doğruya yararlanma yetkisine sahip olduğu için malın zilyetliğini elde etme hakkına sahiptir.

Kullanma:Hak sahibi, malın üzerinde önemli değişiklikler yapmadan, mala zarar vermeden, malın özgülenme amacını malike zarar verecek şekilde değiştirmeden malı kullanma hakkına sahiptir. Örneğin: Konut olarak kullanılan bina üzerindeki intifa hakkı sahibi bu binayı lokanta haline getiremez.

Ürün ve gelir elde etme:Maldan gelecek ürünleri ve gelirleri elde etme yetkisi vardır. Örneğin ekilen bir tarla üzerindeki ürünler intifa hakkı süresi içinde olgunlaşırsa hak sahibi bunları toplayabilir. Ancak ekimi yapan malik ürünün değerini aşmayacak şekilde uygun bir tazminat isteyebilir. Ya da hak sahibi malı kiraya vererek, kira bedelini alabilir.

Yönetme:Hak sahibi intifa konusu malı yönetme yetkisine sahiptir. Malı ister kendi yönetir, isterse başkasına bırakır. Kiraya verebilir, malın kullanılmasını başka birine bırakabilir.

Resmi defter tutulmasını talep etme : Hem intifa hakkı sahibi hem de malik üzerinde intifa hakkı kurulan malların resmi defterinin tutulmasını talep edebilir.

 

İntifa Hakkı Sahibinin Yükümlülükleri

İntifa hakkı sahibinin bu hakkı kullandığı malın üstünde yükümlülükleri bakım-koruma, malın masraflarını ve vergilerini ödeme, malı sigorta ettirme şeklindedir. 

 

  • Bakım ve koruma: Hak sahibi malın bakımını ve korunmasını sağlamak, öz değerinin zarar görmemesi için gerekli önlemleri almak durumundadır. Hak sahibi malın olağan kullanımı için gereken onarım vs. giderlerini kendisi karşılar. Olağan bakımı aşan durumlar söz konusu olursa malike bunu bildirmelidir.
  • Masraf ve vergi ödeme: Hak sahibi malın olağan bakım ve işletme giderleri ile malın vergi ve resimlerini ödemekle yükümlüdür. 
  • Malı sigorta ettirme: Eğer yerel adetlere göre  özenli bir işletmenin gereği ise intifa sahibi, malı malik lehine yangına veya başka tehlikelere karşı sigorta ettirmekle yükümlüdür.

 

 

İntifa Hakkının Devri

Genel kurala göre intifa hakkı sahibinin malın öz değerinde tasarruf etme yetkisi bulunmadığı için malı da başkasına devredemez. Ancak üzerinde intifa kurulan taşınırlar, değerleri belirlenerek bir envanteri çıkarılmış şekilde teslim edilmişse, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, intifa hakkı sahibi bu taşınırlar üzerinde tasarruf yetkisine sahip olur. Yani bu taşınırları satıp devredebilir, rehnedebilir. Eğer intifa sahibi taşınır mal üzerinde bu işlemleri yapmışsa, malın sahibine malın değerini borçlanır. Malın sahibi de intifadan oluşan haklarını devralana karşı ileri sürebilir.

 

İntifa Hakkının Mirasçılara Geçmesi

İntifa hakkı, hak sahibiyle ayrılmaz bir şekilde bağlıdır. Hak sahibinin ölümüyle intifa hakkı mirasçılara geçmez, son bulur.

 

İntifa Hakkının Süresi

İntifa hakkı, gerçek kişilerde ayrıca bir süre kararlaştırılmamışsa kişinin ölümü ile sona erer. 

Tüzel kişilerde de süre kararlaştırılmışsa sürenin bitimiyle, aksi halde tüzel kişiliğin sona ermesiyle son bulur. Ancak tüzel kişilerde süreye bir sınır getirilmiştir: Tüzel kişi lehine intifa hakkı en fazla 100 yıl için kurulabilir.

İntifa Hakkının Sona Ermesi

İntifa hakkı çeşitli şekillerde sona erebilir.

 

  • Taşınmazlarda

 

  • Taşınmazın tamamen yok olması
  • Taşınmazın Kamulaştırılması
  • Mahkeme kararı
  • Cebri icra
  • İntifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzel kişiliğin sona ermesiyle
  • Tescilin terkini
  • Hakkın devamı için süre belirlenmişse sürenin bitmesiyle

 

  • Taşınırlar ve alacaklarda

 

  • Taşınırın yok olması veya alacağın sona ermesi
  • Süreye bağlı ise sürenin geçmesiyle 
  • Hak sahibinin ölümü veya tüzel kişiliğin sona ermesiyle

 

İntifa Hakkında Malın Geri Verilmesi

Malik, intifa hakkının sona ermesinden sonra malın kendisine geri verilmesini talep edebilir.

Malın geri verilmesinden sonra eğer malda bir zarar meydana gelmişse malikin, eğer hak sahibi malda mecbur olmadığı halde yenilikler yapmışsa yaptığı giderlerin istenmesi için hak sahibinin birtakım istemleri oluşabilir. Bunlar tazminat davalarıyla talep edilir.

İntifa Hakkında Zamanaşımı:

Malikin ve hak sahibinin bütün talepleri, malın geri verilmesinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Malik veya hak sahibi bu taleplerini 1 yıl içinde ileri sürmelidir.

İntifa Hakkı ile İlgili Yetkili Mahkeme

İntifa hakkı ile ilgili yetkili mahkeme intifa hakkının kurulmuş olduğu yerin Asliye Hukuk Mahkemesidir. 

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Devremülk

Devremülk hakkı, konut olarak kullanılmaya elverişli bir bina ya da dairenin ortak maliklerinden her birinin yılın belli dönemlerinde bu yapı ya da konuttan yararlanmasını sağlayan müşterek mülkiyet payına bağlı bir haktır.

Devremülk sahibi olan kişiye normal bir gayrimenkul sahibi olmuş gibi tapu verilir ve hak sahibi tapuya tescil ile belirtilir.

 

Hakkın Kurulmasının Şartları

 

  • Konut olarak kullanılmaya elverişlilik: Devremülk hakkı ancak konut olarak kullanılmaya elverişli bir bina ya da dairede(bağımsız bölüm) kurulabilir. Ancak bağımsız bölüm söz konusu ise, yönetim planında bağımsız bölümün konut olarak kullanılacağı belirtilmiş olmalıdır.
  • Paylı mülkiyet şeklinde malik olma: Bir bina veya dairede, devremülk hakkına sahip olacak kimseler bu bina veya daireye paylı mülkiyet tarzında malik olmalıdır.
  • Resmi senet: Devremülk hakkının kurulması hususunda tapu sicil müdürlüğünde resmi senet düzenlenmesi gerekir. Bu resmi senette her bir hak sahibine ait birlikte mülkiyet payı ve bu paya tanınan maldan yararlanma devreleri ve süreleri belirtilmelidir.

 

Bir devremülk hakkına tanınan yararlanma süresi en az 15 gün olmalıdır. 15 günden az süre verilen bir devremülk hakkı kurulmuşsa, bu geçersizdir.

 

 Devremülk Sözleşmesi

 Düzenlenen resmi senede, paydaşların dönem süreleri, devir ve teslimi, yararlanma şekil ve usulleri, yöneticilerin seçimi ile hak ve sorumlulukları, büyük onarım için ayrılacak dönem, bakım masrafları gibi konuları düzenleyen bir devremülk sözleşmesi eklenir. Devremülk sözleşmesi de resmi şekle tabidir, tapuda yapılması gerekir.Bu sözleşmeyi bütün hak sahipleri imzalamalıdır. 

 

Hak Sahibinin Yetkileri

 

  •  Her devremülk hakkı sahibi,söz konusu maldan kendi payına tahsis edilen dönemlerde konut olarak yararlanır.
  • Hak sahibi, kendine ait olan zaman içerisinde devremülkünü başka birine devretme, satma gibi haklara sahiptir.Devremülk mirasçılara da geçer.
  • Her hak sahibi, kendi payına ayrılan dönemlerde maldan yararlanmayı karşılıklı veya karşılıksız olarak başka birine bırakabilir. Örneğin: Kendisine ayrılan dönem içinde konutu başka birisine kiralayabilir. Ancak devremülk sözleşmesinde bunun yapılması yasaklanmış olabilir.

 

 

Hak Sahibinin Yükümlülükleri

 

  • Her paydaş, devremülk sözleşmesinin hükümlerine ve eğer daire söz konusu ise dairenin tabi olduğu kat mülkiyeti hükümlerine uymakla yükümlüdür.
  • Her paydaş, masraf paylarını ve gerekli avansları ödemek zorundadır.
  • Her hak sahibi, kendi payına ayrılan devre sonunda, malı boşaltmakla ve sonraki hak sahibinin yararlanmasına bırakmakla yükümlüdür. Eğer hak sahibi bu yükümlülüğünü yerine getirmezse, sonraki hak sahibi veya yönetici, mahallin en büyük mülki amirine başvurarak malın boşaltılmasını talep edebilir. Bu talep üzerine mülki amirin vereceği emirler, başka bir işleme gerek olmadan mal zabıta tarafından derhal boşaltılır.

 

 

Devremülkte Yönetim

Devremülk hakkının kurulduğu mal bina da olsa daire de olsa, hak sahipleri arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, taşınmazın bakım ve tamiri gibi konular için ortak bir yönetimin olması gerekir.

Bunun için, hak sahipleri kendi aralarından veya dışarıdan birini yönetici olarak atarlar. Yönetici bir kişi olabileceği gibi bir şirket de olabilir. Örneğin: Genellikle tatil sitesini inşa eden şirket yönetici olarak atanır.

Yönetimin nasıl yapılacağı devremülk sözleşmesinde belirlenir.

Devremülk hakkı sahipleri yönetici atayamazlarsa, sözleşmede başka bir düzenleme de yapmamışlar ise, yönetici atanması için sulh hakimine başvurabilirler.

 

Devremülk Sözleşmelerinin İptali (Cayma Hakkı)

Devremülk ve devre tatil sözleşmelerinde, sözleşmenin tarafı olan tüketiciye sözleşmenin yapılmasından sonra aleyhine olabilecek durumları fark etmesi dolayısıyla sözleşmeden vazgeçmek istemesi durumlarında Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Sözleşmeleri Yönetmeliği kapsamında cayma hakkı verilmiştir.

 

Cayma Hakkının Kullanılması

  • Tüketici, sözleşmelerin kurulmasından itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkına sahiptir.
  • Tüketici, ilk 2 taksiti ödedikten sonra, 3. yıldan itibaren her taksite ilişkin ödeme bildirimini almasından sonra 14 gün içinde satıcıya yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcı ile bildirimde bulunarak herhangi bir cezai şart ödemeden iptalini talep edebilmektedir.
  • Satıcı veya sağlayıcı, bu sözleşmelerin kurulmasından en az bir gün önce tüketicilere yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile ön bilgilendirme formu vermek zorundadır. Bu form verilmezse sözleşmenin iptali 1 yıla kadar mümkün olur. Yani iptal talebi 14 günlük sürenin bitiminden itibaren 1 yıl daha yapılabilir.

 

İptalin Yapılış Şekli

Tüketici cayma hakkını, satıcının başta ona vermek zorunda olduğu cayma formu aracılığıyla kullanabileceği gibi, cayma kararını bildiren açık bir beyanda da bulunabilir.Tüketici cayma hakkı bildirimini, duruma göre yazılı olarak veya noterlik aracılığıyla satıcıya yöneltmelidir. Ancak devremülk sözleşmeleri iptali telefona yapılan bildirimle iptal edilemez.

 

Hakkın Kullanılmasının Sonuçları

Cayma hakkının kullanılmasından sonra satıcının tüketiciden aldığı bedelleri, senetleri geri verme yükümlülüğü doğar ve bu hak kullanılınca, cayma hakkı kullanılmadan önce sunulan hizmetlere ilişkin olarak tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemez.

Tüketicinin cayma hakkını kullanması durumunda, tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge, cayma bildiriminin satıcı veya sağlayıcıya ulaştığı tarihten itibaren en geç 14 gün içinde tüketiciye geri verilir. Satıcının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde tüketici mahkemeye başvurabilir.

 

Devremülk Tatil Sözleşmelerinin İptali

Devremülk tatil sözleşmesi, 1 yıldan uzun süre için kurulan ve bu süre içinde kişiye birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkanı sağlayan sözleşmelerdir.

Bu sözleşmelerde, sözleşmenin yapılmasının üzerinden uzun zaman geçse de müşteri tatil yerini gördükten sonra 7 gün içinde sözleşmenin iptalini isteyebilir. Örneğin: Müşteri odayı ve yerin konumunu görmeden sözleşmeyi yapar ve gördüğünde ise beklediği özelliklerin olmadığını fark edince sözleşmeden cayma hakkını kullanmak isteyebilir.

 

Devremülkün Sona Ermesi

  • Devremülk hakkı sahipleri aralarında anlaşarak bu ilişkiyi sona erdirebilirler. Bunun için resmi şekilde yapılan bir sözleşme gerekir.
  • Devremülk hakkı, binanın ya da dairenin yok olması ile de sona erer. Örneğin: Yıkılması, tamamen yanması
  • Taşınmazın kamulaştırılması da hakkı sona erdirir.
  • Devremülk hakkı sahiplerinin kanunen ortaklığın giderilmesini talep etme hakları yoktur. Ancak sözleşmede hak sahiplerine bu imkan tanınmış ise ortaklığın giderilmesi davası ile de devremülk sona erebilir.

 

Devremülk hakkının tek kişide kalması halinde bu kişi tapu memurluğuna başvurarak devremülk hakkının sona erdirilmesini istemelidir.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

El Atmanın Önlenmesi Davası

Bir malın mülkiyetine sahip olan kimse hukuk düzeni sınırları içerisinde kalarak o mal üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarruf etme haklarına sahiptir.

Türk Medeni Kanunu madde 683’e göre mal sahibi ‘’Malını haksız elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.’’

Burada belirtilen el atmanın önlenmesi davası doğrudan doğruya kişinin mülkiyet hakkına ait yetkisini korumak üzerinedir. Bu dava mal sahibinin mülkiyet hakkına yönelik olan ve devam eden saldırının önlenmesini aşağdaki şartların oluşması durumunda sağlar;

 

El Atmanın Önlenmesi Davasının Şartları

El atmanın önlenmesi davasının şartları şöyledir: 

  • Malik Olma : Davacı söz konusu olan malın mülkiyet hakkına ve bu hakkı kullanma yetkisine sahip olmalıdır. Dolaysıyla el atmanın önlenmesi davası ancak malik ya da malikin mirasçıları tarafından açılabilen bir davadır.
  • Haksız Saldırı :  Mal üzerindeki saldırı haksız olmalıdır.  Malik el atmaya katlanma yükümlülüğü altında ise, el atmanın önlenmesini isteyemez. Katlanma yükümlülüğü bir ayni haktan, kişisel haktan, komşuluk hukukundan ya da kamu hukukundan kaynaklanabilir. Örnek vermek gerekirse: Taşınmazın maliki eğer söz konusu taşınmazı geçerli bir sözleşme ile kiraya vermiş ise daha sonra, söz konusu kiracının taşınmazına haksız olarak el attığını ileri süremez. Taşınmazını kiraya veren malikin, kiracının yaptığı el atmaya katlanma yükümlülüğü vardır. 
  • Devam Eden Saldırı:Mal üzerinde devam eden bir saldırı bulunmalıdır. El atmanın önlenmesi davasında malik, el atmada bulunandan devam eden saldırıya son verilmesini ister. Bu saldırının ne şekilde gerçekleştiğinin bir önemi yoktur. Fiili bir müdahale şeklinde olabileceği gibi davalının iradesiyle malikin mülkiyetindeki yetkilerini kısıtlayan bir hal yaratması şeklinde de olabilmektedir.
  • Saldırıda bulunan kişinin kusurlu olmasına gerek yoktur. Kişi yaptığı müdahaleyi bir haksızlık yapma iradesiyle gerçekleştirmese de saldırı haksızsa gerekli şart oluşmuştur.

 

Paydaşlar Arasında El Atmanın Önlenmesi

Üçüncü kişinin saldırısına diğer paydaşlar rıza gösterseler de, rızası bulunmayan paydaş el atmanın önlenmesini talep edebilir.

Paydaşın diğer bir paydaşa karşı zilyetlikten doğan davalar açabilmesi, paylı malda, pay sahibine fiili hakimiyetin tanınmasına ilişkin bir anlaşma yapılmasına bağlıdır.

 

El Atmanın Önlenmesi Davasında Süre

Davacının mülkiyet hakkına dayanılarak  bu davayı açmak için birkaç istisnai durum dışında herhangi bir süreye uyulması gerekmez. Haksız olan el atma devam ettiği sürece bu dava açılabilir.

Davacının zilyetliğine dayanılarak bu dava açılacak ise malı elinde bulunduran hak sahibi kişinin eylem ve faili öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her halde fiilin üzerinden 1 yıl geçmeden davanın açılması gerekir.(Zilyetlikle ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için ilgili makalemiz…)

Görevli ve Yetkili Mahkeme

El atmanın önlenmesi davasında görevli mahkeme, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalara bakan asliye hukuk mahkemesidir. Kural olarak bu davada genel yetki kuralları uygulanır. Genel yetkili mahkeme ise davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak eğer dava konusu bir taşınmaz ise yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir, bu bir kesin yetki kuralıdır ve davanın başka bir mahkemede açılamayacağı anlamına gelir.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Ecrimisil Davası

Ecrimisil, diğer adıyla haksız işgal tazminatı, taşınmazı kullanma hak ve yetkisine sahip olmayan bir kişi tarafından, taşınmaz sahibinin rızası veya  taşınmaz idareye ait ise idarenin izni dışında haksız ve kötü niyetle kullanılması ve malı teslim etmemesi sonucu doğan bir tazminat türüdür. Bu malın haksız yere kullanılmasından doğan zarar ecrimisil olarak haksız işgalde bulunan kişiden tazmin olunur. Ancak her kullanma sonucu ecrimisil talep edilemez, birtakım şartları vardır.

 

Ecrimisil Davasının Şartları

Ecrimisil davasının şartlarını ele alacak olursak;
1-Haksız işgal: Taşınmaz sahibinin ecrimisil talebinde bulunabilmesi için, taşınmazın kötü niyetli bir kişi tarafından haksız yere işgal edilmiş olması gerekir. Haksız işgalin oluşabilmesi için ise taşınmazı kullanan kişinin taşınmaz üzerinde hak ve yetkiye sahip olmaması gerekir. Örnek olarak: Kiraya verilen taşınmazın, kira sözleşmesi sona erdikten sonra da kullanılmaya devam edilmesi; taşınmaz üzerinde izinsiz inşaat yapılması, taşınmazın izinsiz kullanılması…
2-Haksız işgal nedeni ile doğmuş bir zarar: Söz konusu zarar birçok şekilde oluşabilmektedir. Bunlar:

  • Taşınmazın sadece kullanılmış olması sebebiyle doğan zarar
  • Taşınmazın kullanılması sebebiyle oluşan olağan yıpranmadan doğan zarar
  • Taşınmaz sahibinin, bu kullanım dolayısıyla mahrum kaldığı kardan doğan zarar

3-İlliyet bağı: Taşınmaz sahibinin oluşan zararı ile taşınmazın haksız yere kullanılması arasında illiyet bağı olmalıdır. Bu da söz konusu zararın taşınmazın haksız olarak işgal edilmesinden doğması gerektiği anlamına gelir.

4-Kötü niyet: Taşınmazı haksız olarak kullanan kişi kötü niyetli olmalıdır. Taşınmazı haksız olarak kullanan kişi bu taşınmaz üzerinde tasarruf hak ve yetkisine sahip olmadığını bilerek işgali gerçekleştirmelidir.

  • Taşınmazın kullanılmasında işgal edenin kusurlu olmasına gerek yoktur, kusur ecrimisilin talep edilmesinde bir şart değildir.
  • Ayrıca mal sahibinin bu malı kullanamamaktan dolayı bir zarara uğrayıp uğramaması davanın açılabilmesi bakımından önem değildir.

 

Geriye Yönelik kaç yıllık ecrimisil talep edilir?

Ecrimisil davasında, geriye dönük olarak en fazla 5 yıllık ecrimisil istenebilir. Geriye dönük olarak talep edilebilmesinin anlamı, ancak mevcut olan zararın talep edilebilir olmasıdır. Yani ileride doğacak olan zararlar ecrimisil ile talep edilemez. Taşınmazın işgalinden itibaren 5 yıl içinde talep edilmeyen ecrimisil, zamanaşımına uğrar, dava yoluyla talep edilemez.

 

Ecrimisilde İhtarname Şartı

Ecrimisil davasının açılabilmesi için haksız ve kötü niyetle taşınmazı işgal eden kişiye ihtarname ile durumun bildirilmesi gerekir. Ancak belirtmek gerekir ki mirasçıların açmış oldukları ecrimisil davalarında ihbarname şartı aranmaz, doğrudan dava yoluna başvurmak yeterli olacaktır. 

 

Mirasçılar Arasında Ecrimisil

Kural olarak, paylı veya elbirliği halindeki mülkiyet durumunda taşınmazı kullanan malikten ecrimisil talep edilebilmesi, intifadan men koşulunun gerçekleşmesine bağlıdır. İntifadan men bir paydaşın hakkından fazlasını işgal eden, kullanan diğer paydaşını/ortağını hakkı olmayan kadarki kısmından yararlanmasını sonlandırmak bir başka deyişle kendisinin yararlanma iradesini ortaya koyması demektir.Ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmesi gerekmektedir.

İntifadan men koşulu dava şartıdır ve hakim kendiliğinden dikkate alır.

Aşağıdaki hallerde intifadan men koşulu aranmaz:

  • Taşınmazın kamu malı olması,
  • Ecrimisil istenen taşınmazın bağ, bahçe gibi doğal ürün veren yerlerden olması,
  • Ecrimisil istenen taşınmazın işyeri, konut gibi kiraya verilerek hukuksal gelir elde edilen yerlerden olması,
  • Paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiasında bulunması ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi,
  • Paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerin belirli halde bulunması,
  • Davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması,
  • Taşınmazın getirdiği ürün itibariyle, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay ya da muris tarafından kurulan işletmenin ya da, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgal edilmesi.

 

Ecrimisil ve Kira

Ecrimisil ve kira bedeli aynı şeyler değildir.Kirada bir kira sözleşmesi söz konusuyken, ecrimisilde mal sahibi ya da idare ile ecrimisil borçlusu arasında bir sözleşme söz konusu değildir.Kirada bir kullanma bedeli sonucu ödeme yapılır, ecrimisilde ise malın izinsiz kullanımı sonucu tazminat söz konusudur.

 

Ecrimisil Bedelinin Tespiti Nasıl Yapılır?

Mahkemeler ecrimisil bedelini aşağıdaki ölçütleri ve bilirkişi incelemesini dikkate alarak belirler: 

  1. İmar durumu,

2.Yüzölçümü,

  1. Niteliği,

4.Tarım arazilerinde verimi,

  1. Alt yapı hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı,
  2. 6. Konumu,
  3. Taşınmazın kullanım şekli ve işgalden dolayı gelir elde edilip edilmediği
  • Ayrıca bedelin tespitinde aynı yer ve mahalde bulunan benzer nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller de göz önünde bulundurulur.
  • Ecrimisil, taşınmazın işgalden önceki haliyle getireceği muhtemel gelir esas alınarak hesaplanır. Ancak tespit ve takdir edilen ecrimisil bedeli, kira bedelinden az olamaz.

 

Dava Süresi

Ecrimisil davalarının süreleri mahkemelerin yoğunluğu veya olayların içeriğine göre değişim gösterebilmektedir. Ecrimisil davalarında geriye dönük olarak son 5 yılın talebinde bulunulabileceğini belirtmiştik. Bununla birlikte ülkemiz yargı yoğunluğu dikkate alınıldığında ecrimisil davaları ortalama olarak 1 veya 1.5 yıl kadar sürmektedir. 

 

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak haksız işgal, idarenin taşınmazı üzerinde gerçekleştirilirse bu davalarda idare mahkemeleri görevli olur. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Tapu ve Kadastro Davası

Tapu:

Kişinin mülkiyet hakkının herkesçe bilinmesi, mülkiyet hakkının korunması bakımından çok önemlidir. Bu bilinirliğin sağlanması açısından kanunlarımız tapu sicili adı verilen bir sistem oluşturmuştur. Bu sistem sayesinde taşınmazın sahibi, özellikleri, taşınmaz üzerinde diğer kişilerin sahip olduğu haklar tapuda kayıt altında tutulur. Bu kayıtlar tapu senedi adındaki resmi belgede tutulmaktadır. Tapu, bir taşınmazın bütününün ya da üstünde bulunan yapının sahibini gösteren, tapu sicil müdürlüğünce düzenlenen resmi bir belgedir. 

 

Dava Çeşitleri

Tapu Kayıtlarından Devletin Sorumluluğuna Karşı Açılacak Dava

Tapu kayıtlarının tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Zarar uğrayan kişi bu yüzden devlete karşı tazminat davası açabilir. Bu davanın açılabilmesi için aşağıdaki şartlar gerçekleşmelidir:

  1. Yanlış tutulan kayıttan dolayı kişi bir zarara uğramış olmalıdır. Örneğin: Tapu kaydının düzeltilmesi davası açan kişinin uğradığı zarar, yanlış kayıttan dolayı açtığı dava için yapılacak giderlerdir.
  2. Söz konusu zarar, tapu kaydının hukuka aykırı bir şekilde tutulmasından dolayı oluşmalıdır.
  3. Zararın doğumunda devletin kusurlu olmasına gerek yoktur.

 

Tapu Kayıtlarından Devletin Sorumluluğuna Karşı Açılacak Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme

 Tapu kayıtlarından devletin sorumluluğuna karşı açılacak davada, dava tapu kaydının tutulduğu yer asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

 

Tapu Memurunun Kusuru

Eğer zarar tapu kaydını tutan memurun kusurlu olmasından dolayı doğmuşsa, devlet ödediği tazminat için tapu memuruna rücu edebilir, yani ödediği tazminatı ondan isteyebilir. Devlet ödediği bu miktarı kendisinin ödeme yapmasından itibaren 2 yıl ve her halde zararın oluştuğu tarihten itibaren 10 yıl içinde istemelidir.

 

Tapu ve Kadastro Davaları Kime Açılır?

Tapu ve kadastro davaları, zarara uğrayan kişi memur kusurlu da olsa kusursuz da olsa memura değil, devlete dava açacaktır.

 

Zamanaşımı Hali

Kişi davayı zararın varlığının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açmalıdır.

 

 

  • Tapu İptal ve Tescil Davası

 

Tapu iptal ve tescil davalarıyla kanuna aykırı şekilde tescili yapılmış olan kayıtların iptali ile düzeltilerek gerçek taşınmaz maliklerinin tapuya kaydı sağlanır.(Ayrıntılı bilgi almak için Tapu İptal ve Tescil Davası isimli makalemize bakabilirsiniz.)

 

 

  • Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası

 

Taşınmaz sahibini gösteren tapu senedi düzenlenirken bazı durumlarda birtakım hatalar yapılmış ve belge taşınmaz sahibi tarafından alınırken dikkatlerden kaçmış olabilir.Örneğin: Taşınmaz sahibinin adı, soyadı, kimlik bilgileri kayda eksik ya da hatalı girilebilir. Bu gibi taşınmazların kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında yapılan hatalardan dolayı oluşan sorunun çözülebilmesi için tapu kaydının düzeltilmesi davası açılmalıdır.(Bu konuda detaylı bilgi almak için Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası isimli makalemize bakabilirsiniz.)

 

Kadastro

Yukarıda bahsettiğimiz tapu kaydının yapılabilmesi için öncelikle taşınmazın sınırlarının ve sahibinin belirlenmesi gereklidir. Kadastro da bu işlerin yapılması anlamına gelir. Kadastro ile ülke içindeki taşınmazların sınırlarınının arazi ve haritalar üzerinde gösterilir, taşınmaz üzerindeki hak sahiplerini tespit edilip, bu hak sahiplerine malik olduklarını gösteren belge verilir.

Kadastro Tespitine İtiraz

Tapulama teknisyenleri yaptıkları incelemeler sonunda her taşınmaz için bir tutanak düzenlerler. Bu düzenlenen tutanağa karşı itiraz edilebilir. İtiraz, kadastro teknisyenliğine veya kadastro müdürlüğüne yapılır. Tutanak düzenlendikten sonra kadastro ekibi o çalışma alanında işlerini bitirinceye kadar itiraz edilebilir.

İtirazla ilgili tutanak ve eklerin en geç 10 gün içerisinde kadastro komisyonuna intikal ettirilmesi gerekir.

Kadastro tespitini ilişkin itiraz sadece uygulanan belgelerin geçerliliğine ilişkin olarak yapılmalıdır çünkü belgeye dayanmayan itirazlar dikkate alınmaz.

Tutanaklara göre yapılan tespitler 30 gün süre ile ilan edilir.

Tespite İtiraz Davası Açılması

 İtirazı olanlar ilan süresi olan 30 gün içerisinde  kadastro mahkemelerinde dava açabilirler. Bu davanın açılabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir:

  1. Yapılan ilandan önce kadastro komisyonuna itiraz edilmiş olmalıdır.
  2. Komisyon kendisini yetkisiz görerek, yetkisizlik kararına ilişkin belge ile kadastro tutanak aslını kadastro mahkemesine göndermelidir.

 

Kadastro Tutanaklarının Kesinleşmesi

 30 günlük ilan süresi içinde dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.

Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları, kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilerek 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.

 

İtiraz Süresinin Geçmesi

Zamanında itiraz edilmediği veya kadastro mahkemelerine başvurulmadığı için kesinleşen tutanaklar uyarınca yapılan tesciller, aksi hükmen tespit edilinceye kadar geçerlidir. Gerçek hak sahipleri ise bu duruma karşı tapu kaydının düzeltilmesi davası ve sicildeki hakkın doğru olmadığını anlamına gelebilecek davaları açabilirler. Ancak bu davanın açılması bir hak düşürücü süreye tabidir. Tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren  10 yıl içinde dava açılmalıdır aksi halde gerçek hak sahiplerinin dava hakkı düşer.

 

Tapu Kadastro Davalarının Açılması

Tapu ve kadastroya ilişkin davalar, kadastro mahkemelerinde görülür.

Bu mahkemelerde dava açmak için ilk olarak ilgili tapu kayıtları mahkemeye sunulur.

Davalarda delil sunmak ve tanık dinletmek mümkün olduğu gibi keşif ve bilirkişi raporuna da başvurulabilir.

 

Tapu Kadastro Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu davalar taşınmazın bulunduğu yerdeki kadastro mahkemelerinde açılmaktadır.

 

Hak Düşürücü Süre

Tapu kadastro davalarında genel hak düşürücü süre vardır. Tutanak tespitinin ilan edilmesinden itibaren ilgililer 10 yıl içinde dava açmalıdır. Bu süreyi geçirirlerse dava açamazlar, dava hakları düşer.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Tapu İptal ve Tescil Davası

Tapu iptal ve tescil davasına geçmeden önce tescille ilgili kısa bir bilgi vermek istiyoruz.

 

Tescil

 Tescil, tapu kütüğünde taşınmaza ait sayfaya mülkiyet hakkı başta olmak üzere diğer ayni hakların da yazılması anlamına gelen bir ifadedir.Tescilin yapılabilmesi için iki şart gerekir:

  • Yetkili kişinin tescil talebinde bulunması,
  • Talepte bulunanın taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini ve tescil sebebini belgelendirmesi.

 

Tapu Tescil Davası

Taşınmazın olağanüstü zamanaşımıyla kazanıldığı hallerde( Detaylı bilgi almak için ilgili makalemize bakabilirsiniz.) kişi tescil davası yoluyla mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini ister.

Tescil davası, hazineye veya ilgili kamu tüzel kişilerine ya da varsa tapuda malik gözüken kişiye karşı açılır.

Dava taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Davanın konusu mahkemece bir defa gazetede ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde de 3 defa ilan olunur.

Son ilan tarihinden itibaren 3 ay içinde kimse itirazda bulunmazsa ya da yapılan itiraz yerinde görülmezse veya davacının iddiaları da kanıtlanırsa hakim, taşınmazın davacı adına tesciline karar verir. Aynı davada davalı veya itiraz edenler de birtakım deliller öne sürerek taşınmazın kendi adlarına tescil edilmesini isteyebilirler

 

Tapu İptal ve Tescil Davası

Tapu iptal ve tescil davası, tapudaki tescilin gerçeği yansıtmadığını, tescilin yolsuz olduğunu, kanuna ve usule aykırı olarak yapıldığı iddia edilen tapu kaydının düzeltilmesi için açılır.

Bu dava ile yolsuz ve hileli tesciller engellenir. 

Tescil yapılırken geçerli bir tescil sebebinin aranmasından kaynaklı olarak eğer tapuda malik gözüken kişinin eski malikten taşınmazı alırken aralarında yaptıkları sözleşme geçersiz ise tescil de yolsuz olacaktır.

Davayı açan kişi, tapuda haksız olarak malik gözüken kişinin tapusunun iptalini ve gerçek hak sahibi olan kendisinin adının tapuya tescilini ister.

Bu davada mahkeme hükmü kesinleşmeden icra edilemez.

 

Tapu İptal ve Tescil Davasının Açılabilmesi İçin Gerekli Şartlar

Aşağıdaki durumların varlığı halinde tapu iptal ve tescil davası açılabilir:

  • Tapu kütüğünde haklı bir neden olmadan işlem yapılması,
  • Malik dışında başka bir kişi adına tescil yapılması,
  • İlgili taşınmazdaki tescilin değiştirilmiş olması,
  • İlgili tescilin tapu kütüğünden silinmiş olması,
  • Yapılan yolsuz tescil sonucu ayni hakkın zedelenmiş olması

Tapu kütüğünde bulunan yolsuz tescile karşı malikler ayrıca el atmanın önlenmesi ve istihkak davası da açabilir.

 

Tapu İptal ve Tescil Davasında Davalı

Dava, tapu kaydında haksız, yolsuz tescile neden olarak  taşınmazın sahibi olarak görünen kişiye karşı açılır. Eğer bu kişi ölmüşse dava mirasçılarına karşı açılır.

 

Tapu İptal ve Tescil Davasının Açılma Nedenleri

Tapu iptal ve tescil davası aşağıdaki nedenlerle açılabilir:

  • Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle
  • Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle
  • Aile konutu nedeniyle
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle
  • Mirastan mal kaçırma(Muris muvazaası) nedeniyle

 

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Tapuda devir işlemi yapan herkesin ayırt etme gücüne ve fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Ayırt etme gücünden kasıt kişinin tapudaki işlem sırasında yaptığı işlemi, önemini kavrayabilecek durumda olmasıdır. Bunlara sahip olmayan kişinin tapuda yaptığı gayrimenkul satış  işlemleri ya da tapuda devir işlemleri için hukuki ehliyetsizlik nedeniyle dava açılabilir.Örneğin: 18 yaşını doldurmamış veya akıl hastalığı olan birisinin tapuda işlem yapması durumunda.

 

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Günlük hayatta çoğu işte kişiler kendi işlerini yapması için başka bir kişiye hukuki boyutta yetki verirler. Yetki verilen bu kişi vekil, verilen yetki ise vekalettir. 

Vekil,  işlerini özenli ve vekalet verene karşı sadakatli bir şekilde yapmak zorundadır. Ayrıca vekil, görevlendirilmeden yaptığı işlemler için kendisi sorumlu olur. 

Eğer vekil kendisine böyle bir yetki verilmemişken, vekalet veren adına tapuda işlem yapıp, yolsuz tescile yol açarsa vekalet veren bu işleme karşı tapu iptal ve tescil davası açabilir. Örneğin vekil, tapuda devir işlemi gerçekleştirmiş ve vekalet verenin taşınmazını başka bir kişiye devredip o kişi adına tescil yapılmasına neden olmuş olabilir. 

Ancak eğer taşınmazı devralan bu kişi iyi niyetliyse, yani vekilin yetkisiz olduğunu bilmiyor ve bilmesine de olanak yoksa, kişinin iyi niyeti korunur ve tapu iptal ve tescil davası açılamaz.


Tapu İptal ve Tescil Davasında Süre:


Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak dava herhangi bir zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir, her zaman açılabilir.

 

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Aile konutu, bütün ailenin yaşadığı ortak konuttur. Bu önemi yüzünden eşlerden biri diğerinin açık rızasını almadan aile konutunu başkasına devredemez, üzerinde ipotek kurduramaz ya da sınırlı ayni hak tesis edemez. 

Eğer eşlerden biri diğerinin izni olmadan konutu devretmişse bu tescil yolsuz olur ve diğer eş tapu iptal ve tescil davası açabilir. Ancak bu davanın açılabilmesi için daha önceden tapu, taşınmazın aile konutu olduğuna dair şerh koydurulmuş olması gerekir.

Bu şerhin koyulmadığı takdirde, konutu devralan kişi, aile konutunun diğer eşin izni olmadan devredildiğini bilmiyorsa yani iyi niyetliyse, kişinin iyi niyeti korunur yani dava açılamaz. Eğer devralan kişi bunları biliyorsa, tapuda şerh olmasa da dava açılabilir ve yolsuz tescil düzeltilir.

 

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu kişi, diğer tarafa ölünceye kadar bakmayı borçlanır ve karşılığında  bakılan kişi de malvarlığındaki taşınmazı veya taşınmazları bu kişiye devretme borcu altına girer. Tapuda yapılan bu devirden sonra taraflardan birinin sözleşmeye aykırı davranışlarından ötürü bu sözleşmenin devam etmesini istemiyorlarsa sözleşmeyi feshedebilirler. Bunun üzerine de tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

 

Mirastan Mal Kaçırma(Muris Muvazaası) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Mirastan mal kaçırma, miras bırakan kişinin bazı mirasçılarına daha çok mal verip diğerlerini mirastan mahrum bırakmak istemeleri sebebiyle bu mirasçılarına mallarını devretmesi şeklinde gerçekleşir.

Kendisinden mal kaçırılan bütün mirasçılar bu devir işleminin geçersiz kılınması için tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

 

Olağan Kazandırıcı Zamanaşımı Olması

Geçerli bir hukuki sebep olmasa da iyi niyetli şekilde tapu sicilinde 10 yıl boyunca kesintisiz ve davasız olarak malik olarak görünen kişi, 10 yılın sonunda taşınmazın mülkiyetini kazanır. Bu durumda yolsuz tescil sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

 

Zamanaşımı Süresi

Bu dava mülkiyet hakkına dayanır ve bu yüzden herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir. Ancak yine de yolsuz bir tescil olduğunun öğrenilmesinden sonra kısa bir süre içinde açılmasında fayda vardır.

 

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu mahkeme kesin yetkilidir, taraflar davanın başka bir mahkemede görülmesini kararlaştıramazlar. 

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davası

Taşınmaz sahibini gösteren tapu senedi düzenlenirken bazı durumlarda birtakım hatalar yapılmış ve belge taşınmaz sahibi tarafından alınırken de dikkatlerden kaçmış olabilir.Örneğin: Taşınmaz sahibinin adı, soyadı, kimlik bilgileri kayda eksik ya da hatalı girilebilir. Bu gibi taşınmazların kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında yapılan hatalardan dolayı gerçek hak sahibinin uğradığı mağduriyetin giderilebilmesi  için tapu kaydının düzeltilmesi davası açılmalıdır. Aksi halde malın sahibi, gerçe hak sahibi olmasına rağmen taşınmazıyla ilgili işlemlerini gerçekleştiremez.

 

Basit Yazım Hatası Varsa

Eğer basit yazım hataları mevcutsa, tapu memuru bunları tüzük kuralları uyarınca kendiliğinden düzeltebilir. Basit yazım hatalarının düzeltilmesi hakkın varlığını ve içeriğini etkilemeyecek düzeltmeler olmalıdır. Eğer basit yazım hatasını aşan bir hata varsa düzeltmenin yapılabilmesi için ilgililerin rızası gerekir. İlgililerden biri bile izin vermezse tapu memuru bu düzeltmeyi yapamaz. Bu halde yanlışlık ancak mahkeme kararı ile düzeltilebilir.

 

Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davasında Davalı

 Bu dava tapu sicil müdürlüğüne karşı açılır.

 

Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davasında Davacı Olabilecek Kişiler

Tapu kaydını düzeltme davasını tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Eğer elbirliği mülkiyeti söz konusuysa ortaklardan her biri tek başına tapudaki kaydın düzeltilmesini dava edebilir ve dava sonucu kaydın düzeltilmesi hepsi için geçerli olur.

 

Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davasında Dava Dilekçesi

Tapu kaydının düzeltilmesi davasında, davanın açılabilmesi için öncelikle ilgili tapu sicil müdürlüğüne hitaben bir dilekçe yazılmalıdır. Dilekçede aşağıda sayılanlar yer almalıdır:

  1. Davacının adı, soyadı ve TC kimlik numarası
  2. Davalı konumundaki ilgili tapu sicil müdürlüğü
  3. Düzeltilmesi istenen yanlışlığın detaylı ve doğru bir şekilde açıklanması
  4. Deliller
  5. İstem ve sonuç

 

Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davasında Zamanaşımı

Tapu kaydının düzeltilmesi davası için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.

 

Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu kaydının düzeltilmesi davaları taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemelerinde açılmalıdır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası

Muhdesat, bir arazi üzerinde bulunan bina, tesis vb. yapılar ile  ağaç, bağ gibi dikili bitkilerdir.

Her zaman arazinin sahibi ile muhdesat dediğimiz şeylerin sahibi aynı kişi olmayabilir. Kişi arazinin sahibi olmasına rağmen arazi üzerinde eski hak sahiplerini yapıları veya bitkileri olabilir. Bu yapı veya ağaçların sahiplerine muhdesat sahipleri denir. Bunlar tapuda beyanlar hanesinde gösterilir. Muhdesatın malikinin kim olduğunun tespit edilmesi için de muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılır. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, ortaklığın giderilmesi davası ve kamulaştırma işlemi sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerine karşı açılan bir dava türüdür. Bu dava ile davacının amacı muhdesatın kendisine ait olduğunun veya kendisi tarafından yapıldığının tespit edilmesidir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Şartlar

  • Bu dava ancak bir taşınmaz için açılabilir. Söz konusu taşınmaz genellikle arsa niteliğindedir.
  • Davanın açılabilmesi için öncelikle taşınmaz üzerinde bulunan ve malikin mülkiyetinde bulunmayan yapı veya bitkilerin olması gerekir.
  • Malik bu yapı veya ağaçların muhdesat sahibine ait olduğunu kabul etmemelidir. Kabul ettiği durumda zaten bir dava açılmasına gerek yoktur.
  • Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat açısından görülmekte olan  ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılamaz.(Ortaklığın giderilmesi davasıyla ilgili ayrıntılı bilgi almak için ilgili makalemize bakabilirsiniz.)

 

Davalı

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, muhdesatın davacıya ait olduğunu kabul etmeyen veya bu konuda fikir belirtmeyen, sessiz kalan tüm maliklere karşı açılmalıdır. Muhdesatın davacıya ait olduğunu kabul eden maliklere karşı bu dava açılmaz.

 

Muhdesat Sahibinin Tazminat ve Alacak İstemi

Muhdesat sahibinin taşınmaz malikine karşı tazminat ve alacak isteminde bulunabilir. Bu istemin güvenceli hale gelebilmesi için de muhdesatın ve muhdesatı meydana getiren kişinin tapuda beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekir.

 

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, muhdesatın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır.

 

Harç ve Yargılama Giderlerinin Hesaplanması

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında harç ve yargılama giderleri hesaplanırken davacı, kendi payından muhdesatın toplam masrafına denk gelen oranına göre hesap edilir. 

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Kiralananın İade Esnasında Ayıplı Olması Sonucunda Tazminat Talebi

Kira Sözleşmesi

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kira sözleşmesi, belirli ve belirli olmayan bir süre için yapılabilen Borçlar Kanunu’nda sayılan bir sözleşme türüdür.

 

Kira Sözleşmesinde Kiracı Aleyhine Tazminat Yükümlülüğü

Kira sözleşmesi içerisine koyulacak olan kiracının belirli koşullarda tazminat ödemesini öngören hükümler geçersizdir. Kiralananda bir hasar olması veya kiralanan malın sözleşme sonunda iade edilmesinde oluşan hasarlara ilişkin koyulacak ek tazminat maddeleri geçersiz olacak, kiraya veren kanunun sağladığı koşullar çerçevesinde kiracıdan tazminat talep edebilecektir.

 

Kiralananın İade Edilmesi

Kiracı, kiralananı aldığı şekilde geri vermekle yükümlüdür. Kira sözleşmesinin en temel koşullarından biri olan bu durum kira sözleşmesi sona erdikten sonra kiracının ev sahibinin izni olmadan yaptığı değişiklikleri eski hale getirmek ve evde oluşan zararları onarmak zorunda olduğu kuralını göstermektedir. Kiraya veren evi nasıl vermiş ise kiracı da yaptığı değişiklikler ve kullanımından kaynaklı hasarları onararak kiralananı kiraya verene geri vermelidir.

Ev sahibinin yazılı izni ile yapılmış olan evdeki değişiklikleri kiracının geri verme sırasında eski hale getirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.

 

Kiracının Kiralanan ile İlgili Sorumluluğu

Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Ayrıca kiracı, kiralananı ne durumda teslim almışsa kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Bu sebeple kiracı, kiraladığı taşınmaz ve üzerindeki eşyalara gerekli özeni göstermez ise maddi tazminat talep edilebilecektir. Bu özen ve düzgün kullanma yükümlülüğü objektif bir yükümlülüktür. Kiralayanın sanki kendi eviymiş gibi özen göstererek kullanması kast edilmektedir.

 

Kiralananda Ayıp Ortaya Çıkması ve Tazminat Talebi

Kiracı, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları kiraya verene gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür yoksa bundan doğan zarardan sorumlu tutulacaktır. Ayıp olarak bahsedilen kiralanan taşınmazda veya üzerindeki eşyalarda ortaya çıkan hasarlardır. Yani malın olması gerektiği gibi olmamasıdır. Eğer kiraladıktan sonra kullanım esnasında ortaya ayıp çıkarsa kiracı zamanında haber vermelidir. Yoksa ortaya çıkan ayıbın yarattığı maddi anlamda değer kaybını kiracı karşılamak zorunda kalacaktır.

 

Kiralananın Geri Verilmesi ve Tazminat Talebi

Kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir. Kiracının, sözleşmenin sona ermesi halinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar geçersizdir. Sadece kullanmadan kaynaklı olarak verdiği olağan dışı hasarlar için maddi tazminat talep edilebilecektir.

 

Kiralanandaki Hasarın Bildirimi ve Sorumluluk

Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak teslim alma sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların varlığı halinde, kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu koşullara uyulmazsa kiraya veren, kiracıdan maddi tazminat talebinde bulunamayacaktır.

 

Kiralananın İade Esnasında Ayıplı Olması Sonucunda Tazminat Talebi Zamanaşımı

İade edilen kiralananın hasarlı olması sonucunda talep edilecek tazminat için Borçlar Kanunu kesin bir zamanaşımı belirlememiştir. Bu sebeple Borçlar Kanunu’nda belirtilen genel zamanaşımı olan 10 yıllık zamanaşımı kuralı bu tazminat içinde geçerli olacaktır.

 

Kiralananın İade Esnasında Ayıplı Olması Sonucunda Tazminat Talebinde Avukat Tutma

Kira sözleşmeleri kanunda belirli şartlara bağlanmış, kiraya verene ve kiracıya sorumluluklar yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme sonucunda tazminat talepleri de gündeme gelmektedir. Ayrıca evin tahliye edilmesi, muayene ve ihbar külfeti, yazılı bildirim yapılması gibi birçok hukuki adım da kira sözleşmelerinde geçerli olmaktadır. Kiralananın muayene edilmesi ve kiracıya hasarın ihbar edilmesi, sözleşmede yazılı olan hususlar, ceza koşulu gibi sözleşmenin genel ruhuna aykırı maddeler olmak üzere ciddi anlamda kişileri maddi zarara uğratabilecek durumlar ortaya çıkmaktadır. Kiracının ve kiraya verenin; yanlış işlemler yapmamaları, her ikisi açısından da haksız bir tazminat kazanmaları veya haksız bir yükümlülük altında kalmaları, kiralananın onarımına ilişkin maddi kayıplar yaşamaları gibi çok ciddi sonuçlar ortaya çıkmaması için hukuki yardım almak önemlidir. Hak kaybı yaşamamak için bir avukattan hukuki yardım almak isabetli olacaktır.

 

Kiralananın İade Esnasında Ayıplı Olması Sonucunda Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının bulunduğu yer mahkemesidir. Kısacası taşınmazın bulunduğu veya davalının bulunduğu yerin Sulh Hukuk Mahkemesi bu davada görevli ve yetkili mahkemedir.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Haksız Tutuklama, Yakalama, Gözaltı ve El Koyma

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında yetkili makamlar bazı koruma tedbirleri alabilmektedir. Haksız tutuklama, yakalama, gözaltı ve el koyma Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenen koruma tedbirleri sebebiyle tazminata sebep olan durumlardır. Bir kişi kanunda sayılan durumlar sebebiyle haksızlığa uğramışsa bu sebeple tazminat talebinde bulunma hakkına sahip olacaktır.

 

Koruma Tedbirleri Sebebiyle Tazminat Talepleri

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

  • Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen
  • Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan
  • Kanuni hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan
  • Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen
  • Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen
  • Mahkum olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan
  • Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hallerde sözle açıklanmayan
  • Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen
  • Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen
  • Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan kişiler

maddi ve manevi her türlü zararlarını devletin karşılamasını isteme haklarına sahiptirler.

 

Hakim ve Savcılardan Tazminat Talebi

Koruma tedbirleri sebebiyle tazminata sebep olan durumlar dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak devlet aleyhine açılabilir. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hakimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder. Yani hakim ve savcıların kişisel olarak yaptıkları hareketler için tazminat davası devlete karşı açılır. Devlet; eğer koşullar varsa tazminata sebep olan hakim ve savcılardan ödenen tazminatı talep edecektir.

 

Tazminat Talep Edilmesi Hakkındaki Şartlar ve İşlemler  

Kanun tazminat taleplerinde izlenecek usuli işlemleri ve gerekli belgeleri saymıştır. Bunlar:

  • Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir
  • Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddedilir
  • Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını 15 gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister
  • İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hakimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir
  • Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kağıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
  • Karara karşı istemde bulunan Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.
  • Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz
  • Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

 

Mahkeme Sonucu Kazanılan Tazminatın Geri Alınması

Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkum edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkum edilenlere ödenmiş tazminatların mahkumiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilmektedir.

İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama halinde devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiden de tazminatı talep edilecektir.

 

Tazminat Talebinde Bulunamayacak Kişiler


Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:

  • Tazminata hak kazanmadığı halde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hale dönüşenler
  • Genel veya özel af, şikayetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler
  • Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler
  • Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar

tazminat talebinde bulunamayacaklardır.

 

Koruma Tedbirleri Sebebiyle Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. Bu süre içinde tazminat talebinde bulunulmaz ise talep etme hakkı ortadan kalkacaktır.

 

Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesidir. Eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde dava karara bağlanacaktır.

 

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

  • Eski Büyükdere Caddesi No:1,34415 İstanbul Sapphire Plaza
    KAT:16 Residance NO: 1606

logo-beyaz

Copyright 2018 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.