akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Nafaka Davaları

Nafaka davalarını açmak için çekişmeli boşanma davası sonucu hakim tarafından takdir edilmiş veya anlaşmalı boşanma sonucu eşlerin kararlaştırdığı yoksulluk ve iştirak nafakalarının; güncel şartlara göre artırılması, azaltılması veya kaldırılması mahkemeye başvurmak suretiyle mümkündür. Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma sonucu nafaka alınması fark etmeksizin nafakanın miktarı veya artık nafaka verilip verilmeyeceği ilgili karar mahkemede hakim tarafından takdir edilecektir. Açılacak davalar;

  • Nafakanın artırılması davası
  • Nafakanın azaltılması davası
  • Nafakanın kaldırılması davası

şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

 

Nafakanın Artırılması Davası

Nafakanın artırılması davası; iştirak, tedbir, yoksulluk nafakası fark etmeksizin mahkemenin karara bağladığı miktarın güncel hayat şartlarına göre az kalması sonucunda miktarın artırılmasına ilişkin bir davadır. Günümüz koşullarına göre alınan nafaka, alan kişinin günlük yaşamını idare ettirememesine ve ihtiyaçlarına cevap verememesine sebep olabilir. Bu sebeple açılacak nafakanın artırımı davası ile nafaka miktarı güncel koşullara ve ihtiyaç oranına göre hakim tarafından hakkaniyet ölçüsüyle takdir edilecektir.

 

Nafakanın Azaltılması Davası

Nafakanın azaltılması davası; iştirak, tedbir, yoksulluk nafakası fark etmeksizin mahkemenin karara bağladığı miktarın güncel hayat şartlarına göre nafaka verenin yaşam koşullarını kötüleştirmesi sonucunda miktarın azaltılmasına ilişkin bir davadır. Günümüz koşullarına göre verilen nafaka, nafaka veren kişinin günlük yaşamını idare ettirmesinde ve ihtiyaçlarına cevap vermesinde değer kayıplarına sebep olabilir. Bu sebeple açılacak nafakanın azaltılması davası ile nafaka miktarı güncel koşullara ve yükümlünün maddi durumu oranında hakim tarafından takdir edilecektir. Hakim iki taraf içinde hakkaniyet ölçüsünde kararını verecektir.

 

Nafakanın Kaldırılması Davası

Nafakanın kaldırılması davası, boşanma davası sonucunda veya sonrasında hükmedilmiş olan nafakanın kaldırılması için açılacak davadır. Çocuk için iştirak nafakası veriliyorsa çocuk ergin olunca veya okuduğu okuldan mezun olunca yükümlülük ortadan kalkacaktır. Boşanma sonucu verilen yoksulluk nafakasının kaldırılması için bazı sebepler gereklidir. Bunlar:

  • Eşlerden birinin ölmesi veya nafakayı alan eşin tekrar evlenmesi
  • Nafaka alan eşin evli olmasa bile sürekli olarak evli gibi yaşam sürmesi
  • Nafaka alan eşin haysiyetsiz yaşam sürmesi
  • Nafakaya ihtiyacı kalmayacak şekilde nafaka alan eşin maddi durumunun iyileşmesi

durumlarında nafaka kalkacaktır. İlk maddenin gerçekleşmesi durumunda nafaka yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkar, diğer üç maddenin varlığı durumunda ise mahkeme kararıyla nafaka yükümlülüğü ortadan kalkacaktır.

 

Tekrar Evlenince Nafakanın Durumu

Boşanma sonucunda kendisine nafaka bağlanan eşin tekrar evlenmesi durumunda bağlanan nafaka kesilecektir. Kanun; nafaka ve tazminat ile ilgili maddesinde bu hususu açıkça yazmıştır. Burada bir diğer önemli husus ise nafaka bağlanan eşin, nafakanın kesilmemesi için resmi nikah yapmadan bir evlilik birliği içinde yaşamasıdır. Yani kişi resmi olarak evlenmemiş fakat evli gibi bir hayat sürüyorsa bu durumda kanun, nafakanın kesilmesini öngörmektedir.

 

Nafakanın Ödenmemesi


Nafaka alacağı, öncelikli olan bir alacak türüdür. Eğer nafaka ödenmezse, icra takibi başlatılabilir ve nafaka yükümlüsüne haciz koydurtulabilir. Nafaka alacağı, icra takibine girdiği anda öncelikli olduğu için ilk sıraya yerleşecektir.

Ayrıca nafakanın ödenmemesi durumunda yükümlüye, 3 aya kadar hapis cezası verilebilir. Yükümlü nafakayı ödediği anda bu hapis cezasından kurtulacaktır.

 

Nafaka Miktarının Hesaplanması

 

Nafaka miktarının hesaplanması ile ilgili net bir yüzdelik veya verilecek miktar kararı bulunmamaktadır. Herkesin yaşam standartları ve maddi koşulları birbirinden bağımsız olduğu için takdir edilecek nafaka; nafakayı verecek olan kişinin maddi koşullarına göre takdir edilecektir. Bu yüzden verilen her nafaka miktarı birbirinden farklı olmaktadır. Net bir hesaplama yöntemi olmadığından nafaka verecek kişinin maddi koşulları ve nafaka alacak kişinin ihtiyaçları ölçüsünde hakim objektif olarak takdir edecektir.

 

Nafakanın Ödenme Biçimi

Kanunumuza göre nafaka toplu olarak peşin halde veya aydan aya taksit halinde ödenebilir. Mahkemeye başvuran tarafların talebi sonucunda mahkeme aydan aya ödenmesine veya taraflarda anlaşmışsa toplu halde peşin ödenmesine hükmedebilir.

 

Nafaka Davalarında Zamanaşımı

  • Yoksulluk nafakası için kanun; boşanmadan sonra açılacak yoksulluk nafakası talepli dava için 1 senelik zamanaşımı öngörmüştür. Nafaka almaya hakkı olan eş eğer boşanmadan sonra 1 sene içinde nafaka talebinde bulunmazsa bu hakkını kaybedecektir.
  • İştirak nafakası için kanun bir zamanaşımı öngörmemiştir. İştirak nafakası talebi her zaman anne ve babaya karşı yöneltilebilen bir taleptir. Çocuk 18 yaşına gelmemişse veya 18 yaşını doldurmuş ama eğitim hayatı devam ediyorsa iştirak nafakası için dava açma hakkı devam etmektedir.
  • Nafaka artırımı ve azaltılması davalarında kanunumuz bir zamanaşımı öngörmemiştir. Nafakayla ilgili bir durum ortaya çıktığında bu taleplerde bulunulabilir. Nafakanın kaldırılması davasında ise nafakanın kaldırılmasına sebep olacak gerekçenin ortaya çıkması yeterlidir. Bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.

 

Nafaka Davalarında Avukat Tutma

Nafaka davaları boşanma sonucunda çocuk ve yoksul duruma düşecek eş açısından önem arz eden davalardır. Çünkü maddi koşullar ihtiyaçların karşılanabilmesi için çok önemlidir. Özellikle boşanma sonrasında açılacak nafaka davasında zamanaşımı, dava sonucunda talep edilebilecek nafaka miktarı ve çocuğun menfaatleri açısından hukuki yardım alınması daha doğru olacaktır. Kişilerin, hak kaybı yaşamaması ve hakkı olan yaşamı sürdürebilmesi için nafaka davalarında bir avukattan hukuki yardım alması isabetli olacaktır.

 

Nafaka Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nafaka davaları için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Nafaka davaları kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken dava türleridir. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise nafaka davaları bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

Nafaka davaları açısından kanun ayrıca bir yetki kuralı koymadığından genel yetki kuralına göre dava açılabilecektir. Yani davacı; davalının yerleşim yeri mahkemesine başvurarak nafaka davalarını açabilecektir.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Eşlerin Boşanmada Mal Paylaşımı

Evlilik, birlikte bir hayat yaşamanın yanı sıra ekonomik birliktelikte içeren bir müessesedir. Boşanma süreci sonucunda eşlerin ortak yaşamlarına son vermeleriyle ekonomik birlikteliklerinin de son bulması gerekmektedir. Boşanma davası sonucu verilen boşanma kararı kesinleştikten sonra açılacak mal paylaşımı davası ile evlilik içinde eşlerin edindikleri mallar tabi oldukları mal rejimine göre paylaştırılacaktır. Böylelikle evliliğin duygusal ve ortak yaşam boyutu haricinde ekonomik birliktelik kısmı da son bulacaktır.

 

Mal Paylaşımı Davasının Açılabilmesi

Mal paylaşımı davasının açılması önünde bir engel bulunmamaktadır fakat bu dava boşanma davasıyla bağlantılı bir davadır. Mal paylaşımı davası boşanma davasıyla beraber açılmışsa yani aynı anda açılmışsa boşanma davasının sonuçlanması beklenecektir. Boşanma davası sonuçlanmadan evlilik birliği kanun önünde son bulmamış sayılacaktır. Mal paylaşımı davası son bulmuş olan evlilik birliğine dayanarak evlilik süreci içerisinde kazanılmış olan malların paylaşılması gerekçesine dayanmaktadır. Bu sebeple eğer eşler boşanma davasıyla beraber mal paylaşımı davası da açarlarsa mahkeme boşanma davasının sonucuna göre mal paylaşımı için karar vereceğinden; boşanma davası, mal paylaşımı davası için bekletici bir sebep oluşturacaktır. Boşanma kararının kesinleşmesiyle beraber mal paylaşımı davası da karara bağlanacaktır.

 

Mal Paylaşımı Davası Açma Süresi

Kanunumuz mal paylaşımı davası açmak için kesin bir zamanaşımı süresi belirlememiştir. Fakat Yargıtay’ın verdiği kararlarda bu süre 10 yıl olarak kabul edilmiştir. Yani eşler boşanma davası sonuçlandıktan sonra en geç 10 yıl içinde evliliğin ekonomik kazanımlarını bölüşmek için mal paylaşımı davası açmalıdırlar.

 

Mal Rejimi Türleri

Mal rejimleri eşlerin evlilik içinde edindikleri malların evliliğin boşanma ve iptal olması sonuçlarıyla paylaştırılması için öngörülen paylaştırma şekilleridir. Kanunumuzda 4 çeşit mal rejimi sayılmıştır.

  • Edinilmiş mallara katılma rejimi
  • Mal ayrılığı rejimi
  • Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi
  • Mal ortaklığı rejimi

Bu sayılan mal rejimlerinden 01.01.2002’den itibaren geçerli olan mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu tarihten önce ise kanunumuz yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimini kabul etmekteydi.

 

Evlilik Sözleşmesi

Halk arasında evlilik sözleşmesi olarak bilinen evliliğin ve boşanmanın sonuçları için yapılan mal rejimi sözleşmeleri mevcuttur. Kanunumuz eşlere evlenmeden önce veya evlilik sırasında saydığı 4 mal rejiminden istediklerini seçme hakkını tanımıştır. Eğer çiftler kendi aralarında bir sözleşme yaparak tabi oldukları mal rejimini seçerlere boşanma sonucundaki mal paylaşımı seçtikleri mal rejimi hükümleri uyarınca yapılacaktır. Bu mal rejimi sözleşmelerinin yapılması kanunda belirtilen şekil şartlarına tabidir. Eşler bir mal rejimi seçmemişler ise geçerli olacak olan mal rejimi yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimidir. Sözleşme ile ayrıca eşler edinilmiş mal olarak kayıt altına alınacak olan mallarının kişisel mal olarak kabul görmesini de kararlaştırabilirler.

 

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

01/01/2002’den itibaren geçerli olmak üzere kanunumuz yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmektedir. Eşlerin bir mal rejimine tabi olmayı seçmemeleri halinde mal paylaşımı esnasında yapılacak hesapta edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uygulanacaktır. Evlilik içinde ortak olarak kazanılan edinilmiş mallar paylaşıma konu olacaktır, kişisel mallar paylaşıma dahil edilmeyecektir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde paylaşım malların edinilmesine verilen katkı oranında olacaktır. Yani tam yarı yarıya değil, eşlerden her birinin malların edinilmesine yaptığı katkı uyarınca paylaşımdan alacağı pay belirlenecektir.

 

Edinilmiş Mallar

Edinilmiş mal olarak sayılacak mallar kanunumuzda açıkça sayılmıştır. Bunlar:

  • Eşlerin çalışmasının karşılığı olan kazançlar
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlar
  • Kişisel mallarının gelirleri(kira, faiz..)
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler

 

Kişisel Mallar

Kişisel mallar hangi mal rejimine tabi bir paylaştırma olursa olsun paylaşıma dahil edilmeyen değerlerdir. Kişisel mal olarak sayılacak mallar kanunumuzda açıkça sayılmıştır. Bunlar:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri
  • Manevî tazminat alacakları
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler.

 

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı

Eşler anlaşmalı boşanabilmek için bir boşanma protokolü hazırlamakta ve bu protokolü hakim onayladıktan sonra boşanmaktaydılar. Boşanma protokolü, eşlerin evliliğin son bulmasından sonra malların paylaşımına ilişkin hususları da içinde barındırmaktadır. Mal paylaşımı ise eşlerin imzaladıkları protokol uyarınca yapılacaktır. Protokol konusunda ayrıntılı bilgi için ANLAŞMALI BOŞANMA makalemizi okuyabilirsiniz.

 

Mal Rejimi Dava Çeşitleri

Mal rejimi ile ilgili birçok dava söz konusudur. Fakat bunlardan bazıları sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bunlar:

  • Olağanüstü mal rejimine geçiş davası
  • Katkı payı alacağı davası
  • Değer artış payı alacağı davası
  • Artık değere katılma alacağı davası
  • Ziynet alacağı davası

olmak üzere sıklıkla karşımıza çıkan dava çeşitleridir. 

 

Mal Paylaşımı Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mal paylaşımı konusunda görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Fakat her il ve ilçede bulunamayabileceğinden eğer Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmaktadır.

Yetkili mahkemeyi ise kanun açıkça sayarak düzenlemiştir. Bunlar:

  • Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
  • Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme
  • Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi

olmak üzere yetkili mahkemeleri düzenlemiştir.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Artık Değer Katılma Alacağı

Artık değer katılma alacağı miktarı eşin, diğer eşin edinilmiş mallarına göre hesaplanan artık değerinin yarısı olarak belirlenmiştir. Eşler evlilik birliği içinde birlikte mal edinmişlerdir. Fakat bu mallar hangi eşin üzerine tescil edilmiş olursa olsun, bu malların edinilmesinde diğer eşinde payı mevcuttur. Kanunumuza göre artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. 

 

Artık Değer Katılma Alacağına Konu Olan Mallar

Artık değer katılma alacağı davasına konu olan mallar, artık değer hesabında göz önüne alınan mallardır. Bunlar eşlerin evlilik içinde edinmiş olduğu edinilmiş mallardır. Ayrıca denkleştirme ve eklenecek değerlerde artık değer hesabında göz önüne alınacaktır. Edinilmiş mallar;

  • Eşlerin çalışmasının karşılığı olan kazançlar
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlar
  • Kişisel mallarının gelirleri(kira, faiz..)
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler

olarak kanunumuzda sayılmıştır.

 

Eklenecek Değerler

Kanunen düzenlenen bazı durumlarda boşanma sonucundaki mal paylaşımı esnasında eşlerin kendine ait olarak görünmeyen mallar edinilmiş mal olarak varsayılır ve üzerinde görünmeyen eşin mal varlığına edinilmiş mal olarak kaydedilir. Bu durumlar:

  • Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar
  • Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

 

Denkleştirme Talebi

Denkleştirme; bir eşin kendi kişisel ve edinilmiş malları arasında kurduğu maddi ilişkiler sonucunda ortaya çıkan durum açısından, diğer eşe karşı maddi bir kazanç veya kayıp elde etmemesi için yapılan bir işlemdir. Bu işlemler kanunda düzenlenmiştir ve bu şekilde  yapılan işlemler açısından denkleştirme talep edilmesi mümkündür. Bunlar

  • Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir
  • Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır

 

Artık Değer Katılma Alacağının Ödenmesi

Artık değer katılma alacağı para ile ödenebileceği gibi mal olarak da ödenebilir. Yani artık değer katılma alacağı payı olarak belirlenen değere karşılık rayiç bedeli eşit olan bir mal verilmesi ile ödeme yapılabilmektedir. Mahkeme sonucunda katılma alacağının derhal ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracak ise borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Eşler kendi arasında aksine anlaşmadıkça tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağı payına faiz yürütülür, durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçlu eşten güvence istenebilir.

 

Evlilik Sözleşmesine Göre Artık Değer Hesabı

Uygulamada evlilik sözleşmesi olarak geçen mal rejimi sözleşmelerinde eşler artık değer hesabına ilişkin düzenlemeler yapmakta serbesttirler. Eşler yaptıkları mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılma konusunda başka bir esası geçerli kabul edebilirler. Fakat bu sözleşme yapılırken dikkat edilmesi gereken husus olarak eşler, ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının haklarına zarar veremezler. Bu hususa dikkat edilmek kaydıyla yapacakları anlaşmalar geçerli olacaktır.

 

Artık Değer Hesabında Payın Azaltılması

Kanunumuza göre her eş için artık değer ayrı ayrı hesaplanır ve eşlerden birinin artık değer katılma alacağı hakkı diğer eşin artık değerinin yarısıdır. Fakat kanunumuzda bazı özel durumlarda bu artık değer hesabında payın azaltılabileceği öngörülmüştür. Kanunda sayılan zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

 

Artık Değer Katılma Alacağı Davasında Zamanaşımı

Artık değere katılma alacağı davasının açılabilmesi Yargıtay 1 yıllık bir zamanaşımı süresi öngörmüştür. Eğer boşanma davası sonucu verilen kararın kesinleşmesinden itibaren 1 senelik süre boyunca katılma alacağı için dava açılmamışsa bu dava hakkını eşler kullanamayacaktır.

 

Artık Değer Katılma Alacağı Davasında Avukat Tutma

Boşanma davalarında, boşanma sonucu eşten mal alabilmek veyahut eşe daha az mal vermek için kişiler çeşitli yöntemlere başvurabilmektedir. Uygulamada mal kaçırma da denilen bu olay sonucunda artık değer az gösterilip eşe mal vermekten kaçınılmaya çalışılmaktadır. Kişinin hakkı olan bu alacağı elde edebilmesi için ve alacağı vermemek için yapılan işlemleri bertaraf edebilmesi adına hukuki yardım alması önemlidir. Alacağı bedelin doğru ve hakkı olan bedel olabilmesi için hukuki yardım alınması geri dönülmez hak kayıplarının yaşanmaması adına önemlidir. Bu sebeple bir avukattan yardım alınması isabetli olacaktır.

 

Artık Değer Katılma Alacağı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Değer artış payı davasında görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Fakat her il ve ilçede bulunamayabileceğinden eğer Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmaktadır. Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda yetkili mahkemeler:

  • Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
  • Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme
  • Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.
akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Boşanma Davası

Boşanma Nedir?

Boşanma davası; evli kişilerin, evliliklerinin devam etmemesi için mahkemeye başvurarak öne sürdükleri sebepler çerçevesinde evliliklerini sona erdirmeleridir. İki çeşit boşanma şekli mevcuttur. Bunlar anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanmadır.

 

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma; eşlerin boşanma sonucunda nafaka, tazminat, varsa çocuk veya çocukların kimin velayeti altında kalacağının kararlaştırıldığı bir boşanma protokolü imzalaması ve şiddetli geçimsizlik sebebi ile mahkemeye yapılan başvuru sonucunda evliliğin sona ermesidir. Ayrıntılı bilgi almak için ANLAŞMALI BOŞANMA makalemizi okuyabilirsiniz.   

 

Çekişmeli Boşanma

Çekişmeli boşanma; eşlerden birinin kanunda sayılan sebeplere dayanarak boşanmak istemesi veya eşlerin ikisininde boşanmak istemesine rağmen nafaka, tazminat, varsa çocukların velayeti konusunda anlaşma sağlayamamaları sonucunda görülen bir dava türüdür. Boşanmak istemeyen eşin;

  • Eşini aldatması
  • Eşinin hayatına kast etmesi veya küfür etmek dövmek gibi kötü muamele ya da onur kırıcı davranışlarda bulunması
  • Suç işlemiş veya işliyor olması ya da haysiyetsiz bir hayat sürüyor olması
  • Eşini terk etmesi ve evine dönmemesi
  • Akıl hastalığı olması ve eşinin hayatını çekilmez hale getirmesi

sebepleriyle çekişmeli boşanma davası açılabilecektir. Ayrıntılı bilgi almak için ÇEKİŞMELİ BOŞANMA makalemizi okuyabilirsiniz.

 

BOŞANMADA NAFAKA

 

Boşanma davalarının maddi sonuçlarından biri nafakadır. Hakim; çekişmeli boşanma davası sonucunda kendine bakacak maddi gücü olmayan eş için yoksulluk nafakası, eğer çocuk veya çocuklar varsa çocukların giderlerinin karşılanması için iştirak nafakası takdir edebilir. Yoksulluk nafakası bakımından nafaka bağlanılacak olan eşin boşanma sebebiyle ilgili kusurlu olmaması veyahut diğer eşe göre daha az kusurlu olması gerekmektedir.

 

Anlaşmalı boşanma sonucunda nafaka verilmesi veya verileceği miktarın belirlenmesi, eşler arasında imzalanan boşanma protokolü ile kararlaştırılacaktır. Protokolde belirlenmemesi durumunda hakim nafaka takdir etmeyecektir.

 

BOŞANMA SONUCU TAZMİNAT

 

Boşanma davası sonucu maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Fakat çekişmeli boşanma sonucunda tazminat talep edilebilmesi için tazminat talep eden eşin boşanmaya sebep olan durum açısından kusursuz veya daha az kusurlu olması şartı aranmaktadır. Tazminat miktarını talep edilen miktar üzerinden hakim takdir edecektir.

 

Anlaşmalı boşanmada ise tazminat talebi boşanma protokolünde düzenlenmektedir ve anlaşılan protokoldeki tazminat bedelinin ödenmesi gerekmektedir. Maddi tazminatın kapsamı mevcut ya da beklenen menfaatlerin boşanmayla zarara uğraması, manevi tazminatın kapsamı ise boşanmaya neden olan olayların kişi üzerindeki etkileridir. Mesela eşin yüz kızartıcı bir suç işlemesi sonucunda diğer eşin de kötü duruma düşmesi durumu manevi tazminat kapsamına girecektir. 

 

BOŞANMA SONUCUNDA VELAYET

 

Boşanma sonucunda eşlerin ortak çocuklarının kimin velayetinde kalacağı önemli bir konudur. Eğer eşler anlaşmalı boşanma sonucu evliliklerini sonlandırmışlarsa çocuk veya çocukların velayet durumunu boşanma protokolünde kararlaştırabilirler. Eğer velayet konusunda anlaşılamamışsa çekişmeli bir durum söz konusudur. Çekişmeli boşanma davalarında çocuğun velayeti ile ilgili olarak hakimin takdir yetkisi mevcuttur. Hakim kararını verirken çocuğun yüksek menfaatlerini göz önüne alarak kararını verecektir. Yani hakim; çocuğun fiziksel ve psikolojik anlamda, eğitim anlamında en iyi yetişeceği ebeveynine bırakılmasını esas alarak takdir yetkisini kullanacaktır. Bu yetkiyi kullanırken çocuğun yaşı da göz önünde tutulmaktadır. Ayrıca anne ve babanın çocuğun yetiştirilmesindeki haklarının eşit olduğu düşüncesinden yola çıkılarak ortak velayet kavramı da literatürümüze girmiştir. Çocuğun her konudaki gelişim ve eğitimi(fiziksel, dini, mesleki) ebeveynler arasında alınacak ortak karar ile sağlanacaktır. Ortak velayet kararı verilebilmesi için gerekli koşulların sağlanması gerekmektedir. 

 

Boşandıktan Sonra Kadının Soyadı

Kanunlarımıza göre kadın evlendikten sonra kocasının soyadını alır, boşanma söz konusu olduğunda ise kadının boşandıktan sonra evlilikten önceki soyadını kullanması gerekmektedir. Fakat Yargıtay’ın bu konuyla ilgili bir içtihadı mevcuttur. Eğer kadının evlilik içinde kullandığı soyadı sosyal yaşamı ve iş yaşamına aşırı derecede sirayet etmişse ve bu soyadını kullanmak kadının menfaatine ise kadının boşanmadan sonra da eski eşinin soyadını kullanabileceğini kabul etmiştir. Burada önemli olan bir diğer husus ise eski eşin soyadının kullanılmasının boşanılan eski eşe zarar vermediğini ispatlanmasıdır. Eski eşe karşı açılacak bu davada kadın menfaatini ve soyadınının kullanılmasının eski eşine zarar vermediğini kanıtlamak suretiyle eski eşinin soyadını kullanmaya devam edebilecektir.

Boşanma Sonucunda Mal Paylaşımı

Eşlerin evli oldukları süre boyunca edindikleri mallar olmaktadır ve boşanma sonucunda bu mallarında eşler arasında eşitliği bozmadan paylaştırılması gerekmektedir. Burada bahsedilen eşitlik eşit paylaşma değildir, her eşin malın edinilmesine verdiği katkı oranında bu paylaştırmanın yapılmasıdır. Yani verilen katkı kadar pay almak anlamına gelmektedir. Eşler arasında malların paylaşımına ilişkin evlilik sözleşmesi yoksa yasal mal rejimi mal paylaşımı sırasında uygulanacaktır. 1 Ocak 2002 tarihinden sonrası için yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. 1 Ocak 2002 tarihinden önce geçerli olan mal rejimi ise mal ayrılığı rejimidir. Eğer evlenme tarihi 1 Ocak 2002’den önce boşanma tarihi ise bu tarihten sonra ise; tarihlere göre edinilen mallara iki mal rejimi de uygulanacaktır.

 

 

Boşanma Davasının Açılacağı Mahkeme

Boşanma davası; eşlerden birinin yaşadığı yer mahkemesi veya eşlerin boşanma başvurusu yapmadan önce son 6 ay içinde beraber yaşadıkları yer mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca boşanma davası için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Boşanma davası kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken bir dava türüdür. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise boşanma davası bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

 

Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Boşanma davası iki türlü açılır. İlki olan çekişmeli boşanmada taraflardan herhangi biri aile mahkemesine giderek bu davayı açabileceklerdir. Türk Medeni Kanunu uyarınca belirlenen hallere dayanılarak çekişmeli boşanma ile ilgili talepte bulunan eşler burada hakimin vicdanen kanaat getirmesi halinde boşanabileceklerdir. Bu bakımdan çekişmeli boşanma davaları anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun sürmektedirler. Anlaşmalı boşanma davasında ise taraflar dilediği Aile Mahkemelerinde boşanma davası açabileceklerdir. Anlaşmalı boşanma davalarında sürecin hızlı ilerlemesi açısından tarafların ikisinin de anlaşmalı boşanma sırasında hazır olmaları gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davalarında ise olayın içeriğine göre durum değişkenlik gösterebilemekte olduğu için süreç avukatlar eşliğinde takip edilebileceği gibi avukat tutulmaması halinde kişilerin dava duruşmalarına bizzat katılmaları gerekmektedir. Boşanma davası açmak için gerekli olan ortalama harç giderleri 500 tl civarındadır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı boşanma davası; eşlerin evliliğin bitmesiyle ortaya çıkacak yeni durum için anlaşmaları ve evlilik halinin son bulması için başvurulmuş bir davadır. Anlaşmalı boşanma davası için evli kişilerin kanunen öngörülen belirli şartları sağlaması gerekmektedir. Ayrıca eşlerin boşanma sonucunda nafaka, tazminat, varsa çocuk veya çocukların kimin velayeti altında kalacağının kararlaştırıldığı bir boşanma protokolü imzalaması ve şiddetli geçimsizlik sebebi ile mahkemeye yapılan başvuru sonucunda evliliğin sona ermesidir.

 

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları

Anlaşmalı boşanmanın şartları:

  • Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması
  • Eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi
  • Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi
  • Hakimin boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında eşlerin aldıkları kararları içeren düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.

 

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Şartları

Anlaşmalı boşanma protokolü eşlerin evliliğin sonlandırdıktan sonraki durumlarını kendi aralarında anlaşıp düzenledikleri ve imzaladıkları yazılı bir sözleşmedir.

  • Öncelikle bu protokolde eşlerin boşanmaya yönelik iradeleri açıkça bulunmalıdır.
  • Sonrasında ise varsa çocuk veya çocukların velayetinin kimde kalacağı ve velayet kendinde olmayan eşin çocuklarla ilişkisinin düzenlenmesidir.
  • Nafaka, maddi ve manevi tazminat talebi varsa o konuda anlaşılmalıdır.
  • Evlilik boyunca edinilmiş olan malların tabi oldukları mal rejimleri gereğince paylaştırılıp anlaşmaya varılmış olması gerekmektedir.
  • Boşanma davasının yargılama giderleri ve varsa vekalet ücreti konusunda anlaşma

şartlarını sağlayan bir protokol hazırlanıp hakim de bu protokolü uygun bulursa anlaşmalı boşanma için anlaşmazlık durumu ortada kalmayacaktır.

 

Anlaşmalı Boşanmada Tazminat

 

Boşanma protokolü düzenleyen eşler maddi ve manevi tazminat konusunu da çözüme kavuşturmalıdırlar. Eğer talep varsa anlaşılan maddi ve manevi tazminat yazılmalıdır. Eğer talep yoksa yine de tazminat talebi olmadığı protokolde açıkça yazılmalıdır. Anlaşmalı boşanma temel olarak çiftler arasında hiçbir ihtilaf kalmadan evliliğin sona erdirilmesi üzerine kurulduğundan talep edilebilecek hususlarda talep olmasa bile bunun protokole yazılıp imzalanması gerekmektedir. Yoksa ihtilaf olduğu sebebiyle anlaşmalı boşanma gerçekleşmeyebilir.

 

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka

 

Boşanmak isteyen eşler nafaka konusunda da bir anlaşmaya varmak zorundadırlar. Eşlerin yoksulluk nafakası konusunda özgürce karar vermeye hakları bulunmaktadır. Fakat çocuk için takdir edilen iştirak nafakası hususunda hakim çocuğun üstün yararını gözeterek değişiklik yapabilir ve bu değişikliğin eşler tarafından onaylanması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanmanın asıl amacı eşlerin evliliğin sona ermesinden kaynaklı oluşacak yeni durumdaki tüm hukuki sonuçları düzenlemesidir. Bu sebeple hakimin yaptığı çocuğun yararı ile ilgili düzenlemeleri onaylamamaları durumuna anlaşmalı boşanma gerçekleşemeyecektir.

 

Anlaşmalı Boşanmada Velayetin Sınırları

 

Anlaşmalı boşanma davası için hazırlanacak boşanma protokolünde; eşlerin ortak çocuk veya çocuklarının kimin velayeti altında olacağına karar vermesi gerekmektedir. Ayrıca velayetin kimde kalacağı hususuyla beraber velayet kendinde olmayan eşin çocuklarıyla olan şahsi ilişkilerinin de protokolde düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca uygulamada yeni olarak karşımıza çıkan ortak velayet kavramı da gündeme gelebilecektir. Eğer eşler ortak velayet konusunda anlaşırlarsa ve hakim bu durumu çocuğun menfaatlerine uygun bulursa ortak velayete de hükmedebilecektir. Velayetin sonucu olan çocuğun sosyal yaşamı ve eğitim hayatına ilişkin kararları boşanan anne ve babası beraber almak durumunda olacaktır.

Velayet konusunda anlaşılması, anlaşmalı boşanma davasının olmazsa olmaz şartlarından biridir. Velayet konusunda eşlerin kararını hakim inceleyecektir. Çocuk veya çocuklar için hangi ebeveyninin velayeti altında olması daha yararlıysa ona göre karar verilecektir. Çocuğun üstün yararını korumak yani çocuğun ekonomik olarak daha refah içinde olduğu ve daha iyi eğitim alabileceği ebeveyninin velayeti altında olması hususunu hakim gözetmek zorundadır. Velayet kendinde olmayan eşin boşanma protokolü ve hakimin takdir ettiği değişikliklerin taraflarca onaylanmasıyla çocuğunu ne sıklıkla görebileceği ve nasıl vakit geçireceği konusunda velayeti elinde bulunduran eşin engel olmaması gerekmektedir. Çünkü çocuk ile şahsi ilişki kurmak dava sonucu güvence altına alınmış, ebeveyn olmaktan kaynaklı bir haktır. Velayeti kendinde olmayan eş; mahkeme kararının öngördüğü şekilde en az, velayeti elinde bulunduran eşin izin vermesi durumunda daha fazla da çocuk ile şahsi ilişki kurabilecektir.

 

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı

 

Anlaşmalı boşanmak için hazırlanan ve eşlerin belirli hususları düzenlediği boşanma protokolünden bahsetmiştik. Eşler evliliğin sona ermesi sonucunda evlilik birliği içindeyken elde ettikleri malların paylaşımını da düzenlemelidirler. Mallar ile kastedilen alınan ev, arsa, araba, ziynet eşyalarıdır. Bu malların paylaşımı için tarafların protokolde anlaşmış olmaları ve  anlaşmalı boşanma davası görülürken mal paylaşımına ilişkin protokoldeki paylaşımı öngören hususları kabul ettiklerini açıkça belirtmelidirler. Yani mahkeme önünde iradelerini ortaya koymalıdırlar. 

 

Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme

Anlaşmalı olarak boşanabilmek için boşanmak isteyen eşlerin imzaladıkları boşanma protokolündeki hususları kabul ettiklerini mahkemeye giderek yani hakim önünde tekrar etmeleri gerekmektedir. Hakimin açıkça irade beyanını görmesi gerekmektedir. Bu sebeple eğer boşanma protokolünü imzalamış eşlerden biri davaya gelmezse veya gelip protokolü kabul etmediğini beyan ederse anlaşmalı boşanmadan vazgeçilmiş olacaktır. Eğer taraflardan biri boşanmak istiyorsa dava anlaşmalı boşanma davası değil çekişmeli boşanma davası olarak görülmeye devam edilecektir.

 

Anlaşmalı Boşanmanın Kesinleşmesi

Anlaşmalı boşanma davası sonucunda mahkeme boşanma kararı verdikten sonra gerekçeli kararın boşanan eşlere tebliğinden itibaren 15 günlük itiraz süresi mevcuttur. Tarafların eğer karara bir itirazları varsa bu süre içinde temyiz yoluna gitmeleri mümkündür. Bu yasal süre bittikten sonra boşanma kararı kesinleşmiş olacaktır.

Bir diğer kesinleşme şekli ise gerekçeli kararın taraflara tebliğinden sonra boşanan eşlerin temyiz ve istinaf yollarına başvurmayacakalrını belirtmeleri yani haklarından feragat ettiklerini bildirmeleri durumunda bu 15 günlük sürenin beklenmesine gerek kalmayacaktır, boşanma kararı feragatler verildiği anda kesinleşecektir.

Anlaşmalı Boşanmada Avukat Tutma

 

Anlaşmalı boşanma davasının görülmesi esnasında uyuşmazlık çıkması söz konusu olabilmektedir. Genellikle boşanma protokolünde çıkan bu anlaşmazlıklar davanın reddine sebep olabilmektedir. Kanunda düzenlenen hususlara göre eğer boşanma davasının reddine karar verilirse eşler kararın kesinleşme tarihinden itibaren 3 sene boyunca aynı sebebe dayanarak tekrar boşanma davası açamayacaklardır. Kararın kesinleşmesinden sonra geçen üç sene boyunca tekrar aile birliği kurulamaması durumunda eşlerden birinin talebiyle boşanma gerçekleşecektir. Burada anlaşmalı boşanmayı etkileyen yani anlaşmalı boşanma davasının reddine sebep olan unsur genellikle boşanma protokolüdür. Taraflar ve varsa avukatları boşanma protokolünü titizlikle incelemeli, protokol üzerinde tam olarak uzlaşmaya varmalıdırlar. Davanın görülmesi sırasında çıkacak uyuşmazlık sebebiyle hakimin ret kararı vermesi durumunda 3 senelik bir bekleme sonucunun ortaya çıkacağı göz önünde bulundurularak uzlaşmanın tam anlamıyla sağlanması bu açıdan önem arz etmektedir. Ayrıca protokolde anlaşılan ve vazgeçilen haklar sebebiyle geri dönülmez hak kayıpları da ortaya çıkabileceğinden bir avukattan hukuki destek alınması isabetli olacaktır.

 

Anlaşmalı Boşanma Davası İçin Görevli ve Yetkili Mahkeme

Boşanma davaları kural olarak Aile Mahkemelerinde açılmalıdır. Fakat Aile Mahkemeleri özel yetkili mahkemelerdir ve her yerde bulunmayabilmektedir. Bu sebeple eğer anlaşmalı boşanma için başvurulacak yerde Aile Mahkemesi bulunmamaktaysa, davaya bakmaya görevli mahkeme başvurulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir denmektedir. İlgili maddeye göre eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri veya davanın açıldığı tarihten önce en az 6 ay eşlerin beraber oturdukları yerin mahkemesi anlaşmalı boşanma davası için yetkili olmaktadır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Çekişmeli Boşanma Davası

Çekişmeli boşanma; eşlerden birinin kanunda sayılan sebeplere dayanarak evlilik süreleri 1 gün olsa bile boşanmak istemesi veya eşlerin ikisininde boşanmak istemesine rağmen nafaka, tazminat ve varsa çocukların velayeti konusunda anlaşma sağlayamamaları sonucunda görülen bir dava türüdür.

 

Çekişmeli Boşanmanın Sebepleri

 

Kanunumuz boşanma sebebi olarak 6 tane durum öngörmüştür. Aşağıda yazdığımız ilk 5 durum özel boşanma sebepleri, son durum ise genel boşanma sebebidir. Boşanmak istemeyen eşin;

  • Eşini aldatması
  • Eşinin hayatına kast etmesi veya küfür etmek dövmek gibi kötü muamele ya da onur kırıcı davranışlarda bulunması
  • Suç işlemiş veya işliyor olması ya da haysiyetsiz bir hayat sürüyor olması
  • Eşini terk etmesi ve evine dönmemesi
  • Akıl hastalığı olması ve eşinin hayatını çekilmez hale getirmesi
  • Şiddetli geçimsizlik

sebepleriyle çekişmeli boşanma davası açılabilecektir. Boşanma sebepleri ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için sayılan sebeplere özel makalelerimizi okuyabilirsiniz.

 

Çekişmeli Boşanmada Velayetin Sınırları

Çekişmeli boşanma sonucunda hakim çocuk veya çocukların velayetinin kime verileceğini takdir edecektir. Burada hakim takdir yetkisini kullanırken çocuğun üstün menfaatleri doğrultusunda karar verecektir. Çocuğun yaşam standartları, eğitimi ve ahlaki gelişimi açısından en doğru ebeveyni ile kalması çocuğun yararına olacaktır. Ayrıca hakim velayeti alamayan eş içinde çocuğun psikolojik durumu göz önüne alınarak çocuk ve velayeti kullanamayan eşin kişisel ilişkilerini de düzenleyecektir.

Bir diğer husus ise ortak velayet kavramıdır. Anne ve babanın çocuğun velayetini kullanma konusunda eşit haklara sahip olması üzerine kurulmuş ve kararları beraber aldıkları bir durumdur. Hakim şartları uygun görürse ortak velayete de hükmedebilir. 

 

Çekişmeli Boşanmada Tazminat

Çekişmeli boşanma davası sonucunda boşanmaya sebep olan olaylarda kusuru olmayan veyahut eşine göre daha az kusurlu olan eş maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunabilir.

Çekişmeli boşanma davası açılmadan önce ve açıldığında yani mevcut durumda ve boşanma olmasaydı sağlayacağı yani beklenen menfaatler için maddi tazminat söz konusu olmaktadır. Manevi tazminat ise boşanma sonucu kişinin duyduğu üzüntü ve toplum önünde yaşadığı sıkıntılar sebebiyle talep edilebilecektir. 

Çekişmeli Boşanmada Nafaka

 

Çekişmeli boşanma davası devam ederken tedbir nafakası, sonuçlandığında ise yoksulluk ve iştirak nafakaları ödenmesine karar verilebilir.

  • Tedbir nafakası eşlerin barınması, geçinmesi ve çocuklar için hakim tarafından re’sen alınan bir geçici önlemdir.
  • Yoksulluk nafakası ise boşanma yüzünden maddi olarak yoksulluğa düşecek eşe diğer tarafın maddi gücü oranında süresiz olarak ödenecek paradır. Yoksulluk nafakası bağlanabilmesi için boşanma sonucu eşin maddi anlamda yoksulluğa düşecek olması ve diğer eşin boşanmada nafaka verecek olan eşten daha fazla kusuru olmamalıdır, eşit olabilir.
  • İştirak nafakası ise eşlerin varsa ortak çocuk veya çocuklarının eğitim ve bakım giderlerine katılması için velayeti kendinde olmayan eşten talep edilen bir nafaka türüdür.

 

 

Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı

Çekişmeli boşanma davasının sonucunda boşanma kararı verildiğinde mahkeme kendiliğinden mal paylaşımı kararı verememektedir. Boşanma davasından ayrı olarak mal paylaşımı davası da açılması gerekmektedir. Mal paylaşımı davası boşanma davasından sonra açılabileceği gibi boşanma davasıyla beraber de açılabilir. Boşanma davasıyla beraber açılacak mal paylaşımı davası, boşanma davası sonuçlanıncaya kadar bekletilir ve boşanma tamamlanınca paylaştırma yapılabilir.

Eşlerin evli oldukları süre boyunca edindikleri mallar olmaktadır ve boşanma sonucunda bu mallarında eşler arasında eşitliği bozmadan paylaştırılması gerekmektedir. Burada bahsedilen eşitlik eşit paylaşma değildir, her eşin malın edinilmesine verdiği katkı oranında bu paylaştırmanın yapılmasıdır. Yani verilen katkı kadar pay almak anlamına gelmektedir. Eşler arasında malların paylaşımına ilişkin evlilik sözleşmesi yoksa yasal mal rejimi mal paylaşımı sırasında uygulanacaktır. 1 Ocak 2002 tarihinden sonrası için yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. 1 Ocak 2002 tarihinden önce geçerli olan mal rejimi ise mal ayrılığı rejimidir. Eğer evlenme tarihi 1 Ocak 2002’den önce boşanma tarihi ise bu tarihten sonra ise; tarihlere göre edinilen mallara iki mal rejimi de uygulanacaktır.

 

 

Çekişmeli Boşanma Feragat ve Vazgeçme

Öncelikle feragat ve vazgeçme birbirinden farklı şeylerdir. Feragat açılmış bir davada karar verilmeden önce davacının davasını geri çekerek davayı sonlandırmasıdır. Davalının buna karşı çıkmaya hakkı yoktur çünkü feragat ile davacı açtığı dava ile ilgili tüm haklarından vazgeçmiş olmaktadır. Fakat boşanma davalarında feragat boşanma hakkından vazgeçme anlamına gelmemektedir çünkü hayatın olağan akışına aykırı bir durum söz konusu olmaktadır. Yargıtay’a göre feragat edilen süreye kadar evlilikteki boşanma sebeplerini feragat eden eş affetmiş sayılmaktadır. Vazgeçme ise davacının davasından vazgeçmesi fakat haklarından feragat etmemesidir. Burada davacının vazgeçme talebini davalı kabul etmezse dava görülmeye devam edecektir. Davalı kabul ederse dava görülmeye devam edilmeyecektir. Feragatten farklı olarak aynı boşanma sebebiyle tekrar dava açılabilir çünkü ortada affetmeye yönelik yorumda bulunulacak bir durum oluşmamış olacaktır.  

 

Çekişmeli Boşanmanın Kesinleşmesi

Mahkeme tarafından verilen boşanma kararından sonra mahkeme gerekçeli kararını taraflara tebliğ edecektir. 15 gün içerisinde eğer eşlerden biri üst derece mahkemelerine kararla ilgili itirazda bulunmazlarsa karar kesinleşecektir.

 

Çekişmeli Boşanma Sonucu Doğan Dava Haklarının Süresi

Boşanan eşlerden maddi ve manevi tazminat alma veya yoksulluk nafakası almaya hakkı olan eş boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra 1 yıl içinde de açılabilir. Bu istekler boşanma esnasında talep edilebileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra da talep edilebilir. Eğer boşanma davası sırasında talep edilmemişse ve kararın kesinleşmesinden itibaren 1 sene içinde talep edilmemişse bu dava hakları zamanaşımına uğrar ve hakkı olan eş dava açarak talepte bulunamayacaktır.

 

Çekişmeli Boşanma Davasında Avukat Tutma

Çekişmeli boşanma davaları tarafların boşanma ile ilgili mal paylaşımı, nafaka ve tazminat istemi, varsa çocukların velayeti gibi konuları içeren bir süreçtir. Ödenecek tazminatın miktarı, nafaka bağlanması gerekliliği, çocuğun velayeti, mal paylaşımı gibi konularda hukuki bir yardım alınmaması çok ciddi hak kayıplarına ve hukuki yardım almayan tarafın ciddi maddi zarara uğramasına sebebiyet verebilir. Çekişmeli boşanma davası, eşlerin anlaşamamasından kaynaklı olarak birkaç celse sürecek dava çeşididir bu sebeple kişilerin hukuki bilgilerinin yetersizliği dava süresinin uzamasına ve ciddi hak kayıplarına yol açabileceğinden bir avukat ile işbirliği halinde olmaları kendi menfaatleri açısından daha iyi olacaktır.

 

Çekişmeli Boşanma Davasının Açılacağı Mahkeme

Boşanma davası; eşlerden birinin yaşadığı yer mahkemesi veya eşlerin boşanma başvurusu yapmadan önce son 6 ay içinde beraber yaşadıkları yer mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca boşanma davası için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Boşanma davası kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken bir dava türüdür. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise boşanma davası bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Terk Sebebiyle Boşanma

Terk sebebiyle boşanma kanunumuzda sayılan boşanma sebeplerinden bir tanesidir. Eşlerden birinin evlilik gereğince üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmemek için evi terk ettiğinde veya ortada haklı bir sebebi yokken eve dönmediği takdirde eşlerden evinde olanın terk sebebiyle boşanma davası açma hakkı mevcuttur.

Eğer eşlerden biri diğerini, ortak yaşadıkları evi terk etmeye zorluyorsa veya haklı bir sebebi yokken eşini eve almıyorsa evde bulunmayan eşin terk sebebiyle dava açmaya hakkı vardır. Terk süresiyle boşanabilmek için aralıksız olarak 6 aylık ayrılık süresinin geçmiş olması gerekmektedir.

 

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Açma Süresi

Terk sebebiyle boşanabilmek için 6 aylık ayrı kalma süresinin kesintisiz olarak dolması ve bunun tespit edilmesi gerekecektir. Boşanma davası açabilmek için 6 aylık geçmesi gereken sürede; öncelikle ihtar çekilebilmesi için başvuru süresi olan 4 ay dolmalıdır ve sonrasında 2 ay içinde terk eden tarafın dönmesi için ihtar çekilmelidir. Usulüne uygun yapılmış bir ihtar ile terk durumu kanıtlanabilecektir. Terk durumunun ortaya çıkmasından itibaren 4 ay dolmadan diğer eşe ihtar gönderilemeyecektir ve 6. ayın sonunda ancak dava açılabilecektir.

 

Terk İhtarı

Terk ihtarı, terk sebebiyle boşanma davası açabilmenin şartıdır. Terk eden eşe çekilecek ihtarda eğer 2 ay içinde dönmezse hukuki olarak doğacak sonuçlar bildirilir. Terk eylemi olduktan sonra 4 ay dolduğunda terk edilen eş mahkeme veya notere başvurarak terk eden eşine ihtar çektirir. Bu ihtar iadeli taahhütlü mektup aracılığıyla yapılmaktadır. Bunun amacı terk sebebiyle boşanmaya delil oluşturulmasıdır. Ayrıca çekilen bu ihtarda samimi bir çağrı yapılması gereklidir, öylesine süre doldurmakiçin yapılmış bir çağrı davaya dayanak oluşturmayabilecektir. Bu ihtar gerçekleştikten sonra 2 ay dolmadan dava açılamayacaktır. Eğer öngörülen sürede diğer eş dönmezse terk edilen eş, terk edildiğini çektiği ihtar ile kanıtlayarak boşanmayı sağlayabilecektir.

 

Terk İhtarı Göndermenin Sonuçları

Terk ihtarı gönderen eş, evi terk eden eşinin eve dönmesini istemekte eğer dönmezse boşanacağını beyan etmektedir. Bunun hukuken sonuçları olmaktadır. Terk ihtarı çekerek evden ayrılan eşin varsa kusurları affedilmiş gibi kabul görür çünkü diğer eş aslında ihtarı eşi dönsün diye çekmektedir. Bu sebeple eğer dönseydi terk sebebiyle boşanamayacaklarından ve evlilik birliği devam edeceğinden eğer eşin varsa kusurları affedilmiş sayılacaktır. Başka sebeplere dayanarak dava açıp boşanma hakkı  mevcuttur.

 

Terk Sebebiyle Boşanma Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

Manevi tazminat kişinin oluşan durum karşısında psikolojik ve sosyal olarak gördüğü zararı, maddi tazminat ise kişinin oluşan bu yeni durum karşısında zedelenen mevcut maddi menfaatleri ve elde edeceği maddi menfaatlerini kapsayan bir husustur. Terk edilmek kişide manevi anlamda kişiliğini etkileyecek derecede önemli zarara uğratan bir eylem değildir. Bu sebeple manevi tazminat talebi yersiz olacaktır. Ayrıca terk ihbarı ile terk eden kişinin kusuru affedilmiş sayılır. Kusuru affedilmiş birinden maddi tazminat talep etmekte isabetsiz olacaktır.

 

Terk Sebebiyle Boşanma Sonucu Nafaka

Terk ihtarından sonra terk edilen eş, eşinin kusurlarını affetmiş sayılacaktır. Bu sebeple daha az kusurlu olduğu gerekçesi ortadan kalkabilecektir. Fakat yoksulluk nafakası açısından boşanma sonucunda maddi anlamda güçlük çekecek olan eşin, boşandığı eşinden daha fazla kusuru olmaması aranmaktadır. Kusursuzluk ve eşit kusur durumlarında da yoksulluk nafakası talep edilebilmektedir. Bu sebebe dayanarak eğer terk edilen eşin boşanmada kusuru yoksa; çektiği terk ihtarı sebebiyle terk eden eşinin ksuurlarını affettiğinden ikiside boşanma için kusursuz olabilir. Böyle bir durumun varlığında terk edilen eş maddi anlamda zorlanacaksa yoksulluk nafakası talep edebilecektir.

 

Terk Sebebiyle Boşanmada Nafaka

 

Velayet konusunda hakimin göz önüne aldığı en önemli husus çocuğun menfaatleridir. Çocuğun iyi bir eğitim alması, iyi bir yaşam sürmesi ve olumsuz koşullara karşı en uygun ebeveyninin yanına verilmesiyle menfaatleri korunmalıdır. Çocuğun yaşı ve kiminle yaşamak istediği gibi konularda bu konuda etkilidir. Hangi ebeveyni çocuğun gelişimi ve menfaatleri açısından daha doğru bir tercih ise hakim velayeti o ebeveyne verecektir. Koşullar uygunsa ortak velayet de tahsis edilebilir. 

 

Terk Sebebiyle Boşanma Sonucu Mal Paylaşımı

Terk sebebiyle açılmış olan boşanma davası; eşlerin evlilik boyunca edindiği mallar üzerindeki haklarını etkileyecek sonuçlar doğuran bir dava değildir. Yani zina veye hayata kast sebebiyle açılmış olan boşanma davaları için kişilerden kusurlu olan tarafın evlilik içindeki edindikleri mallar üzerinde hakları azaltılıp ya da tamamen kaldırılırken terk sebebiyle boşanma davalarında bu durum söz konusu değildir. Kişilerin tabi oldukları mal rejimi uyarınca mal paylaşımı yapılacaktır. 

 

Terk Sebebiyle Boşanma Davasında Avukat Tutma
Terk sebebiyle boşanma davası açmak için yukarıda belirttiğimiz üzere ihtar gereklidir. Terk olayını kanıtlamak için gerekli ve geri dön çağrısı olan bu ihtar usulüne göre düzenlenmezse geçersiz sayılacaktır. Boşanma sürecinin haricinde ayrıca usulüne uygun ihtar ve başvuruların yapılması gerekmektedir. Hukuki bilgi birikimine sahip olmayan kişiler için bu süreç takibi zor ve hataya müsaittir. Yapılacak yanlış ihtar veya zamanı hatalı başvurular davanın reddine sebep olacağından bir avukattan hukuki yardım alınması isabetli olacaktır.

 

Terk Sebebiyle Açılacak Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme
Terk sebebiyle boşanma davası; eşlerden birinin yaşadığı yer mahkemesi veya eşlerin ortak konutlarının bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca boşanma davaları için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Boşanma davası kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken bir dava türüdür. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise boşanma davası bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma; evlilik içinde eşlerden birinin akıl sağlığının bozulması sonucunda, diğer eşin kanunun öngördüğü şartlara uygun olarak eşinin akıl hastası olduğunu ispat edip boşanma talebiyle mahkemeye başvurmasıdır. Akıl hastalığı, kanunumuzda boşanma sebebi olarak gösterilen nedenlerden biridir. Bu nedenin varlığı halinde kanun akıl sağlığı yerinde olan eşe akıl hastalığı nedenini gerekçe göstererek boşanma hakkı tanımıştır.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMANIN ŞARTLARI

Kanun metnindeki ilgili maddeye göre akıl hastalığı sebebiyle boşanma şartları:

  • Eşlerden birinin akıl hastası olması
  • Hastalığın geçmeyeceğine dair resmi sağlık raporu
  • Akıl hastalığının diğer eş açısından evlilikteki ortak hayatı çekilmez hale getirmesi

şeklinde gerekli olan şartlar sıralanmıştır.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA SONUCU MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

 

Maddi tazminat talep edebilecek eş boşanma sebebi açısından kusursuz ya da daha az kusurlu olmalıdır ve boşanma sonucunda mevcut veya gelecekteki durumu ile ilgili maddi zarara uğramalıdır. Manevi tazminat talebi ise boşanma sonucundan kusurlu eşten diğer eşin, psikolojik ve sosyal hayat olarak yaşadığı manevi zararın giderilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır. Maddi ve manevi tazminat talebi için boşanmaya sebep olan olay açısından tazminat talep edecek eşin kusuru önemlidir. Sonrasında ise maddi ve manevi zararını kanıtlayarak tazminat talep edilebilecektir.

Akıl hastalığı sebebiyle boşanmada ise boşanma nedeni bir kusur üzerine gerekçelendirilebilecek bir durum değildir. Çünkü akıl hastalığı rahatsız olan kişinin elinde değildir bu sebeple bir kusur durumu ortada bulunmamaktadır. Akıl hastalığı nedeniyle açılan boşanma davası sonucunda maddi ve manevi tazminat istenemeyecektir.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA

 

Nafaka taleplerinde nafaka yükümlüsünün kusuru kural olarak aranmaz. Eğer boşanma davası sonucunda eşlerden biri yoksulluğa düşecek olursa diğer eşten nafaka talep edebilmektedir. Bunun şartı olarak yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanma nedeni açısından kusursuz olması veya nafaka talep ettiği eşinden daha az kusur sahibi olması durumunda nafaka talep edip alabilecektir. Bu sebeple maddi olarak yoksulluğa düşeceğini kanıtlayan kusursuz veya daha az kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilecektir. Akıl hastalığı bir kusur değildir fakat karşı diğer sağlıklı eşin de kusuru yoksa nafaka talebi mümkündür.

İştirak nafakası açısından yani eşlerin ortak çocuklarının giderleri için ödenecek nafaka konusunda ise kusurla alakalı bir durum söz konusu değildir. Çocuk veya çocukların velayetini alan eş, eşinden çocuklar için iştirak nafakası alabilecektir.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASINDA VELAYET

 

Velayet konusunda hakimin göz önüne aldığı en önemli husus çocuğun menfaatleridir. Çocuğun iyi bir eğitim alması, iyi bir yaşam sürmesi ve olumsuz koşullara karşı en uygun ebeveyninin yanına verilmesiyle menfaatleri korunmalıdır. Çocuğun yaşı ve kiminle yaşamak istediği gibi konularda bu konuda etkilidir.

Akıl hastalığı bulunan eşin çocuğun gelişimini olumlu etkileyecek ve destekleyecek davranışlarda bulunması muhtemel bir durum değildir. Bu sebeple velayetin alınmasında diğer eş ön plana çıkmaktadır. Çünkü hakimin en dikkat ettiği ve koruyacağı durum çocuğun menfaatleri olacaktır. Akıl sağlığı yerinde olmayan eş ile ortak velayet durumu da mümkün gözükmemektedir.

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA MAL PAYLAŞIMI

 

Akıl hastalığı sebebiyle açılmış olan boşanma davası; eşlerin evlilik boyunca edindiği mallar üzerindeki haklarını etkileyecek sonuçlar doğuran bir dava değildir. Yani zina veye hayata kast sebebiyle açılmış olan boşanma davaları için kişilerden kusurlu olan tarafın evlilik içindeki edindikleri mallar üzerinde hakları azaltılıp ya da tamamen kaldırılırken akıl hastalığı sebebiyle boşanma davalarında bu durum söz konusu değildir. Kişilerin tabi oldukları mal rejimi uyarınca mal paylaşımı yapılacaktır.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA AVUKAT TUTMA

 

Akıl hastalığı sebebi ile boşanma davası açmak için gerekli şartları yukarıda sıralamıştık. Eğer akıl sağlığı yerinde olan eş bu sebebe dayanarak dava açmak istiyorsa eşinin akıl sağlığının yerinde olmadığını kanıtlaması gerekmektedir. Usulüne uygun bir biçimde ispat edilmesi gereken bu hastalık hali kişilerin kendi başına da halledebileceği bir durumdur fakat tam olarak alınması gereken belgeleri belirlemek için hukuki bilgi birikimine sahip kişilerden de fikir alınması daha uygundur. Ayrıca her akıl hastalığı boşanma nedeni oluşturmaz. İyileşmesi imkansız ve kişinin yanında eşiyle ortak yaşamını da etkileyen bir rahatsızlık olması gerekmektedir. Durum sadece sağlık raporuyla çözülemez ayrı olarak gerekçelendirilmesi de gerekmektedir. Eğer ortak hayatın çekilmez hale geldiği gerekçelendirilmesi yapılamazsa hakim akıl hastalığı sebebine dayanarak boşanma kararı vermeyip davayı reddedecektir. Bu sebeple bir avukattan hukuki destek alınarak davanın açılması daha isabetli olacaktır.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

 

Akıl hastalığı sebebiyle açılacak boşanma davası; eşlerden birinin yaşadığı yer mahkemesi veya eşlerin boşanma başvurusu yapmadan önce son 6 ay içinde beraber yaşadıkları yer mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca boşanma davası için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Boşanma davası kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken bir dava türüdür. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise boşanma davası bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Hayata Kast Etme, Pek Kötü Muamele ve Onur Kırıcı Davranış Sebepleriyle Boşanma

Hayata kast etme, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle boşanma davası aslında üç farklı eylemi barındıran bir durumdur. Hayata kast etme ile gayet açık bir şekilde eşi öldürmeye teşebbüs etme durumu görülmektedir. Pek fena muamele ise eşi öldürmeye teşebbüs harici her türlü fiziksel ve ruhsal saldırılardır. Onur kırıcı davranış ise eşin şeref ve haysiyetine yönelik ağır ithamlarda bulunulmasıdır. Bu sebeplere dayanarak açılacak boşanma davasında onur kırıcı davranış kişilerin sosyal çevrelerine göre şekillenirken diğer iki sebep fiziksel uğranılan zarar ağırlıklıdır.

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Dava Açma Süresi

Hayata kast etme, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle açılacak boşanma davası için kanun hak düşürücü bir süre öngörmüştür. Boşanma sebebini öğrenen eş; öğrendiği andan itibaren 6 ay içinde ve boşanma sebebini oluşturan eylemden itibaren 5 senenin dolmasıyla bu sebebe dayanarak dava açamayacaktır. Bu süre hak düşürücü bir süredir, ilgili boşanma sebebine dayanarak dava açma hakkını engellemektedir.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Eylemlerinin Affedilmesi Sonucunda Dava Açamama

Hayatına kast edilen, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranışa maruz kalan eş, eşinin yaptığı eylemleri affedebilir. Fakat bunun hukuki sonuçları mevcuttur. Kanunumuza göre hayata kast etme, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle boşanma davası açabilmek için bu eylemlere maruz kalan eşin, eşini affetmemiş olması gerekmektedir. Eğer af durumu oluşursa eş affettiği eylemleri gerekçe göstererek boşanma davası açamayacaktır.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

 

Maddi tazminat talep edebilecek eş boşanma sebebi açısından kusursuz ya da daha az kusurlu olmalıdır ve boşanma sonucunda mevcut veya gelecekteki durumu ile ilgili maddi zarara uğramalıdır. Manevi tazminat talebi ise boşanma sonucundan kusurlu eşten diğer eşin, psikolojik ve sosyal hayat olarak yaşadığı manevi zararın giderilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır.

Maddi ve manevi tazminat talebi için boşanmaya sebep olan olay açısından tazminat talep edecek eşin kusuru önemlidir. Sonrasında ise maddi ve manevi zararını kanıtlayarak tazminat talep edilebilecektir. Hayata kast etme, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle boşanma davası sonucunda boşanmaya sebep olan eyelmleri gerçekleştiren kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat talep edilebilecektir.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Sonucunda Nafaka

 

Nafaka taleplerinde nafaka yükümlüsünün kusuru kural olarak aranmaz. Eğer boşanma davası sonucunda eşlerden biri yoksulluğa düşecek olursa diğer eşten nafaka talep edebilmektedir. Bunun şartı olarak yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanma nedeni açısından kusursuz olması veya nafaka talep ettiği eşinden daha az kusur sahibi olması durumunda nafaka talep edip alabilecektir. Hayatına kast edilen, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranışa maruz kalan eşin boşanma sebebi açısından kusuru yoktur. Diğer eş boşanma sebeplerini oluşturan eylemlerde bulunduğu kusurlu olacaktır. Bu sebeple maddi olarak yoksulluğa düşeceğini kanıtlayan kusursuz veya daha az kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilecektir.

İştirak nafakası açısından yani eşlerin ortak çocuklarının giderleri için ödenecek nafaka konusunda ise kusurla alakalı bir durum söz konusu değildir. Boşanmaya sebebiyet veren eylemlerde bulunan eş, çocuk veya çocukların velayetini almışsa eşinden iştirak nafakası alabilecektir.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Sonucunda Velayet

 

Velayet konusunda hakimin göz önüne aldığı en önemli husus çocuğun menfaatleridir. Çocuğun iyi bir eğitim alması, iyi bir yaşam sürmesi ve olumsuz koşullara karşı en uygun ebeveyninin yanına verilmesiyle menfaatleri korunmalıdır. Çocuğun yaşı ve kiminle yaşamak istediği gibi konularda bu konuda etkilidir. Velayet konusu hakimin takdirine bırakılmıştır ve olaylara göre en uygun kararı hakim verecektir. Çünkü hakimin en dikkat ettiği ve koruyacağı durum çocuğun menfaatleri olacaktır. Koşullar uygunsa ortak velayet de tahsis edilebilir.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Sonucu Mal Paylaşımı

 

Eşler arasındaki mal paylaşımı eşlerin tabi oldukları mal rejimine göre yapılmaktadır. Fakat bazı sebeplerle açılmış davalarda bu paylaşım ölçüsü değişebilmektedir. Hayata kast etme, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle açılmış olan boşanma davalarından; pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davaları, eşlerin evlilik boyunca edindiği mallar üzerindeki haklarını etkileyecek sonuçlar doğuran davalar değildir. Fakat hayata kast sebebiyle açılmış olan boşanma davası için kişilerden kusurlu olan tarafın, eşlerin evlilik içindeki edindikleri mallar üzerinde hakları azaltılıp ya da tamamen kaldırılırken; pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle boşanma davalarında bu durum söz konusu değildir.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Avukat Tutma

 

Hayata kast etme, pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebi ile boşanma davası açmak için gerçekleştiren eylemlerin usulüne uygun olarak delillendirilmesi ve ispat edilmesi gerekmektedir. Özellikle onur kırıcı davranış açısından kişiden kişiye ve olaydan olaya farklılık arz eden bir gerekçelendirme olduğundan hakimin davayı reddetmemesi için hukuki yardım önemlidir. hayata kast etme ve pek kötü davranışın kanıtlanması ve boşanma nedeni olarak hakim tarafından kabul görmesi nispeten daha kolaydır çünkü fiziksel duruma ilişkin deliller ön plana çıkmaktadır. Son olarak hayata kast etme sebebiyle açılacak boşanma sonucunda eylemi yapan eşin mal paylaşımında dezavantajı söz konusudur. Bu konuda da ciddi olarak mağdur olan eşe avantaj yaratacak haklar sağlanmıştır. Bir avukattan yardım alınması hem davanın hızlı ve reddedilmeden sonuçlanmasına hem de önemli hak kayıpları yaşanmaması açısından isabetli bir karar olacaktır.

 

Hayata Kast Etme, Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Açılacak Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme

 

Hayata kast etme, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebepleriyle açılacak boşanma davası; eşlerden birinin yaşadığı yer mahkemesi veya eşlerin boşanma başvurusu yapmadan önce son 6 ay içinde beraber yaşadıkları yer mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca boşanma davası için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Boşanma davası kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken bir dava türüdür. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise boşanma davası bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

 

akıl hastalığı sebebiyle boşanma

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma; kanunumuza göre eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden dolayı ortak yaşam sürdürülemez hale gelmesi nedeniyle evlilik birliğinin sona ermesidir.

Küçük düşürücü bir suçun işlenmesi boşanmak için yeterli olurken haysiyetsiz hayat sürme de kısa süreli de olsa bir devamlılık söz konusu olmalıdır. Yani haysiyetsiz yaşam tek defalık değil kısa süreli de olsa devam eden bir süreç olmalıdır. Birkaç haysiyetsiz yaşam örneği vermek gerekirse; toplumsal ahlaka aykırı mesleklerle uğraşmak(hayat kadınlığı, insan ticareti), yasal olmayan işlerle uğraşmak(kumar, uyuşturucu satıcılığı) gibi durumlar haysiyetsiz yaşam sürmeye örnektir.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davası Açma Süresi

Bu dava ile ilgili zamanaşımı veya hak düşürücü bir süre kanuna belirtilmemiştir. Kanuna göre küçük düşürücü suçun işlenmiş olması veya haysiyetsiz bir yaşam sürülmesi ve bu yaşam tarzının evliliğin ortak yaşamını çekilmez hale getirmesi üzerine her zaman dava açılabilecektir.

Fakat hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi kanunda belirtilmemiş olmasına rağmen eşlerden birinin küçük düşürücü suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi üzerinden uzun bir zaman geçtiyse ve diğer eş boşanmak için ilgili maddeye dayanırsa dava reddedilebilir. Çünkü aradan geçen uzun zaman eşin boşanma davasıyla ilgili kötü niyetli olduğu gerekçesine dayandırılabilecektir.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

Maddi tazminat talep edebilecek eş boşanma sebebi açısından kusursuz ya da daha az kusurlu olmalıdır ve boşanma sonucunda mevcut veya gelecekteki durumu ile ilgili maddi zarara uğramalıdır. Manevi tazminat talebi ise boşanma sonucundan kusurlu eşten diğer eşin, psikolojik ve sosyal hayat olarak yaşadığı manevi zararın giderilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır.

Maddi ve manevi tazminat talebi için boşanmaya sebep olan olay açısından tazminat talep edecek eşin kusuru önemlidir. Sonrasında ise maddi ve manevi zararını kanıtlayarak tazminat talep edilebilecektir. Bu boşanma davası türünde suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme eylemlerini gerçekleştiren eşin kusurlu ve boşanmaya sebep olması nedeni ile vermiş olduğu zararların kanıtlanması durumunda  maddi ve manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davasında Nafaka

Nafaka taleplerinde nafaka yükümlüsünün kusuru kural olarak aranmaz. Eğer boşanma davası sonucunda eşlerden biri yoksulluğa düşecek olursa diğer eşten nafaka talep edebilmektedir. Bunun şartı olarak yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanma nedeni açısından kusursuz olması veya nafaka talep ettiği eşinden daha az kusur sahibi olması durumunda nafaka talep edip alabilecektir. Suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eş boşanma sebebi oluşturduğu için kusurlu olacaktır. Bu sebeple maddi olarak yoksulluğa düşeceğini kanıtlayan kusursuz veya daha az kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilecektir.

İştirak nafakası açısından yani eşlerin ortak çocuklarının giderleri için ödenecek nafaka konusunda ise kusurla alakalı bir durum söz konusu değildir. Suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eş çocuk veya çocukların velayetini almışsa eşinden iştirak nafakası alabilecektir.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davasında Velayet

Velayet konusunda hakimin göz önüne aldığı en önemli husus çocuğun menfaatleridir. Çocuğun iyi bir eğitim alması, iyi bir yaşam sürmesi ve olumsuz koşullara karşı en uygun ebeveyninin yanına verilmesiyle menfaatleri korunmalıdır. Çocuğun yaşı ve kiminle yaşamak istediği gibi konularda bu konuda etkilidir.

Suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eşin çocuğun gelişimini olumsuz etkilemesi muhtemel bir davranıştır ve bu sebeple velayetin alınmasında diğer eşi ön plana çıkarmaktadır. Çünkü hakimin en dikkat ettiği ve koruyacağı durum çocuğun menfaatleri olacaktır. Koşullar uygunsa ortak velayet de tahsis edilebilir.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Sonucu Mal Paylaşımı

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle açılmış olan boşanma davası; eşlerin evlilik boyunca edindiği mallar üzerindeki haklarını etkileyecek sonuçlar doğuran bir dava değildir. Yani zina veye hayata kast sebebiyle açılmış olan boşanma davaları için kişilerden kusurlu olan tarafın evlilik içindeki edindikleri mallar üzerinde hakları azaltılıp ya da tamamen kaldırılırken suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davalarında bu durum söz konusu değildir. Kişilerin tabi oldukları mal rejimi uyarınca mal paylaşımı yapılacaktır. Ayrıntılı bilgi almak için EŞLERİN BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI makalemizi okuyabilirsiniz.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davasında Avukat Tutma

Kişinin suç işlemesi veya haysiyetsiz yaşam sürmesinin kanıtlanması gerekmektedir. Eğer mahkeme kararıyla suç işlediği sabitse bu durum güçlü bir delil oluşturacaktır. Fakat haysiyetsiz hayat sürme, süreklilik arz eden bir davranış sonucu oluşmaktadır ve her durum haysiyetsiz hayat sürme olarak adlandırılamaz. Ayrıca bu yaşam biçiminin ortak yaşamı diğer eş açısından çekilmez bir hale getirmesi gerekmektedir. Bu durumun tespiti, kanıtlanması ve ortak yaşama etkisini mahkeme önünde boşanma sebebi olacak şekilde sunmak hukuki bilgi gerektiren bir durumdur. Bu sebeple bir avukattan yardım alınması daha isabetli ve sonuç almak açısından daha güvenceli bir davranış olacaktır.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle açılacak boşanma davası; eşlerden birinin yaşadığı yer mahkemesi veya eşlerin boşanma başvurusu yapmadan önce son 6 ay içinde beraber yaşadıkları yer mahkemesinde açılmalıdır. Ayrıca boşanma davası için başvuru yapılacak mahkemeler belirlidir. Boşanma davası kural olarak Aile Mahkemesinde açılması gereken bir dava türüdür. Fakat her il ve ilçede Aile mahkemesi bulunmayabilmektedir. Eğer bulunulan yerde Aile mahkemesi mevcut değil ise boşanma davası bulunulan yerin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.

 

Bize Yazın

İletişim Adresimiz

  • Eski Büyükdere Caddesi No:1,34415 İstanbul Sapphire Plaza
    KAT:16 Residance NO: 1606

logo-beyaz

Copyright 2018 bilalcelik.av.tr © Tüm Hakları Saklıdır.